İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/321 E. 2026/497 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/321
- Karar No
- 2026/497
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/321 Esas - 2026/497 T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN ... GEREKÇELİ KARAR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/321 KARAR NO : 2026/497
BAŞKAN : ... ÜYE :... ÜYE : ... KATİP : ....
DAVACI : ..... VEKİLLERİ : Av...... Av. .... DAVALI : 1- ... ... VEKİLİ : Av... DAVALILAR : 2- ... .... 3- ... ... ...... VEKİLİ : Av. .....
DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası DAVA TARİHİ : 24/04/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 G.K.YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2026
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA : Davacı vekili iddiasında özetle; Müvekkili Banka ile dava dışı ... Motors Otomotiv Ticaret Anonim Şirketi arasında imzalanan kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, akdedilen sözleşmeleri davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, bu nedenle borcun tamamından asıl borçlu gibi sorumlu olduklarını, asıl borçlu firmanın sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin Bankaya verdiği yetkiye istinaden kredi sözleşmesi feshedilerek, hesap kat edilip Beşiktaş 13. Noterliğinin 06.02.2025 tarih .... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, bu ihtarname ile borcun tebliğ tarihinden itibaren 1 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiğini, süresi sonunda borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün 2025/43434 E, sayılı dosyasına kayden icra takibine geçildiğini, davalılar tarafından borcun tamamına, faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edilmesi nedeniyle hakkındaki icra takibinin durduğunu, dava şartı olarak arabuluculuk müessesesine başvuruda bulunulmasına karşın anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazlarının haksız ve yersiz olduğunu, zaman kazanmaya ve takibi sürüncemede bırakmaya ve mal kaçırmaya yönelik ve kötü niyetli olduğunu belirterek, davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına ve davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA : Davalı ... ... vekili savunmasında özetle; Davacı Banka tarafından müvekkilinin kefil sıfatı ile borçlu olduğu iddia edilse de, müvekkilinin kefil olarak imzasının bulunduğu bütün Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklı borçların ödenmiş olduğunu, iddia edilen borcun mevcut olmadığını, müvekkili açısından geçerli bir kefalet bulunmamakla birlikte bir an için geçerli bir kefaletin bulunduğu kabul edilse dahi müvekkilinin şirket ortaklığından tüm paylarını eski ortağı ... ... ...'e 22.12.2023 tarihinde devrettiğini, bu durumun 11.01.2024 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını ve davacı bankaya bildirildiğini, bu tarihten sonra kullandırılan kredilerin hiçbirinden müvekkilinin herhangi bir şekilde sorumluluğunun bulunmadığını, bu durumun davacıya ihtar edilmesi zorunluluğu olmamasına rağmen, müvekkili tarafından KEP aracılığıyla gönderilen mail ile bildirildiğini, ayrıca müvekkiline davacı Banka tarafından daha önce gönderilen Beşiktaş 13. Noterliğinin 06.02.2025 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamede müvekkilinin sorumlu olduğu tutarın davacı tarafından yaklaşık 24.312.000,00 TL olarak belirtilmiş olmakla birlikte, davacı tarafça daha sonra yalnızca 5.095,870,84 TL tutarındaki borçtan sorumlu tutulduğunu, borcun yapılandırıldığını ve yapılandırma ile kefilliği sona eren müvekkilinin haksız şekilde borçtan sorumlu tutulmaya çalışıldığını, kabul anlamına gelmemek üzere hala süren bir kefalet ilişkisi olsa dahi kefilden BSMV talep edilemeyeceğini, davacı tarafça her ne kadar müvekkiline gönderilen ihtarname dosyaya ibraz edilmiş olsa da kötü niyetli davranılarak müvekkilinin ihtarnameye cevap ve itiraz dilekçelerinin dosyaya sunulmadığını, davacı banka tarafından gönderilen kat ihtarının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, ihtarın sözleşmede yazılı olan adrese gönderilmesi halinde geçerli olacağını, ancak müvekkiline yapılan ihtarın ise UETS adresine gönderildiğini, bu nedenle somut olayda davacı banka tarafından usulüne uygun tebligat yapılmadığı için 6098 sayılı TBK'nın 586. Maddesi koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceğini, dosyada müvekkilinin imzasının bulunduğu iddia edilen kefalet sözleşmesinin soyut, muğlak ve geçersiz olduğunu, söz konusu kefalet sözleşmesinin borç miktarını ve müvekkilinin hangi bedele kadar sorumlu olduğu hususlarını içermediğini, asıl borçlu ile davacı banka arasında yapılan yapılandırma/yenileme sözleşmesi akdedilmiş olup söz konusu sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını ve yeni sözleşme ile eski tarihli kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcun sona erdiğini, 6098 sayılı TBK'nin 133. ve 134. maddelerinde düzenlenen yenilemenin borcu sona erdiren nedenlerden biri olduğunu, müvekkilinin imzasının bulunmadığı yapılandırma sözleşmesine istinaden 03.09.2024 tarihinde kullandırılan krediden sorumluluğunun bulunmadığını, iddia konusu borcun vadesinin gelip gelmediğinin belli olmadığını, bankanın önceden ve tek taraflı olarak düzenlediği Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri yorumlanırken, zayıf olanın korunması prensibine bağlı olarak açık veya anlaşılır olmayan ifadelerin kredi kullanıcısı lehine yorumlanması gerektiğini, bu nedenle inceleme yapılırken sözleşme maddelerinin zayıf konumda olan müvekkili lehine yorumlanarak inceleme yapılması gerektiğini, davacı bankaya borcunun bulunmadığı hususunun kesinleşmesi amacıyla her ne kadar davalı banka tarafından icra takibi başlatılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmuş olsa da davalı bankanın arabuluculuk aşamasında anlaşmaya yanaşmadığı gibi derhal müvekkili aleyhine icra takibi başlatarak kötü niyetli davrandığını, davalı bankanın müvekkilinin kefil olarak sorumluluğunun sona erdiğini bilmesine karşın halen müvekkiline karşı cebri icra yoluna başvurup ihtiyati haciz kararı alarak, müvekkilini mağdur ettiğini, müvekkilinin avukat olup mesleki amaçla kullandığı hesabına dahi haciz konulduğunu, adeta mesleğini yapamaz hale gelen, itibarı zarar gören müvekkilinin maddi ve manevi olarak yıprandığını, tüm bu nedenlerle davacının bir banka olduğu da göz önüne alınarak asgari % 20'lik sınırdan uzaklaşılarak davacı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin yeni sözleşme ile kefalet ilişkisi bulunmadığı ve imzasının bulunduğu kredi borçlarının ödendiği nazara alınarak haksız ve mesnetsiz davanın borca taraf olmayan müvekkili açısından reddine, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, işbu dava sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davacıdan alınarak müvekkiline verilmesine talep etmiştir. Davalı ... ... ... ve ... ... vekili savunmasında özetle; Asıl borçlu şirketin borcunun bulunmadığını, şirketin 5 adet gayrimenkulünü bankaya devretmek ve nakit ödeme yapmak suretiyle bankaya olan borcunu fazlasıyla ödediğini, asıl borçlu şirkete ait taşınmazların cebri icra tehditi altında çok düşük bedellerle devralındığını, kredi ve rehin sözleşmelerinin geçerli olmadığını, fahiş faiz oranlarının geçerli olmadığını, geçerli bir kefaletin bulunmadığını, müvekkili ... ...'nin evli olduğu halde eş rızasının alınmadığını, müvekkili ... ... açısından geçerli bir kefaletin varlığı kabul edilse dahi müvekkilinin şirket müdürlüğünden 27.12.2023 tarihinde ayrıldığını ve bu durumun 09.01.2024 tarihinde ticari sicil gazetesinde yayınlanıp Bankaya bildirildiğini, bu tarihten sonra kullandırılan kredilerin hiçbirinden müvekkilinin herhangi bir şekilde sorumluluğu bulunmadığını, Bankanın yapılan ödemeleri müvekkillerinin iradeleri ve talimatları dışında keyfi olarak başkaca kredi hesaplarına tahsil etmiş olmasının, müvekkili ... ...'ün sorumluluğunun bittiği gerçeğini değiştirmeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere geçerli bir kefalet ilişkisi olsa dahi kefilden BSMV talep edilemeyeceğini, dava konusu alacağa ilişkin verilen ihtiyati haciz kararının itiraz neticesinde ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/122 D.İş sayılı dosyasının 22.05.2025 tarihli kararı ile kaldırıldığını belirterek, davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak bankanın başlattığı icra takibine, davalı/borçluların yaptığı itirazın iptali davasıdır. İtirazın iptali davasının İİK'nun 67/1. maddesine göre 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Deliller; Tarafların dayandığı tüm deliller, icra dosyası, takip dayanağı kredi sözleşmeleri, banka kayıtları getirtilmiş, bankacı bilirkişinin, banka kayıtlarını inceleyerek düzenlediği rapor dosyaya sunulmuştur. Somut olayda, iddia, savunma, tüm deliller ve dosya kapsamına uygun, denetlenebilir mahiyette olan bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar birlikte değerlendirildiğinde; Davacı Banka ile dava dışı ... Şirketi arasında 06.01.2023 tarihinde 30.000.000,00.-TL tutarında Kredi Genel Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede davalı ... ... ..., ... ... ve ... ...'ın 60.000.000,00 TL üzerinden müteselsil kefaletlerinin mevcut olduğu, kefalet sözleşmesinde, kefalet limiti, kefalet tarihi ve kefaletin müteselsil olduğu hususları kefillerin el yazısı ile yazılmak suretiyle akdedildiği, sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle davalı ... ... ... ve davalı ... ...'ın şirket ortağı olması sebebiyle kefaletlerine ilişkin olarak eş muvafakati alınmasına yasal gerek bulunmadığı, davalı ... ...'ün ise sözleşmenin imzalandığı tarihte bekar olduğu, bu nedenle eş muvafakatinin bu davalı için söz konusu olmadığı, davalı kefillerin kefaletinin usulüne uygun ve Türk Borçlar Kanunu'nun 586. Maddesinde yazılı yasal şartları taşıdığı anlaşılmıştır. Dosyada bulunan sicil kayıtlarında yer alan bilgilere göre; Davacı şirketin, davalı ... ...'ün tek ortaklığı ve 100 paya karşılık 50.000.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, 30.12.2022 tarihli 2022/001 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile, ... ...'ün şirketteki 50 adet hissesini 25.000.000,00 TL karşılığı davalı ... ... ...'e ve 50 adet hissesini 25.000.000,00 TL karşılığı davalı ... ...'a devrettiği, ... ...'ün Yönetim Kurulu Başkanı olarak atanmasına karar verildiği, bu devir sonucunda ... ... ... ve ... ...'ın %50'şer payla şirket ortağı olduğu, ... ...'ün Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendiği, ... ...'ın dava dışı borçlu şirkette mevcut ortaklık payını ... 63. Noterliğinin 27.12.2023 tarih .... yevmiye numarası ile tasdik edilen 22.12.2023 tarih 2023/004 no'lu Yönetim Kurulu Kararı'na istinaden davalı ... ... ...'e devrettiği, davalı ... ...'ün ise dava dışı asıl borçlu şirket müdürlüğünden 27.12.2023 tarihinde ayrıldığı, bu durumun 09.01.2024 tarihli Ticari Sicil Gazetesinde yayınlandığı görülmüştür. Davacı Banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında 03/09/2024 tarihinde şirket kredi borçlarına ilişkin yeniden yapılandırma protokolünün akdedildiği, bu sözleşmede davalı ... ... ...'ün müteselsil kefil olarak imzası mevcut iken, diğer davalılar ... ... ile ... ...'ün bu protokolde imzalarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre; Davacı Banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında 03/09/2024 tarihinde yeniden yapılandırma protokolde davalı ... ... ...'ün müteselsil kefil olarak imzası mevcut iken, diğer davalılar ... ... ile ... ...'ün bu protokolde imzalarının bulunmadığı, davalı ... ...'ın dava dışı borçlu şirketteki mevcut ortaklık payını ... 63. Noterliğinin 27.12.2023 tarih ... yevmiye numarası ile tasdik edilen 22.12.2023 tarih 2023/004 no'lu Yönetim Kurulu Kararı'na istinaden davalı ... ... ...'e devrettiği, davalı ... ...'ün ise dava dışı asıl borçlu şirket müdürlüğünden 27.12.2023 tarihinde ayrıldığı gözetildiğinde, yapılandırma protokolü yapılmadan çok önce şirket ortaklığından ve şirket yönetim kurulu başkanlığından ayrılan davalılar ... ... ile ... ...'ün takibe konu şirket borcundan sorumluluğu bulunmadığı kanaatine varılmakla, bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ... ... ... yönünden ise; Davalının 03/09/2024 tarihli yapılandırma protokolünü müteselsil kefil olarak imzaladığı, kredi borcunun ödenmemesi sebebi ile hesabın davacı bankaca kat edildiği, verilen sürede borcun ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığı, davalının itirazı ile takibin durduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi incelemesindeki tespitlere göre bilirkişi raporundaki temerrüt tarihinin ve akdi ve temerrüt faiz oranı tespitinin sözleşme ve yasal şartlar ile Yargıtay kararlarına uygun olduğu, yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, açılan dava kısmen kabul edilerek; Davalının ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün 2025/43434 Esas sayılı dosyasında yapılan takibe yönelik itirazlarının kısmen iptali ile takibin; 24.391.003,29 TL asıl alacak, 1.625.062,07 TL işlemiş faiz, 81.253,10 TL BSMV ve 4.866,20 TL masraf olmak üzere toplam 26.102.184,66 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 84,50 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, takibe konu alacağın kredi sözleşmesinden kaynaklanması sebebi ile likid olduğu kabul edilerek, hükmolunan 26.102.184,66 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 5.220.436,93 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebin reddine, reddedilen kısım yönünden takibin kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından, davalılar vekillerinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM : Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre; 1-Davalılar ... ... ve ... ... yönünden DAVANIN REDDİNE, 2-Davalı ... ... ... yönünden DAVANIN KISMEN KABULÜNE;Davalının ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün 2025/43434 Esas sayılı dosyasında yapılan takibe yönelik itirazlarının kısmen iptali ile takibin; 24.391.003,29 TL asıl alacak, 1.625.062,07 TL işlemiş faiz, 81.253,10 TL BSMV ve 4.866,20 TL masraf olmak üzere toplam 26.102.184,66 TL üzerinden devamına, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 84,50 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, Hükmolunan 26.102.184,66 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 5.220.436,93 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davalılar vekillerinin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE 4-Kabul edilen 26.102.184,66 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 1.783.040,23 TL karar ve ilam harcının davalı ... ... ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacının karşıladığı 415,80 TL tebligat gideri, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.415,80 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 10.379,62 TL'sinin davalı ... ... ...'den alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 36,18 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca .. ... bütçesinden karşılanan 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 16,33 TL'sinin davacıdan, 4.683,67 TL'sinin davalı ... ... ...'den alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 26.102.184,66 TL üzerinden takdir edilen 1.317.021,85 TL vekalet ücretinin davalı ... ... ...'den alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 26.193.174,36 TL üzerinden takdir edilen 1.317.931,74 TL vekalet ücretinin (davalı ... ... ... lehine 45.000 TL ile sınırlı olmak üzere) davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan .... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır