İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1237 E. 2026/256 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1237
- Karar No
- 2026/256
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1237 Esas KARAR NO : 2026/256
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 24/12/2025 KARAR TARİHİ : 04/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...... plakalı aracın, davacı şirket nezdinde ..... Numaralı Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, sigortalı aracın, dava dışı .....'ın sevk ve idaresinde iken, Bakırköy İBB Ek Hizmet Binası mevkine geldiği esnada orta şeritte ilerlerken sigortalı aracın sol arka kısımlarına, aynı şeritte seyir eden ........ plakalı araç sürücüsü sıfatını haiz davalının çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu trafik kazasının 26.09.2024 tarihinde İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde gerçekleştiğini, davalılardan .....'ın ...... plakalı aracın sürücüsü sıfatına sahip olduğunu ve kusurlu eylemleriyle uyuşmazlık konusu zarara sebebiyet vermiş olduğunu, diğer davalı ...... Oto. Kir. Emlak Tur. Ve Org. A.Ş. ise aracın işleteni sıfatına sahip ve KTK md 85 uyarınca zarardan kusursuz bir biçimde müteselsilen sorumlu olduğunu, davacı tarafından kasko sigortası kapsamında sigortalı olan araç için 03.01.2025 tarihinde 1.000.000,00-TL tazminat ödemesi yapıldığını, ..... plakalı aracın Zorunlu Trafik Sigortacısı sıfatını haiz ...... Sigorta A.Ş. tarafından 27.02.2025 tarihinde 300.000,00-TL rücu ödemesinin yapıldığını, pert işlemi gören sigortalı araç için 13.01.2025 tarihinde 421.500-TL sovtaj tenzili yapıldığını, söz konusu ödeme neticesinde davalı tarafın sorumlu olduğu tutar 278.500,00-TL olduğunu, sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödeme ile davacı şirketin, TTK madde 1472 uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, bunun üzerine alacağın rücuen tahsili amacıyla İstanbul ..... İcra Müdürlüğü ...... E. Sayılı dosyaıs nezdinde icra takibine geçilmişse de borçlular tarafından yapılan itiraz nedeniyle takip durmuş olduğunu belirterek; itirazın iptal edilerek takibin devamının sağlanabilmesi için gerekli dava şartı yerine getirilerek arabulucuya başvurulmuş ise de, arabuluculuk görüşmesi soucunda taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı, borçluların İstanbul ...... İcra Müdürlüğü ..... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itiraz iptal edilerek takibin devamına, icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ....... Oto Kiralama Emlak... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça dava dilekçesinde, 26.09.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı şirketin işleteni olduğu ....... plakalı araç sürücüsü ......’ın %100 oranında tam kusurlu olduğunun iddia edildiği, bu iddiaya dayanak olarak kaza yerinde kolluk görevlilerince tanzim edilen trafik kaza tespit tutanağı gösterildiğini, ancak söz konusu tutanağın kazanın oluş şekline dair maddi gerçekliği yansıtmaktan uzak, tek taraflı beyanlara dayalı ve teknik incelemeden yoksun bir belge olduğunu, hukuk yargılamasında kaza tespit tutanakları kesin delil niteliğinde olmayıp, aksi her türlü delille ispatlanabilen adi yazılı belge mahiyetinde olduğunu, somut olaydaki kaza dinamiği, araçların hasar bölgeleri ve yolun geometrik yapısı birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket sürücüsüne atfedilen kusur oranlarının fahiş olduğunu ve davacı sigortalısı ......’ın kazanın meydana gelmesinde asli etken olan müterafik kusurunun göz ardı edildiğinin açıkça görüleceğini, kaza tespit tutanağında davalı şirket aracının sürücüsü ......’ın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 56/1-c (yakın takip) ve 56/1-a (şerit değiştirme kurallarına riayetsizlik) maddelerini ihlal ettiğinin belirtildiği, ancak kazanın oluş şekli incelendiğinde, bu maddelerin bir arada ihlal edilmesinin mantıksal ve fiziksel olarak mümkün olmadığını, kolluk görevlilerinin kaza sonrasındaki araç konumlarından yola çıkarak varsayımsal bir sonuca ulaştığının anlaşıldığını, KTK 56/1-c maddesi, aynı şeritte seyreden araçlar arasındaki güvenli mesafeyi düzenlerken; 56/1-a maddesi şerit değiştirme manevrasını düzenlendiğini, bir sürücünün hem aynı şeritte takip mesafesini korumayıp hem de şerit değiştirirken kazaya sebebiyet verdiği yönündeki çelişkili tespitin tutanağın teknik olarak hatalı olduğunun en somut göstergesi olduğunu, davalı şirket sürücüsünün kendi şeridinde trafik kurallarına uygun şekilde seyir halindeyken, davacı sigortalısı ......’ın sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracın ani ve kontrolsüz bir manevra yapması veya şerit içindeki istikrarsız seyrinin kazanın asıl sebebi olduğunu, sırf arkadan veya yan kısımdan gelen bir temasın varlığının otomatik olarak o araç sürücüsünü tam kusurlu kılmayacağını, Yargıtay yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, kaza tespit tutanağı ile dosya kapsamındaki diğer deliller arasında çelişki olması durumunda uzman bilirkişi incelemesi yapılmasının zorunlu olduğunu, dava dosyasında yer alan mevcut kaza tespit tutanağı ve davacı tarafın hazırlattığı tek taraflı ekspertiz raporları, hüküm kurmaya elverişli teknik veriler içermediğini, özellikle araçların çarpışma noktaları, çarpışma açıları ve çarpışma sonrası izledikleri yollar (fren izleri, savrulma mesafeleri) üzerinde detaylı bir fiziksel analiz yapılmadığını, davalı şirketin sürücüsünün %100 kusurlu olduğu yönündeki kabul, maddi vakıalarla çeliştiğini, bu çelişkinin giderilmesi ve adalete uygun bir kusur dağılımının yapılması için üniversitelerin otomotiv kürsülerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) uzmanlarından oluşan bir heyetten rapor alınması zorunlu olduğunu, sigorta hukukunda halefiyet prensibi uyarınca sigortacı, sigortalısına ödediği tutarı değil, sigortalısının zarar sorumlusundan talep edebileceği "gerçek zararı" rücu edebileceğini, bu hususun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ..... Esas ve ..... Karar sayılı ilamında açıkça vurgulandığını: aracın 1.000.000-TL olarak belirlenen rayiç değerine, pert kararının teknik dayanaklarına ve 421.500 TL’lik düşük sovtaj bedeline itiraz ettiklerini, dosyanın, aralarında elektrikli araç teknolojileri konusunda uzman bir makine mühendisi ve sigorta hesaplama uzmanının bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilerek; aracın kaza tarihindeki gerçek piyasa değerinin, onarımının ekonomik olup olmadığının ve hasarlı halinin (sovtaj) objektif piyasa değerinin yeniden tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafın haksız kazanç sağlama ve zararı davalıya rücu etme amacı güden fahiş hesaplamalarına dayalı davasının reddi gerektiğini, davacı tarafın itirazın iptali talebiyle birlikte davalı şirket aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini, ancak İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın "likit" (belirli, muayyen ve borçlu tarafından hesaplanabilir) olması gerektiğini, huzurdaki dava bir rücuen tazminat davası olup; kusur oranlarının tespiti, araç piyasa rayiç değerinin belirlenmesi, sovtaj bedelinin denetlenmesi ve kaza ile hasar arasındaki illiyet bağının kurulması ancak mahkemece yapılacak kapsamlı bir yargılama ve bilirkişi incelemesi neticesinde mümkün olabileceğini belirterek; davacı tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine, alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı..... vekili cevap dilekçesinde özetle; Meydana gelen kazada, keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığında; davalının kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, her ne kadar kaza tespit tutanağında davalının arkadan çarpmış gibi değerlendirilmişse de; ..... Plakalı araç sürücüsü ......'ın en sol şeritte giden davalının aracının önüne, sinyal dahi yakmadan kontrolsüzce çıkması sonucu kazanın meydana geldiğini, sigorta ve kasko şirketlerinin kendi aralarındaki mutabakatlara dayalı olarak ödeme yapmalarının davalı açısından geçersiz olduğunu, davacı şirketçe sigortalısına 1.000.000 TL ödeme yapıldığı belirtilmiş olup, iş bu ödeme ve ibranamelerin celbini, ayrıca belirlenen bu araç bedelinin doğruluğunun tespiti açısından ...... Plakalı aracın kilometre sorgusunun yapıldığı tüm tüv türk kayıtlarının, öncesinde bir hasarı olup olmadığının tespiti açısından sigorta bilgi gözetim merkezi kayıtlarının, aracın yaşı, yakıt, vitesi vs ayırt edici özelliklerinin tespiti açısından araç hakkında ki tüm ..... kayıtlarının dosya arasına alınarak ve emsal araştırması yapılmak suretiyle, aracın kaza tarihi itibari ile rayiç bedelinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiğini, davacının aracında meydana gelen zararın, aracı perte ayıracak düzeyde olup olmadığının tespitinin gerektiğini, zira perte ayrılmayacak düzeyde, tamirat ile düzelebilecek bir araçta meydana gelecek zararın daha olacağının sabit olduğunu, davalı aracı diğer davalı, ..... Oto Kiralama... A.Ş den kiralamış olduğunu, araca ve müvekkiline '' kasko '' ve '' full kasko '' yapılmış olup davalının bedeli de buna göre belirlenerek ödeme yapıldığını, icra dosyasındaki ödeme emri incelendiğinde, davacının kasko poliçe numarasını belirtmeyerek, belirsiz bir alan oluşturduğunu ve takip talebinin ekine de sadece KTT nı eklediğini, bu sebeple yargılama gerektirir alacak talebi için, poliçe numarasını belirtmeksizin takip açmasının TMK iyiniyet ile örtüşmediğini, ayrıca icra takibinde davacı, % 44,25 oranında avans faiz istemiş olup, davalının aracı kiralayan ve bireysel kullanım sürücüsü olarak tüketici konumunda olup, faiz talep edilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı aleyhine bir karar çıkması ihtimalinde, diğer davalı ..... A.Ş ne rücu etme hakkını saklı tuttuklarını belirterek; davanın Usulden - Esastan reddine, davacının lehine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama masraflarının davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, kasko sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre kusurlu olan karşı araç sürücüsü ve işleteninden rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirkete ...... numaralı "..... Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi" ile sigortalı bulunan ..... plakalı aracın 26/09/2024 tarihinde karıştığı trafik kazası nedeniyle dava dışı sigortalı ..... plakalı araç için davacı sigorta şirketi tarafından ödenen tazminatın davalılardan rücu talebinin kabul edilip edilemeyeceği, meydana gelen trafik kazasında araç sürücülerinin kusur durumunun ne olduğu, ..... plaka sayılı araçta hasar meydana gelip gelmediği, gelmiş ise hasar bedelinin ne olduğu, aracın pert sayılıp sayılamayacağı, ödenen tazminatın kadri marufunda olup olmadığı, tazminat bedelinden davalıların sorumlu olup olmadığı, davacı sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat bedelinin davalılardan rücuen tahsili amacıyla başlatılan İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ..... sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği, rücu şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı takip dosyası ilgili UYAP ekranından çıkarılarak dosya kapsamına kazandırılmış, incelenmesinde; alacaklısının ..... Sigorta Anonim Şirketi, borçluların ..... ve ..... Otomobil Kiralama Emlak Turizm ve Organizasyon Anonim Şirketi olduğu, trafik kazası nedeniyle meydana gelen zarardan kaynaklı alacak borç sebebi gösterilerek 278.500,00-TL asıl alacak, 57.813,55-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 336.313,55-TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin; davalı borçlu şirkete 19/06/2025, davalı şahısa 19/06/2025 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, borçlu gerçek kişi vekilinin 19/06/2025, borçlu şirketin bila tarihli dilekçeleri ile icra takibine itiraz ettikleri, davalı borçlular vekillerinin itirazları üzerine borçlu gerçek kişi yönünden 23/06/2025, borçlu şirket yönünden 20/06/2025 tarihinde icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür. ..... plakalı aracın aktif - pasif araç sahiplik bilgilerinin ilgili UYAP ekranından çıkarılarak dosya arasına alınmıştır. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğünden; ...... plakalı aracın hasar - tramer kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından; ..... plakalı aracın muayene kayıtlarının celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. ..... Sigorta Anonim Şirketinden; dava konusu olayla ilgili olarak sigortalı ........ plakalı aracın 26/09/2024 tarihinde karıştığı trafik kazası nedeniyle açılmış sigorta hasar dosyasının, ..... plaka sayılı araç adına düzenlenen sigorta poliçesi ve ödeme belgeleri ile tümünün onaylı örneği celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava olarak adlandırılmıştır. TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde; "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. 22.03.1944 tarih, 37 esas, 9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın, davacı sigorta şirketinin .... Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ....... plakalı aracın trafik kazası sonucunda hasarlanması nedeniyle ödediği bedelin halefiyet ilkesi gereğince davalılardan tahsiline yönelik olduğu, davacının sigortalısı olan dava dışı ....'ın gerçek kişi ve sigortalı aracın hususi olduğu, davalılardan ..... Otomobil Kiralama Emlak Turizm Ve Organizasyon Anonim Şirketi tüzel kişi tacir ise de halefiyete dayalı olarak açılan davada dava dışı sigortalı gerçek kişi olduğundan açılan davanın TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafında ticari işletmesinden doğan ticari dava niteliğinde olmadığı, davacı sigorta şirketinin halefiyete dayalı olarak iş bu davayı açtığı ve davacının sigortalısı ile davalı arasındaki eylemin haksız fiil niteliğinde bulunduğu gözönüne alındığında, eylemin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmayıp, haksız fiilden kaynaklandığı ve davanın mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, davanın HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, 6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin huzurda yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/03/2026 Katip ...... Hakim .....