İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/159 E. 2026/572 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/159
- Karar No
- 2026/572
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/159 Esas KARAR NO : 2026/572
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/02/2025 KARAR TARİHİ : 21/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil ile davalı-borçlunun ticari ilişkisi içerisinde olup işbu ticari ilişki neticesinde muhtelif tarih ve numaralı faturalardan kaynaklanan cari hesap bakiye 14.749,74 USD (takip tarihinde 507.321,73 TL) tutarında borç müvekkiline ödenmediği, Yapılan şifahi görüşmeler sonucunda da mevcut bakiye borcun ödenmeyeceği anlaşıldığı, bu nedenle de borçlu aleyhine icra takibi başlatma zorunluluğu doğduğu, ancak Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E. dosyası ile başlatılan takip, davalı borçlunun, haksız ve kötü niyetli itirazı neticesinde durdurulduğu, Davalı- borçlunun, icra takibine yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı- borçlunun, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı - borçlu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davacı şirketten, müvekkilinin ticari işlerinde kullanılmak üzere sözlü olarak kumaş tedarik anlaşması yapıldığı, ancak davacı şirketin maillerde ve ... konuşmalarında da görüleceği üzere kumaşlar anlaşılan kalitede yapılamamış üstüne üstlük zamanında da teslim edilemediği, Maillerde de görüleceği üzere ... tarihinde karşı taraf ürünleri bitirip teslim etmesi gerekirken ek termin istendiğini, Müvekkili tarafından davacıdan alınan kumaşlara güvenilerek müvekkili şirketin müşterisi olan ... şirketiyle iş ilişkisi kurulduğu, Davacı şirket tarafından alınan kumaşlar işlenerek ... şirketine sözleşme karşılığı olan işler teslim edildiği, yapılan anlaşma gereği ... şirketine söz konusu ürünler karşılığında toplamda 16.213,78 Euro fatura kesilirken şirket tarafından 15.466,80 Euro gönderildiği, Sadece bu anlaşmadan kaynaklı olarak gönderilen ürünlerdeki noksanların ve geç gönderim sebebiyle karşı tarafın kesmiş olduğu reklamasyondan dolayı müvekkili şirket fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla 746,98 Euro zarara uğradığı, tedarik aşamalarındaki davacı tarafından meydana getirilen sorunlardan dolayı da müvekkili şirketin söz konusu ürünleri kara yoluyla gönderecekken verilen sözden dolayı uçakla göndermek zorunda kaldığını, ekte faturalarını sunulan uçak taşımasından kaynaklı müvekkili şirketin toplamda 2.810 Dolar nakliye ücreti ödemek zorunda kaldığını, müvekkili tarafından ürünlerin 800 Dolar gibi bir ücret karşılığı kara yoluyla gönderilebilecekken uçakla gönderildiğinden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla 2.000,00 Dolar gibi bir miktara müvekkili şirketin zarara uğratıldığı, Müvekkilinin düzenli müşterisi olan ... şirketiyle ticari olarak sorunlar yaşadığı ve çalışamayacak duruma geldiğini, bu husustan kaynaklı da müvekkilinin fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla 5.000,00 Euro zarara uğratıldığı, Öncelikle yetki itirazının kabulüne, Müvekkili şirketin uğradığı zararın bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davanın reddine karar verilmesini, Vekalet ücreti ve mahkeme masraflarının davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağa yönelik itirazın iptali talebine ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Bursa ...Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılmıştır. 3- Mahkememize sunulan ... tarihli bilirkişi raporunda "a) Davacı Alacak: Davacı ... yılı içerisinde davalı ... Dış tutarında satış faturası düzenlendiği tespit edilmiştir. sanayi Ticaret Ltd. Şti. tarafından 2024 Ltd. Şti. adına toplam 620.954,92 TL Davalı tarafından aynı dönem 60.669,89 TL havale yoluyla ödeme yapılmış, * 30.110,15 TL tutarında iade faturası düzenlenmiştir. Bu tahsilat ve iadeler düşüldükten sonra: * 06.11.2024 (takip tarihi) itibarıyla davalı borcu: 514.655,14 TL, * 31.12.2024 (dönem sonu) itibarıyla bakiye borç: 530.174,88 TL olarak görülmüştür. USD bazında yapılan hesaplamada, davacı tarafin takipte talep ettiği 14.749,74 USD tutarındaki alacak yerine; muhasebe kayıtlarında yer alan TL tutarların, ilgili dönemlerdeki TCMB döviz alış kurları esas alınarak çevrilmesi sonucunda 15.207,44 USD bakiye oluştuğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, davalı tarafça ileri sürülen malın ayıplı olduğu iddiaları değerlendirilmesi uzmanlık alanıma girmemekte olup, bu husus takdiri aittir.b) Faiz İnceleme: Davacı taraf icra takibi öncesinde faiz yönünden bir talepte bulunmamıştır. Bu nedenle “talep ile bağlılık” ilkesi gereği, faiz hesabı yönünden bilirkişi tarafından ayrı bir değerlendirme yapılmamıştır." şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Mahkememize sunulan .... tarihli bilirkişi raporunda : "1- Davalı taraf ... Dış Tic.Ltd.Şti tarafından 2024 yıllarına ait ticari defterleri ibraz edilmiştir. Davalı 2024 yıllarında E-defter mükellefi olduğu görülmekte ve davalıya ait Yevmiye ve Defteri Kebir defterlerinin aylık olarak alınması gereken beratlarının 6102 sayılı TK nu 64/3 maddesi ve 1 Sıra nolu Elektronik Defter Genel tebliğine göre süresinde yapılmış olduğu görülmektedir (Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin ilk ayının beratının alınması açılış onayı, son ayının beratının alınması ise kapanış onayı yerine geçer) 2- Davalı taraf ... Dış Tic.Ltd.Şti — nin 2024 yılı ticari defter bilgileri talebe bağlı olarak USD olarak değerlendirildiğinde icra takip tarihi itibari ile davalı taraf ... Dış Tic.Ltd.Şti'nin davacı taraf ...'ne 14.750,91 USD borçlu olduğu görülmektedir. 3-Sayın Mahkemeniz tarafından Tekstil Mühendisi Bilirkişi ile Heyet Halinde Rapor düzenlenmesi istenmiş olmasına rağmen Tekstil Mühendisi Bilirkişi Sayın ... tarafından Sağlık sorunları yaşaması nedeniyle inceleme yapılmadığı ve yapamayacakları beyan edilmiştir. " şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 5-Mahkememize sunulan 26/03/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda : "Davalı taraf ... Dış Tic.Ltd.Şti — nin 2024 yılı ticari defter bilgilerine göre dava dışı ... 'ın 2023 yılı bakiyesi olan 2.085.163,92 TL tutarın ve ,davalı taraf tarafından davadışı ...'a düzenlenen toplamda 614.208,65 TL tutarındaki 2 adet faturanın borç kaydı yapıldığı ve karşılığında davadışı Dandys tarafından davalı tarafa 2.647.721,14 TL tutarında bankadan yapılan ödemenin ve 31.12.2025 tarihli 51.651,43 TL tutarındaki kur farkının alacak kaydı yapıldığı ve 31.12.2024 tarihi itibari ile davalı taraf ile davadışı ... firması arasında Türk Lirası olarak bakiye olmadığı — görülmektedir.Davalı tarafın göndermiş olduğu dövizli ekstre bilgilerine göre ise davalı tarafın dava dışı ... firmasından 3.819,37 EURO alacaklı olduğu görülmektedir. Davalı taraf tarafından cevap dilekçesi ekindeki davalı tarafın davadışı ... 'a düzenlenen 20.09.2024 tarihli ... numaralı 10.871,72 EURO değerindeki faturanın 412.236,05 TL tutar ile 20.09.2024 tarihinde 2235 yevmiye numarası ile , 03.10.2024 tarihli ... numaralı 5.342,06 EURO değerindeki faturanın 201.972,60 TL tutar ile ... tarihinde ... yevmiye numarası ile kayıtlı olduğu görülmektedir. 2-Davalı tarafın ticari defter bilgilerine göre dava dışı ... tarafından davalı tarafa düzenlenen reklamasyon faturasının olmadığı görülmektedir. 3-Davalı taraf tarafından cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen 25.09.2024 tarihli ... numaralı 1.800,00 USD değerindeki Navlun Bedeli açıklamalı dava dışı ... tarafından davalı tarafa düzenlenen fatura davalı taraf defterlerine .... tarihinde .... yevmiye numarası ile 61.346,70 TL tutar ile kayıtlı olduğu görülmektedir. 4-Davalı taraf tarafından cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen .... tarihli ... numaralı 1.010,00 USD değerindeki dava dışı .... tarafından davalı tarafa düzenlenen fatura davalı taraf defterlerine .... tarihinde ... yevmiye numarası ile 34.466,25 TL tutar ile kayıtlı olduğu görülmektedir" şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 5-Bilirkişi raporları ve ek rapor taraflara tebliğ edilmiştir. 6-Davalı tanığı talimat yolu ile dinlenmiş, beyanları delil olarak değerlendirilmiştir. 7-Davacı tarafından delil olarak sunulan faturalar delil olarak değerlendirilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; taraflar arasında kumaş üretim ve teslimine ilişkin eser sözleşmesi bulunduğunu, davalıya kumaşların ve ürünlerin teslimine rağmen davalı tarafından borcun ödenmediği gibi başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini, davalının itirazının iptaline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle davanın ikame edildiği yerin yetkisiz olduğunu, davalının ticari işlerinde kullanılmak üzere taraflar arasında sözlü olarak kumaş tedarik anlaşması yapıldığını, ancak davacı şirket tarafından kumaşların anlaşılan kalitede yapılamadığı gibi üstüne üstlük zamanında da teslim edilemediğini, ürünlerin istenildiği gibi olmadığı ve anlaşılan süreye riayet edilmemesi sebebiyle yurtdışındaki müşterisi tarafından davalıya reklamasyon yapıldığını ve zarara uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından ilk olarak Mahkememiz yetkisine itiraz edilmiş ise de yetki itirazında yetkili Mahkemenin gösterilmediği bu nedenle 6100 sayılı Kanun hükümleri gereğince davalı tarafından usulüne uygun ve geçerli bir yetki itirazı yapılmadığı anlaşılmakla davalının yetki itirazına itibar edilmemiş, davanın esasına girilmiştir. Taraflar arasında sözlü bir kumaş üretim ve teslimine ilişkin olarak eser sözleşmesi kurulduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf davalının ayıp iddiası ve geç teslim iddiasından kaynaklı olarak uğradığı zararın ispatı ve davacının eser sözleşmesi kapsamında iş ücretinin tamamına hak kazanıp kazanmadığı, davalının iddia ve savunmasını ispatı noktasında davacının iş bedelinden indirim ve mahsup gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Bu bağlamda taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davacı tarafından üretilerek davalıya teslim edilen kumaşlarda ayıp bulunduğunu iddia eden davalı iş sahibinin ayıba yönelik olarak iddialarını ispatlaması gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce davaya konu kumaşlar üzerinde ayıp bulunup bulunmadığı hususunda inceleme yapmak üzere davalı şirketin adresinin bulunduğu Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak davaya konu kumaşlar üzerinde ayıp yönünden tekstil mühendisi tarafından teknik inceleme yapmak üzere bilirkişi görevlendirilmiş ise de davalı tarafından kumaşların incelemeye hazır edilmediği anlaşılmaktadır. Davalı vekili Mahkememize sunduğu 29.01.2026 tarihli dilekçesinde uyuşmazlığa konu kumaşların yurt dışına gönderildiğini, fiziki olarak taraflarında incelemeye sunulacak kumaş olmadığını beyan etmiştir. Bu bağlamda davalı tarafından ayıp iddiasında bulunulmuş ise de ayıp iddiasına konu kumaşların incelemeye sunulmadığı gibi elinde olmadığını beyan ettiği, ayıp iddiasına yönelik olarak ürünlerin teslim alındığı ve ayıbın tespit edildiği sırada davalı tarafından yaptırılmış bir delil tespitinin de bulunmadığı bu suretle davalının ayıp iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "kumaşların temin edilememesi durumunda ise bu durumda ayıpların niteliği ve onarım bedeli konusunda inceleme yaptırılması imkânı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi ayrıca tarafların icra inkâr ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinden ibarettir (Emsal Yarg. ... H.D. .... E. ....K. ...... T.; Yarg. ... H.D. ... E. ... K. .... T.; Yarg. ... H.D. ... E. .... K. ... T.; Yarg. .... H.D. ... E. .... K. .... T.)." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Taraflar arasında eser sözleşmesinin varlığı hususunda bir uyuşmazlık yoktur. İş sahibi olarak davalının aldığı mallarda ayıplı olduğunu davalının müşterisi Roman şirketi davalıya bildirmiştir. Davalı ayıbın ve zararın varlığını öncelikle ispat ile yükümlüdür. Ayıplı olduğu iddia edilen mallar bilirkişiye ibraz edilememiştir. Dosya kapsamında davalı tarafından yapılmış bir ayıp tespiti de yoktur. Davalı tarafça kesilen reklamasyon faturası , davacı tarafça davalıya iade edilmiş ve kabul edilmemiştir. Açık ayıp durumunu davalı tespit edince, davacıya bildirmekle yükümlüdür. Davamızda davalı ürünleri 3. Kişi dava dışı firmaya satmıştır. Dolayısıyla davalı zararını ispatlamış durumda değildir. Dosya safahatı değerlendirildiğinden mahkemenin bilirkişi raporlarını da göz önüne alarak davalının zararını ispatlayamadığını ve süresinde açık ayıp ihbarını yapmadığını belirleyerek davayı kabulü hukuka uygundur. Davalı defterlerinde davacının alacak iddia ettiği faturalar kayıtlıdır. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf sebebi olarak bildirdiği alacağın likit olmadığı iddiası yerinde değildir. İlk derece mahkemesinin kararı hukuka uygun olup , davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri hukuken isabetsizdir." Davalının bir diğer iddiası ise ürünlerin geç teslimi nedeniyle davalının zarara uğradığı, ek navlun bedellerine katlandığı ve bu bedellerin mahsubu gerektiğine yönelik iddialar hakkındadır. Öncelikle taraflar arasındaki eser sözleşmesi yazılı olmayıp sözlü niteliktedir. İspat yükü üzerine düeşn davalı tarafından davaya konu eser sözleşmesinde ürünlerin teslimi bakımından taraflarca kesin veya belirli bir vade kararlaştırıldığına yönelik olarak davalı tarafından her iki tarafın imzasını taşıyan ve taraflarca kabul edilen yazılı bir delil sunulmamıştır. 6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmelerine ilişkin hükümlerinde temerrüde ilişkin özel düzenleme bulunmamakta olup, 6098 sayılı Kanun'un borçlu temerrüdüne ilişkin genel hükümlerinin dava konusu olaya uygulanması gerekmektedir. Öncelikle bu kapsamda davalının geç teslim yani temerrüt iddiaları değerlendirilmeli ve davalının temerrütten kaynaklı olarak uğradığı zararları davacıdan talep edip edemeyeceği sonuçlandırılmalıdır. Davacı ve davalı arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta olup, taraflarca sunulan delil ve belgeler incelendiğinde davacının davalıya işlerin yapılarak ürünlerin teslimi için kesin bir vade vermediği, taraflar arasındaki yazışmalara göre taraflarca üzerinde mutlaka anlaşılmış belirli bir vadenin de söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Kanun'un temerrüdü düzenleyen 117. Maddesi şu şekildedir: "MADDE 117- Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. 6102 sayılı Kanun'un tacirler arasında temerrüt ihtarını düzenleyen 18. Maddesinin 3. Fıkrasında ise şu düzenleme bulunmaktadır: "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." İlgili hükümler bir arada değerlendirildiğinde ve tarafların tacir olduğu gözetildiğinde davacının davalıya yönelik temerrüt ihtarını ve temerrütten kaynaklı seçimlik haklarına yönelik ihbar ihtarlarını 6102 sayılı Kanun'un 18. Maddesinin 3. Fıkrasındaki iletişim araçları ile yapması gerekmekte olup, davalı tarafından ilgili ihtarların yapıldığına dair bir delil sunulmamıştır. Bu bağlamda taraflar arasında belirli veya kesin vade niteliğinde bir teslim tarihinin belirlendiğine yönelik olarak davalı tarafından tarafların anlaştığına dair davacıdan sadır herhangi bir yazılı delil sunulmadığı gibi 6098 sayılı Kanun'un 124. Maddesi gereğince temerrüt için ayrıca süre verilmesini gerektirmeyen bir durumun da söz konusu olmadığı, davalı tarafından davacıya geç teslim ve temerrüde dair 6102 sayılı Kanun'un 18. Maddesinin 3. Fıkrası kapsamında herhangi bir ihtar gönderilmediği dolayısıyla temerrütten söz edilemeyeceği, kesin vadenin iddia ve ispat edilememesi karşısında davalının geç teslime yönelik temerrüt iddiası için davacıyı temerrüde düşürmesi gerektiği ve fakat bu yönde herhangi bir ihtarın gönderilmemesi nedeniyle davacının teslim süresinde temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceği anlaşılmakla davalının geç teslim ve geç teslimden kaynaklı zarara uğradığına yönelik savunmalarının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce talimat yolu ile dinlenen davalı tanığı teslimin 2-3 hafta içerisinde yapılacağı hususunda anlaşıldığını beyan etmiş ise de bu beyan dahi taraflarca kesin vade niteliğinde bir vadenin kararlaştırılmadığını göstermektedir. Zira ancak kesin vade belirlenmesi halinde temerrüt için ayrıca ihtara gerek bulunmadığı, diğer hallerde borçlunun temerrüde düşmesi ve geç teslimden kaynaklı zararın talep edilebilmesinin ancak temerrüt ihtarı sonrasında mümkün olabileceği anlaşılmakla davalının tanık beyanları ile de savunmasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalının geç teslimden kaynaklı olarak zarara uğradığını ve temerrütten kaynaklı seçimlik haklarını kullanabileceğine yönelik savunmasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının iş bedelinin tamamına hak kazandığı, davalının ayıp ve temerrüde yönelik iş bedelinden mahsup savunmalarının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. İş bedelinin belirlenmesi için tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı tarafından davalıya 2024 yılı içerisinde faturalar kesildiği, davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davalının davacıya 514.655,14-TL borcunun bulunduğu, bu miktarın USD'ye çevrilmesi neticesinde 15.207,44-USD davalının davacıya borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; davacı tarafından davalıya 2024 yılı içerisinde faturalar kesildiği, davalı tarafından 60.669,89-TL kısmi ödeme yapıldığı, davacı tarafından davalıya kesilen tüm faturaların davalı tarafından kendi ticari defterine işlendiği, takip tarihi itibariyle davalının kendi defterlerine göre davacıya 14.750,91-USD borçlu göründüğü anlaşılmaktadır. Kaldı ki bu miktarın davalı tarafından davacıya düzenlenen 08.10.2024 tarihli kumaş iade faturasının davacı alacağından düşümü neticesinde bu miktara tekabül ettiği, yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davalının iade faturasına yönelik savunmalarını ayıp ve geç teslimden kaynaklı zarar iddiasını ispatlayamadığı gözetildiğinde davalının davacıya yönelik 08.10.2024 tarihli iade faturasının da mahsup edilmemesi gerektiği bu mahsup edilmeden önceki davalının davacıya borcunun 15.634,87-USD olduğu, davacı tarafından takip tarihinden sonra söz konusu faturaya karşı fatura düzenlenerek kendi defterine kaydedildiği ancak işbu faturanın davaya konu miktarı aştığı ve takip tarihinden sonrasına ilişkin olduğu ve davacının takip talebinde aşan miktara ilişkin olmadığı anlaşılmakla değerlendirilmemiştir. Davalının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya kestiği iade faturası mahsup edildikten sonra dahi davalının davacıya 14.750,91-USD borçlu göründüğü, davacı tarafından kesilen tüm faturaların davalı tarafından kendi defter ve kayıtlarına işlendiği, davacının davalıdan alacaklı olduğunu hem kendi defter ve kayıtları ile hem davalının defter ve kayıtları ile ispatladığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından kesilen faturaların bir kısmının kur farkına yönelik olduğu görülmekle davacının alacağının kur farkından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ne miktarının kur farkından kaynaklandığı Mahkememizce resen incelenmiştir. Zira bilindiği üzere kur farkı alacağı TL olarak doğan bir alacak niteliğinde olup USD olarak talebi mümkün olmadığından ve davacı tarafından USD olarak takip başlatıldığından bu husus resen incelenmiştir. Mahkememizce davacıya süre verilerek taraflar arasındaki ticari ilişkiye yönelik işbu davaya konu 2024 yılına ait faturaları sunmak üzeren davacıya süre verilmiş olup, davacı tarafından .... tarihli dilekçe ekinde tarafların ticari defter ve kayıtlarındaki 2024 yılına ait davacı tarafından davalıya kesilen faturaların tamamı sunulmuştur. Davacı tarafından sunulan tarafların defter ve kayıtlarına işlenen faturalar incelendiğinde; faturaların TL karşılığı gösterilerek USD üzerinden kesildiği, dolayısıyla taraflar arasında USD'ye endeksli bir ticari ilişki kurulduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davalı tarafından kendi kayıtları USD bazında tutulmakta olup, USD endeskli bir ticari ilişki bulunmadığına dair davalının bir itirazı da bulunmamaktadır. 6098 sayılı Kanun'un ödemeye ilişkin 99. Maddesi şu şekildedir: "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." İlgili hükümden görülebileceği üzere döviz borçlarının ödenmesi hususunda alacaklının seçimlik hakkı bulunmakta olup, alacaklı tarafından ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı, döviz borcunun aynen ödenmesi, temerrüt tarihindeki kur karşılığı TL bedelin ödenmesi yönünde seçimlik hak kullanılabilecektir. Davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; davalı tarafından davacıya sadece 23.08.2024 tarihinde 60.669,89-TL havale ile ödeme yapıldığı, davalının çek veya kambiyo senedi ile ödemesinin bulunmadığı, 60.669,89-TL ödemenin davalı tarafından kendi ticari defterinde ödeme günündeki USD kuru karşılığına çevrilerek 1.789,06-USD ödeme olarak davacı alacağından mahsup edildiği davalının kendi ticari defter ve kayıtlarından anlaşılmaktadır. Taraflar arasında dövize endeksli ilişki bulunduğu, davacı tarafından faturaların USD üzerinden kesildiği ve davalı tarafından yapılan ödemenin ödendiği tarihteki TCMB kuru üzerinden TL'nin USD'ye çevrilerek USD borcunden mahsup edildiği anlaşılmakla davacının kalan bakiye alacağını USD cinsinden aynen ifasını talep edebileceği, Nitekim davaya konu takip dosyasında da davacının USD olarak alacağının aynen ödenmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Buna karşılık davacı tarafından davalıya kesilen faturaların bazılarının kur farkı faturası olduğu kur farkı alacaklarının USD olarak talep edilemeyeceği anlaşılmakta olup, Mahkememizce davacının sunduğu 2024 yılına ait işbu davaya konu tüm fatura bedelleri toplanmış ve kur farkı faturasının USD para biriminden talep edilmesi mümkün olmadığından ve USD olarak aynen ödeme yönünde hakkını kullanan davacının kur farkı alacağı talep edemeyeceği anlaşılmakla davacı tarafından davalıya kesilen kur farkı faturaları toplam bedelden düşülmüştür. Buna göre; 2024 yılı içerisinde davacıya USD olarak kesilen tarafların ticari defterine kaydedilen fatura bedelleri toplamının (kur faturasına ilişkin faturalar çıkarıldıktan sonra ürün satışına yönelik faturalar toplamının); 17.422,76-USD olduğu, davalı tarafından 23.08.2024 tarihinde davacıya havale yolu ile yapılan 60.669,89-TL ödemenin davalı defterlerine göre 1.789,06-USD yaptığı bu ödemenin mahsubu sonrasında (davacı tarafından 31.12.2024 tarihinde kesilen fatura da kur farkı faturası olup, takip tarihinden sonra olduğu ve davaya konu olmadığı için gözetilmemiştir.) davacının takip tarihinde davalıdan 15.633,70-USD alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bedelin davalının defterlerindeki 02.10.2024 tarihindeki tutar ile de uyumlu olduğu, bu tarihten sonra davalı tarafından davacıya 08.10.2024 tarihinde 883,96-USD tutarlı iade faturası kestiği, bu miktarın düşümü sonrasında da davacının davalıdan alacağının 14.749,74-USD olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından da davalının 14.749,74-USD yönünden itirazının iptalinin talep edildiği anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile Davaya konu Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında 14.749,74-USD asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre ve davacı tarafından da daha yüksek oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla davacının ancak ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a Maddesine göre işleyecek faiz oranı talep edebileceği anlaşılmakla ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davaya konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu anlaşılmakla tazminat koşullarının oluştuğu değerlendirilmiş; itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 101.464,34-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; Davaya konu Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında 14.749,74-USD asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 101.464,34-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 34.655,14-TL harçtan peşin alınan 6.127,18-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 28.527,96-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 6.127,18-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 6.742,58-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 5-Davacı tarafça yapılan 12.380,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 81.171,48-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2026
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza