İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/122 E. 2026/363 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/122
Karar No
2026/363
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/122 KARAR NO : 2026/363

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/09/2025 KARAR TARİHİ : 13/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Davacı ... ile davalı ..., arkadaşları vasıtasıyla tanıştıklarını, davacı şirketin büyük hacimli olarak et ticareti ile uğraştığını ve et ticareti yaptığından, arkadaşlarının önerisiyle ... isimli kişiye et ürünleri satmak amacıyla arkadaş vasıtasıyla iletişim kurmuş olduklarını, Bu iletişimin ardından davalı ..., et satın alamayacağını ancak davacıya karşı kendi işletmesine ortak olmasını teklif ettiğinii, davacı taraf ise buna sıcak bakmadığını, ilk kez tanıştığı davalıdan gelen bu teklifi kabul etmediğini ama sonrasında bu kişiyle çok vakit geçirdiğini, ve piyasada çok alacağı da olduğu için alacaklarını toplayamadığını da varsaydığından bir an düşüncesizlik ederek davalı ... ve avukatı ...'in bu teklifini kabul ettiğini, piyasadaki alacaklarını toplatmak maksadıyla göstermelik olarak senet verdiği düşüncesiyle ve ofiste bulunan diğer kişilerin de davacıyı bu yönde baskı kurarak telkin etmesiyle .... İcra Dairesi'nin 2024/... esas sayılı dosyasından görüleceği üzere 01.02.2024 tanzim tarihli, 02.05.2024 vade tarihli, 1.350.000 TL tutarındaki senedi davacıya borçluymuş gibi imzalayarak, alacaklıyı da davalı ... gösterdiğini, davacı bunun üzerine tekrar ve tekrar bu senedin göstermelik senet niteliğinde ve bir işlem yapılmadan kalacağını dava dışı ... ait ofiste davalı ... ve dava dışı ... teyit ettirdiğini, daha sonrasında bir anlık gafletle senedi dava dışı avukat ...'ün ofisinde davalıya bırakarak çıktığını, sonra gerçekten borçlu gibi dava edildiğini, aldatıldığını ve Bu konuyla ilgili olarak davacıya ; davalı ve dava dışı ...'ten nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/... soruşturma açıldığını, yazılı nedenler ve bahsi geçen delillerin ikame edilmesi ve tanıkların dinlenilmesi ile ,düzenlenmiş olan kambiyo senedinin kesin hükümsüz olduğunu işbu dava ile karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "Davalı ... ile davacı ... uzun süredir tanışmakta olduklarını, Tanışıklıkları eskiye dayanmakta olup uzaktan akrabalık ilişkileri de mevcut olduğunu, Bu durumda yani tanışık olduklarını kanıtlamak adına davalının, davacının kızının üniversite harçlarını ödediğine dair dekontları dilekçe ekinde sunduklarını, 2- 2,50 yıl öncesine dayanan sosyal medya konuşmalarını sunduklarını, davalı müvekkili ile davacı arasında ticaret ilişkisi mevcut olduğunu, Davacı müvekkilin Bakırköy Osmaniye’de bulunan işletmesine gelerek ucuz et getireceğini ve bu işi yapabilmek adına ortak olmayı teklif ettiğini, birbirlerini çokça ziyaret ettiklerini, davalı müvekkili davacıyı kandırmadığını, Davacı ile müvekkil birlikte ticaret yaptığını, et satışına girmek üzerine anlaştıkları ve çalıştıklarını, Aralarındaki anlaşmaya rağmen davalı müvekkile taahhüt ettiği satışa konu ürünü temin etmediğini, Bu sebeple davalı müvekkile vermediği etin kilo başına ücreti hesaplaması yaparak senet doldurduklarını ve Dava konusu senetin Ortaköy'de tarafların ortak tanıdıkları ile birlikte oturdukları bir restoranda akdedildiğini, davaya konu senet ofiste alınmadığını, tanıklarının olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini" talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE: .... İcra Dairesinin 2024/... E. sayılı dosyası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2025/... nolu soruşturma dosyası, senet fotokopisi, tanık beyanları ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş ve tüm deliller toplanmıştır. Davanın, davalı yanca, davacı borçlu aleyhine .... İcra Dairesinin 2024/... E. sayılı dosyasından başlatılan takibe konu, 01/02/2024 tanzim, 02/05/2024 vade tarihli, 1.350.000-TL. bedelli bir adet bononun, aldatılmak suretiyle verildiği iddiası ile davaya konu bono nedeniyle başlatılan takipte, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. .... İcra Dairesinin 2024/... E. sayılı dosyası celp edilip incelendiğinde, alacaklısının davalı, borçlusunun davacı olduğu, 02/05/2024 vade tarihli, 1.350.000-TL. bedelli senetten dolayı toplam, 1.544.231,25-TL. üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığı görülmüştür. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2025/... nolu soruşturma sayılı dosyası celp edilip incelendiğinde, 26/09/2025 tarihinde, “…taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, ve çözümünün hukuk mahkemelerinin yetki ve görevi kapsamında kaldığı anlaşıldığından…” kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Aldatma (hile); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hilede yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1. maddesinde açıklandığı gibi; taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Aldatma (hile) her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın (hile) öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Somut olayda, davacının, TBK.39 kapsamında 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde, davaya konu senedin aldatılma (hile) ile imzalandığı iddiasında bulunduğu ve mahkememiz dosyasında hak düşürücü süre bulunmadığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan, aldatmayı (hileyi) ispat yükü, aldatılan tarafa aittir. Hata, hile ve ikrah iddialarının senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık vardır. Bu nedenle hukukî işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 203/1-ç maddesinde senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır. Sözleşme resmî senetle yapılmış olsa dahi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Resmî belgelerle ispat” kenar başlıklı 7. maddesi “Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir” hükmünü taşıdığından, hile olgusunun tanık dâhil her türlü delille ispatı mümkündür. Mahkememizce 04/02/2026 tarihli duruşmada dinlenilen, davacı ve davalı tanığı ... beyanında, "Her iki tarafı da yaptığım iş vesilesiyle tanıyorum. Tarafların kendi aralarında akrabalık bağı olup olmadığı hakkında bir bilgim yoktur. 2023 yılının başında başlayan tarafların bir iş ortaklığı vardı. Yaklaşık 1-1,5 sene sürdü. İşleri de et toptancılığı idi. Davacının davalıya senet verdiğini biliyorum. 2024 yılının şubat ayı idi. Benim de bulunduğum bir ortamda senet düzenlendi. Hatta senetteki bilgileri ben kendim doldurdum. İş ortaklığı konusunda aralarında anlaşmışlardı. Davacı yanca davalının mağduriyetinin giderilmesi amacıyla davacı tarafından senet verildiğini biliyorum. Davacıya senedi imzalarken herhangi bir aldatma hile veya zorlama olmadı. Herhangi bir baskı yapılmadı. Kendi isteğiyle senedi imzaladı. Senet, Ortaköy'de ...isimli bir restoranın muhasebe bölümünde imzalandı. Senet imzalanırken davacı davalı ve ben vardım. Başka kimse ortamda yoktu,Davalı toptan et satışı yapmaktadır. Çevresi çok geniştir. Dosyaya fotoğrafı sunulan senedi dolduran kişi benim," demiştir. Aynı duruşmada dinlenen davacı tanığı ... beyanında, "Ben davacının oğlu olurum. Davalı, ... ile birlikte dükkanıma geldiler. Dükkanım Eminönü'ndedir. Kasabım ve buradaki işletme bana aittir. Babam ile iş ortaklığı yapmak istediklerini söylediler. Babam da bu arada yanımızdaydı. İçli köfte imal etmek istediklerini ve satışını yapmak istediklerini söylediler. Babam kendi dükkanımızdan SGK emeklisidir. Yani bizim dükkanda çalışıyordu. Babam toptancılık da yapmaktaydı. Öncelikle ortaklığı babam üzerinden bana teklif ettiler. Ben kabul etmedim. Babam piyasada belli ölçekte alacağı olduğunu beyan etti. Bunun üzerine davalı da biz bu alacakları gayrimeşru yollarla ya da senden alacağımız bir senetle alacaklılarından tahsil ederiz, dedi. Ortaklık kuruldu. Bu toplantıdan sonra babam bildiğim kadarıyla davalı ... ile birlikte bir Avukatlık ofisine giderek senedi imzaladı. Benim bildiğim kadarıyla babam senedi zorla imzaladı. Zorla imzalamasının sebebi de davalının biz bunu gayrimeşru yollarla alacağız ifadesiydi, dedi. Senedi babamın alacaklarını tahsil için babamdan aldılar. Ben senet imzalanırken babamın yanında değildim. Benim bildiğim kadarıyla senet şu anda icradadır, Taraflar arasında herhangi bir ticaret alışverişi olmamıştır, Benim hatırladığım kadarıyla senet 2024 Ekiminde imzalandı. Ofise de o tarihte giderek senet imzalandı. Ama ben birlikte ofise gitmedim," demiştir. Aynı duruşmada dinlenen davalı tanığı ... beyanında, "Davalı ... benim kuzenim olur. Davacıyı da daha önce bir ticari alışverişimizden dolayı tanıyorum. Tarafların kendi aralarında bir akrabalığı yoktur. Tarafların beraber bir iş ortaklığı yaptığını duydum. Ancak ne ortaklığı olduğu konusunda bilgi sahibi değilim. Tarafların ne zamandan beri tanıştıklarını da bilmiyorum. İş ortaklıklarının ne kadar sürdüğünü de bilmiyorum. Davacının davalıya vermiş olduğu senetle ilgili bir bilgim yoktur, Davacının et ticareti yaptığını biliyorum. Davalı ... bir sene öncesine kadar gıda işi yapıyordu. Yani dondurulmuş ürün, et toptancılığı yapıyordu. Ancak şu anda emlakçılık yaptığını duydum, ... ın geliri hususunda bir bilgim yoktur, Benim davacı ... ile iki sene kadar önce aramızda bir alacak borç meselesi vardı. Ben ona borçluydum. Borcumdan dolayı hatta daha yüksek bir meblağ davacı ...'a çek olarak verdim , çek gününde ödendi ancak fazla olan kısmını ben davacıdan alamadım" demiştir. Aynı duruşmada dinlenen davalı tanığı ... beyanında, "Ben bir hukuk bürosunda yöneticiyim. Av. ... 'ün yanında çalışmaktayım. Ben davacı ile davalıyı önceden tanımıyorum. Sadece hukuki bir ihtilafları dolayısıyla Avukat beyin bürosuna geldiler, orada tanıdım. Taraflar arasında iş ortaklıkları olup olmadığını bilmiyorum. Davaya konu senedi biliyorum. Senedin neden verildiği konusunda bilgi sahibi değilim. Sadece büromuza tahsil için getirildi. Biz de icraya koyduk. Neden alındığı konusunda bilgim yok. Senet imzalanırken herhangi bir aldatma , hile , zorlama veya baskı olup olmadığı konusunda bilgim yoktur. Senet büromuzda imzalanmadı. Nerede imzalandığını da bilmiyorum, Senedi icraya koymadan önce görüşmek için ne zaman ofise geldiklerini bilmiyorum. Zaten ofise gelme konusu davaya konu senet değildi. Başka bir konuyla ilgili görüşmek üzere geldiler, " demiştir. Aynı duruşmada dinlenen davalı tanığı ... beyanında, "Davalı benim kuzenim olur. Davacıyı da kuzenim davalı ... ile ortaklık yaptığını biliyorum. Davacı ile bir tanışıklığım yoktur. Davacı ... gıda işi yapmaktadır. Davalı ... de aynı işi yapmaktadır. Ancak davalı ... iki seneden beri başka bir iş yapıyor. Bildiğim kadarıyla emlak işi yapmaktadır. Taraflar iş ortaklığı yapacaklardı. Bu iş ortaklığının belli bir masrafları olduğu için kendi aralarında sözlü bir anlaşma yaptılar. Bu anlaşmayla davacının senet vermesi kararlaştırıldı diye, biliyorum. Senedin Ortaköy'de bir yerde imzalandığını biliyorum. Ancak benim yanımda imzalanmadı. Davacının bu senedi tamamen kendi iradesiyle imzaladığını biliyorum. Herhangi bir aldatma, hile, zorlama veya bir baskı yapılmamıştır, Davacı ... içli köfte, et ve gıda ürünlerinin üretimini yapıp, toptan satıyordu, yani toptancılık yapıyordu, davalı ... de aynı işi yapıyordu, Ben hukuk bürosuna tarafların gidip gitmediği konusunda bilgi sahibi değilim," demiştir. ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/... Tal. Sayılı dosyasından, 28/01/2026 tarihli duruşmada dinlenen davacı tanığı ... beyanında, " Davacı benim arkadaşımın babası olur, davalıyı bu davadan önce tanımıyordum. tanıklık yapacağım, taraflarla aramda akrabalık ve husumet bulunmamaktadır. ... kasap olarak çalışır kendine ait kasap dükkanı vardır bu dükkanda oğlu ile birlikte çalışırlar. ... 'ın ise bir işletmesi varmış , ... amcaya ortaklık teklif etmiş, ... amca ise ortaklığı kabul etmemiş, piyasadan bir sürü alacağım var birde ortaklık hususunu karıştırmak istemiyorum demiş. Bunun üzerine ... ben senin piyasadaki alacaklarını alırım bana boş senet var bana verdiğin bu senedi göstererek zorla alacaklarını toplarım demiş ... amca da tarihi boş bir senet nüshası verdiğini söyledi ben bu hususları İstanbul'a ziyarete gittiğimde bana kendisi söyledi. ... amcanın bana bu şekilde kendisinden alacaklarını tahsili için zorla boş senet aldırıldığını tam tarihini tam hatırlayamadığım kısa bir süre önce anlattı. Benden de ... beyle görüşmemi rica etti. Boş verdiği senedi takibi koyacağından bahsetti. Bende ... beyle görüştüm. Kendisi bana ... beyin bana bir borcu yok ben kendisine iade edeceğim diyerek bizi oyaladı. Görüşmemiz esnasında ... bey, ben ve davacı ... amca vardı , başkaca kimse yoktu. Sonrasında bir daha görüşme gerçekleştirdik, aradan bir kaç gün geçti tekrar üçümüz bir araya geldik senet iadesini talep ettik ancak ... bey siz benim senedin üstüne büyük bir meblağ yazmadığıma dua edin dedi ve sonrasında kısa süre sonra takip talebi geldi bilgim bundan ibarettir." demiştir. Mahkememizce dinlenen, davacı tarafın hile (aldatılma) iddiası ile senet nedeni ile borçlu olmadığını ileri sürdüğü, davacının bu nedenle ispat külfeti altında olduğu, tarafların tanıklarının dinlendiği, davacı ve davalının ortak tanığı olan ...’ün , senet imzalanırken tarafların yanında bulunduğunu, dosyada senet doldurulurken çekilen fotoğrafın kendisine ait olduğunu, davaya konu senedin tarafların arasındaki ticari ilişki nedeniyle verildiğini, davacı yanca senet imzalanırken herhangi bir hile, zorlama ve baskı olmadığını, kendi isteğiyle senedi imzaladığını beyan ettiği, dinlenen diğer tanıkların senetler düzenlenirken olaya şahit olmadıkları, senetlerin hile veya başka bir irade fesadı ile imzalatıldığı hususunda görgüye dayalı bir bilgileri olmadığı, davacının şikayeti üzerine, yapılan soruşturma neticesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, takibe dayanak senedin zorunlu unsurları tam olan kambiyo senedi olduğu, senet üzerinde bulunan imzanın da davacının kabulünde olduğu, davalının kasıtlı telkin ve eylemleri sonucunda hile ile bononun düzenlediği, iradesinin oluşumu sırasındaki sakatlığın bu eylemden kaynaklandığına ilişkin olarak davacının dayandığı delillerin hile iddiasını ispata elverişli olmadığı anlaşıldığından, davacının davasının reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre, alınması gereken 732-TL harçtan peşin alınan 26.371,61-TL harcın mahsubu ile geriye kalan 25.639,61-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 234.192,38-TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600-TL. arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının, avansı yatıran tarafa iadesine,

Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize verilecek ya da başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/05/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/122, K. 2026/363, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-122-e-2026-363-k-4f92071f8eae