İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/404 E. 2026/36 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/404
- Karar No
- 2026/36
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/404 Esas KARAR NO : 2026/36
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/05/2025 KARAR TARİHİ : 15/01/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2026 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında süregelen ticaret kapsamında müvekkilİ tarafından davalıya satılarak teslim edilen emtiaların bedelinin bir kısmı davalı tarafça müvekkiline ödendiğini, müvekkili tarafından ... numaralı ve 22.07.2025 tarihli ve KDV dahil toplam 342.144,00 Türk Lirası bedelli ticari satış faturasının ve ... numaralı ve 29.07.2024 tarihli ve KDV dahil toplam 130.521,60 Türk Lirası bedelli ticari satış faturasının karşılığında müvekkile ödenmesi gereken toplamda 472.665,50 Türk Lirasının 186.652,80 Türk Lirası kadar olan kısmı davalı borçlu tarafından müvekkiline ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilinin davalı şirketten bakiye 186.652,80 TL alacağının ve bu alacağa takip tarihine kadar işlemiş toplamda 58.042,63 TL yasal faizin tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası kapsamında davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, Davalı şirketin söz konusu takibe 17.03.2025 tarihli borcun tamamına itirazı ile icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş bunun üzerine Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... başvuru numaralı dosyası ile dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvuru yapılmış olduklarını fakat görüşme sonunda anlaşamama olduğunu belirterek davalı borçlu tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan itirazın asıl alacak ve feriileri yönüyle iptali ile takibin devamını ve asıl alacağın % 20sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı şirket üzerine tahmilinie karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının dilekçesinde müvekkili davalı tarafından takip konusu faturalara itiraz edilmediğinden işin bedeli ve malzeme fiyatları konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını iddia ettiğini, Söz konusu iddia tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının iddia ettiği gibi müvekkiline takip dayanağı faturalarda belirtilen mallar teslim edilmediğini, faturaya 8 gün içerisinde faturaya itiraz edilmemiş olması, borcun kabul edildiği anlamına gelmediğini, İtiraz edilmemiş faturanın alacağın kesin ispatını sağlayacağına yönelik değerlendirme hukuken mümkün olmadığını, Müvekkiline söz konusu mallar teslim edilmediğini, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın –miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunlu olduğunu, Somut olayda müvekkili şirkete faturalara konu mallar teslim edilmemiş, usulüne uygun müvekkilinin imzasını taşıyan teslim irsaliye ve belgesi düzenlenmediğini, Davacı tarafından dosyaya herhangi bir teslim irsaliyesi veya belgesi sunulmamış olup, fatura altında bulunduğu tespit edilen imza da müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığını, Bu çerçevede davacının sunmuş olduğu fatura ve belgelerdeki imzaya da ayrıca ve açıkça itiraz ettiklerini, davacı tarafça sunulan irsaliyeli faturada teslim eden ve teslim alan bölümlerinde isim ve imza bulunmadığını, Diğer yandan, kargo teslim belgesinde ve kargo şirketince gönderilen kayıtlarda bir teslimatın yapıldığı belirtilmiş ise de teslimatın içeriğine ilişkin bir açıklama yapılmadığını, Öte yandan ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmuş olması yanında defterlerde yer alan kayıtların dayanağının da usulüne uygun olması gerektiğini, Davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olan faturanın dayanağının da usulüne uygun olduğunu ispatlanması gerektiğini belirterek davacı tarafından ikame edilen davanın reddine, alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası incelenmiş, incelenmesinde alacaklısının ... borçlusunun ... olduğu, 244.695,43TL üzerinden icra dairesinde ilamsız icra takibi açıldığı, davacının davasını açmasında hukuki yararının olduğu, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiği ve borçlunun süresinde itiraz etmesi sonucu takibin durduğu anlaşılmıştır. Davacının itirazın iptali davasını 1 yıllık hak düşürücü sürede açtığı anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyasına SMM bilirkişi ...'den rapor aldırılmış, bilirkişi sunmuş olduğu 04/12/2025 tarihli raporunda özetle; " Davacı ve davalı firma arasında cari hesap sözleşmesine rastlanılmadığı,- Davacı firmanın cari hesap ekstresi ve yevmiye defter kaydı incelendiğinde davalı firmadan 86.652,71.-TL alacağı olduğu,- Davalı firma cari hesap ekstrelerine göre Davalı cari hesap ekstresine göre davacı firma 120. Alıcı hesabında 133.164,00.-TL borç devri ile açıldığı ve herhangi bir işlem yapılmadan aynı tutarla kapanış yapıldığı, davalının cari hesap ekstresine göre Davacının320. Hesabında 677.051,77.-TL alacak devri ile başladığı ve kapanışta 956.035,93.-TL alacaklı olduğu,- Davalı ve davacı tarafların cari hesap ekstrelerinin uyumsuz olduğu fakat fava konusu faturaların her iki firmanın da yevmiye defter kaydı ve cari hesap ekstrelerinde görüldüğü,- ...’un. 2024 yılı e-defter olduğundan, beratlar usulüne uygun olarak yapıldığı, kayıtların tek düzen hesap sistemine uygun olarak tertiplenen bilgisayarlı muhasebe programı ile tutulduğu ve süresi içerisinde defterlere yazdırıldığı, berat verildikten sonra herhangi bir kayıt yapılmadığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, dava konusu işlemle sınırlı olarak yapılan incelemede, usul yönünden bir aykırılığın olmadığı ve ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu,Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E.9- Davacı firmanın alacağının 186.652,71.-TL olduğu, bu tutarın fatura tarihleri + 30 günden icra tarihine kadar hesaplanan yasal faizinin 24.402,36.-TL olacağı, toplam alacağının 211.055,07.-TL olarak hesaplandığı, Görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde belirtmiştir. Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu fatura nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, fatura konusu malların davalıya teslim edilip edilmediği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. HMK'nın MADDE 222. maddesinde; "(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." denmektedir. Somut olayda davacının iki adet faturaya dayalı başlattığı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali isteminde bulunduğu, faturalardan kaynaklı icra takibine konu ettiği bakiye alacağının bulunduğunu iddia ettiği, davalı tarafın ise cevap dilekçesinde faturalara konu malların teslim edilmediği iddiasında bulunmuş olduğu anlaşılmıştır. Takibe dayanak faturaların her iki tarafın defter ve kayıtlarında da yer aldığı anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı kararında; "davalının ticari defterlerinin kapanış tasdiki olmaması nedeniyle lehe delil olamazsa da kendi defterinde kayıtlı borç bakımından aleyhine delil olacaktır. 6762 sayılı TTK’nın 84. maddesi uyarınca hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden faturaların davalı defterinde kayıtlı olması faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır." denilmiştir. Bu kapsamda somut olayın değerlendirilmesinde takibe dayanak faturaların davalı defterinde kayıtlı olduğu, bu bakımdan fatura konusu ürünlerin teslim edildiğinin karineten kabul edilmesi gerektiği, davalı ürünlerin teslim edilmediğini iddia ettiği için ispat yükünün bu şartlar altında kendi üzerinde olduğu, somut olayda davalı yanın bu iddiasını ispat sadedinde bir delili dosyaya sunamamış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların cari hesaplarında farklılıklar görülüyorsa da her iki faturanın da her iki tarafın cari hesaplarında ve yevmiye defterlerinde görüldüğü, ve hatta davalı cari hesap ekstresine göre davacınin 120. alıcı hesabında 133.164,00.-TL borç devri ile açıldığı ve herhangi bir işlem yapılmadan aynı tutarla kapanış yapıldığı, davalının cari hesap ekstresine göre davacının 320. hesabında 677.051,77.-TL alacak devri ile başladığı ve kapanışta 956.035,93.-TL alacaklı olduğu, bu kapsamda davalı firmanın kendi defterlerinde dahi 956.035,93-TL-133.164,00 = 822.871,93-TL davacıya borçlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Belirtilen bu esaslar çerçevesinde davacının asıl alacak bakımından itirazın iptali isteminin haklı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Takip tarihine kadar işlemiş faiz bakımından yapılan değerlendirmede; icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi ya da taraflar arasında yapılan sözleşme ile ödeme gününün kararlaştırılması gerektiği, somut olayda, icra takibinden önce davalının temerrüde düşürülmediği ve sözleşme ile ödeme tarihinin belirlenmediği, buna göre takip öncesi işlemiş faiz şartlarının oluşmadığı tesbit edilmekle ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren talebi aşmamak kaydı ile değişen oranlarda ticari avans faizinin işletilmesinin gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu çerçevede davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Alacağın hesaplanabilir ve likit olması sebebiyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın Kısmen Kabul, Kısmen Reddi ile, Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine yürütülen icra takibine yapılan itirazın 186.652,80-TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Davalı itirazında haksız çıktığından ve alacağın likit olması sebebiyle İCRA İNKAR TAZMİNATI TALEBİNİN KABULÜ ile itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 37.330,56-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 12.750,25 TL ilam harcından peşin alınan 2.955,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.794,94 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 615,40 TL Başvuru Harcı, 2.955,31 TL Peşin Harç olmak üzere toplam 3.570,71 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 4.600,00 TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 3.508,86 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 4.600,00 TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.091,13 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 7-Davacı tarafından sarf edilen 6.500,00 TL bilirkişi ücreti, 332,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.832,50 TL den kabul red oranına göre hesaplanan 5.211,80TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 10-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/01/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır