İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/671 E. 2025/1075 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/671
- Karar No
- 2025/1075
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/671 Esas KARAR NO : 2025/1075
DAVA : İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/07/2025 KARAR TARİHİ : 24/11/2025 K. YAZIM TARİHİ : 11/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlu şirket tarafından müvekkiline 2 adet borca karşılık çek verildiğini, müvekkili lehine verilen; ... BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ... Şubesine ait; .... Çek numaralı, keşide yeri İstanbul olan ve 10/01/2025 keşide tarihli 425.000,00 TL bedelli ve .... Çek numaralı, keşide yeri İstanbul olan ve 10/02/2025 keşide tarihli 425.000,00 TL bedelli çekleri müvekkiline verdiğini, ancak, söz konusu çeklerin bedelleri müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin alacağının tahsili için borçlu şirket yetkilisi ile çok defa görüştüğünü, borcunu ödeyeceğine dair sözler verdiğini, ... yazışması üzerinden de sürekli ödeme tarihi bildirip, bildirilen tarih geldiğinde ödemeler yapılmadığını, yine şirket aleyhine icra takip işlemi yapıldıktan sonra, ödeme konusunda indirim talep etmiş ve borcunu ödeyeceğini beyan ederek anlaşma yapmak istediğini, protokol imzalandığını, söz konusu alacağın varlığını borçlu/davalı şirket yetkilisi dava açılmadan önce düzenlenmiş olan protokole imza atmak kaydı ile kabul ettiğini, ancak, söz konusu protokolde yazılı olan günde gereği gibi ödeme yeniden yapılmayarak müvekkilinin tekrar mağdur edildiğini, müvekkilinin alacağını alamadığı için bankalara borçlandığını, müvekkilinin alacağı olan toplam 850.000,00-TL çek bedeli bu güne kadar ödenmediğini, borcun ödenmesi için her ne kadar sözlü taleplerde bulunulmuşsa da borçlu şirket ... tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, 13.06.2025 tarihinde borçlu şirket imza yetkilisi .... ile borcunu ödemek istediğini ve indirim talep ettiğini ve söz konusu borcun taksitle ödeneceği konusunda protokol yapılmış ve müvekkili alacağını alabilmek adına indirim ve taksit imkanı ile anlaşma sağlanmış ve şirket yetkilisi tarafından imza altına alındığını, ancak borçlu tarafından hazırlanmış olan protokole süresi içerisinde ödeme yapmadığını, davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını,takibin davalının mesnetsiz itirazı ile durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Her ne kadar iş bu dava ticari dava niteliği taşıdığından bahisle mahkememizde ikame olunmuş ise de ; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı tarafından verilen çeklerin ödenmemesi nedeniyle olan alacağın tahsili için dava açılmıştır. Taraf beyanları ve banka kayıtlarından dava konusu çeklerin süresinde ibraz edilmediği anlaşıldığından kambiyo senedi vasfını yitirdikleri kabul edilmiş ve senetlerin kambiyo senedi olmaması nedeniyle her iki tarafın da tacir olması halinde davanın Ticaret Mahkemesinde görülebilecek oluşu nedeniyle davacı tarafın tacir araştırması yapılmış ve davacının vergi kayıtlarından kuaför işletmesi olduğu anlaşılmış ve gelir durumuna ilişkin belgelerden esnaf düzeyini aşacak gelir etmediği anlaşıldığından tacir olmadığı kabul edilmiş, eldeki uyuşmazlığın da yukarıda tanımlanan "ticari dava" nitelik arz etmediği, uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin değil Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevi hususunun HMK 114/1-c md de dava şartları arasında düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak görevi ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden redde dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince , -Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden , -Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, -Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına, 5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine dair,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı karar verildi. 24/11/2025
Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır