İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/496 E. 2025/868 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/496
- Karar No
- 2025/868
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/496 Esas KARAR NO : 2025/868
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 10/07/2025 KARAR TARİHİ : 12/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının "...." adresinde müvekkili ile ikili anlaşma olmaksızın sözleşmesiz bir şekilde dağıtım sistemine müdahale ederek kaçak enerji kullandığının tespit edildiğini, müvekkili yetkililerince yapılan tespite istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesinin 1/a bendi uyarınca ...tahakkuk numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanakları düzenlendiğini, davalının işbu kaçak elektrik kullanımına istinaden, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda DA.. 874 numaralı fatura ile 3138.000 KWH enerji tüketimi karşılığı 20.953,77 TL tutarında kaçak tüketim faturası tahakkuk ettirildiğini, kaçak elektrik kullanımının karşılığı davalı yan tarafından ödenmediğinden müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla ... 25. İcra Dairesi ...Esas sayılı takip dosyaları nezdinde davalı aleyhine icra takipleri başlatıldığını, davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı olarak icra takiplerine itiraz ettiğini, ancak davalı yan tarafından yapılan itirazın haksız, hukuka aykırı, kötü niyetli ve müvekkili zararı uğratmaya yönelik olduğunu, huzurdaki davanın ikame edilme zarureti hasıl olduğunu, müvekkili şirketin başlatmış olduğu icra takibine konu kaçak elektrik enerjisi bedelinin tespit edilerek, davalının haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazının iptaline karar verilmesi ve itirazında kötüniyetli olan davalının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalıya dava dilekçesi, tensip zaptı ve eklerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası, kaçak elektrik tespit ve tahakkuk tutanakları - dosyası, davalı gerçek kişinin tacir sıfatının araştırılması kapsamında ilgili kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkere cevapları celp edilmiş incelenmiştir. Dava, kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi Hâkim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur. 5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde hukuk mahkemeleri düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 Sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasındaki kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik açılan itirazın iptali davasının, TTK' da yahut diğer Kanunlarda düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Nispi ticari dava bakımından, Mahkememizce, davalının tacir olup olmadığı incelenmiştir. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca ... tarihinde kararlaştırılıp, ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. (İSTANBUL BAM 3. HD. ... E. ...K., İSTANBUL BAM 4. HD. ... E.... K.) Nispi ticari dava bakımından, davacının ticari şirket olması sebebiyle tacir olduğu konusunda duraksama yoktur. Ne var ki, bu ayrıma göre her iki tarafın, yani davalının da tacir olması zorunludur. ... tarih ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan... tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN VE BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların (iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların) esnaf ve küçük sanatkar, tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. 21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ... tarihli ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 213 Sayılı VUK 177.maddesinde belirtilen hallerden 1. ve 3.bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda belirlenen sınırların yarısını, 2.benddeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir. Davalı ...'nin ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı uyarınca 1. sınıf tacir olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutan kimselerden de olmadığı, bu itibarla davalının VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca tacir sıfatının olmadığı anlaşılmıştır. (Emsal İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 37. Hukuk Dairesi ...Esas ...Karar; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 37. Hukuk Dairesi...Esas ... Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 37. Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar sayılı ilamları). Diğer taraftan; davalı ....'nin işletme hesabına göre defter tuttuğu, ancak celp edilen gelir beyannameleri ve eki performans tabloları incelendiğinde Bakanlar Kurulu kararı uyarınca esnaf - tacir ayırımına göre faaliyetinin esnaf sınırını (limit hadlerini) yine aşmadığı görülmüştür. (Yıllık alış, satış ve gayri safi hasılat miktarları / limit hadleri ayrıca incelenmiş ve denetlenmiştir.). Hasılı, davacının tacir sıfatının bulunmadığı belirlenmiştir. Ayrıca vurgulamak gerekir ki, Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazısı uyarınca ...'nin lokantacılık faaliyeti ile iştigal ettiği, tacir sıfatının olmadığı, faaliyetinin esnaf sınırını aşmadığı, esasen ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığının 24/07/2025 tarihli yazısı uyarınca, ...'nin Lokantacılar Esnaf Odasına kaydının bulunduğu ve bu kaydının halen devam ettiği, bu çerçevede davacının esnaf olduğu anlaşılmıştır. Davalının tacir sıfatı bulunmadığı, her iki tarafın tacir olmadığı eldeki dava dosyası bakımından Mahkememizin görevli olmadığı, kaçak tüketimin haksız fiil olarak değerlendirilmesi, bu itibarla haksız fiilden doğan uyuşmazlığın genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Öte yandan, kaçak elektrik tüketimi yapılan adresin iş yeri olması ve aboneliğin "ticarethane" grubu olması davayı ticari dava haline de getirmez. (Bkz. İSTANBUL BAM 3. HD.... E. ...K.) Bu kapsamda benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda; İstanbul BAM 37. HD.... Esas, ...Karar "...Dosya kapsamına ve ticaret mahkemesince yapılan araştırmalara göre davalının tacir sıfatının bulunmadığı, elektrik aboneliğinin iş yeri olmasının davalıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı, uyuşmazlığın elektrik tüketim bedelinden kaynaklandığı, davalının tüketici ve tacir sıfatının bulunmaması nedeniyle davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir..." şeklindeki kararı uyarınca da mahkememiz görevli değildir. (Benzer yönde bakınız. Aboneliğin bulunduğu yerin dükkan olmasının tacir sıfatı için yeterli olmadığı İstanbul BAM 37. HD. ... Esas, ... Karar; ticaret sicil müdürlüğünün yazı cevabına göre davacının tacir sıfatının bulunmadığı, kaçak elektrik kullanılan yerin iş yeri olmasının, davacıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı hakkında İstanbul BAM 37. HD... E. ... K). Açıklanan nedenlerle, kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan eldeki davanın mutlak ticari davalardan olmaması, ayrıca davalı ...'nin tacir olmaması sebebiyle nispi ticari dava da söz konusu olmadığından somut uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı, aksine davalının esnaf olması, faaliyetinin esnaf sınırını aşmaması ve halihazırda esnaf olarak (lokanta) faaliyetini sürdürmesi sebebiyle uyuşmazlığın çözümünde genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK 114/1-c. ve HMK 115/2. madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: ( Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı üzere); 1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine, 3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.12/12/2025
Katip
Hakim