İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1032 E. 2025/1080 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1032
- Karar No
- 2025/1080
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1032 Esas KARAR NO : 2025/1080
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/08/2025 KARAR TARİHİ : 24/11/2025 K. YAZIM TARİHİ : 25/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, dava dışı ... Denizcilik Turizm İnşaat ve Lojistik Hizmetleri İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin tek ortağı olduğunu, anılan şirket, yat, kotra, gemi, balıkçı teknesi gibi her türlü deniz aracının imalatı, tadilatı, bakım ve onarımı ile elektrik, elektronik, mekanik hizmetlerini sunmakta olup aynı zamanda bu araçların alım satımı, ithalatı ve ihracatını da gerçekleştirdiğini, davalı tarafından adına kayıtlı olan ... isimli gemi için müvekkilinin şirketinden çeşitli bakım, onarım ve teknik hizmetler satın alındığını, taraflar arasında yapılan sözlü anlaşma uyarınca, bu hizmet bedelleri karşılığında davalı tarafından müvekkiline 300.000,00 TL ve 361.000,00 TL bedelli olmak üzere iki adet bono düzenlendiğini, iş bu duruma Sayın Mahkemeye bildirilecek olan tanıkların bizzat şahit olduğunu, ayrıca davalının adına kayıtlı .... Gemisi için müvekkilinden hizmet satın aldığı ekli belgeler, kamera kayıtları, yine tanık beyanları ile de ortaya koyulmakta olduğunu, müvekkilinin, bonoları tahsil etmek istediğinde, senetlerde çift vade yazılı olduğunu fark ettiğini bu nedenle kambiyo senedi olarak takibe geçilemediğini ancak söz konusu bonolar HMK 202/2 kapsamında yazılı delil başlangıcı niteliği taşıdığından, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla takip yapıdığını, davalının ise bu takibe süresi içinde itirazda bulunduğunu, nitekim bonolar her ne kadar kambiyo vasfını taşımıyor olsa da, Yargıtay İçtihatları gereği (HGK, E. 2017/937 K. 2021/357 T. 25.03.2021; İBK, 25.12.2019 tarihli ve 2019/1 E., 2019/8 K.), zamanaşımına veya şekil şartı eksikliğine uğrayan bonolar, yazılı delil başlangıcı sayılmakta; bu nedenle tanık ve sair delillerle birlikte temel borç ilişkisinin ispatına olanak tanınmakta olduğunu beyan ederek davalının borca itirazının haksız olduğunun sabit olması hâlinde, alacağın tahsili için yapılan takip nedeniyle müvekkilinin gereksiz yere masrafa ve yargılamaya maruz kalmasının telafisi için asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına da hükmedilmesini, davalının mal kaçırma, hacizden kaçınma gibi fiili ihtimalleri bulunduğundan davalının mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasının müvekkilinin alacağının güvence altına alınması için elzem olduğunu, öncelikle ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile, alacak miktarının %115’i oranında hesaplanan 760.150,00TL teminatın taraflarınca dosyaya depo edilmesi karşılığında davalının taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötüniyetli itirazının iptalini, davalı aleyhine icra takibinin devamını, asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali davasına ilişkindir. Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/10/2025 tarih ... Esas, .... Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın mahkememize tevzii edildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda taraflar arasındaki ilişki hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup icra takibine konu iki adet bononun iki farklı vade tarihi içermesi sebebiyle kambiyo vasfına sahip olmadığı, bu durumda davacının kambiyo hukukundan kaynaklanan haklara sahip olmadığı ve davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin ... Esas, .... Karar sayılı kararının da bu doğrultuda olduğu, davalının tacir sıfatının bulunmadığı da göz önüne alındığında her iki taraf da tacir olmadığından nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı anlaşılmış olup bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmıştır. Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine,mahkememizin karşı görevsizliğine ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE, Görevli mahkemenin Bakırköy 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin olduğunun tespitine, 2-Mahkememiz tarafından karşı görevsizlik kararı verilmiş olduğundan, a) Mahkememiz kararının süresinde ve usulüne uygun şekilde istinaf yoluna başvurulması durumunda dosyanın istinaf incelemesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, b) Mahkememiz kararının istinaf yoluna gidilmeden kesinleşmesi durumunda HMK 22. madde hükmünde öngörüldüğü şekilde iki mahkeme arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığını gidermek ve yargı yerininin (görevli mahkemenin) belirlenmesi için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine (37.Hukuk Dairesine) gönderilmesine, 3-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK.323 ve 331. maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere; mahkememizce verilen görevsizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi amacıyla dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi. 24/11/2025
Katip ... ☪e-imzalıdır.☪ Hakim ... ☪e-imzalıdır.☪