İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/324 E. 2026/217 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/324
- Karar No
- 2026/217
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/324 Esas KARAR NO : 2026/217
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/04/2025 KARAR TARİHİ : 23/02/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 16/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekillerinin davalıya karavan sattığını, davalının borcunun bir kısmını ödemediğini açılan icra takibinede haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davacının sattığı karavanların kusurlu olduğunu davacının anlaşılandan daha fazla fatura kestiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın üç adet tane karavanın satışı için düzenlenen faturalar kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, karavanların ayıplı olarak teslim edilip edilmediği, ayıbın süresinde ihbar edilip edilmediği, ayıp oranında karavan bedelinden indirim gerekip gerekmediği, ayıbın niteliğinin ne olduğu hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Büyükçekmece İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının tetkikinde alacaklı tarafından borçlu aleyhine fatura alacağına dayalı olarak 405.000,00TL asıl alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu davanın İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. Somut olayda; davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde davalı ile aralarında karavan alım satımına ilişkin ilişkinin bulunduğu, davalı ile 3 tane karavan için 560.000,00 TL karşılığında anlaşıldığı, eksiksiz şekilde teslimin gerçekleştiği, davalının 150.000,00 TL ödediği ancak bakiye bedelin ödenmediğini belirterek takip dayanağı fatura kapsamında icra takibine girişildiği davalı tarafından takibe itiraz edildiği, itirazın iptaline ilişkin talepte bulunduğu, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde karavanların satın alındığını bir kısım bedelin ödendiği ancak teslim sırasında yapılması istenen işlerde eksikler olduğunu beyan ederek ödemeleri gerçekleştirmediğini belirttiği, mahkememiz ön inceleme duruşmasında karavanların teslim alındığını ancak birtakım sorunlar olduğunu sorunların davacıya bildirildiğini beyan ettiği, bu kapsamda ödemeleri yapmadığını belirtti görülmüştür. Öncelikle ayıp ayıptan doğan yükümlülüklerin açıklanması gerekmektedir. Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar: a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir. b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır. Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz. c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır. Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir. Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir. Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz. d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür. Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü .maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. Somut olayda tarafların tacir oldukları dikkate alınarak yargılamaya devam olunmuştur. Davalı süresinde sunmuş olduğu dilekçeler ve duruşmalardaki beyanları ile ayıbın varlığını ileri sürerek ödeme yapmadığını ileri sürmüştür. Bu kapsamda dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek öncelikle ticari defterler üzerinde inceleme yapılması istenmiştir. Sunulan raporda davacı ticari defterlerinde alacağın mevcut olduğu ancak davalı defterlerinde borcun ve ilgili faturaların bulunmadığı, yine de davalının ticari ilişkiyi reddetmediği karavanların alım satımında anlaşıldığı ancak ayıpların mevcut olması nedeniyle ödemelerin tamamının yapılmadığını beyan ettiği, ayıp bildirimine ilişkin cevap dilekçesi yahut yargılama aşamasında sunulan beyanlarda herhangi bir belgenin sunulmaması üzerine mahkememizce adresleri bildirilen karavanlar üzerinde inceleme yapılabilmesi için mahkememiz ara kararları ile "1-Davalı tarafa dava konusu karavandaki ayıp iddiasına ilişkin bilgi ve belge örneklerini Mahkememize sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesine, 2-1 nolu ara karar yerine getirildiğinde dosyanın bir makine mühendisi bilirkişiye tevdii edilerek dosya kapsamı itibariyle karavanlar üzerinde rapor tanzim edilmesi için Tekirdağ Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına, Bilirkişi için 8.000,00-TL ücret takdirine, buna göre eksik kalan bilirkişi ücretinin davacı tarafça 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememiz dosyasına yatırmasının istenmesine, aksi takdirde iş bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına (ihtar edildi)" şeklinde beyanda bulunulması için süre verildiği akabinde mahkememiz 16/02/2026 tarihli duruşmada davalı tarafça bilirkişi ek ücreti yatırmasının istendiği ancak ara kararımız ile verilen kesin süre içerisinde ayıp ihbarına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin mahkememize sunulmaması nedeniyle karavanlar üzerinde inceleme yapılmasına gerek duyulmadığı, zira davalının karavanların satın alındığını ancak ödemelerinin yapılmadığını beyan ettiği, karavanlar üzerinde de inceleme yapılamadığı anlaşılmakla davalının iddialarını ispatlayamadığı değerlendirilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulüne Davaya konu Büyükçekmece icra dairesinin ... esas sayılı dosyasındaki mevcut itirazın iptanile takibin devamına, alacağı değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, 2-Hükmedilen asıl alacak 405.000,00TLnin %20 oranıdaki 81.000,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 27.665,55.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 6.916,39.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 20.749,16.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40.-TL başvurma harcı ve 6.916,39.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından dosyada yapılan 8.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 577,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 8.577,50.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 64.800,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/02/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır