İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/705 E. 2026/193 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/705
- Karar No
- 2026/193
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/705 Esas KARAR NO : 2026/193
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/08/2021
BİRLEŞEN BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ..... ESAS, ..... KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/01/2022 KARAR TARİHİ : 04/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; ASIL DAVADA: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile Müvekkili ile davalının uzun yıllardır karşılıklı ticari işlemler yaptığını, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini basiretli bir tacire yakışır şekilde kanunlara ve meslek hayatındaki pratiklere uygun olarak yerine getirdiğini, davalı tarafından verilen son sipariş olan Etiket Kesim Silindirinin (Y194-20), gümrükten alınıp, 19.02.2021 tarihinde davalıya teslim edildiğini, bu tarihe kadar ödemelerini zamanında yapan davalının, teslim aldığı ürünlerle ilgili sorun yaşadığını belirterek tamir talep ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin söz konusu silindirleri öncelikle yurtiçinde tamir ettirdiğini, silindirlerden birinde sorunun devam etmesi üzerine silindiri İtalya’da bulunan üretici firmaya gönderdiğini ve üstüne düşen tüm yükümlülüğü oldukça yüksek masraflar ile yerine getirdiğini, bir adet silindirin İtalya’da bulunan üretici firmaya gönderilip, tamir edilip 06.04.2021 tarihinde davalı tarafa teslim edildiğini, davalı tarafın, ürünü test ederek teslim aldığını ve kullanmaya başladığını, davalının teslim edilen ürünü kullandığını ve bu ürün sayesinde para kazandığını, ne TTK ne de TBK’ya uygun olarak bir seçimlik hak talebinde bulunmadığını, müvekkilinin 19.02.2021 tarihinde teslim etmiş olduğu ürünlerin ..... nolu ve 06.04.2021 tarihli faturasını, son ürünün de test edilerek teslim alınması üzerine e-posta yoluyla davalı şirket çalışanı ......’na gönderdiğini ve sadece bir saat sonra şirket yetkilisi .....’ın, faturanın alındığının teyidini müvekkiline bildirdiğini, ürünleri ve faturayı teslim alan davalının, fatura bedelini ödemediğini, devamında başlatılan huzurdaki dava konusu takip sonrasında davalının, 07/06/2021 tarihinde 3.900,00 TL ve 5.857,99 TL olmak üzere toplamda 9.757,99 TL bedelinde iki adet çek vermek suretiyle kısmi ödeme yaptığını, ancak borcunun tamamını ödemekten kaçındığını, Neticede; Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü’nün E. ..... sayılı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının kötü niyeti sabit olduğundan %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini” arz ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile “Müvekkilinin "etiket basımı" işini yapan bir şirket olduğunu, müvekkilinin dava dışı 3. şirket olan ..... Temizlik Ürünleri San. Tic. A.Ş.'den yüksek adetli bir etiket basımı siparişi aldığını, bu etiketleri üretebilmek için gerekli "bıçak"ları davacı şirketten sipariş ettiğini, davacının bıçağı yurt dışındaki tedarikçisinden tedarik ederek müvekkiline teslim ettiğini, teslim edilen üç yollu bıçağın ayıplı olduğu, işlevini yerine getiremediğinin tespit edildiğini, bunun üzerine bıçağı geri alan davacının bıçağı tamir ettireceğini beyan ettiğini, müvekkilinin üretimi yapabilmek için uzun süre bıçağın tamir edilmesini beklemek zorunda kaldığını, müvekkilinin dava dışı şirket olan ..... 'ya karşı zor durumda kaldığını, teslim süresini aşmak zorunda kaldığını ve ticari itibarının zedelendiğini, bıçağın tamir sürecinin makul süreyi aşacak şekilde uzun sürmesinin ardından, 06/04/2021 tarihinde müvekkiline teslim edilmiş olsa da, aynı gün üç yollu bıçağın bir yolunun ayıplı olduğu, bu durumda bu bıçakla hatasız üretim yapılmasının mümkün olmadığı, yani teslim edilen ürünün ayıplı olduğunun tespit edildiğini, bu tespitin davacı şirket yetkilisinin huzurunda yapıldığı gibi, müvekkili tarafından hem 06/04/2021 tarihinde, hem de 08/04/2021 tarihinde satılan ürünün ayıplı olduğu ve müvekkilini zarara uğrattığının davacı tarafa bildirildiğini, aynı bildirimde, müvekkilinin uğradığı zararın bir kısmının da davacı tarafa bildirilerek tazmininin talep edildiğini, gerçekten de üç yollu bıçağın bir yolu hatalı olduğundan, dava dışı ..... için üretilen etiketlerin de ayıplı hale geldiğini ve ..... tarafından müvekkiline iade edildiğini, Davacı tarafın faturaya itiraz edilmemiş olmasının alacak iddiasının varlığına dayanak olarak gösterdiğini, Yargıtay'ın da yerleşik ve istinasız yaklaşımı gereği, salt faturaya itiraz edilmemiş olmasının alacak hakkını doğurmayacağını, fatura, fatura konusu ürünün teslim edildiğini gösterse de, ürünün ayıpsız teslim edildiğine ilişkin bir karine olmadığını, davacının iddiasının aksine, davacı tarafa kısmi ödeme yapılmış olmasının da, davacının alacak hakkının varlığını göstermediğini, davacı tarafa ödeme yapılmasının nedeninin, taraflar arasında önceki yıllara dayanan ticari ilişki geçmişi nedeniyle duyulan güven gereği, ayıp tespiti yapılmadan önce davacı tarafa çek keşide edilmiş olması olduğunu, müvekkilinin ayıplı ürün nedeniyle şu zararlara uğradığını; Üretim aşamasında fire verildiğini ve bu nedenle kullanılan hammaddeler yönünden zarar doğduğunu, Üretilen etiketlerin önemli bir kısmının müvekkiline iade edildiğini ve yeniden üretim yapıldığını, Üretim aşamasındaki fireler ve iade edilen ürünler nedeniyle, müvekkili bünyesinde tam kapasiteyle çalışan makinelerin 6 saati aşkın süreyle boşa çalışmış hale geldiğini, bu yönden de ayrıca zarar oluştuğunu, ayrıca aynı bıçağın yeniden satın alındığını, Neticede; müvekkili şirkete teslim edilen ürün ayıplı olduğundan, müvekkilinin sözleşmeden döndüğünü, bu nedenle davacı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile davanın reddine, dönme beyanı gereği davacı şirketçe alınmış kısmi ödemelerin ticari faizi ile birlikte müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini” arz ve talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile “Müvekkilinin ayıp nedeniyle uğradığı zararların şu şekilde olduğunu; Üretim aşamasında fire verildiğini ve bu nedenle kullanılan hammaddeler yönünden zarar doğduğunu, Üretilen etiketlerin önemli bir kısmının müvekkiline iade edildiğini ve yeniden üretim yapıldığını, Üretim aşamasındaki fireler ve iade edilen ürünler nedeniyle, müvekkili bünyesinde tam kapasiteyle çalışan makinelerin 6 saati aşkın süreyle boşa çalışmış hale geldiğini, bu yönden de ayrıca zarar oluştuğunu, ayrıca aynı bıçağın yeniden satın alındığını, Davalıya gönderilen 13.10.2021 tarihli ihtarname ile ayıptan doğan zararların tazminin talep edildiğini, diğer dava dosyasına sundukları cevap dilekçesinde sözleşmeden dönme hakkını kullandıklarını bildirdiklerini, sadece sipariş konusu etiketlerin üretim sürecinde doğan zararların şu şekilde olduğunu; Bıçakla üç kez üretim yapıldığını, ayıp nedeniyle 260 m2 fire verildiğini, Bıçakla üretilen 222.000 adet etiketin dava dışı şirket tarafından bıçak izi nedeniyle iade edildiğini, 1.973 m2 zarar doğduğunu, Bu süreçte tam zamanlı çalışan makinelerin boşa çalıştığını, 6 saat 40 dak. Üretim zararı doğduğunu, Ayrıca bıçak kullanılamaz durumda olduğundan, aynı üretimi yapabilmek için yeni bıçak sipariş edildiğini, Neticede; bıçak için davalı şirkete ödenen bedelin şimdilik 400,00 TL’sinin ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile tahsilini, müvekkilinin ayıplı ürün nedeniyle uğradığı zararın şimdilik 600,00 TL’sinin zarar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini” arz ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile “Davalı müvekkilinin, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, satılanı süresinde teslim ettiğini, ancak 47,943.89 TL’lik usulüne uygun olarak gönderilen ve davalı tarafça süresinde itiraz edilmeyen faturanın sadece 9.757,99 TL’lik kısmını tahsil ettiğini, davacının sözleşmeye uygun davranmaması nedeniyle, sözleşmeden dönme talebiyle dava ikame etmesinin mümkün olmadığını, TBK’nun 227. maddesi uyarınca, satılanın ayıplı olması durumunda, alıcının 4 seçimlik hakkından sadece bir tanesini kullanabileceğini, bu maddenin 3. fıkrasına göre; alıcı, aşırı bir masraf gerektirmemesi halinde, bütün masrafların satıcıya ait olması kaydıyla satılanın onarılmasını isteyebilir şeklinde olduğunu, davacı iradesini TBK.’nun 227. maddesinde sıralanan 4 seçimlik haktan, satılanın onarılması talebiyle ortaya koyduğunu, basiretli ve dürüst bir tüccar olan davalı müvekkilinin de bu talebe uygun olarak gerekeni fazlasıyla yaptığını, Önce Türkiye’de Birikim Dişli firmasında çalışan ..... isimli ustaya tamirini yaptırdığını, çok kısa bir süre sonra ise malın üretim yeri olan İtalya’da tüm masrafları üretici firma ve davalı müvekkil tarafından yüklenilerek tamir edildiğini, nihayetinde satılanın davacıya tamir edilmiş, eksiksiz ve çalışır biçimde teslim edildiğini, Teslim sırasında davacı firma çalışanları tarafından silindirlerin test edildiğini ve bu silindirlerin sorunsuz çalıştığına onay vermeleri ile teslimatın tamamlandığını, Kabul etmek anlamına gelmemekle birlikte; satılanda bir kusurun tekrar ortaya çıkması halinde, TTK.'nun 23/c maddesinde belirtildiği üzere bu durumun ayıp açıkça ortadaysa 2 gün, değilse 8 gün içerisinde, tekrar TTK.’nun 18/f.3 maddesi uyarınca, noterler aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılan e-posta yolu ile satıcıya bildirilmesi gerektiğini, bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı haklarının da ortadan kalktığını, müvekkiline süresi içerisinde böyle bir bildirim yapılmadığını, dava konusu silindirleri teslim aldıktan aylar sonra 13.10.2021 tarihinde gönderilen ihtarnamenin süresi dışında olduğunu, Neticede; davanın usulden reddine, davacının seçimlik hakkını onarım ile kullanması nedeniyle TBK’nun 227. maddesi ve Yargıtay ..... Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış içtihatları çerçevesinde esastan reddine, tüm yargılama giderleri ile bu giderlerden olan vekalet ücretinin ayrıca AAÜT. 23. maddesi kapsamındaki vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini” arz ve talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, davalıya satılan etiket kesim bıçağına ilişkin fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlatılmış icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Birleşen dava, davalı tarafından satılan etiket kesim bıçağının ayıplı olması nedeniyle satış bedelinin iadesi ve davacının ayıplı ürün nedeniyle uğramış olduğu zararın tahsili istemine ilişkindir. Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün .... Esas Sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Tanık ..... Beyanında: "Ben Birikim Dişli isimli firma çalışanıyım, davacı şirketin sahibi ..... ile iş alışverişi yapmaktayız, bana söylemiş olduğunuz etiket kesim silindirini taşmaya yapmak için bize getirdi, taşlama tezgahında biz paso yaptık, paso dediğimiz işlem bir inceltme işlemidir, getirdiğimde etiket kesim silindirinde salgı vardı, salgı dediğimiz silindirin düz dönmesi gerekirken eğimli dönmesi anlamındadır, bu üründe de yaklaşık olarak % 1 salgı vardı, bizim yapmış olduğumuz paso işlemi salgıyı önlemek amaçlıdır, salgıyı düzeltmez isek düzgün kesim yapılamaz biz bu salgıya düzelterek teslim ettik, bu salgıdaki hatanın üretim sırasında kullanılan bıçaktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilmiyorum, ürün geldiğinde hatalı değildi, ufak bir salgı vardı, biz de onu düzelterek tekrardan teslim ettik, yapılan tamirat işleminin ürün İtalya'ya gidip gitmeden önce olup olmadığını bilmiyorum, hangi tarihte bu işlemi yaptığımızı hatırlamamaktayım" beyanında bulunmuştur. Tanık ..... Beyanında: "Ben davacı şirketin sahibiyim, etiket kesim silindirinde problem olunca ben tamir ettirdim, buradaki problem etiketle beraber altındaki kağıdın da kesilmesiydi, yaklaşık 2-3 cm bir yeri de kesilmekteydi, bunun üzerine ben davalı tarafa tekrardan tamir ettirmek için teklifte bulundum, ancak müşterilere etiket basımı yapmaları gerektiğini söylediler ve ürünü kullandılar, etiketler kontrol edilince böyle bir problem çıktı, silindirde tekrardan hata olduğunu söylediler, 2-3 gün sonra gelip bıçağı (etiket kesim silindirini ) alır İtalya'ya gönderirsin dediler, daha sonra tamir için silindiri 2. Kez tamire gönderdim, ancak bu arada onların teklifimi kabul etmeyip üretim yaptılar, müşteriler iade etmeye başladı, bunu da yansıtma faturası ile bana yüklemeye çalıştılar, ben onlara tamir ettirildikten sonra etiket yapmaları gerektiğini söylememe rağmen ürünü kullandılar, bu nedenle benim bu ürünün kullanılmasından yana bir kusurum bulunmamaktadır, 2. Kez tamire gönderdiğimde hatasız olarak çalıştı, 2. Kez tamirde de etiket kesim silindirinin ucunu bileylediler, davalı firma benim uyarılarıma rağmen ürünleri kalite kontrolünden geçirmeden yahut geçirip dikkat etmeden müşterilerine gönderdiler, burada benim herhangi bir kusurum yoktur, Ben ürün teslim edilirken oradaydım, etiket yapan firmaların genelde siparişleri büyük olmaktadır, bu nedenle siparişi yetiştirmek amaçlı ürünü alıp almadıklarını bilmiyorum, sürekli bana acele acele teslim almak istediklerini söylediler, bu sürecin uzamasının tek sebebi pandemidir, bu tür işlerde 2 mikron dahi çok önem taşımaktadır, ben davalı şirkete bu hususu söyledim, ona rağmen teslim almak istediler" beyanında bulunmuştur. Tanık ..... Beyanında: "Ben davacı şirketin firma ortağıyım, ürün geldikten sonra davalı tarafa biz hemen teslim ettik, üründe hata olduğunu söylediler, bunun üzerine biz ..... götürerek taşlama tezgahında paso yaptırdık, üründeki hatanın devam etmesi nedeniyle biz ürünü aldığımız ülkeye İtalya'ya geri gönderdik, pandemi şartlarına rağmen hızlıca ürün gitti ve geri geldi, yeniden davalı tarafa ürünü kontrol ederek teslim ettik, üründeki hata 3-4 mikronluk bir hatadır, bu nedenle bizim göz ile görebileceğimiz nitelikte değildir, ancak ve ancak üretim yapılma aşamasında fark edilebilir, üretim yapılırken davalı tarafın bize üründe hata olduğunu söylemesi üzerine konuştuğumuzda ..... Bey bize ürünü her ne kadar hatalı da olsa üreten çalışanının dengeleyerek bu hatayı giderip ürünlerini yetiştirmesi gerektiğinden bahsetti ve o sırada bizim ürünü tamir için almak istememize rağmen kendilerine yapılan ön ödemelerin de iadesi ile ürünü alabileceğimizi, tamir ettirebileceğimizi söylememize rağmen ürünü bize teslim etmeyerek bu süreçte üretim yaptılar, daha sonra bize tamir edilmek üzere silindiri teslim ettiler, bize böyle bir silindiri yerli olarak üreteceklerini, bize tamir ettirecekleri silindiri de yedekte tutacaklarını söyledi,, bunun üzerine biz tekrardan ürünü İtalya'ya gönderdik, İtalya'dan döndüğünde ürün kusursuz olarak çalışmaktaydı, Davalı tarafa biz ürünü iadesi şartlarını konusunda teklifte bulunduk, ancak kendileri kabul etmedi, tamir masraflarını da biz karşıladık, ..... Beye ürünün pasolanması için göndermemiz, ürünün ilk tamir için İtalya'ya gitmesinden öncedir, ben davacı şirket sahibinin oğluyum, aynı zamanda da şirket ortağıyım" beyanında bulunmuştur. Dosyaya sunulan 31/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Söz konusu bıçakların, keşif esnasında yapılan inceleme neticesinde, mevcut durumda ayıplı olmadığı, dosya içeriğindeki belge/bilgi dahilinde; İlk etapta sorunlu olan bıçaklar üzerinde revizyon ile sorunların giderildiği, Dosya içeriğindeki belge/bilgi dahilinde; Bıçakların revizyonu öncesi bir miktar hatalı ürün üretimi yapıldığı anlaşılmış olsa da, davacı-karşı davalının zarar iddialarına ilişkin olarak işbu rapor tarihine kadar tarafımıza bir bilgi ve belge sunulmadığı, Davacı ve davalı ticari defterlerinin incelenmesi ve yanlış kayıtlarında düzeltilmesi neticesinde, icra takip tarihinde davacı-karşı davalı ..... Etiket’in davalı-karşı davacı ..... Kağıt’dan 37.858,93 TL alacaklı olduğu, Davalının takip tarihinden sonra davacıya 07.06.2021 tarihinde 9.757,99 TL ödeme yaptığı, yapılan ödemenin öncelikle faiz + fer’ileri ve vekalet ücretine mahsup edilmesi neticesinde ise 07.06.2021 tarihi itibari ile davacının 31.459,26 TL alacağı kaldığı, (ödeme 07.06.2021 tarihinde yapıldığından, artık bundan sonraki faiz başlangıç tarihi 07.06.2021 tarihidir) Davalı karşı davacının zarar iddiaları yönünden gerek zarar iddialarını ispatlar bir delil sunulmaması, gerekse delil sunulması halinde de bu delillerin değerlendirilmesi için heyetimizde matbaacılık konusunda uzman bir bilirkişi olmaması nedeniyle, herhangi bir değerlendirme yapılamadığı tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan 31/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda; İlk olarak dava konusu etiket üretim makinesi üzerinde ön incelemeler yapılmış (makine temel ayarları, hız, basınç, bıçak ayarı) olup makinenin söz konusu etiket üretimi için uygunluğu kontrol edilmiş ve onaylanmıştır. Ardından ilgili makinede hem dava konusu bıçak (davacı taraf tarafından temin edilen) ile hem de daha sonra davalı taraf tarafından başka bir firmadan temin edilen bıçaklar ile üretim yapılması istenmiş ve üretim gerçekleşmiştir. Üretim sırasında makine hızı ve basınç gibi ayarlar sabit tutulmuştur. Bu ayarlar 44 bar basınç ve 40 metre dakika hızdır. Üretim sonucunda davacı taraftan temin edilen bıçaklar ile yapılan üretimde tamamında olmamakla birlikte tekrar eden/belirli aralıklarda alt tabaka (taşıyıcı) da kesikler olduğu görülmüştür (Görsel 1). Diğer bıçakta (başka firmadan temin edilen ve aynı üretim için kullanılan) ise herhangi bir şekilde alt tabaka (taşıyıcı) da kesik görülmemiştir. Her iki bıçakta da üst tabaka (şeffaf film/etiket) kesiminde fark yoktur. Alt tabaka yada taşıyıcı olarak tabir edilen bölümdeki kesiklere gelince, üretimin bu aşamasında problem yok gibi görülmesine rağmen, bir sonraki aşamada yani etiketin son ürün/nihai ürün aşamasına geçtiği yerde (başka bir firma/müşteri) sektörde etiket aplikatörü olarak anılan yani bahsi geçen ürünün son nihai ürüne uygulandığı yerde makine üzerinde çalışırken (otomatik yapıştırma/uygulama) tabakalardan ayrılırken problem çıkaracaktır. (tabakadan düzgün ayrılmama yada alt tabakanın da kesik nedeniyle kopması yada yırtılması). Bahsi geçen durumun yaşanması makine durmasına sebep olur. Burada ciddi zaman kaybı yaşanması muhtemel olabilir, ayrıca metrelerce etiketin bozulma/durma nedeniyle fire olarak kullanılmaz hale gelmesine neden olabilir. Problemli ve problemsiz kesimlere ait fiziksel örnekler dava dosyasına eklenmiştir. 04/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davalının ödeme emrinin tebliğinden önce yapmış olduğu ödemelerin TBK 100 md. Gereği öncelikle faiz fer'ilerine mahsup edilmesi neticesinde, ödeme tarihi olan 07.06.2021 tarihinde davacının asıl alacak olarak davalıdan 34.864,49 TL alacaklı olduğu, Sayın Mahkemenizce davacı alacağının dava tarihi itibari ile hesaplanması gerektiğine kanaat edilmesi halinde ise dava tarihinde davacının davalıdan 34.864,49 TL asıl alacak * 1.247,96 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.112,45 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. 17/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Dava konusu etiket basım makinesi, 28.12.2025 tarihinde, davalı firmanın tesislerinde, her iki taraf ve vekilinin de hazır bulunduğu halde, heyetimizce incelenmiştir. İlgili görseller, bu raporun ekinde verilmektedir. Davacı firmanın, davalı firmaya temin ettiği bıçak, basım makinesine monte edilerek 45 bar basınç, 40 m/dak hız şartlarında üretim yapılmıştır. Yapılan üretimde, rulonun belirli kısımlarında alt tabakanın da kesildiği tespit edilmiştir. Davalı firmanın, farklı bir firmadan temin ettiği bıçak ile, aynı üretim şartlarında üretim yapılmıştır. Yapılan üretimde rulo alt tabakasında herhangi bir kesik meydana gelmediği tespit edilmiştir. Dosya içerisinde verilmiş olan bilgilerden, bu bıçakla yapılmış olan ve davalı tarafından dava dışı şirket Sapro için üretilmiş olan etiketlerin bu sorundan ötürü davalı firmaya iade edildiği anlaşılmaktadır. Heyetimiz 31.10.2023 tarihli, M.Ü. Uygulamalu Bilimler Fakültesi, Basım Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Bilirkişi Prof. Dr. ..... imzalı bilirkişi raporundaki tespitlere iştirak etmektedir. Dava konusu bıçak, bu haliyle üretimde kullanılamaz, zira üretilen etiketlerin son kullanıcıda, kullanıcı ürünlerinin üzerine yapıştırma süreci esnasında otomatik işlemlere uygun olmayacağı aşikardır. Davacı tarafından davalıya temin edilmiş olan bıçağın ayıplı olduğu, üretimde kullanılamayacağı tespit edilmiştir. 09/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasındaki ilişkinin ticari satış olduğu, satış sözleşmesi ile satılan malın zilyetlik ve mülkiyetinin davalı alıcıya geçtiği, Dava dosyasında mevcut bulunan ihtarnamede sözleşmeden dönüldüğü konusunda bir beyan bulunmadığı, alıcı davacının sözleşmeden dönmediğinin kabulü halinde bedel iadesi talep edebilmesinin mümkün olmadığı, asıl davada cevap dilekçesinin 2. sayfasında 2. madde 3. paragrafında alıcı tarafından sözleşmeden dönüldüğü beyan edilmiş olup, birleşen davada dava dilekçesinin 3. sayfasında 3 ve 4. maddelerinde sözleşmeden dönüldüğünün belirtildiği, Sözleşmeden dönme hakkının kullanılabilmesi için satılanın önemli derecede sözleşme ilişkisinin devam etmesini anlamsız kılacak derecede ayıplı olması gerektiği, sayın mahkemeye sunulan 17.03.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda makinenin üretimde kullanılamayacağı yönündeki teknik değerlendirmenin yerinde olduğunun kabulü halinde davacının sözleşmeden dönme hakkının olduğu, TBK md 229/1 gereğince satılanı satıcıya geri verme yükümlülüğü olduğu iş bu yükümlülüğün karşılığında da ödemiş olduğu bedeli faizi ile talep edebileceği ve ayıplı maldan doğan zararların giderilmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, dosya kapsamında alıcı tarafından satılanın satıcıya teslim edildiğine ilişkin bilgi ve belge olmadığı iş bu nedenle faiz talep edilemeyeceği, Birleşen dosyada davalı tarafından davacıya 06.04.2021 tarihli “etiket kesim silindiri Y-194-20” açıklamalı 57.942,31 TL (5.788 Euro) fatura düzenlendiği, dosyaya 07.06.2021 tarihinde 9.757,99 TL tahsilat makbuzu sunulduğu, icra takip tarihi itibariyle 37.681,20 TL ödeme yapılmış olduğu, iş bu ödemelerin bir kısmının başka faturalara ilişkin olduğu dikkate alınarak carideki borç tutarı fatura tutarından düşüldüğünde 57.942,31-37.858,93=20.083,38 TL’lik ödemenin iş bu dava konusu bıçağa ilişkin yapıldığının kabulü halinde 07.06.2021 tarihindeki 9.757,99 TL’lik ödeme ile birlikte birleşen dosyada davacı tarafından davalıya toplam 29.841,37 TL ödeme yaptığı, Birleşen dosyada dava dışı ..... Temizlik Ürünleri San. Tic. A.Ş. tarafından davacıya 25.03.2021 tarihli 51.116,18 TL ve 07.05.2021 tarihli 56.582,42 TL tutarlarında iade faturası kesildiği, uzmanlık alanımız olmamakla birlikte davalı/karşı davacı tarafından tazmini istenen zarar kalemlerine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı tespit edilmiştir. Borcun gereği gibi ifası, yalnızca edimin fiilen yerine getirilmesinden ibaret değildir; aynı zamanda ifanın tarafları, zamanı, yeri, miktarı ve niteliği bakımından sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirilmesini gerektirir. Bu kapsamda ifa, hem objektif hem de sübjektif unsurları bünyesinde barındıran bir kavramdır. Objektif unsur, edimin borç ilişkisinde kararlaştırıldığı şekilde yerine getirilmesi iken; sübjektif unsur, borçlunun ifayı dürüstlük kuralına uygun biçimde gerçekleştirmesidir. Öğretide “gereği gibi ifa” kavramı, borçlanılan edimin eksiksiz ve sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmesini ifade etmekte olup, bu şartların gerçekleşmemesi hâlinde ifa olgusundan değil, ifa etmeme veya gereği gibi ifa etmeme hâlinden söz edilir. Bu ayrım, borçlunun sorumluluğunun belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesi, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde borçlunun sorumluluğunu düzenleyen temel normdur. Söz konusu hüküm, kusur karinesi esasına dayanmakta olup borçluya yüklenen sorumluluğun objektif nitelik taşıdığı kabul edilmektedir. Buna göre borçlu, borcun ifa edilmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlü olup ancak kusursuzluğunu ispat ettiği takdirde sorumluluktan kurtulabilir. Öğretide bu düzenleme, borçlunun edimini ifa borcu yanında alacaklının menfaatini koruma yükümlülüğünün de bulunduğunun bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Nitekim sözleşme ilişkisi yalnızca edimin yerine getirilmesiyle sınırlı olmayıp, tarafların karşılıklı güven ve menfaatlerini koruyan bir hukuki bağ niteliği taşımaktadır. Eksik ifa ise sözleşme veya dürüstlük kuralı gereği yapılması gereken işlerin bir kısmının hiç yapılmaması ya da kararlaştırılan kapsamda tamamlanmaması hâlini ifade eder. Eksik ifada edim nicelik bakımından eksikken, ayıpta edim yerine getirilmiş olmakla birlikte niteliksel bir bozukluk söz konusudur. Bu ayrım, alıcının seçimlik haklarının belirlenmesi ve satıcının sorumluluğunun kapsamının tespit edilmesi açısından belirleyici bir rol oynar. Ayıp kavramı, satış sözleşmesinin merkezinde yer alan ve satıcının sorumluluğunu doğuran temel unsurlardan biridir. Ayıp, satılan malın sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımaması veya objektif olarak bulunması gereken özelliklerden yoksun olması şeklinde tanımlanır. Ayıp değerlendirmesi yapılırken öncelikle tarafların açık irade beyanları dikkate alınmakta, açık bir düzenleme bulunmayan hâllerde sözleşmenin yorumu ve dürüstlük kuralı esas alınmaktadır. Bu yaklaşım, sözleşme özgürlüğü ile dürüstlük kuralı arasındaki dengeyi korumayı amaçlamaktadır. Nitekim taraflar belirli özellikleri açıkça kararlaştırmışlarsa, malın bu özellikleri taşımaması doğrudan ayıp olarak kabul edilir; sözleşmede açık hüküm bulunmadığı hâllerde ise malın objektif kullanım amacına uygunluğu esas alınır. Türk Borçlar Kanunu’nun 219 ve devamı maddelerinde satıcının ayıptan sorumluluğu ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Satıcının sorumluluğu, yalnızca vaat edilen niteliklerin bulunmamasıyla sınırlı olmayıp, malın normal kullanım amacına elverişli olmaması hâlini de kapsar. Bu düzenleme, modern tüketim ve ticaret hukukunun koruyucu yaklaşımıyla uyumludur. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğabilmesi için doktrinde ve uygulamada birtakım maddi ve şekli koşulların varlığı aranır. Bunlar arasında malın teslim edilmiş olması, malda ayıp bulunması, ayıbın hasarın alıcıya geçtiği anda mevcut olması, alıcının ayıbı bilmemesi ve gözden geçirme ile ihbar yükümlülüklerini yerine getirmesi sayılabilir. Açık ayıp, basit bir inceleme ile fark edilebilen niteliksel bozuklukları ifade ederken; gizli ayıp, teslim anında mevcut olmakla birlikte olağan inceleme ile fark edilemeyen ve kullanım sırasında ortaya çıkan kusurları ifade eder. Satıcının ayıptan sorumluluğunu ortadan kaldıran sorumsuzluk anlaşmaları TBK m.221 kapsamında belirli şartlara bağlanmıştır. Satıcının ağır kusuru hâlinde sorumsuzluk kayıtları geçersizdir. Ayrıca hasarın alıcıya geçiş anı da sorumluluğun belirlenmesinde önemlidir; taşınır satışlarında hasar kural olarak zilyetliğin devriyle alıcıya geçse de teslimden önce mevcut gizli ayıplar bakımından satıcının sorumluluğu devam eder. Alıcının gözden geçirme ve ihbar külfeti ise ayıptan sorumluluğun şekli şartları arasında yer alır. TBK m.223’e göre alıcı, teslimden sonra malı makul süre içinde incelemeli ve ayıp tespit ettiğinde satıcıya bildirmelidir. Ticari satışlarda TTK m.23 hükümleri uygulanmakta olup, uygulamada garanti süresi içinde yapılan servis başvurularının ihbar niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Ayıplı mal hâlinde alıcının sahip olduğu seçimlik haklar TBK m.227’de düzenlenmiştir. Bu haklar sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değiştirme olarak belirlenmiş olup seçimlik hakkın kullanımı dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilir. Sonuç olarak ifa kavramı ile ayıp sorumluluğu arasındaki ilişki, borçlar hukukunun sistematiği içerisinde önemli bir yer tutar. Gereği gibi ifa edilmemiş bir edim ayıplı ifa niteliği taşıyacağından satıcının sorumluluğu doğar ve somut olayın teknik özellikleri ile sözleşmesel beklenti birlikte değerlendirilerek sonuçlandırılır. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünüde; taraflar arasındaki satış sözleşmesi kapsamında asıl davada davacı satıcı tarafından davalı alıcıya etiket kesim bıçağının teslim edildiği, ancak makinedeki bıçağın teslimden itibaren sözleşmede vaat edilen üretim performansını sağlayamadığı dosya kapsamı ile sabittir. Davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde, mali yönden yapılan değerlendirme sonucu icra takip tarihinde davacı-karşı davalı ...... Etiket’in davalı-karşı davacı .... Kağıt’dan 37.858,93 TL alacaklı olduğu, davalının takip tarihinden sonra davacıya 07.06.2021 tarihinde 9.757,99 TL ödeme yaptığı, yapılan ödemenin mahsup edilmesi neticesinde 07.06.2021 tarihi itibari ile davacının 31.459,26 TL alacağı bulunduğuna ilişkin değerlendirme yapılmış ise de dosyada bulunan kayıtlar, taraf beyanları ve teknik yönden yapılan bilirkişi incelemeleri birlikte değerlendirildiğinde davalı/karşı davacıya teslim edilen bıçağın ayıplı olduğu dosya kapsamındaki mevcut bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki satış sözleşmesinin ekonomik amacı, alıcının üretim yapabileceği fonksiyonel bir etiket kesim bıçağının teslimidir. Söz konusu ürünün teslimden sonra yapılan basımda tekrar eden/belirli aralıklarda alt tabakada (taşıyıcı) kesikler olduğu, bıçağın gereğinden fazla kesim yaptığı anlaşıldığından teknik müdahale gerektirmesi karşısında, ifanın gereği gibi gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Dosya kapsamında davacının bıçağı davalıya teslim ettiği, teslim edilen üç yollu bıçağın ayıplı olması nedeniyle işlevini yerine getiremediği, bunun üzerine bıçağı geri alan davacının bıçağı tamir ettidiğini beyan ettiği, daha sonra tekrar davalıya teslim edildiği ancak bıçağın kullanımında düzensiz kesikler yaptığı anlaşıldığından "onarım" seçeneğinin bıçak için işlevsiz kaldığı anlaşılmıştır. Bu durum TBK m.219 anlamında ayıplı ifa niteliğinde olup, satıcının ayıptan doğan sorumluluğunu doğurur. TBK m.227 kapsamında seçimlik hakların değerlendirilmesinde, bıçağın tekrar eden arızalarına rağmen sözleşmede vaat edilen üretim performansına ulaştırılamaması, ayıbın esaslı nitelikte olduğunu göstermektedir. Alıcı, başlangıçta bıçağın onarılmasına izin vermiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, "onarım hakkı" bir kez kullanıldıktan sonra sonuç alınamazsa veya ayıp tekrar ederse, alıcı diğer seçimlik haklarına (özellikle dönme hakkına) geri dönebilir. Bu durumda, sözleşmenin ayakta tutulması alıcıdan beklenemez. Ayıbın basit onarım veya bedel indirimi ile giderilemeyecek derecede olması ve sözleşmenin ekonomik amacını ortadan kaldırması nedeniyle, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının dürüstlük kuralına uygun olduğu kabul edilmiştir. Bu kapsamda bıçağın iadesi ile birlikte ödenen bedelin geri verilmesi yönündeki talep yerinde görülmüştür. Tüm dosya kapsamı ve teknik incelemeler birlikte değerlendirildiğinde; asıl davada davacı tarafından davalıya satılan etiket kesim bıçağına ilişkin ödenmeyen fatura alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yönelik davalının itirazının iptali talep edilmiş ise de söz konusu bıçağın ayıplı olması ve üretimde kulanılamaz halde olması nedeniyle asıl davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden ise sözleşmeden dönme hakkının kullanılabilmesi için satılanın önemli derecede sözleşme ilişkisinin devam etmesini anlamsız kılacak derecede ayıplı olması gerekir. Somut olayda da bıçağın üretimde kullanılamayacağı açık olduğundan davacının sözleşmeden dönme hakkının olduğu, TBK md 229/1 gereğince satılanı satıcıya geri verme yükümlülüğü olduğu iş bu yükümlülüğün karşılığında ödemiş olduğu bedeli faizi ile talep edebileceği ve ayıplı maldan doğan zararların giderilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. İş bu nedenle dönme beyanının karşı tarafa ulaştığı andan ve satılanın satıcıya iadesinden itibaren faiz talep edilebileceği anlaşılmıştır. Birleşen dosyada davalı tarafından davacıya 06.04.2021 tarihli “etiket kesim silindiri Y- 194-20” açıklamalı 57.942,31 TL (5.788 Euro) fatura düzenlendiği görülmüştür. Dosyaya 07.06.2021 tarihinde 9.757,99 TL tahsilat makbuzu sunulduğu, icra takip tarihi itibariyle 37.681,20 TL ödeme yapılmış olduğu görülmüştür. İş bu ödemelerin bir kısmının başka faturalara ilişkin olduğu dikkate alınarak carideki borç tutarı fatura tutarından düşüldüğünde 57.942,31-37.858,93=20.083,38 TL’lik ödemenin iş bu dava konusu bıçağa ilişkin yapıldığı anlaşılmakla 07.06.2021 tarihindeki 9.757,99 TL’lik ödeme ile birlikte birleşen dosyada davacı tarafından davalıya toplam 29.841,37 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Birleşen davada dava dışı ..... Temizlik Ürünleri San. Tic. A.Ş. tarafından davacıya 25.03.2021 tarihli 51.116,18 TL ve 07.05.2021 tarihli 56.582,42 TL tutarlarında iade faturası düzenlendiği anlaşılmıştır. Birleşen davada davacı tarafından tazmini istenen zarar kalemlerine ilişkin dosya kapsamında belge ve delil bulunmadığı, sözleşmeden dönme hakkı kullanıldığında menfi zararın talep edilebileceği, müspet zararın talep edilemeyeceği anlaşıldığından dava konusu etiket üretim makinesi bıçağının ayıplı olduğunun tespitine, davacı tarafça kullanılan sözleşmeden dönme hakkının kabulüne, dava konusu makinenin davalıya iadesi ile aynı anda ifa ve teslim şartı ile; davacı tarafından ödenen 29.841,37 TL'nin iade tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının, fazlaya ilişkin talebinin reddine ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; ASIL DAVADA: Davanın REDDİNE, 1-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 732 TL karar ve ilam harcının 458 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 274 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 38.185,90 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5- HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, BİRLEŞEN DAVADA: 1-)Davanın Kısmen KABULÜ, Kısmen REDDİ ile; Dava konusu etiket üretim makinesi bıçağının ayıplı olduğunun TESPİTİNE, davacı tarafça kullanılan sözleşmeden dönme hakkının KABULÜNE, dava konusu makinenin davalıya İADESİ İLE AYNI ANDA İFA VE TESLİM ŞARTI İLE; a-)Davacı tarafından ödenen 29.841,37 TL'nin iade tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, b-) Davacının, fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Alınması gerekli 2.038,50 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile 1.957,80 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 80,70- TL başvuru harcı, 80,70 TL peşin nispi harç, 11,50-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 172,90- TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 29.841,37 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, Bilirkişi ücreti toplamı 7.320 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.096,27 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Taraflarca yatırılıp harcanmayan masrafın karar kesinleştiğinde iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/03/2026
Katip ...... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır
"iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."