İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/389 E. 2026/204 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/389
Karar No
2026/204
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/389 Esas KARAR NO : 2026/204

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/04/2019 KARAR TARİHİ : 23/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirketin tek hissedarı ve aynı zamanda müdürü olan ... 'ın 22.02.2012 ile 03.09.2018 tarihleri arasında “Döküm Departmanı Satış Müdürü” olarak müvekkili şirkette çalıştığını, hizmet süresinin son dönemlerinde “kendi şirketini kurarak bund sonra kendi hesabına çalışacağını” iş arkadaşlarına açıklayan, iş arkadaşlarına işbirliği teklifinde bulunan ..., son olarak gerçek dışı beyan ve iddialarla, 08.08.2018 tarihli yazıyla görev tanımında olan ve o zamana kadar hiçbir itirazda bulunmaksızın ifa ettiği görevlerinden birini yapmayacağını müvekkiline bildirdiğini, bu surette iş sözleşmesine açıkça aykırı davranan, asıl maksadı kıdem ve ihbar tazminatı alarak işten ayrılıp kendi şirketini kurmak olduğu anlaşılan ...., bakiye izinlerini kullanmak üzere 08.08.2018'de yıllık izne gönderildiğini, şirket kurma planını iş arkadaşlarıyla paylaşması akabinde yakın izlemeye de alınan ......'ın müvekkili aleyhine iş ve işlemlerde bulunduğu yönünde makul şüpheler hasıl olduğunu, izinli olduğu dönemde müvekkili aleyhine yapacağı işlemlerin engellenmesi ve de müvekkil aleyhine yapılan iş ve işlemlerin tespiti maksadıyla zimmetindeki tüm ekipmanların izin öncesi iade alındığını, bu sırada ......'ın, zimmetindeki bilgisayarları ve cep telefonunu formatlamak suretiyle bu ekipmanlarda kayıtlı tüm bilgi ve belgeleri yok etmeye çalışarak müvekkiline karşı haksız rekabetine ilişkin delillere ulaşılmasını engellemeyi amaçladığını, yapılan araştırmalar neticesinde ......'ın iş akdinin, izin dönüşü olan 03.09.2018'de haklı sebeple müvekkili tarafından feshedildiğini, araştırmalar neticesinde ......'ın, müvekkili şirketin mümessilliğini yaptığı şirketlerle müvekkili şirketin bilgisi dışında, müvekkili şirket aleyhine gizli görüşmeler yaptığını, müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurduğunu, müvekkili şirketin sırlarını kendi işlerinde kullandığını, haksız rekabet teşkil eden fiillerin tespiti ve akabinde ref ve men'ine HMK md 107 kapsamında olmak üzere, müvekkilinin maddi zararın 1.000.-TL'lık kısmının bu tutara işletilecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, itibarı zedelenen müvekkilinin manevi zarar karşılığı olarak 1.000.-TL'nin bu tutara işletilecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, gideri davalıdan alınmak üzere, kesinleşecek olan hükmün gazetede ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Davalı Şirket yetkilisi ...... davacı firmada 20.02.2012 tarihinden iş akdi eylemli olarak davacı tarafından feshedildiği 08.08.2018 tarihine kadar metalurji mühendisi olarak satış departmanında çalışmış ve davacıya mühendislik bilgi ve yeteneğini sunduğunu, müvekkili davalı şirket yetkilisi ...... başarılı ve firmadan ayrıca prim alan başarılı bir mühendis olduğunu, davacı firma müvekkilinin çalışma koşullarını müvekkili aleyhine zorlaştırıp en nihayetinde eylemli olarak 08.08.2018 tarihinde iş sözleşmesini onur kırıcı bir şekilde kendisine teslim edilen ekipmanların geri alınarak feshedildiğini, haksız iş sözleşmesinin feshi üzerine davalı müvekkili şirket yetkilisi ......'ın davacı firma aleyhine 22.11.2018 tarihinde Bakırköy ... iş Mahkemesinin ... E. Sayılı dosya ile işçilik alacaklarına ilişkin dava yönelttiğini, iş bu dava üzerine davacı taraf sırf işçilik alacaklarını ödememek üzere iş bu haksız ve yersiz davayı ikame ettiğini, müvekkili davalı firmanın Davacı tarafı zarar ve ziyana uğrattığını somut olarak ispatlamalı olduğunu, Afaki değerlendirmeler ile davalı şirket yetkilisinin önceki çalışma dönemine ilişkin olarak oluşan uyuşmazlığı bu dava ile gündeme getirmesi yerinde olmadığı gibi hukukende doğru olmadığını, taraflar arasında yürüyen bir iş davası olup söz konusu davada tarafların haklılığı ortaya çıkacağını, davacı tarafın sırf iş davasını akamete uğratma amacı ile iş bu davayı kötü niyetle açtığını, davanın reddi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, uğranılan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Davalının fiil ve eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyamız arasına celp edilen belgeler ve taraf defterlerinin incelenmesine dair ara karar kurulup bilirkişi incelemesine dair daha evvel gün tayin edilmediği de dikkate alınarak taraf defterlerinin de incelenmesi suretiyle bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti olarak Ekonomi ve Finans uzmanı Dr. .... ve S.M.M.M. Mali Müşavir ..... tarafından düzenlenen 15/01/2020 tarihli raporda özetle; Davacının eski satış müdürü tarafından, yıllık izne ayrıldıktan bir gün sonra, kuruları, davacıyla aynı alanda faaliyet gösteren yine davacının sahip olduğu müşterilere ulaşmak suretiyle iş yapan davalı şirketin haksız rekabet eyleminde bulunduğu, TTK. m. 56/1-e hükmü uyarınca, maddi tazminat olarak, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına dâ karar verilebileceği, ancak davalının haksız rekabet nedeniyle elde etmiş olduğu gelirin tespit edilemediği, bu durumda TBK. m. 50 hükmü uyarınca uğranılan diğer zararlarla ilgili olarak maddi bir tazminat tayin edilebileceği, davacının ... firması ile 2018 yılında 20.711,87 Euro, 2019 yılında 6.272,00 Euro olmak üzere toplamda 26.983,87 Euro'luk ürün /hizmet satışı gerçekleştirdiği, davacının bu şirket nedeniyle yıllık ortalama (20.711-6.272-) 14.439 Euro kar kaybına uğradığı, zararın tespitinde uğranılan bu kar kaybının bir ölçüt olarak değerlendirilebileceği, davacı açısından manevi tazminat talep etme şartının da gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Taraf vekillerinin beyan ve itirazları üzerine ek rapor alınmak üzere dosya bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi heyeti olarak Ekonomi ve Finans uzmanı Dr. ... ve S.M.M.M. Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen 01/03/2021 tarihli ek raporda özetle; Davacının 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının 2018 yalı ticari defterlerinin lehine detil niteliğinin bulunduğu, ancak Yevmiye defteri kapanış tasdiki yaptırılmadığından lehine delil niteliğinin bulunmadığı, 2019 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu ancak Defter-i Kebir açılış tasdiki yaptırılmadığından lehine delil niteliğinin bulunmadığı, neticeten, davalının davacı müşterilerine yapmış olduğu satışlardan dolayı davacının kar mahrumiyetinin 103.678,03 TL olarak hesap edildiği, kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce 18/10/2021 tarihli, ... Esas, ... karar sayılı hüküm ile davanın kabulü ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabul edildiği, davalı vekilince mahkememizce verilen hükmün istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin .... Esas, ... karar sayılı kesin ilam ile " .... İlk derece mahkemesince bu kapsamda sadece tarafların ticari defterleri incelenmiş ve mahkemenin usulüne uygun ara kararı üzerine davalının ticari defterlerini inceleme için sunduğu görülmüştür. TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde yaptırıma bağlanan sadece haksız rekabettir. Haksızlık unsuru içermemek şartı ile rekabetin önlenmesi mümkün değildir. Ticari hayatın gereklerine uygun düzgün bir rekabet, şirket ve tüketiciler açısından önem arz ettiğinden, her türlü rekabetin yasaklandığı şeklinde bir sonuca varılamayacaktır. Bu nedenle, davacı şirketin işlerinin, davalı şirket yetkilisinin ayrılmasından sonra düşmüş olması başlı başına haksız rekabet yapıldığını kanıtlamaya yeterli değildir. İş miktarının düşmesinin veya davacı ile çalışan müşterilerin azalmasının, haksız rekabet oluşturan bir nedenle veya davacının ticari sırlarının kullanılarak davalı ile çalışmaya başlamalarından kaynaklandığının da kanıtlanması gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi bu ispat yükü davacıya aittir. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin davalının ticari defterlerini ispat etmemesi nedeniyle bu azalıştan sorumlu olduğu ve ispat yükünün davalıda olduğuna ilişkin gerekçesi hatalıdır. Esasen ilk derece mahkemesince, haksız rekabetin varlığı ve zararın varlık ve miktarına ilişkin deliller tam olarak toplanmamış ve değerlendirilmemiştir. Diğer yandan, dosyada haksız rekabetin meni ve tespiti talebi bulunmasına rağmen bu talepler ile ilgili ne tür işlemler yapıldığı da anlaşılmamaktadır. Dosyadaki tutanaklara göre bir kısım talepler konusunda hiç bir değerlendirme yapılmamıştır. Haksız rekabetin varlığı hâlinde açılabilecek davalar TTK'nın 56. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin e fıkrasına göre TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat istenebilecektir. İlk derece mahkemesince davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesine rağmen, buna ilişkin bir gerekçe oluşturulamamış, soyut olarak talep edilen miktara göre manevi tazminatın yerinde olduğu belirtilmiştir. Oysa manevi tazminatın varlığı için yasada aranan şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Atıf yapılan TBK'nın 58. maddesinde, kişilik haklarının zedelenmesi başlığı ile ilk fıkrada; kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görenin uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir para ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Buna göre davalı şirketin hangi eyleminin, davacı şirket açısından kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu değerlendirilmeden soyut olarak manevi tazminatın kabulüne karar verilmesi hatalıdır. İlk derece mahkemesinin kararı bu hâliyle istinaf incelemesine uygun değildir. Gerekçeli kararda hükmedilen tazminatlara ilişkin gerekçe bulunmadığı gibi, ispat yükü dosyadaki delillere göre de hatalı olarak tayin edilmiştir. Bu durumda, mahkemece, davalı şirketin davacının çalıştığı hangi şirketlerle çalışması nedeniyle talepte bulunulduğu dava ve cevaba cevap dilekçesine göre belirlenmelidir. Bundan sonraki aşamada iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirme yapılmalıdır. Tespit edilen maddi vakıalara göre, davalı şirketin haksız rekabet oluşturan bir eyleminin bulunup bulunmadığı, varsa bunların ne olduğu belirlenerek sonuca gidilmeli, buna göre maddi zarar mevcutsa, maddi tazminat miktarı gerekirse TBK'nın 50 ve devamı maddelerine göre belirlenmelidir. Manevi tazminat yönünden TBK'nın 58. maddesinin şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda gerekçe oluşturulmalı, dava dilekçesindeki haksız rekabetin tespiti ve meni talepleri hakkında da değerlendirme yapılmalıdır. Bu taleplerden vazgeçilmiş olması hâlinde buna ilişkin bir hüküm kurulmalıdır. Ayrıca, davalı şirket yetkilisinin iş mahkemesinde açtığı işçilik alacağı davası ile bu davada karşı dava olarak açılan rekabet yasağından kaynaklanan cezai şart tazminatı davalarının akıbeti araştırılıp, gerekirse buradaki tespitlerden de yararlanılarak, dosyadaki delillere uygun ve HMK'nın 297. maddesindeki unsurları taşıyan bir gerekçeli karar oluşturulmalıdır. Belirtilen şekilde inceleme yapılarak deliler toplanmadan ve dosyaya uygun olmayan, yetersiz gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçeleri ile mahkememizce verilen kararın kaldırıldığı, dosyanın yukarıdaki esas numarasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce Bakırköy .... İş Mahkemesine müzekkere yazılarak .... Esas sayılı dosyasının uyap sisteminden dosyamız arasına kazandırıldığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, uğranılan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkin olduğu, davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi ......'ın 22/02/2012-03/09/2018 tarihleri arasında davacı şirketin döküm departmanı satış müdürü olarak çalıştığı, ......'ın iş akdinin 03/09/2018 tarihinde haklı nedenle feshedildiği, fesih öncesi izin süresinde davalı şirketin 09/08/2018 tarihinde kurulduğu, davacı şirketin müşterilerinin ayartılarak haksız rekabet oluşturulduğu ileri sürülerek, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Haksız rekabet hukuki bir fiil olup, bu fiiller tanık dâhil her türlü delil ile kanıtlanabilir. Bu tür durumlarda ispat yükü HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesine göre, davalının haksız rekabet yaptığını iddia eden davacıya aittir. Davacının, usulüne uygun delillerle davalının, haksız rekabet oluşturduğunu ve hangi müşterinin ne şekilde, hukuka aykırı şekilde ayartılarak davacı ile olan ticari ilişkisinin sona erdirildiğini ve haksız fiil olan bu ayartma nedeniyle davacının ne miktarda zarara uğradığının kanıtlanması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nun haksız rekabete ilişkin amaç ve ilke başlıklı 54. maddesinde "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar başlıklı 55. maddesinde "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, ... b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; 1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek, 4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek..." Hukuki sorumluluklar başlıklı 56. maddesinde "1)Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. " düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nun 54. maddesinde rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek genel ilke ortaya konulmuş 55. maddede ise dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamalara ilişkin haksız rekabet hallerinin başlıcaları bentler halinde gösterilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 56/1-d maddesi uyarınca haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse, haksız rekabette bulunan kişinin kusuru bulunmak şartıyla zarar ve ziyanının tazminini isteyebilir. Aynı hükmün 1. bendinin son cümlesinde ise, davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkimin, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebileceği hüküm altına alınmıştır. Davacı tarafça dava dilekçesinin netice-i talep kısmında haksız rekabetin tespiti ve önlenmesinin talep edildiği, dava dilekçesinde esas olarak davalı şirket ortağı ve yetkilisinin, davacı şirkette müdürlük görevini yaparken Almanya'ya giderek davacının müşterisi olan Leipzig firması ile görüştüğü ve bu firmanın davalı şirket ile çalışmaya başlayarak davacının zarara uğratıldığı belirtilmiştir. Cevaba cevap dilekçesinde ise bu şirkete yönelik iddia tekrar edilmiş, ayrıca davalı şirket yetkilisinin, sanki davacı şirkette çalışmaya devam ediyormuş gibi davacının müşterilerinden .... Döküm ve ... şirketleri ile temas kurmaya çalıştığı, ayrıca ... şirketi ile de temas kurulduğu belirtilmiştir. Dava dilekçesinde esas olarak davalı şirket ve yetkilisinin TTK'nın 55/1.b maddesi kapsamında iddiasını ileri sürmektedir. Anılan maddede, sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, hak etmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak gibi durumlar haksız rekabet olarak tanımlanmıştır. Celp edilen İstanbul .... İş Mahkemesi'nin ... Esas, .... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; asıl davanın ...... tarafından ... aleyhine hizmet akdinden kaynaklanan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili alacağı, manevi tazminatı, ikramiye ve prim alacağı istemli, birleşen davanın ise haksız rekabet yasağına aykırı davranışlar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemli ikame edildiği, Mahkemece "davacı iş akdi devamı süresince davalının ticari ilişkileri olan şirketlerle görüşme yaptığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. İş akdi sona erdikten sonra da ... isimli şirket ile bu şirketler arasında ticari faaliyetlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacı iş akdi devam ederken sadakat yükümlülüğü kapsamında hareket ettiği, dosyada bulunan mailler de, Mahkememizin kabulünü desteklemektedir. Ancak burada önemli olan zararın doğduğu tarihtir. Davacı sadakat yükümlülüğüne aykırı iş görüşmelerini iş akdi devam ederken gerçekleştirmiş; iş akdi feshedildikten sonra da ...... isimli şirket kurarak bu şirketlerle ticari faaliyetlerde bulunmuş ve davalının zarara uğramasına sebebiyet vermiştir. Dolayısıyla zarar iş akdi sona erdikten sonra meydana gelmiştir. İş akdi devam ederken davacının sadakat yükümlülüğüne aykırı eylemleri nedeniyle şirketin ne kadar zarara uğradığı tespit edilemediğinden maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Manevi Tazminat: Türk Borçlar Kanunun 58. Maddesi "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Manevi zarar üç unsurdan oluşur. Bunlar şahıs varlığının (kişilik değerlerinin) zarar görenin iradesi dışında eksilmiş olmasıdır. Kişi varlığı, bir kişinin kişi olarak haiz olduğu hukukça korunan kişilik değerlerinin tümünü ifade eder. Yaşam, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini, dolayısıyla kişilik hakkını oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif olarak bir eksilmeyi ifade eder. (Eren, Fikren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, Ankara, 23.Baskı 2018, s556) Somut olayda yukarıda detaylı bir şekilde anlatıldığı üzere davacı iş akdi devam ederken sadakat yükümlüğüne aykırı davranışları nedeniyle davalının ticari ilişki içerisinde bulunduğu şirketlerle olan bağlarını kopardığı, bu haliyle davalının ticari itibarını zedelediğinden manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir." şeklindeki gerekçesi ile ... tarafından açılan birleşen dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile; Net 1.000,00 TL manevi tazminatının arabuluculuk son tutanak tarihi olan 26.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsili ile davalı karşı davacıya verilmesine, davalı karşı davacının maddi tazminat talebinin reddine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı uyarınca davacı şirkette 22/02/2012-03/09/2018 tarihleri arasında döküm departmanı satış müdürü olarak çalışan davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi ......'ın iş akdinin 03/09/2018 tarihinde feshedildiği, fesih öncesi izin süresinde davalı şirketin 09/08/2018 tarihinde kurulduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir. Dava ve cevaba cevap dilekçesi içeriğindeki açıklamalardan, davalı şirket adına şirketin ortak ve yöneticisi olan ve aynı zamanda davacı şirketin eksi müdürünün, davacı şirketin ticari sırlarını kullanarak, davacı şirkette müdürlük görevini yaparken Almanya'ya giderek davacının müşterisi olan Leipzig firması ile görüştüğü ve bu firmanın davalı şirket ile çalışmaya başlayarak davacının zarara uğratıldığı, ayrıca çalışmaya devam ediyormuş gibi davacının müşterilerinden .... Döküm ve Holmatro şirketleri ile temas kurmaya çalıştığı, ayrıca ... şirketi ile de temas kurularak haksız rekabet oluşturulduğu iddiasında bulunulduğu, davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ......'ın uzun yıllar üst düzey konumda davacı şirkette çalıştığı, yıllık izne ayrıldığı süre içerisinde davalı şirketi kurduğu, davacının mümessilliğini yaptığı Leipzig firması ile görüştüğü, Mahkememiz dosyasında alınan bilirkişi raporu ve İstanbul ... İş Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu dava dışı ... firmasının davacı şirket ile ticari ilişkisine son verdiği, davalı şirketin ... şirketinin temsilcisi olduğu, ayrıca davacının daha önce ticari ilişkisi bulunan ... isimli firma ile de davalı şirketin ticari faaliyette bulunduğu hususlarının ticari defter ve kayıtlardan tespit edildiği, dosyada mübrez mail yazışmalarından, davalı şirket yetkilisinin ticari sır niteliğindeki müşteri bilgileri, teklif ve hesap gibi iş ürünlerini kendi e-postasına gönderdiği, teklif oluşturulurken bu bilgilerden yararlanıldığı, davacının kullandığı teklif formatının kullanıldığı, davalının davacı şirket ile aynı müşteri çevresine yönelik faaliyet yürüttüğü ve davacının müşteri listesi kullanılarak davacı şirketin eski çalışanı ......'ın kurduğu davalı şirket üzerinden bu müşterilerle ticari faaliyette bulunmak suretiyle TTK 55/1-d maddesi kapsamında haksız rekabette bulunduğu anlaşılmış olup 2 ayrı firmanın (... ve ... Çelik Döküm) tarafların defterlerinde yer alan ortak müşteriler olduğu bilirkişilerce tespit edilmiş olmakla davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle davalının davacı müşterilerine yapmış olduğu satışlardan 103.678,03-TL kar mahrumiyetine ilişkin maddi zararının oluştuğu hesaplanmış, Mahkememizce bilirkişi raporunda hesaplamanın hüküm vermeye elverişli bulunmuş, davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 56. maddesi haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri iktisadi menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimseye TBK nun 58. maddesinde öngörülen şartlar mevcut ise manevi tazminat talep hakkını tanımış bulunmaktadır. İlgili yasal düzenleme gereğince, hakimin haksız rekabet eylemi dolayısıyla manevi tazminata hükmedebilmesi için davacının iktisadi menfaati yönünden zararın veya tehlikenin ve davalının kusurunun olması yeterlidir. İlke olarak saygınlık, onur, sır çevresi gibi manevi nitelikteki kişisel değerlerle, mesleki ve ekonomik kişisel değerlere gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de sahip olduğu söylenilebilir. Tüzel kişilerin kişisel değerler üzerindeki kişilik haklarının korunması gerekmekte olup tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Tüzel kişilerin ticari sırlarının elde edilerek kullanılmasıyla ve ticari itibarının sarsılmasıyla manevi zarara uğramaları halinde manevi tazminata hükmedilebilecektir. Yani manevi zararın bulunması yeterli olup, bu zararın somut olarak ispatlanması söz konusu olmadığından somut uyuşmazlıkta davacıya ait ticari sır niteliğindeki müşteri bilgilerini, teklif ve hesap gibi iş ürünü bilgilerini, teklif formu ve teklif formatı bilgilerini dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanmak suretiyle ticari kazancını azaltmaya yönelik eylemler nedeniyle olayın özellikleri dikkate alınarak manevi zarara uğrayan davacı şirket yararına haksız rekabetin niteliği ve hakkaniyet gereği manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıya ait ticari sır niteliğindeki müşteri bilgileri, teklif ve hesap gibi iş ürünlerinin davalı şirket yetkilisi tarafından kendi e-postasına gönderdiği, teklif oluşturulurken bu bilgilerden yararlanıldığı, davacının kullandığı teklif formatının kullanıldığı şeklinde ortaya çıkan söz konusu fiillerin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin men'ine, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, 1.000,00-TL'ye dava tarihinden itibaren, 102.678,03-TL'ye ise 07/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte toplamda 103.678,03-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile, 1.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıya ait ticari sır niteliğindeki müşteri bilgileri, teklif ve hesap gibi iş ürünlerinin davalı şirket yetkilisi tarafından kendi e-postasına gönderdiği, teklif oluşturulurken bu bilgilerden yararlanıldığı, davacının kullandığı teklif formatının kullanıldığı şeklinde ortaya çıkan söz konusu fiillerin haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, haksız rekabetin MEN'İNE, 2-Davacının maddi tazminat talebinin KABULÜ İLE, 1.000,00-TL'ye dava tarihinden itibaren, 102.678,03-TL'ye ise 07/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte toplamda 103.678,03-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜ İLE, 1.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Mahkememizce düzenlenen 04/03/2022 tarih, 2022/126 harç nolu, 5.352,67-TL bedelli harç tahsil müzekkeresi ile harç tahsil edildiğinden yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA 5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin Mahkememizce düzenlenen 04/03/2022 tarih, 2022/127 harç nolu, 1.320,00-TL bedelli harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edildiği anlaşıldığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 6-Davacı tarafından ödenen 44,40-TL başvurma harcı, 1.797,89-TL peşin harç, 1.848,60-TL tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.690,89-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 8-(Maddi Tazminat yönünden)Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, 9-(Manevi Tazminat yönünden)Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 1.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin ( e duruşma yolu ile ) yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/02/2026

Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/389, K. 2026/204, T. 23.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-389-e-2026-204-k-caa3653d3592