İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/765 E. 2025/862 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/765
- Karar No
- 2025/862
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/765 Esas KARAR NO:2025/862
DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:16/10/2025 KARAR TARİHİ:12/12/2025
DAVA :Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, müvekkili şirket ekiplerince 13.11.2024 tarihinde yapılan incelemede; davalının; "... Mah ... Sokak No 8,.../ İstanbul" adresinde Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tükettiğinin tespit edildiğini, müvekkili şirket ekiplerince yapılan tespite istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesinin 1/a bendi uyarınca H/713479 tahakkuk numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının düzenlendiğini, davalının işbu kaçak elektrik kullanımına istinaden, davalı/borçlu adına; Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda ... numaralı fatura ile 334281.000 KWH enerji tüketimi karşılığı 3.687.970,00 TL tutarında kaçak tüketim faturası tahakkuk ettirildiğini, davalının kaçak elektrik kullandığının video kayıdı ile sabit olduğunu, yansıtılan kaçak elektrik kullanımının karşılığı davalı yan tarafından ödenmediğini ve bu sebepten dolayı müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla ... İcra Dairesi 2024/... E. sayılı takip dosyaları nezdinde davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalı taraf haksız ve hukuka aykırı olarak, müvekkili şirket tarafından başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, davalı yan tarafından yapılan itirazın haksız, hukuka aykırı, kötü niyetli ve müvekkilini zararı uğratmaya yönelik olduğunu, müvekkili kurum tarafından mevzuatta öngörüldüğü şekilde tespit tutanağının düzenlendiğini, enerjisi kesilmekte ve kaçağın niteliğine göre mevzuatta öngörülen hesaplama teknikleri doğrultusunda kaçak elektriğin tahakkuku ve faturası düzenlendiğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/9199 E. 2016/11175 K. Sayılı ilamına, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2011/1285 E. 2011/4014 K. Sayılı ilamına, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/20916 E. 2014/5993 K. Sayılı ilamına atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, davaya konu olayda davalının kaçak elektrik kullanımına ilişkin, müvekkili şirket yetkilileri tarafından tutulan tutanaklar (kaçak tespit tutanağı, faturalar, fotoğraflar, video kaydı ) mevcut olduğunu dilekçesi ekinde sunduklarını, davalı tarafın ise bunun aksini iddia etmesi durumunda yukarıda belirtilen emsal kararlar uyarınca aksini ispat etmesi gerektiğini, davalı tarafından kaçak elektrik kullanımının gerçekleştirildiği hususurur belgelerle sabit olduğunu, Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği, kaçak elektrik kullanımı durumunda yapılacak kaçak tahakkukunun nasıl olması gerektiğini kesin sınırlarla belirlendiğini, bu hesaplama, müvekkili şirketin serbest tasarruf alanının olmadığını, tamamen yönetmelikteki çarpanlara ve yönteme göre yapılan bir işlem olduğunu, davaya konu olayda EPDK Tüketici Hizmet Yönetmeliği'nin 42. Maddesinin 1/a bendine göre; Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesinin kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edildiğinden davalı tarafın borcu hukuken mevcut olduğunu ve müvekkili kuruma herhangi bir ödemede de bulunmadığını, hesaplamada 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammının da uygulanması gerektiğini belirterek dilekçesinin sonuç kısmında davalının ... İcra Dairesi 2024/... E. sayılı dosyalarına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile icra takibinin devamına, davalı'nın %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde, davacı tarafça görevsiz mahkemede dava açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması gerektiğini, müvekkilinin davaya konu kaçak elektrik tespiti yapılan adreste mesken kiraladığını, bu kiralama faaliyetinin ise 01.11.2024 tarihinden itibaren başladığını, bu süreçte müvekkilinin tadilat yaptırdığını, abonelik başvurusunda bulunduğunu ancak henüz abonelik bulunmadığından 01.11.2024 tarihinden itibaren işin devamı adına kaçak elektrik kullandığını, bu tarihten önce herhangi bir kaçak kullanımının söz konusu olmadığını, meskende oturanlardan şifahen öğrendikleri üzere dairelere girip kaçak tüketimi gerektiren eşyaların davalı tarafından tespit edildiği iddia edilmişse de taşınmazdaki elektrik kullanımını gerektiren eşyaların da 01.11.2024'ten itibaren kullanıldığını ve bu durumun dilekçe ekinde sunulan sunulan kira sözleşmelerinden görüleceğini, elektrik kullanımını gerektiren dairelerin kira başlangıç tarihlerinin en eskisinin 01.11.2024 tarihli olduğunu, dolayısıyla 01.11.2024 tarihinden önce elektrik kullanımını gerektiren bir eşya yahut faaliyet bulunmadığını, bu tarihler öncesine dair kaçak elektrik kullanımına dair düzenlenen tutanağın hatalı olduğunu, iptali ile beraber müvekkilinin dava konusu fatura miktarı kadar borcu olmadığının tespiti gerektiğini, müvekkilinin 12 günlük hesaplamadan sorumlu olması gerektiğini, müvekkilinin kullanımındaki mesken için düzenlenen faturada 14.11.2023 - 13.11.2024 tarihleri arasında düşük kademeli enerji tüketimi 10980 Kwh, yüksek kademeli enerji tüketimi 223301 Kwh olarak kabul edildiğini, bu da düşük kademeli tüketim için günlük yaklaşık 30 Kwh, yüksek kademeli tüketim için 600 Kwh olmak üzere toplamda 630 Kwh tüketim miktarına tekabül edeceğini, bunun ise ortalama mesken kullanımının 8 Kwh, ticarethane kullanımının ise 30 Kwh olarak kabul edildiği bir piyasada hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, düzenlenen faturanın ne denli fahiş olduğunu ve asla doğru olmadığı gösteren bir diğer husus olacağını, dava konusu yerin de ticarethane değil, mesken olduğunu, kaçak elektrik kullanım tutanağının taraflarına bildirilmemiş olduğunu ve bu nedenle tutanağa da itiraz ettiklerini, dava konusu kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağı ile ilgili davacı tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, "Karşılıksız Yararlanma" suçlamasıyle 2025/... numaralı soruşturma dosyasının açıldığını, dosya kapsamında alınan 12.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda neticeten davacının vergiler dahil 74.244,25-TL zarara uğradığının tespit edildiğini, işbu bedelin dilekçe ekinde sunmuş oldukları dekontlar ile 16.04.2025 tarihinde davacıya ödendiğini, devamında savcılık dosyasından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilinin elektrik kullanımının yalnızca 12 günlük olduğunu ve 365 günlük olmadığını, dolayısıyla davalının mesken tarifesi üzerinden 12 günlük fatura düzenlemesi gerekirken 365 günlük fatura düzenlemesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu fatura borcunun hatalı tahakkuk sebebiyle oluşturulduğunu, kaçak kullanım sebebinin ise tadilat olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, davalı tarafından kullanıldığı iddia edilen kaçak elektrik sonucu düzenlenen tutanağa istinaden davacı tarafından ... İcra Dairesi 2024/... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemlidir. Deliller ; H/713479 tutanak seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı, kaçak elektrik faturası sureti , video kaydı, ... İcra Dairesi 2024/... E. sayılı dosyası, Kira sözleşmeleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2025/... Soruşturma numaralı dosyası ve bu dosyadan verilen KYOK kararı, Ödeme dekontları, sicil kayıtları, yasal mevzuat. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4/1 hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4/1-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4/1 hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Taraflar arasındaki dava mutlak ticari dava ve nisbi ticari dava değildir. HMK'nun dava şartları başlıklı 114.maddesinde; "a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." denilmiştir. HMK 114.maddesinde dava şartları tek tek sıralanmış olup inceleme sırası da bu madde de belirtilen sıraya göre yapılması gerektiğinden HMK 114/2 kapsamındaki icra dairesinin yetkisine karşı yapılan itiraz irdelenmeden, ön sırada bulunan "mahkemenin görevli olması" dava şartı yönünden yapılan inceleme de , davacının tutanakta belirtilen adresteki meskeni kiraladığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden yaptırılan araştırmada davalı adına kayıtlı ticari işletme bulunmadığı, ticari şirket pay sahipliği paydaşı doğrudan tacir yapmayacağı , yaptırılan emniyet araştırmasında davacının inşaat işi ile uğraştığının tespit edildiği, vergi dairesinden gelen yazı cevabında "kendine ait veya kiralanan gayrimenkullerin kiraya verilmesi" faaliyetinden dolayı mükellef olduğu, 2024 yılında herhangi bir ticari faaliyetine rastlanmadığının bildirildiği hususları dikkate alındığında, kendine ait taşınmazı kiraya vermek kişiyi tacir yapmayacağından , davanın mutlak ticari dava olmadığı gibi nisbi ticari dava niteliğinde de olmadığından mahkememiz görevsiz olup, iddia edilen eylemin haksız fiil niteliğinde olması , taraflar arasında sözleşme bulunmadığı hususu da değerlendirildiğinde iş bu davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-HMK 114-c , HMK 115/1 Maddesi gereğince Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememizden talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 2-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine, 3-HMK 20.maddesine göre süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten , kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına, Dair , dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verilmiştir. 12/12/2025
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır