İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/383 E. 2025/586 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/383
- Karar No
- 2025/586
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/383 Esas KARAR NO : 2025/586
DAVA : Kayıt Kabul DAVA TARİHİ : 30/12/2016 KARAR TARİHİ : 17/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan kayıt kabul davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...'da ikamet eden müvekkillerinin dövize yüksek faiz sloganından etkilenerek döviz bazında yatırım yapmak amacıyla ... Bankası T.A.Ş. ... şubesi nezdinde, üç adet ortak hesap açtırdıklarını ve birikimlerini bu hesaplara yatırdıklarını, paralarının güvende olduğuna inanan müvekkillerinin, bankaya 03.07.2003 tarihinde ... tarafından el konulduğunu ve bankacılık faaliyetlerinin yasaklandığını, akabinde ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas ...Karar sayılı ilamı ile 08.06.2005 tarihinde bankanın iflasına karar verildiğini öğrendiklerini, paralarını idari yoldan tahsil etmeye çalıştıklarını ancak bu çabalarının sonuç vermediğini, müvekkillerinin paralarının banka tarafından ... Ltd. Şti(...) isminde ... menşeili başka bir hesaba aktarıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 63.093,14 Euro bakiyeli ... numaralı, 450.119,58 Euro bakiyeli ... numaralı, 49.169,21 Euro bakiyeli ... numaralı ... hesaplarına aktarılan müvekkillerine ait toplam 562.381,93 Euro'nun iflas tarihi olan 08.06.2005 tarihindeki T.C. Merkez Bankası'nın Efektif Satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 949.019,50 TL'nin avans faizi ile birlikte iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ... tarafından ... Bankasının bankacılık izninin kaldırıldığını, bankanın yönetim ve denetiminin ...'ye aktarıldığını, bankanın iflasına karar verildiğini, davacının alacak kayıt başvurusunda bulunmadığını, bunun bir dava şartı olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, talebin zamanaşımına uğradığını, Offshore bankasıyla ... bankasının farklı tüzel kişilikler olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, müflis davalının sıra cetveline davacı alacağının kayıt ve kabulü istemine ilişkindir. Davacıların müflis davalı bankanın şubesine davaya konu alacak tutarı kadar olan mevduatı yatırdığı olgusu sabit olup; uyuşmazlık, paranın ...hesabına aktarılıp aktarılmadığı, davalıdan talep edilip edilemeyeceği, husumetin davalıya yöneltilip yöneltilemeyeceği, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği, davada talep hakkının bulunduğu kabul edilecek olursa faizin türü ve başlangıç tarihine ilişkindir. Davalı Müflis ... Bankası T.A.Ş'nin ...'nın 03.07.2003 tarihli kararıyla bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı ve dayanağının 4389 sayılı Yasanın 14/3. maddesi olduğu, daha sonra aynı yasanın 16/1. maddesi gereğince bankanın yönetim ve denetiminin ...'ye intikal ettirildiği, mahkememizin... E. sayılı dosyasında bankanın iflasının istendiği, 08.06.2005 tarihli kararla ...Bankası T.A.Ş'nin iflasına karar verildiği ve bu kararın 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği ve bankanın iflasının ... tarafından 2005/1 dosya üzerinden yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama sırasında davacıların, dava öncesi iflas idaresine kayıt ve kabul isteminde bulunmadığı anlaşılmakla; gerekli başvuruda bulunmak üzere davacılara uygun süre verilmiş, tasfiye tamamlanana kadar kayıt ve kabul isteminin değerlendirilebileceği dikkate alınmış; ... tarafından verilen mahkememize verilen 04/04/2018 tarihli cevap yazısında davacıların kayıt ve kabul isteminin reddine karar verildiği ve davacılar vekiline red kararlarının tebliğ edildiği bildirilmiştir. Husumet Sorunu; Müflis ... Bankası A.Ş'nin yönetim ve denetiminin önce ...'ye devredildiği, daha sonra iflasına karar verildiği, davacılara verilen hesap cüzdanı incelendiğinde davacılar tarafından yatırılan paranın ... hesabına kaydedildiği anlaşılmaktadır. Emsal nitelikte Yargıtay 11. HD'nin 28/06/2012 tarih,... Esas, ... Karar sayılı ilamında; "Davacı vekili, müvekkilinin Almanya’da çalışarak biriktirdiği paraları gurbetçiler için Türk gazetelerinde verdiği Dövize Yüksek Faiz başlıklı ilanına aldanarak ...Bankası'na yatırdığını ve hesap cüzdanı aldığını, bankanın 03.07.2003 tarihli kararla ...’ye devredildiğini, ayrıca ... tarafından ...’ye para yatıranlara paranın ödenmeyeceğinin belirtildiğini, oysa ki müvekkilinin parayı ...’ye değil bankaya yatırdığını, cüzdan üzerine ... yazılmasının müvekkilinin talimatı dışında olduğunu, davalı banka yanında bu bankanın ve ... Bank ... Ltd’nin hakim ortağı olan ...’nun da doğan zarardan sorumlu olduğunu, ayrıca ... çalışanı ... Bankası A.Ş yönetim kurulu üyesi ve daha sonra Müflis ... Bankası A.Ş Genel Müdürü olan... ve temsil ettiği ...’nın da zarardan sorumlu olduğunu, ...’nin de el koyarak müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek ... Bank... Ltd adlı bankanın dava tarihinde bankacılık izninin ve hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını ve bu nedenle bu bankadan paranın tahsil edilmesinin mümkün olmadığının ve paranın ... Bankası A.Ş. bünyesinde bulunduğunun ve ...’ye aktarılmadığının tespitine, 109.520,75 Euro karşılığı olan 210.104,61 TL’nin davalılardan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ... vekili, öncelikle kurum aleyhine açılacak davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddine talep etmiştir. Davalı ... vekili, kendisinin el konulmadan önce bankaya ... tarafından yasa gereği yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, daha sonra genel müdürlük ve yönetim kurulu üyeliğine getirildiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini zira, 4389 sayılı Bankalar Yasası’nın değişik 24/6 md gereğince ... tarafından atanan görevlilere dava açılamayacağını, yine 5411 sayılı yasanın 127/5 maddesi uyarınca müvekkili hakkında soruşturma izninin verilmesinin ilgili bakana ait olduğunu ve haklarında dava açılamayacağının belirtildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. ... vekili, müvekkilinin Bankalar Yasası’ndan kaynaklanan yetkileri gereğince ... Bankası’na el koyduğunu, ayrıca idari işlem olması nedeniyle davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Müflis ... Bankası T.A.Ş iflas idaresi vekili, davacının iflas masasına alacağı için başvurduğunu, İİK 235. md belirtilen 15 günlük sürenin geçtiğini, ... Bankası ...’nin ayrı bir tüzel kişilik olduğunu ve husumetin ona yöneltilmesi gerektiğini, davacının talimatı ile işlemlerin yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. ..., davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ...’nın işlemlerinin idari yargı yoluna tabi olduğu ve işlemleri denetlemenin mahkemenin görevi dışında kaldığı, davalı ...’nin ise bankaya el koymakla beraber ayrı bir yönetim atadığı ve daha sonra bankanın iflas ettiği anlaşılmakla ...’ye husumet yöneltilemeyeceği, müflis ... Bankası A.Ş ile...ve .... hakkında açılan davaların da banka ortaklarının ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile sınırlı sorumluluk ilkesi olduğunu ve öncelikle şirkete husumet yöneltilmesi gerektiği bunun yanında banka aleyhine açılan davanın ise öncelikle alacağın ...’den tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya husumet yöneltilmesi gerektiği, ayrıca davacının dava dilekçesinin sonuç kısmının 1. ve 2. maddesindeki hususların tek başına tespit davası olarak ileri sürülmesinin olanaklı olmadığı, açılacak bir eda davası ile ileri sürülebilecek konular olduğu gerekçesiyle ... hakkında açılan davada mahkemenin görevsizliğine, ... hakkında davanın husumet nedeniyle reddine, müflis ... Bankası T.A.Ş., ...., .... hakkında açılan davanın ise erken açılmış dava olması nedeniyle reddine, ... hakkında eda davası açılması gerekir iken tespit davası açıldığından ... Bankası ...LTD hakkında açılan davanın da reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili, Müflis ... Bankası A.Ş. vekili ve davalı .... vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin ..., ... davalı ....’ye yönelik tüm temyiz itirazları ile, davalı Müflis ... Bankası vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın iflasına karar verildiği ve ikinci alacaklar toplantısının yapıldığı (İİK.194) ve ... bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davaya kayıt kabul davası olarak bakılmak gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3-Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin parasını gerçekte davalı... Bankası A.Ş’ye yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar dahil ... bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında ... bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin meydana gelen zararından sorumlu olduğunu, davalı ...’nun ise, bu bankanın yöneticisi bulunduğunu, TTK’nun 336. maddesi uyarınca sorumluluğunun olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, aralarında davalı ...’nun da bulunduğu davalı ...Bankası A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı ...’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla ... 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu bildirmiştir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı .... ile diğer davalı ... Bankası yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği açıktır. Bu durum karşısında, davalı .... ile davalı Müflis ...Bankası A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/son maddeleri uyarınca K.U.’nun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. 4-Davalılardan ..., Müflis ... Bankası A.Ş.’ne ... tarafından el konulmasından sonra yönetim kurulu üyesi olarak, daha sonra bankanın 03.07.2003 tarihinde ...’ye devri üzerine ... tarafından yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak atanan bir kamu görevlisidir. Davalının atandığı ve görev yaptığı dönemde yürürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanunun 24/6. maddesi ve halen yürürlükte olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 127/4-5. maddesi “… kurul veya fon tarafından atanan yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri aleyhine görevlerinin ifası sebebiyle açılmış bulunan davalar da atamayı yapan ilgili mercii olan kurum veya fon aleyhine açılmış sayılır ve bu davalarda da husumet ilgili kuruma yöneltilir.” hükmüne haizdir. Bu itibarla mahkemece davalı ...’nin hukuki durumunun açıklanan maddeler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı .... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılar ..., ... ve davalı ....’ye yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin Müflis ... Bankası A.Ş. yönünden yaptığı temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ... yönünden yaptığı temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA ... karar verildi." Emsal nitelikte Yargıtay kararı da dikkate alındığında davacıların, paralarını gerçekte davalı müflis Bankaya yatırdıkları, bu bankanın çalışanlarının, paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıkları, logolar dahil ... bankasıyla aynı banka gibi davranıldığı, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında ... bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığı, davacıların zararından davalı müflis bankanın sorumlu olduğu gözetilerek davacıların husumeti doğru kişiye yönelttikleri, davada pasif husumetin davalıya düştüğü anlaşılmaktadır. Kaldı ki; emsal nitelikteki yukarıda alıntılanan Yargıtay kararına konu yerel mahkeme kararında (dosyamız davalısı) Müflis ... Bankası T.A.Ş hakkında açılan davanın erken açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, Yargıtay tarafından farklı bir sebep ve gerekçe ile bozma kararı verilmiş, husumetin davalıya yöneltilemeyeceği bozma kararında belirtilmemiştir. Zamanaşımı Sorunu; Daha önce benzer davalar, ... şirketlerinin aczi sabit olmadığından 'zamansız açılmış davalar' olduğu kabul edilerek reddedilmiştir. Dava açma imkanının bulunmadığı, açıldığında -zamansız kabul edildiği- dönemde zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilemez. Davacının yatırdığı mevduatın başka yollardan ...şirketinden tahsil imkanının kalmadığını öğrendiği tarihten itibaren zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı, buna göre henüz zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilmiştir. Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; Yapılan inceleme, değerlendirme ve hesaplamalar sonucunda davalı tarafın, davacılara ait, ... numaralı, 05/09/2003 vadeli, 49.169,21 EURO bakiyeli, ... numaralı, 14/08/2003 vadeli, 63.093,14 EURO bakiyeli ve ... numaralı, 20/12/2012 vadeli, 450.119,58 EURO bakiyeli ... mevduatların varlığına yönelik bir itirazlarının bulunmadığı, söz konusu Euro mevduatlara, davacı tarafın ... Şubesinde bulunan ... mevduat hesaplarının ve ... mevduat için yine .. Şubesine yatırdıkları ... mevduat hesaplarının ve işleyen faizlerinin kaynak teşkil ettiği, bu nedenle ... hesaplar için yatırılan tutarlar, talimatlarda ve hesap cüzdanlarında yer alan .../Ꞓ faiz oranları sabit kabul edilerek yapılan hesaplamalar sonucunda dava konusu Euro mevduatların varlığının teyit edildiği, ancak tarafımızca hesaplanan tutarlar ile hesap cüzdanlarında yer alan Euro mevduat tutarları arasında farklar oluştuğu, ancak davalı tarafın hesap cüzdanları mevcudu Euro mevduat tutarlarına yönelik bir itirazının bulunmadığı, davalı taraf bünyesinde uygulanan... adı altında mevduat toplama işleminin havale görünümlü mevduat toplama olduğu, davalı tarafın bankacılık usullerine aykırı ve yasalarla dayanaksız bir şekilde yaptığı işlemlerden dolayı davacıların herhangi bir hatasının bulunmadığı, Davalı tarafın ... bankasını adeta ... bankası ile hiçbir organik bağı olmayan yabancı bir muhabir banka olarak görerek ...mevduat işlemlerini muhabirlik hizmeti aracılık hizmeti olarak nitelendirdiği, ancak ... mevduatların ... Bankası bünyesinde kaldığı, nitekim davacıların da davalı taraf bünyesinde yukarıda belirtilen vadelerde de 3 adet Euro hesabına ait toplam 562.381,93 Euro paraları kaldığı, söz konusu mevdut alacaklarının davacılara ödenmediği mevduatlarını alamayan davacıların zararından davalı tarafın sorumlu olduğu, davalı tarafın ... faaliyetlerinden ötürü davacıya yatırmış olduğu paraları tanzim yükümlülüğü altında bulunduğu davacı tarafın ... bankasının ... Bankası dışında ayrı bir banka olduğu yönündeki itirazlarının kabul edilemeyeceği mevduatların görüntüde ... hesap şeklinde işlem gördüğü, ancak paranın gerçek borçlusunun davalı taraf olduğu, bu nedenle takdiri yüce mahkemeye ait olmak üzere belirtilen mevduatların davalı banka iflas idaresine kaydı gereken mevduat alacakları olabileceği, bu çerçevede söz konusu mevduat alacakları olan; 05/09/2003 vadeli, 49.169,21 EURO, 14/08/2003 vadeli, 63.093,14 EURO, 20/12/2012 vadeli, 450.119,58 EURO mevduatlara belirtilen vade tarihlerinden ... Bankasının iflas tarihi olan 08/06/2005 tarihine kadar 3095.S.Kanun doğrultusunda Kamu Bankalarının Euro ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması, 08/06/2005 iflas tarihinden itibaren de TCMB döviz alış kuru/TL-1,6769 üzerinden TL'ye dönüştürülmesi gerektiği (davalı tarafın itirazları çerçevesinde), bu doğrultuda davacı tarafın ... hesaplarına aktarılan 3 hesap toplamı 562.381,93 EURO'nun şimdilik iflas tarihi olan 08/06/2005 tarihinde TCMB Efektif Satış Kuru üzerinden TL karşılığı olan 949.019,50-TL'nin davalı iflas idaresinden tahsilini sağlamak yönünden iflas masasına kayıt ve kabulüne, bu alacağa 07/03/2003 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine yönelik taleplerinin mahkemenin taktirinde olduğu rapor edilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda da belirtilmiş olduğu üzere; davacılar adına ... Bankası T.A.Ş. ... Şubesi aracılığıyla ... Bank ... Limited (...) nezdinde hesap açıldığı, açılan hesaptaki paranın ... bankasının Kıbrıs'taki hesabına herhangi bir aktarımda bulunulmadığı, ancak ... Bankasında hesap açıldığı gibi bir görünüm oluşturulduğu, mevduatın davalı banka nezdinde ve onun sorumluluğu altında bulunduğu anlaşılmıştır. Müflis bankanın bir kısım ortak ve yöneticileri hakkında ceza davası açıldığı, açılan davada bankanın söz konusu yöneticileri tarafından davacılar ve onların durumundaki diğer ... hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle ... hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları anlaşılmıştır. Emsal nitelikli Yargıtay 11. H.D.nin 2011/5613-2012/12195 sayılı, 10.7.2012 günlü kararında; ".... 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi ... A.Ş.’nin ve diğer davalı ...’in yöneticisi olan davalı A. B. hakkında, '... hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık' suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin ... gün ve... sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, davalı... A.Ş.’nin diğer bir kısım yöneticilerinin, ... A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların ... bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, ... bankasının paravan bir şirket olarak davalı ...tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır. Bir başka söyleyişle, ... A.Ş.’nin söz konusu yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off-shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle off-shore hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları..." kabul edilmiştir. Emsal nitelikte Yargıtay 23. HD'nin 21/04/2015 gün, ...esas ... Karar sayılı kararında; "Davacı vekili, müvekkilinin müflis bankanın ... Şubesine 71.000 Euro hesap açmak istediğini, ancak banka çalışanı ve yetkililerinin müvekkilinin iradesini fesada uğratarak ve paranın devlet garantisinde olduğu güvencesi verilerek yurt dışında kurulu olan ... adıyla hesap cüzdanı verildiğini, yönlendirmenin banka yöneticilerinin talimatıyla yapıldığını, banka yönetici ve çalışanlarının suç teşkile eden bu eylemleri nedeniyle birçok soruşturma yapıldığını, para yatırdığı bankaya ait hesap cüzdanı aldığını düşünen davacıya farklı bir kuruluşun hesap cüzdanının verildiğini, davalının iflası üzerine yapılan başvuruya rağmen paranın ifade edilmediğini ileri sürerek, 71.000,00 Euro'nun 03.09.2002 tarihinden itibaren faiziyle birlikte iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın hesap açılan ve ayrı tüzel kişiliği bulunan ... bankasına yöneltmesi gerektiğini,banka çalışanlarınca yönlendirme yapılmadığını, bankaların tüzel kişiliğinin farklı olduğunu, yüksek faiz getirisi nedeniyle davacının isteği ile parasını ... bankasına yatırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının müflis bankanın Lüleburgaz şubesine mevduatını yatırdığı, geçerli bir talimatı olmadığı halde parasının ...'taki ... banka hesabına aktarılmış gibi gösterildiği halde bankacılık uygulamaları gereğince gerçek anlamda paranın ilgili bankaya aktarılmayarak banka bünyesinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle Yargıtay 11. HD'nin 31.10.2012 tarih ve ...E, ... K sayılı ilamında da açıklandığı üzere, emsal dosyalardan ...'ta kurulu bulunan ... Bankası ... Limited Şirteti'nin herhangi bir malvarlığının bulunmadığının anlaşılması üzerine önce ... Bankası...Limited Şirketi'ne dava açılması, sonucu alınamazsa müflis ...Bankası A.Ş'ne dava açılması gerektiğine ilişkin Yargıtay uygulamasından dönüldüğüne, bu son uygulamanın yerleşik uygulama haline geldiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Dava kayıt kabul istemine ilişkindir. Dairemize intikal eden bir kısım dosyalardan, başka davacılar tarafından da iflas masasına benzer başvuruların yapıldığı ve davalı müflis ... Bankası A.Ş.'nin yöneticileri hakkında müşterilerini kandırarak ve bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinden bahisle kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Davacının talebi içinde kendisine ait paranın ... Limited Şirketi'ne gönderilmeyip davalı bankada kaldığı, bankanın da mevduattan sorumlu olduğu iddiası da bulunduğundan, davaya bu kapsamda bakılarak davalı bankanın Bankalar Kanunu ve TTK. hükümleri gereğince, davacı zararından sorumlu olup olmadığı hususu incelenerek davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı ... Bankası'nın dava dışı yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, davalı bankanın hukuki durumunu etkileyebileceği gözetilmelidir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “ceza hukuku ile medeni hukuk arasında münasebet” başlıklı 53. maddesi: “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmünü içermektedir. Karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir. Görülmektedir ki, ceza mahkemesinin “delil yetersizliğine dayanan beraat kararının” hukuk hakimini bağlamayacağı ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa, diğer anlatımla beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı, ceza davasında hükme dayanak yapılan maddi olgularla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen, mahkumiyet kararının bu yönlerinin hukuk hakimini bağlayacağı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hususları doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında kabul edilmektedir. Öte yandan, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (YHGK.nın 10.01.975 gün ve ... E., .../1 K. ; YHGK.nın 23.01.1985 gün ve ... E, ... K. sayılı ilamları). Bilindiği gibi ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgular hakkındaki kesinleşmiş saptaması, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturur. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır (HGK.nun 16.09.1981 gün ve ... E., ... K. sayılı ilamı, Mustafa Çemberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s. 22 vd; Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, s. 844; YHGK'nın 28.03.2012 gün ve ... K sayılı ilamı). Böylece, kural olarak hukuk hakimi ceza yasasındaki hükümlerle ve ceza hakiminin kararıyla bağlı tutulmamış; BK’nın 53. maddesi ile bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir (Mustafa Reşit Karahasan, Tazminat Hukuku, 1996, s. 437 vd.) Bu itibarla mahkemece müflis bankanın eski yöneticileri hakkında açılan kamu davasının hukuki sonuçlarının BK'nın 53. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği" şeklindedir. Mahkememizce görülüp karara bağlanan benzer nitelikteki ... E. ... K. sayılı dosya kapsamında Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; müflis Banka hissedarları, yöneticileri ve çalışanları hakkında açılan kamu davalarının birleştirildiği ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinde "... Ltd. vasıta kılınmak suretiyle işlenen" suçlara ilişkin nitelikli zimmet, nitelikli dolandırıcılık, gerçeğe aykırı muhasebe işlemleri yapmak, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve üye olmak suçlarından yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen mahkemenin 29.03.2013 günlü ...Esas ... Karar sayılı iki ciltten oluşan kararı dosya içine getirtilerek incelenmiş, yargılama sonucunda nitelikli dolandırıcılık, gerçeğe aykırı muhasebecilik işlemleri yapmak, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve üye olmak suçları yönünden tüm sanıklar hakkında 765 sayılı TCK uyarınca ceza zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararları verildiği, hakim ortak ve fiili yönetici .... hakkında nitelikli banka zimmeti suçundan ve 5411 sayılı Kanuna aykırılık suçundan,... Ltd. son yönetim kurulu üyeleri hakkında da zimmete iştirak ve 5411 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından mahkumiyet kararları verildiği, kararların Yargıtay temyiz incelemesi sonucu 28.01.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E....K. sayılı dosyasında kararın gerekçe kısmında açıkça belirtildiği üzere ... Bankası ... Ltd.'nin U. ailesi tarafından ...'de 26.11.1992 tarihinde ... bankacılık yasasına göre faaliyetlerini ... hudutları haricinde gerçekleştirecek şekilde tüzel kişiliğe haiz sınırlı sorumlu 1.000.000,00 USD ödenmiş sermaye ile kurulduğu, ilk kuruluşunda %86 hissenin ... Bankası A.Ş'ye, %5 hissesinin .... ve geri kalan %9 hissesinin de birer hisseden olmak üzere U. grubu ailesi üyeleri ve diğer bir kısım kişilere ait olduğu, ... tarafından 03.07.2003 tarihinde bankaya el konulmasından sonra 11.07.2003 tarihinde de ... Bank ... Ltd.'nin faaliyetlerine son verildiği, 23.02.2003 tarihinde bankacılık lisansının iptal edilerek tüzel kişiliğinin sonlandırıldığı ve ... Ltd.nin yönetim kurulu üyeliği ve genel müdürlüğünü üstlenen kişilerin ... Ltd.'nin ortağı olmakla birlikte aynı zamanda U. grubuna dahil şirketlerde hissedar ve yönetici konumunda bulundukları, bu nedenle ... Bankası A.Ş'den ... grubuna yapılan kaynak aktarımda etkin rol aldıkları, dolayısıyla ... Bank ... Ltd.'nin yönetim ve denetiminin U. ailesinin kontrolü altında bulunduğu, ... Bankası A.Ş'nin hakim hissedarı ve yönetim kurulu üyelerinin cürüm işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüt adına eylemlerde bulunmak, ... Bankası ... Ltd. yoluyla mevduat toplayıp, mevduat sahiplerinin dolandırılması ve ... Ltd.'ye para yatıran mudilere ait hesapların ... Bankası A.Ş'ye aktarıldığı, ... U. grubuna yapılan kaynak aktarımında ... hesaplarının vasıta olarak kullanıldığı, ... Ltd merkezinin Kıbrıs'ta olması ve yine fiili olarak faaliyet gösteren bir banka olmayıp hiçbir şubesi ve çalışma alanı bulunmayan ve sadece 35 metrekarelik bir merkezde çalışıyor olarak gösterilen bir şirket olduğu, mudilerin iradelerinin yanıltılması suretiyle havale talimatlarının imzalattırıldığı ve esasında bu paraların ... Ltd.'ye aktarılmadığı, ... Bankası A.Ş. nezdinde kaldığı ve bankanın muhasebe kayıtlarının iki ayrı şekilde tutulduğu, gerçek mevduatın hiçbir zaman resmi kurumlara bildirilmediği ve gerçek mevduat ile resmi kurumlara bildirilen bilanço arasındaki farkın U. grubu şirketlerine aktarıldığı, ... tespitlerinin yapıldığı ve netice itibariyle ... Bankası A.Ş hakim hissedarları ve bir kısım yönetim kurulu üyeleri hakkında bir kısım suçlardan mahkumiyet, bir kısmından zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma ve bir kısım sanıklar hakkındaki beraat kararlarının verildiği anlaşılmaktadır. ... Bankası A.Ş yöneticileri hakkında açılan ve bir kısım sanıklar hakkında mahkumiyet kararının da verildiği bu ceza dosyasında yapılan tespitlerden, davacıların da aralarında bulunduğu 10.153 kişinin ... mağduru olarak anıldığı, bankaya yatırdıkları paraların ... Ltd.'ye hiçbir zaman aktarılmadığı, tamamının banka nezdinde bulunduğu ve U. grubu şirketlerine kaynak aktarımında kullanıldığı açıkça anlaşıldığından davacılar tarafından ... Bankası A.Ş'ye yatırılan davacı alacağından davalı ... Bankası A.Ş'nin sorumluluğunun bulunduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak; davacı ve benzeri durumdaki hesap sahiplerinin yatırdıkları paraların yurtdışına çıkarılmadığı, ... şirketinin ... Bankası T.A.Ş merkez şubesindeki hesabına aktarıldığı, bir takım grup şirketlerine kredi sağlanmasında kullanıldığı, ... Bankası T.A.Ş hesabında kaldığı, böylece fona devredilme, birleşme ve ünvan değişikliği gibi süreç sonunda söz konusu mevduatın iadesinden müflis bankanın iflas idaresinin sorumlu olduğu anlaşılmakla; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacıların kayıt ve kabul istemi yerinde görülerek mevduatın yabancı para cinsinden olması dolayısıyla iflas tarihindeki TCMB Efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı olarak sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar vermek gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Mahkememizce oluşturulan ... E.... K.sayılı kararında; Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...'da ikamet eden müvekkillerinin dövize yüksek faiz sloganından etkilenerek döviz bazında yatırım yapmak amacıyla ... Bankası T.A.Ş. ... şubesi nezdinde, üç adet ortak hesap açtırdıklarını ve birikimlerini bu hesaplara yatırdıklarını, paralarının güvende olduğuna inanan müvekkillerinin, bankaya 03.07.2003 tarihinde ... tarafından el konulduğunu ve bankacılık faaliyetlerinin yasaklandığını, akabinde ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile 08.06.2005 tarihinde bankanın iflasına karar verildiğini öğrendiklerini, paralarını idari yoldan tahsil etmeye çalıştıklarını ancak bu çabalarının sonuç vermediğini, müvekkillerinin paralarının banka tarafından ... Bankası ... Ltd. Şti(...) isminde ... menşeili başka bir hesaba aktarıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 63.093,14 Euro bakiyeli ... numaralı, 450.119,58 Euro bakiyeli 46352057 numaralı, 49.169,21 Euro bakiyeli 46353145 numaralı ... hesaplarına aktarılan müvekkillerine ait toplam 562.381,93 Euro'nun iflas tarihi olan 08.06.2005 tarihindeki T.C. Merkez Bankası'nın Efektif Satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 949.019,50 TL'nin avans faizi ile birlikte iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ... tarafından ...Bankasının bankacılık izninin kaldırıldığını, bankanın yönetim ve denetiminin ...'ye aktarıldığını, bankanın iflasına karar verildiğini, davacının alacak kayıt başvurusunda bulunmadığını, bunun bir dava şartı olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, talebin zamanaşımına uğradığını, ... bankasıyla ... bankasının farklı tüzel kişilikler olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. "Mahkememizce oluşturulan 2017/276 E.2019/199 K.sayılı kararında; Dava, müflis davalının sıra cetveline davacı alacağının kayıt ve kabulü istemine ilişkindir. Davacıların müflis davalı bankanın şubesine davaya konu alacak tutarı kadar olan mevduatı yatırdığı olgusu sabit olup; uyuşmazlık, paranın ... hesabına aktarılıp aktarılmadığı, davalıdan talep edilip edilemeyeceği, husumetin davalıya yöneltilip yöneltilemeyeceği, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği, davada talep hakkının bulunduğu kabul edilecek olursa faizin türü ve başlangıç tarihine ilişkindir. Davalı Müflis ... Bankası T.A.Ş'nin ...'nın 03.07.2003 tarihli kararıyla bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı ve dayanağının 4389 sayılı Yasanın 14/3. maddesi olduğu, daha sonra aynı yasanın 16/1. maddesi gereğince bankanın yönetim ve denetiminin ...'ye intikal ettirildiği, mahkememizin 2004/132 E. sayılı dosyasında bankanın iflasının istendiği, 08.06.2005 tarihli kararla ... Bankası T.A.Ş'nin iflasına karar verildiği ve bu kararın 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği ve bankanın iflasının ... tarafından 2005/1 dosya üzerinden yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama sırasında davacıların, dava öncesi iflas idaresine kayıt ve kabul isteminde bulunmadığı anlaşılmakla; gerekli başvuruda bulunmak üzere davacılara uygun süre verilmiş, tasfiye tamamlanana kadar kayıt ve kabul isteminin değerlendirilebileceği dikkate alınmış; ... tarafından verilen mahkememize verilen 04/04/2018 tarihli cevap yazısında davacıların kayıt ve kabul isteminin reddine karar verildiği ve davacılar vekiline red kararlarının tebliğ edildiği bildirilmiştir. (...) Emsal nitelikte Yargıtay kararı da dikkate alındığında davacıların, paralarını gerçekte davalı müflis Bankaya yatırdıkları, bu bankanın çalışanlarının, paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıkları, logolar dahil ... bankasıyla aynı banka gibi davranıldığı, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında ... bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığı, davacıların zararından davalı müflis bankanın sorumlu olduğu gözetilerek davacıların husumeti doğru kişiye yönelttikleri, davada pasif husumetin davalıya düştüğü anlaşılmaktadır. Kaldı ki; emsal nitelikteki yukarıda alıntılanan Yargıtay kararına konu yerel mahkeme kararında (dosyamız davalısı) Müflis ... Bankası T.A.Ş hakkında açılan davanın erken açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, Yargıtay tarafından farklı bir sebep ve gerekçe ile bozma kararı verilmiş, husumetin davalıya yöneltilemeyeceği bozma kararında belirtilmemiştir. Zamanaşımı Sorunu; Daha önce benzer davalar, offshore şirketlerinin aczi sabit olmadığından 'zamansız açılmış davalar' olduğu kabul edilerek reddedilmiştir. Dava açma imkanının bulunmadığı, açıldığında -zamansız kabul edildiği- dönemde zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilemez. Davacının yatırdığı mevduatın başka yollardan ... şirketinden tahsil imkanının kalmadığını öğrendiği tarihten itibaren zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı, buna göre henüz zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilmiştir. Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; Yapılan inceleme, değerlendirme ve hesaplamalar sonucunda davalı tarafın, davacılara ait, ... numaralı, 05/09/2003 vadeli, 49.169,21 EURO bakiyeli, ... numaralı, 14/08/2003 vadeli, 63.093,14 EURO bakiyeli ve ... numaralı, 20/12/2012 vadeli, 450.119,58 EURO bakiyeli ... mevduatların varlığına yönelik bir itirazlarının bulunmadığı, söz konusu Euro mevduatlara, davacı tarafın ... Şubesinde bulunan DM mevduat hesaplarının ve ... mevduat için yine ... Şubesine yatırdıkları ... mevduat hesaplarının ve işleyen faizlerinin kaynak teşkil ettiği, bu nedenle ... hesaplar için yatırılan tutarlar, talimatlarda ve hesap cüzdanlarında yer alan .../Ꞓ faiz oranları sabit kabul edilerek yapılan hesaplamalar sonucunda dava konusu Euro mevduatların varlığının teyit edildiği, ancak tarafımızca hesaplanan tutarlar ile hesap cüzdanlarında yer alan Euro mevduat tutarları arasında farklar oluştuğu, ancak davalı tarafın hesap cüzdanları mevcudu Euro mevduat tutarlarına yönelik bir itirazının bulunmadığı, davalı taraf bünyesinde uygulanan ... adı altında mevduat toplama işleminin havale görünümlü mevduat toplama olduğu, davalı tarafın bankacılık usullerine aykırı ve yasalarla dayanaksız bir şekilde yaptığı işlemlerden dolayı davacıların herhangi bir hatasının bulunmadığı, Davalı tarafın ... bankasını adeta ... bankası ile hiçbir organik bağı olmayan yabancı bir muhabir banka olarak görerek ... mevduat işlemlerini muhabirlik hizmeti aracılık hizmeti olarak nitelendirdiği, ancak ... mevduatların ... Bankası bünyesinde kaldığı, nitekim davacıların da davalı taraf bünyesinde yukarıda belirtilen vadelerde de 3 adet Euro hesabına ait toplam 562.381,93 Euro paraları kaldığı, söz konusu mevdut alacaklarının davacılara ödenmediği mevduatlarını alamayan davacıların zararından davalı tarafın sorumlu olduğu, davalı tarafın ... faaliyetlerinden ötürü davacıya yatırmış olduğu paraları tanzim yükümlülüğü altında bulunduğu davacı tarafın ... bankasının ... Bankası dışında ayrı bir banka olduğu yönündeki itirazlarının kabul edilemeyeceği mevduatların görüntüde ... hesap şeklinde işlem gördüğü, ancak paranın gerçek borçlusunun davalı taraf olduğu, bu nedenle takdiri yüce mahkemeye ait olmak üzere belirtilen mevduatların davalı banka iflas idaresine kaydı gereken mevduat alacakları olabileceği, bu çerçevede söz konusu mevduat alacakları olan; 05/09/2003 vadeli, 49.169,21 EURO, 14/08/2003 vadeli, 63.093,14 EURO, 20/12/2012 vadeli, 450.119,58 EURO mevduatlara belirtilen vade tarihlerinden ... Bankasının iflas tarihi olan 08/06/2005 tarihine kadar 3095.S.Kanun doğrultusunda Kamu Bankalarının Euro ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması, 08/06/2005 iflas tarihinden itibaren de TCMB döviz alış kuru/TL-1,6769 üzerinden TL'ye dönüştürülmesi gerektiği (davalı tarafın itirazları çerçevesinde), bu doğrultuda davacı tarafın ... hesaplarına aktarılan 3 hesap toplamı 562.381,93 EURO'nun şimdilik iflas tarihi olan 08/06/2005 tarihinde TCMB Efektif Satış Kuru üzerinden TL karşılığı olan 949.019,50-TL'nin davalı iflas idaresinden tahsilini sağlamak yönünden iflas masasına kayıt ve kabulüne, bu alacağa 07/03/2003 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine yönelik taleplerinin mahkemenin taktirinde olduğu rapor edilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda da belirtilmiş olduğu üzere; davacılar adına ... Bankası T.A.Ş. ... Şubesi aracılığıyla ... Bank ... Limited (...) nezdinde hesap açıldığı, açılan hesaptaki paranın ... bankasının ...'taki hesabına herhangi bir aktarımda bulunulmadığı, ancak ... Bankasında hesap açıldığı gibi bir görünüm oluşturulduğu, mevduatın davalı banka nezdinde ve onun sorumluluğu altında bulunduğu anlaşılmıştır. Müflis bankanın bir kısım ortak ve yöneticileri hakkında ceza davası açıldığı, açılan davada bankanın söz konusu yöneticileri tarafından davacılar ve onların durumundaki diğer ... hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle ... hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları anlaşılmıştır. (...) şeklindedir. (...) Sonuç olarak; davacı ve benzeri durumdaki hesap sahiplerinin yatırdıkları paraların yurtdışına çıkarılmadığı, ... şirketinin ...Bankası T.A.Ş merkez şubesindeki hesabına aktarıldığı, bir takım grup şirketlerine kredi sağlanmasında kullanıldığı, ... Bankası T.A.Ş hesabında kaldığı, böylece fona devredilme, birleşme ve ünvan değişikliği gibi süreç sonunda söz konusu mevduatın iadesinden müflis bankanın iflas idaresinin sorumlu olduğu anlaşılmakla; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacıların kayıt ve kabul istemi yerinde görülerek mevduatın yabancı para cinsinden olması dolayısıyla iflas tarihindeki TCMB Efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı olarak sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar vermek gerektiği sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde açıklanan gerekçeyle davanın kabulü ile; Müflis ... Bankası T.A.Ş. iflas idaresi tarafından oluşturulan iflas tasfiye masasına 562.381,93-EURO asıl alacağın iflas tarihi olan 08/06/2005 tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 949.019,50-TL davacı alacağının imtiyazsız alacak olarak kayıt ve kabulüne dair hüküm oluşturulmuştur. Mahkememizce verilen karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yollarına başvurmuştur. Bu başvuru sonucunda İstanbul BAM 17.HD'nin 29/12/2022 Tarih ve ...E. ...K.sayılı ilamında: (...) "Somut olayda, paranın davalı müflis banka hesabında kalıp kalmadığı, ... hesabına aktarılıp aktarılmadığı zamanaşımı itirazının değerlendirilmesinde önem taşımaktadır. Ayrıca bu yönde yapılacak inceleme yukarıda bahsi geçen içtihadı birleştirme kararının gereğidir. Mahkemece davacı ve benzeri durumdaki hesap sahiplerinin yatırdıkları paraların yurtdışına çıkarılmadığı, ... şirketinin ... Bankası T.A.Ş merkez şubesindeki hesabına aktarıldığı, bir takım grup şirketlerine kredi sağlanmasında kullanıldığı, ...Bankası T.A.Ş hesabında kaldığı kabul edilmiş ise de bu kabul, iddia ve savunmaya uygun değildir. Çünkü davacılar vekili, müvekkillerinin ... Bankasına para yatırdığını, ancak paralarının banka tarafından ... Bankası ... Ltd. Şti. (...) isminde Kıbrıs menşeili başka bir hesaba aktarıldığını beyan etmiş olup davalı vekili ise cevap dilekçesi ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, havale tutarlarının operasyon şubesi nezdindeki diğer şubelerce gönderilen tüm havale bedelleri ile birlikte "395.01-Ödenecek Havale-YP" hesabına alacak kaydedildiğini, bir ay boyunca hesaba gelen havale bedellerinin toplu olarak ay sonu itibariyle ... Bank ... Ltd.'nin muhabir banka hesabı olan 025.000-0250001 no.lu hesabına alacak olarak geçildiğini, söz konusu alacak kayıtları ile de havale bedellerinin ... Bank ... Ltd.'nin hesabına transfer edilmiş bulunduğunu belirtmiştir. O halde davalı vekili, ... Cumhuriyet Savcılığınca yapılan çalışmalarda, 27.10.1997 - 03.07.2003 tarih aralığını içeren “... Bank ... Ltd'den ... Bankası T.A.Ş.'ye gelen havaleler” ve 03.09.2001 - 03.07.2003 tarih aralığını içeren “...Bankası TA.Ş.'den ... Ltd.'ye giden havaleler” kayıtlarına ulaşılabildiğini belirtmiş olmasına göre gerekirse ilgili savcılık dosyası getirtilmek, tarafların bu hususa ilişkin gösterdiği deliller celbedilmek ve banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle bilirkişiden alınacak rapor ile, paranın ... hesabına aktarılıp aktarılmadığı, aktarılmışsa tarihinin ne olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak bir şekilde kesin olarak ortaya konmasından sonra davalı tarafın zamanaşımı itirazı hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerekir. Sonuç olarak HMK'nun 355. maddesi gereğince talep hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemesi kamu düzenini ilgilendirdiğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 355, 297. maddeleri gereğince kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklinde karar oluşturulmuştur. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmek için kabulü ile kaldırılması, zamanaşımı itirazı hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerektiği BAM gerekçesinde açıkça belirtilmiştir. Bu arada yine Müflis ... Bankası A.Ş.aleyhine, yine banka hesaplarına para yatırdığını iddia eden kişilerin açmış oldukları kayıt kabul davası ile ilgili hangi yargı kolunun görevli olduğuna dair yargısal gelişmeler 2021 tarihi itibariyle ortaya çıkmıştır. Bu gelişmeler, anılan BAM karar tarihi öncesi ise usuli anlamda şeklen açıklığa kavuşmuştur. Nitekim mahkememizce resen yapılan araştırma neticesinde tespit olunan Uyuşmazlık Mahkemesinin 05/07/2021 T.ve ...E. ...K.sayılı kararında: (...) 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun "Faaliyet izninin kaldırılması veya Fona devir" başlıklı 71. maddesi şöyledir: "Denetlemeler sonucunda bir bankayla ilgili olarak; a) Bu Kanunun 70 inci maddesi kapsamında alınması istenen tedbirlerin Kurul tarafından verilen süre içerisinde ya da her halükârda en geç oniki ay içinde kısmen ya da tamamen alınmaması ya da bu tedbirleri kısmen veya tamamen almış olmasına rağmen, malî bünyesinin güçlendirilmesine imkân bulunmadığı veya bu tedbirler alınmış olsa dahi malî bünyesinin güçlendirilemeyeceğinin tespit edilmesi, b) Faaliyetine devamının mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ve malî sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz ettiğinin ortaya çıkması, c) Yükümlülüklerini vadesinde yerine getiremediğinin tespit edilmesi, d) Yükümlülüklerinin toplam değerinin varlıklarının toplam değerini aşması, e) Hâkim ortaklarının veya yöneticilerinin, banka kaynaklarını, bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı veya dolanlı olarak kendi lehlerine kullanması veya dolanlı olarak kaynak kullandırması ve bankayı bu suretle zarara uğratması, Hâllerinden bir veya birkaçının varlığı durumunda Kurul, en az beş üyesinin aynı yöndeki oyuyla alınan kararla bankanın faaliyet iznini kaldırmaya ya da kredi kuruluşunun temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimini, zararın mevcut ortakların sermayesinden indirilmesi kaydıyla kısmen veya tamamen devri, satışı veya birleştirilmesi amacıyla Fona devretmeye yetkilidir. Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları bu Kanunda yer alan hükümlere göre, kalkınma ve yatırım bankaları ise genel hükümlere göre tasfiye edilir. Bu madde kapsamında alınan Kurul kararları Resmî Gazete’de yayımlanır. Yayım tarihi ilgililer bakımından tebliğ tarihi olarak kabul edilir." 7. 5411 sayılı Kanun'un 106. maddesinin beşinci fıkrası şöyledir: "Yönetim ve denetimi Fona intikal eden banka hakkında iflas kararı verilmesi hâlinde Fon, iflas masasına 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinde yer alan üçüncü sıradaki tüm imtiyazlı alacaklılardan önce, ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak eder. Fon, bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olmak üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 166 ncı, 218 inci, 219 uncu, 223 üncü, 234 üncü, 236 ncı, 249 uncu, 251 inci ve 254 üncü maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye eder." 8. 5411 sayılı Kanun'un 132. maddesinin dokuzuncu fıkrası şöyledir: "Bu Kanunun 107 nci maddesi uyarınca devralınan alacaklar nedeniyle Fona borçlu olanların iflası hâlinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 221 inci maddesindeki iflas bürosu Fon temsilcisinin katılımıyla teşekkül eder. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 223 üncü maddesindeki iflas idaresinin, Fonun talep etmesi hâlinde üyelerinden en az biri, Fonun göstereceği iki kat aday arasından icra tetkik mercii tarafından seçilir. Fon, alacağının tahsili bakımından gerekli görürse iflas idaresinin en az iki üyesinin önereceği iki katı aday arasından seçilmesini talep etmeye yetkilidir. Bu durumda, icra tetkik mercii iflas idaresinin asgarî iki üyesini Fonun önereceği adaylar arasından seçer. Fon bir üye seçtirmişse icra tetkik mercii diğer bir üyeyi alacak tutarı itibarıyla çoğunlukta olanların göstereceği iki aday arasından, bir üyeyi de alacaklı sayısı itibarıyla çoğunlukta olanların göstereceği adaylar arasından seçer. Fon iki üye seçtirmişse, diğer bir üye icra tetkik mercii tarafından alacaklı sayısı itibarıyla çoğunlukta olanların göstereceği iki aday arasından seçilir." 9. Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Ödenen sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonu için, Hukuk İşleri Daire Başkanlığının görüşü de alınarak Tasfiye Dairesi Başkanlığının önerisi ile banka hakkında doğrudan doğruya iflas talebinde bulunulmasına Fon Kurulu tarafından karar verilir." 10. 5411 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 16. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir: "İflas kararı alınması halinde Fon, iflas masasına imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak eder ve bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olmak üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı iflas dairesi ve alacaklılar toplantısı ile iflas idaresi görev ve yetkilerine de sahip olarak bankayı anılan Kanun hükümleri çerçevesinde tasfiye eder." 11. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İflas masası" başlıklı 184. maddesi şöyledir: "İflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer. Müflis namına gelen mektuplar iflas idaresi tarafından açılır ve sair mevrudelerin de masaya gönderilmesi posta idaresine bildirilir." 12. 2004 sayılı Kanunu'nun 223. maddesi şöyledir: "İflas idaresi üç kişiden oluşur. Toplanan alacaklıların yapacağı seçimde, bu sayının iki katı, bu konuda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip kişi aday gösterilir. Bu adaylardan dört adedi alacak tutarına göre ekseriyeti teşkil edenlerce, iki adedi ise alacaklılar sayısı itibariyle ekseriyeti teşkil edenlerce seçilir ve icra mahkemesine bildirilir. İcra mahkemesi, iflas idaresini teşkil edecek üç kişiden ikisini alacak ekseriyetine sahip olanların gösterdiği dört aday, birini ise alacaklı ekseriyetinin gösterdiği iki aday arasından seçer. Tasfiye, iflas dairesince, yukarıdaki fıkraya göre teşkil edilen iflas idaresine havale olunur. İflâs idaresi toplantıları, idare memurlarının veya herhangi bir alacaklının gündem belirlemek suretiyle yapacağı talep üzerine iflâs dairesi müdürünün toplantı gününden en az yedi gün önce göndereceği çağrı üzerine yapılır. İflâs idaresi, kararlarını çoğunlukla alır; ancak toplantıya her üç iflâs idare memurunun da katılmaması hâlinde iflâs dairesi müdürü iflâs idaresinin görevini yüklenir ve iflâs idaresi adına tek başına karar alır. Toplantıya iflâs idaresi memurlarından birinin veya ikisinin iştiraki hâlinde iflâs dairesi müdürü de bu toplantıya katılır. Karar alınamaması hâlinde iflâs dairesi müdürünün oyu doğrultusunda işlem yapılır. İflâs masasına alacaklı olarak müracaat eden alacaklılar, tebligata elverişli adres göstermek ve Adalet Bakanlığınca çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı ve tebliğ masrafları için avans vermek suretiyle iflâs idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler. Bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında iflâs idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas idaresine, Adalet Bakanlığınca hazırlanan ve iki yılda bir yenilenen ücret tarifesine göre ücret ödenir. İflas idaresi iflas dairesinin murakabesi altındadır. Bu halde iflas dairesi aşağıdaki görevleri yerine getirir: 1. Alacaklılar toplantısının kararlarına, alacaklıların menfaatine uygun görmediği bütün tedbirlere ve idarece kabul edilen alacaklar ile istihkak iddialarının kabulüne dair olan kararlardan kanuna ve hadiseye uygun görmediklerine yedi gün içinde icra mahkemesine müracaatla itiraz etmek 2. İflası idare edenlerin ücretleriyle masrafları da dahil olmak üzere hesap pusulalarını icra mahkemesinin tasdikine arz etmek." 13. 2004 sayılı Kanun'un 226. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Masanın kanuni mümessili iflas idaresidir. İdare masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükelleftir." 14. 2004 sayılı Kanun'un "İflas idaresinin vazife ve mes'uliyeti" başlıklı 227. maddesi şöyledir: "8 inci maddenin bir ve ikinci fıkraları ve 9,11,16 ve 359 uncu maddelerin icra dairelerine ait hükümleri iflas idaresi hakkında da uygulanır. (Ek cümle: 28/2/2018-7101/9 md.) İflâs idaresi, iflâs masasına kabul edilen alacaklılara, talepleri hâlinde iflâs tasfiyesinin seyri ile müteakip işlemlerin planı ve takvimi hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. (Ek ikinci fıkra: 9/11/1988-3494/46 md.; Mülga: 2/3/2005-5311/28 md.) İcra mahkemesi, iflas idaresi üzerinde gözetim yetkisine sahip olup gerektiğinde iflas idaresini teşkil edenlerin görevine son verebilir. İcra mahkemesi, görevine son verilen veya istifa edenin yerine, önceki adaylar arasından 223 üncü maddedeki esaslar dairesinde yenisini seçer. İflas idaresini teşkil edenler kusurlarından ileri gelen zarardan sorumludurlar. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır. İflas idaresini teşkil edenler Türk Ceza Kanununun uygulanmasında memur sayılırlar." 15. 2004 sayılı Kanun'un "Alacaklılar sıra cetvelinin müddet ve şekli" başlıklı 232. maddesi şöyledir: "Alacakların kaydı için muayyen müracaat müddeti geçtikten sonra ve iflâs idaresinin seçilmesinden itibaren en geç iki ay içinde iflâs idaresi tarafından 206 ncı ve 207 nci maddelerde yazılı hükümlere göre alacaklıların sırasını gösteren bir cetvel yapılır ve iflâs dairesine bırakılır. Zorunlu hâllerde iki ayın hitamından önce iflâs idaresinin icra mahkemesine başvurması hâlinde icra mahkemesi bir defaya mahsus olmak üzere bu süreyi en çok iki ay daha uzatabilir. Süresi içinde sıra cetvelinin verilmemesi hâlinde iflâs dairesinin durumu icra mahkemesine intikal ettirmesi üzerine iflâs idaresi üyelerinin vazifesine son verilir ve sebketmiş hizmetleri için kendilerine bir ücret tahakkuk ettirilmez. Mahkeme ayrıca bu üyelerin bir yıldan az olmamak ve üç yılı geçmemek kaydıyla herhangi bir iflâs idaresinde görev almalarını yasaklayabilir, bu karar kesindir." 16. 2004 sayılı Kanun'un 234. maddesi şöyledir: "(Değişik birinci fıkra: 6/6/1985-3222/29 md.) İflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166 ncı maddenin 2 nci fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder. İddialarının tamamı veya bir kısmı reddedilen yahut iddia ettikleri sıraya kabul edilmeyen alacaklılara doğrudan doğruya haber verilir." 17. 2004 sayılı Kanun'un "Sıra cetveline itiraz ve neticeleri" başlıklı 235. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "(Değişik: 9/11/1988-3494/49 md.) Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir." (...) 21. ... Bankası A.Ş.'ye Bankacılık Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrası gereğince, istenen tedbirlerin kısmen ya da tamamen alınmadığı ve yükümlülüklerin vadesinde yerine getirilmediği nedeniyle, Banka 3 Temmuz 2003 tarihinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (...) tarafından ...'na (...) devredilerek etkinliğine son verilmiştir. 22. Mülga 4389 sayılı Kanun'da; iflas kararı alınması halinde Fon'un bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olarak İcra İflas Kanunu'nda yazılı iflas dairesi ve alacaklılar toplantısı ile iflas idaresi görev ve yetkilerine de sahip olarak bankayı anılan Kanun hükümleri çerçevesinde tasfiye edeceği belirtilmişken 5411 sayılı Kanun'da bu yetkinin kapsamı daraltılarak İcra ve İflas Kanunu'nun 166, 218, 219, 223, 234, 236, 249, 251 ve 254. maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye edebileceği belirtilmiştir. 23. Somut olayda, ... Bankası ... A.Ş.'nin, ...'nın kararı ile 5411 sayılı Kanun uyarınca Fona devredildiği, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2005 tarihli ve E..., K.... sayılı kararı ile 5411 sayılı Kanun uyarınca söz konusu Bankanın iflasına karar verildiği, Bankanın iflas idaresinin genel hükümler uyarınca belirlenmiş iflas memurları tarafından değil ... tarafından gerçekleştirildiği hususları bir arada değerlendirildiğinde davanın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. 24. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 6. İdare Mahkemesinin E.... sayılı dosyada 24/03/2021 tarihli başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir." şeklindedir. Aleyhine kayıt kabul davası açılan davalı müflis ... Bankası T.A.Ş.ne izafeten iflas idaresi aleyhine açılan kayıt kabul davalarında davanın çözüm yerinin idari yargı olduğu noktasındaki yargısal uygulama Uyuşmazlık Mahkemesinin ...E. ...K., ...E. ...K.sayılı kararlarıyla aynen devam etmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkındaki Kanunun 1.maddesinde "Uyuşmazlık Mahkemesi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir." Yine 29/1.maddesinde ise "Uyuşmazlık Mahkemesinin kararları kesindir." hükümleri mevcuttur. Yukarıda belirtilen Uyuşmazlık Mahkemesinin kararları atıf yapılan kanun hükmü gözetildiğinde müflis ... Bankası T.A.Ş.aleyhine açılan kayıt kabul davalarında adli yargının görevli olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Yukarıda belirtilen kanun hükmü karşısında dava dosyamızda Uyuşmazlık Mahkemesinin kararının olmaması bu noktada ise önem arz etmez. Zira mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre yüksek mahkemelerin vermiş olduğu yargı yoluna ilişkin kararının hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanabilmesi için dikkate alınması gerekir. Esasen yine mahkememizce yapılan değerlendirmede, bu kararlarda ortaya konulan temel esasların ve gerekçenin dikkate alınarak yargılamaya yön verilmesi, kararın "objektif etkisini" doğurması için zorunludur. Nitekim yine Müflis...T.A.Ş.nin açmış olduğu hesaplara para yatıran davacı gerçek kişilerin iflas masasının açmış olduğu kayıt kabul davası ile ilgili açılan davaların yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle ve ilk derece mahkemesi tarafından reddi sonrası temyiz incelemesi yapan Yargıtay 23.HD'nin ...E. ...K.sayılı kararında bile "bu kez mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, tüzel kişiliğe haiz Fon tarafından İİK. hükümlerinden yararlanılarak düzenlenen ve idari işlem niteliğinde bulunan sıra cetvelinin dava konusu edildiği, davalı Müflis...Bankası A.Ş.nin iflas idaresinin ... adına tasfiye yürüttüğü gerçek hasmın ... olduğu, bu cetvelde davacının alacağı ile ilgili alınan kararın iptalini amaçlayan davacının alacağının bulunup bulunmadığı alacağı varsa cetvelin davacı alacağı ile ilgili kısmının iptali ile ilgili inceleme yapıp karar vermenin Adli Yargının görevi dahilinde olmadığı, anılan kararın iptali üzerine idarece yeni bir karar alınarak davacının alacağının cetvele kayıt ve kabulüne karar verileceği iflas idaresinin Fon adına tasfiyeyi yürüttüğü gerekleriyle HMK.nın 114/1-b ve 115/2. maddeleri gereğince idari yargı görevli olduğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vasisi temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vasisinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vasisinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden vasiden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 20.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. " şeklinde onama kararı vereken benzer dosyalarda uyuşmazlıklarda idari yargıda görevli olduğu noktasındaki uyuşmazlık mahkeme kararının benzer yönde uygulamayı benimsemiştir" şeklinde olup Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ile de uyumludur. Her ne kadar İstanbul BAM 45.HD ...E. ...K.sayılı ve benzeri karlarında Müflis ... Bankasına izafeten iflas idaresi aleyhine açılan kayıt kabul davası ile ilgili oluşturmuş olduğu gerekçeli kararlarda: (...) Aynı uyuşmazlık konusuna ilişkin, Uyuşmazlık Mahkemesinin ...E.... K. sayılı ve 28/05/2020 tarihli kararı incelendiğinde ise; Hazine ve Maliye Bakanlığı'na İzafeten ... tarafından, Müflis ... Bankası A.Ş. İflas Masasını Temsilen İflas İdare Memurlarına açılan sıra cetveline itiraz davasında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. ... K. sayılı ve 28/12/2018 tarihli kararı ile uyuşmazlık hakkında idari yargının görevli olduğundan bahisle yargı yolu dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair karar verilmiş ve istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 26/09/2019 tarihli kararı ile kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesi akabinde davacı tarafından bu kez ... 6. İdare Mahkemesine dava açılmış, ilgili mahkemenin ... E sayılı dosyasında uyuşmazlığın çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek 20/12/2019 tarihli ara kararı ile Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmuştur. Uyuşmazlık Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde ise davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 6. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28/12/2018 gün ve... E. ... K. sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına oy birliği ile kesin olarak karar verilmiştir (yine benzer nitelikte Uyuşmazlık Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı 22/06/2020 tarihli, ... E. ...K. sayılı 13/07/2020 tarihli, ... E....K. sayılı 28/09/2020 tarihli kararları). (...) 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK 355 maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlarda sınırlı olmak üzere KABULÜ İLE, HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ...Karar sayılı ve 25/12/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-a-Müflis ... Bankası A.Ş. İflas İdaresine karşı açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE," dair şeklinde hüküm oluşturarak Müflis... T.A.Ş.'ye izafeten iflas idaresi açılan kayıt kabul davalarında dahi adli yargının görevli olduğunu belirterek, Müflis ...Bankası A.Ş.'ye izafeten iflas idaresi aleyhine açılan davalardaki Uyuşmazlık Mahkemesi kararını emsal almıştır. Yukarıda açıklandığı üzere gerek Uyuşmazlık Mahkemesinin somut olay açısından "birebir emsal" nitelikteki kararları ve yine Yargıtay (Kapatılan) 23.HD kararı dikkate alındığında Müflis ...T.A.Ş.aleyhine açılan kayıt kabul davalarında, BAM kararında atıf yapılan Uyuşmazlık Mahkeme kararının somut olay açısından emsal olabilmesi açıklanan nedenlerle mümkün değildir. Kaldı ki Müflis ... Bankası A.Ş.hakkında iflas kararı verilmesi ve fon tarafından iflas işlemlerinin yapılması 5411 sayılı Kanun döneminde gerçekleşmiştir. Müflis ...T.A.Ş.aleyhine iflas kararı verilmesi ise 5411 sayılı Kanununun yürürlüğe girdiği 01/11/2005 tarihinden önceki Mülga 4389 sayılı Kanun döneminde gerçekleşmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesinin anılan kararlarında da belirtildiği üzere 4389 sayılı kanun döneminde tasfiye işlemleriyle ilgili fonun iflas tasfiyesi ile ilgili görev ve yetkileri ile 5411 sayılı Kanun dönemindeki fona tanınan iflas tasfiyesi ile ilgili görev ve yetkileri kıyaslanmayacak derecede farklıdır. Zira 4389 sayılı kanun döneminde fonun görev ve yetkileri geniştir. İşlemler 2004 sayılı İİK'dan ziyade 4389 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelikler çerçevesinde icra edilmiştir. Bir başka deyişle kayıt ve kabule esas olan miktarla ilgili red kararları, 2004 sayılı İİK'daki hükümlerden ziyade mülga 4389 sayılı Kanuna atfenoluşturulan idari karar ve işlemler ile gerçekleştirilmiştir. Zaten ve bu nedenle Müflis ... Bankası A.Ş.ne izafeten iflas idaresi aleyhine açılan kayıt kabul davaları yönünden idari yargının görevli olduğu, yukarıda açıklanan Uyuşmazlık Mahkemesinin oybirliğiyle aldığı 2021 ve 2023 tarihli kararları, ayrıca Yargıtay (Kapatılan) 23.HD'nin kararı ile de benimsenmiştir. Hal böyle olunca somut olay açısından Müflis ... Bankası T.A.Ş.ye izafeten iflas idaresi aleyhine mevduat sahipleri tarafından açılan kayıt kabul davaları ile ilgili adli yargının görevli olduğu yönündeki İstanbul BAM 17.HD ve 45 HD uygulaması benimsenememiştir. Buna göre somut olay açısından gerek anılan Uyuşmazlık Mahkemesinin kararları gerek anılan Yargıtay (Kapatılan) 23. HD'nin kararları birebir emsal nitelik kararları ve mülga 4389 sayılı Kanun hükümleri karşısında idari yargının görevli olduğu açıktır. Yargı yolu ise bilindiği üzere 6100 sayılı HMK m.114/f.1-bend (b) hükmü uyarınca dava şartıdır. Dava şartlarının mevcut olup olmadığının, davanın her aşamasında kendiliğinden mahkemece araştırılması, HMK m.115 hükmü uyarınca yasal olarak zorunlu olup mevcut dava şartı noksanlığı durumunda ise HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca ise davanın usulden reddi gerekir. Yapılan açıklamalar karşısında davacıların açmış olduğu davada, yargı yolunun caiz olmasına yönelik dava şartı noksanlığı tespit olunduğundan HMK m.114/f.1 bent (b) hükmü gereği davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. " Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ... Esas ...Karar sayılı bozma ilamının muhalefet şerhinde; ... Bankası T.A.Ş.’nin Bankacılık Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrası gereğince, istenen tedbirlerin kısmen ya da tamamen alınmadığı ve yükümlülüklerin vadesinde yerine getirilmediği nedeniyle, 3 Temmuz 2003 tarihinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (...) tarafından ... (...) devredilerek etkinliğine son verilmiştir. Mülga 4389 sayılı Kanunda; iflas kararı alınması halinde Fonun bu Kanun'un uygulanması ile sınırlı olarak İcra İflas Kanununda yazılı iflas dairesi ve alacaklılar toplantısı ile iflas idaresi görev ve yetkilerine de sahip olarak bankayı anılan Kanun hükümleri çerçevesinde tasfiye edeceği belirtilmişken, 5411 sayılı Kanunda bu yetkinin kapsamı daraltılarak İcra ve İflas Kanunu'un 166, 218, 219, 223, 234, 236, 249, 251 ve 254. maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye edebileceği belirtilmiştir. İdare hukuku kuralları içinde kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade beyanıyla tesis edilen idari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar sebebiyle açılan davaların görüm ve çözümü idari yargının görev alanında bulunmaktadır. ..., iflas idaresi görev ve yetkilerini haiz olarak iflas tasfiyesini yürüttüğüne göre, bu sıfatla düzenlenen sıra cetvelinin de TMSF’ nin kamu gücüne dayalı olarak Bankacılık Kanunu uyarınca tek yanlı olarak aldığı idari karara dayalı bir işlemi olduğu kuşkusuzdur. İflas idaresinin İcra ve İflas Kanunu'da haiz olduğu yetkilere...’ nin sahip olması, bu hükümlerden yararlanması bu sonucu değiştirmemektedir. 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 110. maddesinde, 107. maddeye atıf bulunmadığı gibi, 107. madde uyarınca devir alınan alacaklar nedeniyle Fona borçlu olanların iflası halinde 132/9. bent uyarınca Fonun bir ya da iki temsilcisinin katılımı ile oluşan ve İcra hâkiminin seçtiği iflas idaresinin somut olayda söz konusu olmadığı, tamamının Fonun gösterdiği adaylardan oluştuğu, iflas idaresinin Fon adına tasfiyeyi yürüttüğü anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; ... Bankası ... T.A.Ş'nin, ...’nın kararı ile, 5411 sayılı Kanun uyarınca Fona devredildiği, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/06/2005 tarih ve E..., K.... sayılı kararı ile, 5411 sayılı Kanun uyarınca bankanın iflasına karar verildiği, davacının banka nezdinde bulunduğunu ileri sürdüğü alacağının tahsili için müflis bankanın iflas idaresine başvuruda bulunduğu, müflis ...Bankası T.A.Ş. İflas İdaresinin ... Kurulu'un 23/06/2005 tarihli ve 51 sayılı kararı ile atandığı anlaşılmıştır. Bu durumda; iflas idaresinin sıra cetveline ilişkin işlemlerinin 2004 sayılı Kanunla düzenlendiği anlaşılmakta ise de, iflas idaresi memurlarının genel hükümler uyarınca belirlenmiş iflas memurları olmadıkları ve dava konusu işlemin idari işlem niteliği taşıdığı anlaşılmakla; uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanunun 2/1 – b maddesi kapsamında idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği kanaatiyle Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunun bozma kararına katılmıyoruz.şeklinde hüküm kurulmuştur. Mahkememizin 26/06/2025 tarihli celsesinde her iki taraf vekili beyanında bozma ilamına uyulmasını talep etmiş ise de yine mahkememizin 17/07/2025 tarihli celsesinde; "Mahkememizin ilk kararında atıf yapılan Uyuşmazlık Mahkemesinin 2023,2024 yılı kararlarının içeriği, ayrıca aynı davalı aleyhine aynı hukuki sebep ve benzer vakıalar ile ilgili olarak açılan davalardaki (Kapatılan) Yargıtay 23. H.D'nin ... E.sayılı kararı, yine ilk kararda atıf yapıldığı üzere iflas kararının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun yürürlükte olduğu değil 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde verilmiş olması karşısında, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ... E. ... K.sayılı kararı usule aykırı görülmekle bozma ilamına oy birliği ile uyulmamasına, Yargıtay kararına direnilmesine karar verilerek yargılamaya devam olundu." denilmiştir. Mahkeme olarak önceki kararımızın hukuk ve yasaya uygun olduğu hükmü bozan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin kararının oybirliği ile değil oy çokluğu ile alındığı gözetilerek önceki kararımızda direnilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda yazılı nedenlerle; 1-Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06/03/2025 tarih ...Esas ... Karar sayılı bozma kararına uyulmamasına ve DİRENİLMESİNE, 2-Davacıların açmış olduğu davada yargı yolunun caiz olmasına yönelik dava şartı noksanlığı tespit olunduğundan HMK 114 maddesinin 1.fıkrasının b bendi gereğince davanın usulden REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 29,20 TL harcın mahsup edilerek bakiye 586,20-TL harcın davacılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından harcanan 3.600,00 TL bilirkişi ücreti ile 44,00 TL posta ve tebligat gideri toplamı olan 3.644,00 TL'nin davacılardan müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı aleyhine açılan dava reddolunduğundan dolayı davalı lehine AAÜT gereği tek olarak takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde bozmaya direnildiğinden ve YARGITAY yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.17/09/2025
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...