İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/508 E. 2025/881 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/508
- Karar No
- 2025/881
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2025/508 KARAR NO : 2025/881
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Finansal İşlemlerden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16.07.2025 KARAR TARİHİ : 15.12.2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının İstanbul 39. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/27 E. 2024/328 K.sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın mahkememize tevzi edilerek esasın yukarıdaki sırasına kaydından sonra dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, ... 28. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...E.K.D.İş Numaralı İhtiyati Haciz Kararına binaen başlatılan, ... 5. İcra Müdürlüğü'nün... E. numaralı dosyası ile yürütülen ilamsız icra takibinde borca itiraz ettiğini ve takibin durmasını talep ettiğini, davalının yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin İhtiyati haciz dilekçesinde bahsi geçen şirketler tarafından Türkiye alan kodlu numaralar ile yurt dışı numaralar "..." tarafından arandığını, Türkiye’de yasal olarak ...hizmeti verdiklerini, kendileriyle çalışmaları halinde ciddi kazançlar elde edileceğini vaad etmek suretiyle sürekli taciz edildiğini, müvekkilinin ilgilenmemesine rağmen aramaların devam ettiğini ve nihayetinde müvekkilinin yatırım yapmaya ikna edildiğini, ilgili şirketlerde finansal temsilci olarak kendini tanıtan şahıslar ve şirket yetkilileri SPK mevzuatına uygun işlem yaptıklarını, tüm işlemlerin uzman finans birimince takip edildiğini söyleyip anılan şirketlerin hesaplarına muhtelif tarihlerde müvekkilinin toplam 379.250,50- TL yatırmaya ikna ettiklerini, akabinde ilgili tutarlar yurtdışı kaynaklı ... isimli firmanın internet sayfası aracılığıyla sağladığı hesap ve işlem sayfasına aktarıldığını, hileli işlemler sonucu müvekkilinin 379.250,50.-TL dolandırıldığını, sözde yatırım işlemlerini de yine ilgili şirketlerdeki şahısların yaptığını, aslında müvekkilinin yaptığı tüm ödemelerin reel olarak işleme alınmadığını, sanal ortamda gerçek olmayan verilerle işlem yaptırıldığını, işlemlerin çok iyi gittiği yönünde yalan telkinlerde bulunup seyreden süreçte müvekkilli ile irtibatı kestiklerini, bu suretle de müvekkilinin aldatıldığını, ilgili şirketlerde finansal temsilci olarak kendini tanıtan şahıslar ve şirket yetkilileri tarafından müvekkile verilen yatırım hesabının gerçekte olmayan sanal bir hesap olarak kullanıldığı ve müvekkilinin bunu gerçekmiş gibi düşünmesini sağlayarak ve yatırımlarında verdiği yatırım emirleri ve pozisyonlarında oynama yaparak sürekli zarar ettirildiği ve yatırımcı şirket hesabına müvekkil tarafından sürekli yeni para girişi yapılmasını sağlayarak karşı tarafça dolandırıcılık suçu işlendiğinin anlaşıldığını, seyreden süreçte ilgili paraların dolandırıcılık suretiyle ... Ve Tasfiye Halinde ... Şirket...Şirketi Ve Tasfiye Halinde... Şirket tarafından ...ve Türkiye merkezli şirketlere aktarıldığını, ismi zikredilen şirketlerin SPK tarafından yetkilendirilmiş yatırım kuruluşları arasında olmadığını, ... lisanslı Yatırım Kuruluşları listesi incelendiğinde davalı hükmi şahsın yahut ... adlı yurtdışı merkezli firmanın listede yer almadığının görüldüğünü, Türkiye’de lisanslı hizmet verdiği intibasını uyandıran ...paravan şirketlerin hesaplarına ödemeler aldığını, müvekkilinin SPK standartları doğrultusunda hizmet verdikleri yalanlarıyla ve yüksek kazaç vaadleriyle bilmediği bir piyasada sözde uzman finans danışmanlarıyla dolandırıldığını, şüpheli şirketler ve ..., ... mağduriyetlerini önlemek amacıyla 2011-2016 yıllarında yürürlüğe girmiş SPK mevzuatlarını ve yönetmeliklerini yani Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarını saf dışı etmek, yasaları dolanmak amacıyla yurt dışı kaynaklı şebekeler kurduğunu, Türkiye’de paravan şirketin hesaplarıyla müvekkili ve diğer mağdurlardan paraları topladığını, yine bu şirketler aracılığıyla Türk Parasının yurt dışına aktarıldığını, Türkiye’den sabit numaralarla mağdurların yanlış yönlendirildiğini ve internet üzerinden reklamlar yapmak suretiyle Türkiye’de yasal çerçevede faaliyet gösterildiği noktasında tüm mağdurlar ve müvekkilinin aldatıldığını ve alenen dolandırıldığını, ismi zikredilen şirketlerin yurt dışı merkezli olduğu bilinen ... isimli şirketin para aktarımında kullandığı paravan şirketler olduğunu, bu şirketlerin hesabına ödemeler alındığını, sözde yatırım işlemleri ise ...'in internet sayfası üzerinden yapıldığını, bu itibarla paravan şirketler olarak kullanılan ... Ve Tasfiye Halinde Yedifil Yazılım Donanım Ve Danışmanlık Hizmetleri Limited Şirketi temsilcileri, yetkililerinin Türkiye Cumhuriyeti'nde yasal olmayıp SPK nezdinde de faaliyet izni bulunmayan yurt dışı kaynaklı forex şirketine para aktarımında kurye hizmeti vermeleri hasebiyle TCK ve SerPK uyarınca cezai sorumlulukları gündeme geleceğini, ihtiyati haciz kararı verilen şirketler tarafından belirlenen kaldıraç oranının 400:1 olduğunu, bu oranın SPK tarafından belirlenen kaldıraç oranının çok üzerinde olduğunu, bu tarz akıl çelici fırsatlar sunduklarını ifade ederek müvekkilini ve başka mağdurları da kendi forex firmalarına para yatırmaya ikna etmekte ve dolandırmakta olduklarını, ... ve ikincil mevzuatı uyarınca yatırım kuruluşu tarafından, yatırımcı henüz yatırım yapmaya başlamadan önce ''uygunluk testi'', ''yerindelik testi'', ''genel risk bildirim formu'', ''Kaldıraçlı Alım Satım İşlem Çerçeve Sözleşmesi'', ''Deneme Hesabı Açılması'' gibi yatırımcıyı korumaya yönelik bir çok yasal prosedürün yerine getirilmesi gerektiğini, bu sürecin yerine getirilmesini sağlayacak olan ise yatırım kuruluşu olduğunu, ancak müvekkile yukarıda bahsi geçen hiçbir test yahut bildirim yapılmadığını, deneme hesabı açılmadığını, kendisiyle herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, tüm bu olay örgüsü içinde müvekkilinin banka ve bilişim sistemleri de kullanılmak suretiyle dolandırıldığını, süreç esnasında bazı kişilerin kimi zaman telefon ile aradığını, kimi zaman da WhatsApp üzerinden iletişime geçtiğini, kendisini ... ve ... olarak tanıtan kişilerin müvekkili ile iletişime geçtiğini, yatırım yapmaya ikna edildiğini, müvekkili tarafından paravan şirketlerin hesaplarına ödenen para miktarının, ...'ne ait ... iban numaralı ... hesabına, 23.10.2023 tarihinde 50.000,00- TL,12.10.2023 tarihinde 10.000,00- TL, 12.10.2023 tarihinde 10.000,00 -TL,12.10.2023 tarihinde 10.000,00- TL, 02.10.2023 tarihinde 32.028,00 -TL, 28.09.2023 tarihinde 25.000,00-TL,... iban numaralı Yapı Ve Kredi Bankası hesabına, 17.11.2023 tarihinde 85.500,00-TL, ... iban numaralı ... Bankası Ödemiş Şubesi hesabına, 13.12.2023 tarihinde 19.000,00 -TL, tasfiye halinde... Şirketi'ne ait ... iban numaralı Vakıfbank hesabına, 20.09.2023 tarihinde 135.002,50- TL, 15.08.2023 tarihinde 2.720,00- TL olmak üzere toplam: 379.250,50 -TL olduğunu, müvekkilin yüksek miktarda yatırım yapmasına ve yatırımlarını da her daim sözde yatırım uzmanlarının tavsiye ettiği işlemleri açmasına rağmen hiçbir zaman kar elde edemediğini, müvekkiline kasıtlı olarak zarar eden işlemlere yatırım yapması için telkinlerde bulunulduğunu, müvekkilinin şu ana kadar 4 ayrı banka havalesi ile 379.250,50-TL gönderdiğini ancak geri ödeme yahut kazanç elde edemediği gibi tüm parasının sözde yatırım danışmanlarınca kasıtlı olarak zarar edecek şekilde işlem açması yönünde telkinde bulunulması sonucu kısa bir süre içerisinde yok olduğunu, davanın kabulünü, itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı şirketten herhangi bir hizmetin verilip verilmediğine ilişkin defter, muhasebe kayıtlarının celbini ve devamında bilirkişi incelemesi yapılmasını, ... 28. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Değişik İş ve ...Karar Numaralı İhtiyati Haciz Kararının celbini, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirket nezdinde herhangi bir sermaye piyasası aracı işlemi gerçekleştirmediğini, davacının bu yöndeki iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın ve müvekkili şirketin dava dışı hakim ortağı arasında akdedilen sözleşme kapsamında, davacı tarafın hesabında bulunan sermaye piyasası araçlarının mülkiyetinin müvekkili şirket hakim ortağına ait olduğunu, davacı tarafın lehine rehin verdiği...ve davacı ile aynı soyadını taşıyan bazı şahıslar hakkında SPK tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu, SPK uzmanlarınca yapılan çalışmalar kapsamında şüphelilerin realize karlarının 2,5 milyar lira, elde edilen toplam karın ise yaklaşık 5 milyar lira olduğunu belirttiklerini, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ... nolu soruşturma dosyası kapsamında şüpheliler hakkında soruşturma başlatıldığını ve şüphelilerden bir kısmının tutuklandığını, müvekkil şirketin SPK suç duyurusunda adı geçenler tarafından yaklaşık 225 milyon Türk Lirası tutarında zarara uğratıldığını, ... 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. Nolu dosyası kapsamında kovuşturma işlemlerine geçildiğini, bu kapsamda Sermaye Piyasası Kurulu'na müzekkere yazılarak, davacı tarafın yukarıda belirtilen kovuşturma kapsamında olup olmadığı, değilse adı geçenle ilgili herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı hususlarının sorulmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; davalının finansal yatırım şirketi olduklarına ikna ederek kendisinin zarara uğratıldığı iddiasına dayanarak ödediği bedellerin geri alınması amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında üzerinde uzlaşılan bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun davacının dava dilekçesinde belirtilen finansal işlemler nedeniyle zararının olup olmadığı, varsa davalının bu işlemler nedeniyle sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur. Yargıda ihtisaslaşmaya ilişkin olmak üzere Yargıda Reform Stratejisi belgesinde yer alan "ihtisas mahkemelerine ve uzmanlaşmaya yönelik uygulamalar arttırılacaktır" ve yine İnsan Hakları Eylem Planı belgesinde yer alan "İhtisas Mahkemelerinin Güçlendirilmesi" başlıklı hedefler kapsamında HSK'nın... tarihli kararına istinaden finansal uyuşmazlıklarla ilgili finans davalarına bakmak üzere ticaret mahkemelerinin HSK tarafından belirlenmesi öngörülmüştür. Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin, İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin ...tarihli ... sayılı kararı ile; "Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesi hususu görüşülerek; 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir. Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir. Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir. Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. Maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan, 7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı, b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı, c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı, d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı, e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı, f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, (Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere; a) Kayseri’de iki asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 2 numaralı, b) Konya’da dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 4 numaralı, c) İzmir’de yedi asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 numaralı, d) İstanbul Anadolu’da on üç asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 ve 7 numaralı, e) Ankara’da on dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7 ve 8 numaralı, f) İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına) Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine, 25.11.2021 tarihinde karar verildi" dair karar verilmiştir. Adı geçen HSK kararı uyarınca 15/12/2021 tarihinden itibaren, adı geçen kararda belirtilen kanuni düzenlemelerden kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere sadece yukarıda anılan mahkemelerce bakılacaktır. Nitekim somut uyuşmazlık 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan kaynaklanan alacak davsı olmakla, belirlenen ihtisas mahkemelerinin görmesi gereken davalardan olduğu çok açıktır. Yine 1957 yılında yürürlüğe giren 6762 sayılı TTK ile asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasında iş bölümü ayrımının getirildiği, iş bölümüne dayalı olarak hukukumuzda sadece adı geçen mahkemeler arasında gönderme kararı verilmesinin mümkün hale geldiği açık ise de 01/07/2012 tarihinde 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesiyle beraber bu mahkemeler arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüşmüş, usul hukuku tekniği anlamında artık "gönderme kararı" verilebilmesi de mümkün olmaktan çıkmıştır. Gönderme kararı hukukumuzda, 6762 sayılı TTK döneminde iş bölümü itirazı üzerine ve yasal koşulların oluşması durumunda, asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemeleri arasında ancak verilebilen ve bağlayıcılığı olan bir karardır. Bu nedenle ihtisas mahkemesi olmayan asliye ticaret mahkemesinin, ihtisas mahkemesi sıfatı olan asliye ticaret mahkemesine yönelik olarak bir "gönderme kararı" verebilmesi artık usul hukuku tekniği açısından mümkün değildir. Asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararı gerekçesine göre; Dava "taraflarca akdedilen kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi uyarınca, davacının yaptığı işlemleri sonucunda ortaya çıkan maddi zararının davalı aracı kurumdan tahsili istemine ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir." şeklinde vasıflandırılmıştır. Gerekçesi ise "Somut olayda aracı kurum olan davalının, davacı ile akdettiği yatırım araçlarının alım satımına aracılık çerçeve sözleşmesi kapsamında, davacı yaptığı kaldıraçlı işlemler sonucunda uğradığı zararın tahsilini başlattığı icra takibi ile talep etmektedir. Taraflar arasındaki ilişkinin hukuki dayanağı, "Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi"dir. ... (kaldıraçlı alım satım işlemi) ve kanunda açıkça yazılmasa da bankacılık sözleşmesi benzeri bir sözleşme niteliğinde olup, Yargıtay kararlarında da bankacılık sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir." şeklindedir. Bu görevsizlik kararındaki vasıflandırmanın doğru olup olmadığı, gerekçenin iddia ve savunma ile birlikte değerlendirildiğinde olay çerçevesinin finans ihtisas mahkemelerinin görev alanına girip girmediğinin takdir ve değerlendirmesinin, konusunda uzman olan finans ihtisas mahkemelerine ait olduğu açıktır. Zira İstanbul BAM 14.HD....E. ... K.sayılı kararında davanın ticari dava olduğunu belirlemiştir. Ancak kararında ihtisas mahkemeleri yönünden bir değerlendirme yapmadığı, genel çerçeve olarak davanın ticari bir dava olduğuna işaret ettiği ancak ihtisas mahkemeleri yönüne değinmediği anlaşıldığından, dairenin kararı davanın ticari dava olduğu yönünde kesinlik arz etmekte ise de iş dağılımı yönünden kesin hüküm teşkil etmediği kabul edilmiştir. Yapılan açıklamalar karşısında Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı gereği 15.12.2021 tarihinden sonra açılan davanın, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için görevsizlik kararı verilerek dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HSK Birinci Dairesinin... tarih ... kararı gereği 15.12.2021 tarihinden sonra açılan davanın, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna İADESİNE, 2-Esasın bu şekilde KAPATILMASINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın niteliği gereği kesin olmak üzere karar verildi. 15/12/2025
KATİP - ... HAKİM - ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır