İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/244 E. 2026/673 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/244
- Karar No
- 2026/673
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/244 Esas - 2026/673 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/244 Esas KARAR NO : 2026/673
....
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 27/03/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2026 KARAR Y.TARİHİ : 30/09/2026 Mahkememizde görülmekte olan İpotek Şerhinin Terkini davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA : Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; davacı sigorta şirketinin, dava dışı sigortalı .... Bisküvi Sanayi A.Ş. ile akdettiği bileşik ürün sigorta poliçesi kapsamında sigortalının hasar, zarar ve iş nedenli sorumluluklarını teminat altına aldığını, 11/12/2023 tarihinde davalı şirketin sorumluluğundaki kazı ve onarım çalışmaları nedeniyle habersiz elektrik kesintileri yaşandığını, meydana gelen elektrik dalgalanması sonucunda sigortalı fabrikadaki pano içi söndürme sistemlerinin devreye girdiğini, kompresörün arızalandığını, üretimde ürün kayıpları yaşandığını ve iş durmalarına sebebiyet verildiğini, söz konusu olay nedeniyle emtia hasarı oluştuğunu, ürün ziyanı meydana geldiğini ve kompresörün uzun süre faaliyet gösteremediğini, davalının habersiz elektrik kesintisi yapması nedeniyle meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, davacı şirketin, bağımsız ekspertiz raporu doğrultusunda sigortalıya 634,73 EURO tazminat ödediğini, ödenen tazminat tutarının davalıdan rücuen tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, .... Faaliyetlerine İlişkin Kalite Yönetmeliği uyarınca tazminat taleplerinin dağıtım şirketine yöneltilmesi gerektiğini, davalı şirketin bir dağıtım şirketi olmadığını ve bu alanda faaliyet göstermek için gerekli lisansının bulunmadığını, hasarın meydana geldiği fabrika ile davalı şirket arasında herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığını, davacı tarafından sunulan ekspertiz raporunun somut delillere değil, şirket yetkililerinin hatalı görüşlerine dayandığını, elektrik piyasasındaki üretim, iletim, dağıtım ve tedarik aşamalarının farklı tüzel kişiler tarafından yürütüldüğünü, davalı şirketin faaliyet alanının dağıtım ve iletimi kapsamadığını, davacının ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. YARGILAMA VE GEREKÇE : Dava, davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen işyeri sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olan dava dışı şirketi işyerinde elektrik akımı dalgalanmaları nedeniyle pano içi söndürme sistemleri devreye girdiği ve kompresör arızalanmasına neden olduğu ve devre dışı kaldığı, üretimin bir süre durduğu ve emtia hasarı olduğu iddiasına dayalı, davalının zarardan sorumlu olduğu iddiası ile davalı aleyhine başlatılan rücuen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. ..... Aleyhine 19.09.2024 tarihinde 634,73 Euro Asıl alacak, 12,40 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 647,13 Euro alacak için takip başlatıldığı, takip dayanağının Bileşik Ürün paket sigorta poliçesi olarak gösterildiği, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen.... Poliçesinin incelenmesinde, sigortalısının .... olduğu 31/03/2023-30/03/2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlendiği olduğu anlaşılmıştır. Davacı sigorta şirketi meydana gelen dava konusu hasardan kaynaklı olarak sigortalısına 634,73 EUR ( toplam hasar miktarı olan 9.765,00 EUR ‘nun %6.5 sorumluluk oranına göre karşılığı ) ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu hasarın meydana geliş biçimine göre varsa tarafların sorumluluğu ve kusur oranı ve ödeme tarihindeki sigortalının gerçek zararının belirlenmesi konusunda bilirkişi heyetinden alınan 03.06.2026 tarihli rapordan özetle; davacının, dağıtım şebekesi kaynaklı olduğu yönündeki iddiasına konu hasarla ilgili varsa tüm sorumluluğun dava dışı dağıtım şirketi ...’ta olacağı, dağıtım şebekesinin uhdesindeki lisans hükümlerine ve meri mevzuata göre davalı ...’ça işletilmekte olması, dava dışı ...’ın davalıdan farklı ayrı tüzel kişilik olması , davalının dağıtım faaliyeti ile ilgili hiçbir görev ve yetkisinin olmaması nedenleriyle, davalının hasar dağıtım şebekesi kaynaklı olsa dahi bir kusur ve sorumluluğu olmayacağı, davacı sigortalısının olay meydana geldiğinde .... Kalitesi Yönetmeliğinin 26. maddesine göre dava dışı dağıtım şirketine başvuru yapmadığı gibi , olayın ne şekilde meydana geldiğin tespiti ile ilgili bir delili olmadığı, dosyadaki belgelere göre davaya konu hasarların meydana gelmesi ile dağıtım şirketi arasında bir illiyet bağının tespit edilemediği, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına yapılan hasar ödemesi ile davacı sigorta şirketi sigortalısının haklarına halef olmuş olup TTK 1472/1 maddesinde halefiyet prensibine göre “Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder hükmü gereği ve heyetimizce yapılan incelemede davaya konu hasarların dağıtım faaliyeti kapsamında meydana geldiği ve davanın davalıya değil bölge dağıtım şirketi olan dava dışı ...’a yöneltilmesi gerekeceğinin değerlendirildiği bildirilmiştir. Somut olayda; Davacı tarafça, sigortalı işyerinde meydana gelen hasarın davalının kusuru sonucunda meydana geldiği, poliçedeki hisse oranına göre tespit edilen 647,13 Euro zarar tutarının sigortalısına ödenerek halefiyet ilkesine göre rücu hakkı doğduğu, davacının uğradığı zararın tazmini için .... E sayılı dosyası kapsamında davalı hakkında takip başlatıldığı , davalının itirazının haksız itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalı ise, kendilerinin dağıtım faaliyeti bulunmadığını öne sürerek davanın husumet yönüyle reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez. Davaya konu hasarların dağıtım faaliyet kapsamında meydana geldiği ve davacının rücu hakkı olduğu kabul edilse dahi, davanın davalıya değil bölge dağıtım şirketi olan dava dışı ....’a yöneltilmesi gerekeceği, anlaşıldığından davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : 1-Pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, 2- Harçlar Kanunu uyarınca; alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60 TL harcın, davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına; 4- Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinin anlaşılması nedeniyle; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden takdir edilen 24.558,91 TL vekalet ücretinin, davacı taraftan alınarak davalı tarafa ödenmesine, 5- Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 3.800,00.-TL arabuluculuk ücreti giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren..... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/09/2026
.....