İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/296 E. 2026/679 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/296
- Karar No
- 2026/679
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/296 Esas - 2026/679 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/296 Esas KARAR NO : 2026/679
... DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Alacak) DAVA TARİHİ : 18/04/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2026 KARAR Y.TARİHİ : 30/09/2026 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Alacak) davanın yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin sabit hattının, kendisini banka çalışanı olarak tanıtan bir şahıs tarafından aranarak kredi kartı limit artırımı vaadiyle kandırıldığını, davacı şirket yetkilisinin yönlendirmeler doğrultusunda diğer banka hesaplarındaki paraları davalı bankadaki ticari hesabına aktardığını, banka tarafından yapılan aramada söz konusu işlemlerin kendisi tarafından yapılmadığını ve durdurulmasını talep ettiğini, ancak buna rağmen davacının rızası dışında toplam 365.000,00 TL tutarında havale ve EFT işlemlerinin gerçekleştirildiğini, bankanın şüpheli işlemleri durdurmayarak kusurlu davrandığını, olaya ilişkin suç duyurularının yapıldığını ve soruşturmanın devam ettiğini, bankaların bilgi sistemleri güvenliğinden sorumlu olduğunu ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının devam ettiğini belirterek, 365.000,00 TL maddi tazminatın 27/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde; şikayete konu işlemlerin mobil bankacılık aktivasyonu yapılmış bir cihaz üzerinden gerçekleştirildiğini, söz konusu aktivasyon onayının davacıya ait diğer bir cihaz üzerinden verildiğini, mobil bankacılık girişleri için gerekli olan kullanıcı kodu ve şifre gibi gizli bilgilerin ancak müşteri tarafından paylaşılması veya güvenlik zaafiyeti nedeniyle üçüncü şahısların eline geçmiş olabileceğini, şifrelerin korunması sorumluluğunun müşteriye ait olduğunu, işlemlerle ilgili bilgilendirme mesajlarının gönderildiğini, davalı bankanın gerekli tüm güvenlik önlemlerini aldığını, davacının tedbirsiz davrandığını ve ağırlıklı kusurun kendisinde olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. YARGILAMA VE GEREKÇE : Dava, davacıya ait davalı banka nezdindeki hesabından dava dışı kişiye talebi ve bilgisi dışında para aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı şirketin, davalı banka nezdindeki ... numaralı hesabından, 27/03/2023 tarihinde, 13:09'da 190.000,00 TL, 13:10'da 140.000,00 TL, 13:12'de 25.000,00 TL, 13:13'de 10.000,00 TL olmak üzere toplam 365.000,00 TL tutarında eft yapıldığı görülmüştür. BDDK'nın Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'in 34. Maddesindeki (7). Alt başlığı altında, "Banka, mobil bankacılık uygulamasını yükleyerek aktifleştirmiş olan müşterilerine, oturum açma ya da oturumun devamında herhangi bir işlemin doğrulanması için hiçbir şekilde SMS ile OTP ya da doğrulama kodu gönderemez ve bunu bir kimlik doğrulama unsuru olarak kullanamaz. Mobil bankacılık uygulamasının ilk kurulumu, aktifleştirilmesi, yeniden aktifleştirilmesi aşamalarında ya da uygulamanın kullanılamaz olması durumunda SMS ile OTP ya da doğrulama kodu gönderilmesi bu fıkra hükmüne aykırılık teşkil etmez." şeklindeki düzenleme bulunduğu anlaşılmıştır. Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğin “Güvenlik kontrol sürecinin tesis edilmesi ve yönetilmesi” başlıklı 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Banka, internet bankacılığı faaliyetleri kapsamında gerçekleşen sıra dışı ve şüpheli işlemleri tespit etmek için takip mekanizmaları kurar.” hükmü bulunmaktadır. Bankacılık Düzenleme Ve Denetleme Kurulu tarafından 14.09.2007 tarih 26643 sayılı Resmi Gazete'de “Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ yayımlanmıştır. Bu tebliğin, "bu bölümde yer alan hükümler müşteriye ait finansal veya kişisel bilgilerin görülmesine, değiştirmesine veya finansal Sorumluluk yaratacak işlemlerin gerçekleştirlmesine imkân tanıyacak intemet bankacılığı hizmetleri için geçerlidir. İnternet bankacılığına ilişkin her türü altyapı bankanın bilgi sistemlerinin bir parçası olarak değerlendirilir. Bu bakımdan Tebliğin diğer bölümlerinde yer alan hükümler internet bankacılığı kapsamında yapılan çalışmalar için de geçerlidir. Bu bölüm altında yer alan maddelerin içerdiği hükümler, Tebliğin İkinci Kısım Birinci Bölümü altında yer alan aynı başlıklı maddelerin içerdiği hükümlere ilave olacak şekilde değerlendirilir. "şeklinde düzenlenen 24. maddesinin (1) fıkrasında “İnteret bankacılığında uygulanacak hükümler”e yer verilmiş olup, “Kimlik doğrulama “ başlıklı 27. Maddesinin; 1. Firkasında, "Banka, sunmakta olduğu internet bankacılığı hizmetleri için, bu hizmetlerin arz ettiği risk seviyelerine uygun ve güvenilir bir kimlik doğrulama mekanizması tesis eder. Müşterilerin, kurulan kimlik doğrulama mekanizmasından geçmeden hizmetlerden yararlanmasına müsaade etmeyecek bir yapı banka tarafından kurulur." şeklinde düzenlendiği, 4. fıkrasında, “ Müşterilere uygulanan kimlik doğrulama mekanizması birbirinden bağımsız en az iki bileşenden oluşur. Bu iki bileşen; müşterinin "bildiği, müşterinin "sahip olduğu” veya müşterinin "biyometrik bir karakteristiği olan” unsur sınıflarından farklı ikisine ait olmak üzere seçilir. Müşterinin “bildiği” unsur olarak parola/değişken parola bilgisi gibi bileşenler, "sahip olduğu” unsur olarak tek kullanımlık parola üretim cihazı, kısa mesaj servisi ile sağlanan tek kullanımlık parola gibi bileşenler kullanılabilir. Bileşenler tamamen müşterinin şahsına özgü olmalı ve bunlar sunulmadan kimlik doğrulama gerçekleştirilememeli, hizmetlere erişim sağlanamamalıdır." şeklinde düzenlemeler yapıldığı, anılan Tebliğin Geçici 1. maddesinde yer alan "Banka, bu Tebliğ hükümleri ile ilgili mevcut faaliyet ve sistemlerini, yürürlük tarihinden itibaren azami iki yıl içerisinde Tebliğ hükümlerine uygun hale getirir.” şeklindeki hükümlerle yürürlük tarihinden itibaren 2 yıllık bir geçiş süreci öngörülmüş ve 35. maddesinde ise Tebliğin 01.01.2008 tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır. Anılan Tebliğ ile, öngörülen 2 yıllık geçiş sürecinin bittiği 01.01.2010 tarihinden itibaren Bankaların internet bankacılığı işlemlerine giriş yöntemi kullanıcı adı, parola ve tek kullanımlık şifre olmak üzere 2 faktörlü hale getirilmiştir. 2 faktörlü kimlik doğrulaması, asgari şekliyle kullanıcının "bildiği bir bileşen" ve "sahip olduğu bir bileşenin" birlikte kullanılması ile yapılan kimlik doğrulaması olup, ömeklemek gerekirse, bilinen faktör şifre ve/veya parola"sahip olunan faktör ise kullanımlık şifre üreten güvenlik cihazları” ya da “ SMS gönderilen cep telefonu numarası “ olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce dava konusu hesaptan para aktarımının sözleşme ve bankacılık uygulamalarına göre, davacının talebi ve onayı olup olmadığı ve davalı bankanın kusuru olup olmadığı konusunda Bankacı bilirkişi ve ticaret hukuku konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan 28/02/2026 tarihli kök rapor ve 18/07/2026 tarihli ek raporda; Dava konusu işlemlerin mobil - internet bankacılığı kanalı ile gerçekleştirildiği, davalı banka tarafından sunulan kayıtlardan davacının internet bankacılığına giriş yönetiminin, 27.03.2023 tarihinde cihaz ıd: ... marka model cihaz üzerinden onay verildiğinin anlaşıldığı, ... Hakkında Yönetmelik'in 34. Maddesindeki (7). Alt başlığı altında yer alan düzenlemelere aykırı olmadığı, dava konusu olay incelendiğinde; davacının, bankadan arıyormuş gibi yapan üçüncü şahıslar tarafından sosyal mühendislik yöntemi kullanılarak dolandırıldığı ve kendi sorumluluğunda olan bankacılık bilgileri ve şifrelerinin güvenliğini/gizliliğini sağlayamadığı, Dava konusu somut olayda ise, 27/03/2023 günü saat 13:09'da 190.000,00 TL, 13:10'da 140.000,00 TL ve 13:12'de 25.000,00 TL ve 13:13'de 10.000,00 TL olmak üzere toplam 365.000,00 TL tutarında peş peşe yüksek montanlı para transferi yapıldığı, davalı banka ses kayıtları incelendiğinde ise, davalı banka güvenlik ekibinin tüm para transferleri yapıldıktan sonra davacıyı aradığı ve hesaplara para çıkışlarından sonra 13:14'te bloke koyduğu, bu durumun davalı bankanın, davacıyı aradığı ancak güvenlik sisteminin gecikmeli olarak devreye girdiğini veya güvenlik prosedürlerinin etkin ve önleyici olarak tasarlanmadığını gösterdiği, dava konusu somut olayda 1-2 dakika aralıklarla para transferi yapıldığı bu durumda güvenlik sisteminin devreye girmesi ve davacıya bu aşamada erişip işlem teyidini sözlü olarak teyit etmeden para çıkışına izin vermemesi gerektiği, bu kapsamda davacının hesabından 27/03/2023 tarihinde yapılan toplam 365.000,00 TL'den Mahkeme'nin takdir ettiği oranda sorumlu olması gerektiği, tespit ve rapor edilmiştir. Toplanan delileler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davacı şirketin sabit hattının, kendisini banka çalışanı olarak tanıtan bir şahıs tarafından arandığı, davacı şirket yetkilisinin yönlendirmeler doğrultusunda diğer banka hesaplarındaki paraları davalı bankadaki ticari hesabına aktardığı, banka tarafından yapılan aramada söz konusu işlemlerin kendisi tarafından yapılmadığı ve durdurulmasının talep edilmesine rağmen davacının rızası dışında toplam 365.000,00 TL tutarında havale ve EFT işlemlerinin gerçekleştirildiği, meydana gelen zarardan davalı bankanın kusuru ile sorumlu olduğu iddiası ile eldeki davanın açıldığı, davalı vekilince ise davalı bankanın gerekli tüm güvenlik önlemlerini aldığı, davacının tedbirsiz davrandığı ve ağırlıklı kusurun davacıda olduğu savunulmuştur. Somut olayda, 27/03/2023 günü saat 13:09'da 190.000,00 TL, 13:10'da 140.000,00 TL ve 13:12'de 25.000,00 TL ve 13:13'de 10.000,00 TL olmak üzere toplam 365.000,00 TL tutarında peş peşe para transferi yapıldığı, davalı banka ses kayıtlarına göre davalı banka güvenlik ekibinin tüm para transferleri yapıldıktan sonra davacıyı aradığı ve hesaplara para çıkışlarından sonra 13:14'te bloke koyduğu, bu durumun davalı bankanın, güvenlik sisteminin gecikmeli olarak devreye girdiği, dava konusu olayda 1-2 dakika aralıklarla para transferi yapıldığı bu durumda güvenlik sisteminin devreye girmesi ve davacıya bu aşamada erişip işlem teyidini sözlü olarak teyit etmeden para çıkışına izin vermemesi gerektiği, davalı bankanın şüpheli işlemleri durdurmayarak kusurlu davrandığı, davalı bankanın meydana gelen olaydaki kusuru nedeniyle davacı şirketin zararından davalının sorumlu olduğu, buna karşılık bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi davacı hesap sahibinin bankadan aranıyormuş gibi aranarak sosyal mühendislik yolu ile kandırılmasında tedbirli ve dikkatli davranmaması nedeni ile % 15 oranında müterafik kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulüne, 310.250,00 TL’nin 27.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : 1-Davanın kısmen kabulüne 310.250 TL’nin 27.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine Fazlaya ilişkin istemin reddine Karar ve İlam Harcı 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.193,18.-TL harçtan peşin alınan 6.233,29.-TL harcın mahsubu ile bakiye 14.959,89.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 147,50.-TL, bilirkişi ücreti olarak 10.000,00.-TL yapılan toplam 10.147,50 .-TL yargılama giderinin red/kabul oranına göre 8.625,38.-TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç ve vekalet harcı toplam 6.936,18.-TL yargılama harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, Vekalet Ücreti 6-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 49.640,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 7-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 4.600,00.-TL arabuluculuk ücretinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.910,00 TL'sinin davalıdan, 690,00 TL davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/09/2026
...