İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/180 E. 2025/1046 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/180
Karar No
2025/1046
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/180 Esas KARAR NO : 2025/1046

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/02/2025 KARAR TARİHİ : 24/11/2025 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 28/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekillerinin maliki olduğu aracın davalı yediemin otoparkında gerekli özen yükümlülüklerine uygun olarak muhafaza edilmediğini bu nedenle araçta hasar oluştuğunu belirterek bu bedelin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Aracın uzun süre otoparkta kaldığını davacı tarafından teslim alınmadığını bu doğal süreçte aracın yaprandığını müvekillerinin kusuru olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın davalı otoparkında bulunan ve davalının yediemin sıfatı ile gözetiminde bulunan davacıya ait aracın uğradığı hasar nedeni ile davalının kusurlu olup olmadığı, bu kapsamda davalıdan aracın uğradığı zarara istinaden tazminat talep edilip edilemeyeceği ve davalının zamanaşımı defiinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Davacıya ait olan aracın, İstanbul ili Çatalca ilçesi trafik ekiplerince 2010 yılında yapılan yol uygulamasında davaya konu ... plakalı kamyonetin Çatalca İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü ekiplerinin ve kolluk kuvvetlerince davalıya ait .... Otoparkına çekildiği, Araç Trafikten Men Tutanağı(A17Seri No: ...)’ndan da anlaşılacağı gibi şasi numarası silinmiş olarak kayıp ve çalıntı şüphesi ile adli bir vakıa olarak otoparka çekildiği belirtilmiştir. Bu haliyle öncelikle görev hususunun incelenmesi gerekmektedir. Mahkemenin görevine dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesi gerekir. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Bu sebeple , öncelikle mahkemenin görevinin tespiti yönünden; - ilgili Vergi Dairesin'den borçlunun vergi mükellefi olup olmadığı ,beyan ettiği matrah,tuttuğu defterler, vergi matrahına göre Bakanlar Kurulunca ilan edilen miktarlar itibarıyla tacir niteliğinde olup olmadığının, -Ticaret Odası'ndan tacir kaydı bulunup bulunmadığının, -Esnaf Odası'ndan "borçlunun dava konusu mahaldeki faaliyetinin esnaf faaliyeti kapsamında kalıp kalmadığı ,esnaf kaydının bulunup bulunmadığı " hususu sorularak davanın ticari dava niteliği arz edip arz etmediği, davada Ticaret Mahkemesi'nin görevli olup olmadığı hususlarının aydınlığa kavuşturulması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın dayanağı doğrudan mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Zira davacıya ait olan aracın, İstanbul ili Çatalca ilçesi trafik ekiplerince 2010 yılında yapılan yol uygulamasında uygulamayı yapan Çatalca İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube ekiplerince davalının yönetiminde işletmesinde bulunan ... OTOPARK'ına trafikten men edilerek çekildiği, araç maliki davacı tarafından otoparkta muhafaza edilmek üzere bırakılmadığı, dolayısıyla davacı ile davalı arasında aracın muhafaza edilmesi konusunda herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığı, bu hali ile taraflar arasında Türk Borçlar Kanunununda tanımlanan şekilde bir saklama sözleşmesi bulunmadığı görülmektedir. Davacı, yediemin sıfatıyla aracı otoparkta muhafaza ettiğini ileri sürmüş ise de aracın emniyet görevlileri tarafından davacıya ait otoparka bırakılması, davacı ile davalı arasında bir sözleşme bağı kurmayacağından taraflar arasındaki uyuşmazlığın TBK 526 ve sonraki maddelerinde düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümlerine tabi olacağı kaldı ki davacının taleplerinin de haksız fiil iddiasına dayandırıldığı görülmekle dava konusu uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı belirlenmiştir. Taraflar arasında usulüne uygun kurulmuş bir sözleşmenin bulunmadığı vekaletsiz iş görme ve haksız fiile ilişkin hükümlerin TTK’nda düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde, davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilecek Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. Bu nedenle davacının, tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Yukarıda belirtilen tacir araştırmalarına ilişkin ilgili kurumlara müzekkere yazılmış olup Kemer Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen cevabi yazıda "... 'ın herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığı, Irmak Vergi Dairesi Müdürlüğünde "Potansiyel Mükellef” olarak kayıtlı olduğu kayıtlarımız tetkikinde anlaşılmış olup, potansiyel mükellefiyete ilişkin sicil kaydının ekte sunulduğu hususunu; " dendiği, ayrıca müzekkere ekinde de davacı tarafından düzenlenmiş bir beyannamenin vergi dairesine sunulmadığı ve taraf adına kayıtlı ticaret sicilinin de bulunmadığı görülmüştür. Somut olayda dava konusunun taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmaksızın davalının otoparkına çekilen araçta meydana gelen zararların tespitine ilişkin olup davalı taraf tacir olsa da davacı tarafın gerçek kişi olduğu, tacir sıfatına haiz olmadığı anlaşılmakla; TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan olması için her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi gerektiğinden somut olayda davacı tarafın tacir olmadığı anlaşılmakla bu itibarla davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup, mahkememizin görev alanında değildir. Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. (Emsal İçtihat İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2023/573 E 2023/1483 K sayılı ilamı ) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 114 ve 115 maddeleri gereğince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, -Belirtilen iki haftalık süre içinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar (ek karar) verilmesine 3-Harç, yargılama giderleri ve diğer hususların HMK.nun 331/2 maddesi gereğince Yetkili ve Görevli Mahkemece değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansının talep halinde görevli olduğu dosyaya aktarılmasına Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/11/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/180, K. 2025/1046, T. 24.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-180-e-2025-1046-k-26444cdb99bf