İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/13 E. 2026/13 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/13
Karar No
2026/13
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/13 Esas - 2026/176 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/13 Esas KARAR NO : 2026/176

... DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06.01.2026 KARAR TARİHİ : 31.03.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21.04.2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin kendisine bağlı, ... adresinde sağlık hizmeti sunan ...ünvanlı iş yeri bulunduğunu, dava konusu olan otoklav cihazının, sterilizasyon işlemlerinde kullanılan yüksek basınçlı buhar makineleri olduğunu, bu cihazların, mikrobiyal yaşamı yok etmek için yüksek ısı ve basınç kullanarak tıbbi aletleri, laboratuvar ekipmanlarını ve diğer materyalleri sterilize etmekte olduğunu, müvekkili davacı şirketin, davalıdan .. ... satın almış olup, cihaz teslimden sonra kısa süre içinde ayıplı çıktığını, ihbarda bulunulması üzerine cihazın servise verildiğini ancak daha sonra tekrar tekrar arıza çıkardığını ve sürekli servise (8 defa) gönderildiğini, cihazın olması gerektiği şekilde çalışmadığını, defalarca kullanıcı hatası dışı arızalar verdiğini, cihazın sürekli arıza vermesi nedeniyle defalarca servise gidip geldiğini ve tamir işlemi gördüğünü, müvekkilinin cihazdan beklediği olağan faydayı elde edemediğini ve cihaz nedeniyle müvekkilin zarar gördüğünü, bu hususun cihazın ayıplı mal niteliğinde olduğunu ortaya koyduğunu, hali hazırda da cihazın ayıplı durumunun devam ettiğini belirterek misliyle değişimine, misliyle değişimin mümkün olmaması hâlinde şimdilik 10,00-TL bedelden indirim ve değer kaybından kaynaklı tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari avans faiziyle birlikte, şimdilik 10,00-TL cihazdan mahrum kalınma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava konusu cihazın fatura bedeli 147.868,74-TL olup, bu tutar üzerinden dava harcının ikmal edilmesi gerektiğini, ayrıca davada zamanaşımı gerçekleşmiş olup, zamanaşımı def’i doğrultusunda ret kararı verilmesi gerektiğini, tüm aşamalarda davacı şirket yetkililerine de iletildiği üzere, 3 yılı aşkın bir süre boyunca 5 kez yaşanan arıza ihbarını takiben müvekkili şirketin derhal müdahale ettiğini, kimi cihaz arızasının kullanıcı hatasından, kullanım suyunun distile olmamasından, tercih edilen sarf malzemelerinin kalitesinden, aniden kesilen elektrikten ya da enerji voltaj düşmelerinden ya da davacı personelinin sebep olduğu kalibrasyon hatalarından kaynaklandığını, bu husus dikkate alındığında davacının taleplerinin yerinde olmadığının açık olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari satımdan kaynaklanan misliyle değişim, olmazsa bedelde indirim ve mahrumiyet bedelinin tazmini istemlerine ilişkindir. Davacı vekili özetle, satım konusu malın ayıplı olduğunu ve defalarca davalıya servise götürüldüğünü, bu nedenle müvekkilinin satım konusu maldan beklediği faydayı sağlayamadığını iddia etmiş, davalı ise özetle, satım konusu makinenin servise getirilmesinin davacının kullanım hatasından kaynaklandığı gibi talebin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. Kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkın dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altındadır (HMK 190). Bu nedenle ayıp olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan davacı taraf, ayıbın varlığını ve usulüne uygun ihbarda bulunulduğunu ispat yükü altındadır. Ancak davalı, süresinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürmüş olup bu nedenle öncelikle davalının zamanaşımı definin incelenmesi gerekmiştir. TTK'nın ticari satış ve mal değişimi başlıklı 23. maddesinde, bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla satış ve mal değişimlerinde TBK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. TBK'nın satış sözleşmesinde zamanaşımını düzenleyen 231. maddesi ise, "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmünü haizdir. Somut olayda, davalı satıcı tarafından davacı alıcıya ... satımı konusunda taraflar arasında hukuki ilişki bulunduğu hususu niza konusu olmayıp dosyaya mübrez kayıt ve belgelerin incelenmesinen satım konusu malın 14.10.2022 tarihinde davacı alıcıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda eldeki davaya konu talepler bakımından TBK md. 231'de öngörülen zamanaşımı süresinin, 14.10.2022 tarihinde başlayacağının kabulü gerekmektedir. Taraflarca iddianın ileri sürülüş şekline göre davacı tarafından satım konusu makinenin 14.02.2024, 02.08.2023, 26.12.2023, 25.11.2024 ve 19.02.2025 tarihlerinde teknik servise götürüldüğü ve makinenin bakım/onarım işlemlerinin bir kısmının garanti kapsamında, bir kısmının ise ücretli olarak yapıldığı görülmüş olup somut olayda bu işlemlerin zamanaşımına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu minvalde ise, zamanaşımını kesen sebepler TBK'nın 154. maddesinde sayılmış olup bu sebepler arasında ayıbın varlığı veya ikrarı zamanaşımını kesen nedenler arasında yer almamaktadır (Emsal: ... Karar sayılı ilamı). Dolayısıyla davacının mezkur servis başvuruları ile yapılan işlemlerin zamanaşımına etkisinin bulunmadığı değerlendirilmiştir. Ancak 6325 sayılı Kanun'un 18A madde hükmü gereğince arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durmakta olup davacı tarafından sunulan arabuluculuk son tutanağının incelenmesinden eldeki davada 10.06.2025 ila 24.06.2025 tarihleri arasından zamanaşımının durduğu anlaşılmıştır. Eldeki dava, 06.01.2026 tarihinde ikame edilmiş olup 14.10.2022 tarihinden itibaren zamanaşımının durduğu zaman aralığı da dikkate alındığında, 06.01.2026 dava tarihi itibariyle davacının, satılanın ayıbından doğan davalı sorumluluğa ilişkin eldeki davaya konu taleplerinin TBK md. 231 gereğince zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, 2-Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 732,00-TL ve 1.793,23-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 1.793,23-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 45.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ...başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 31.03.2026 ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/13, K. 2026/13, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-13-e-2026-13-k-8033a0c39593