İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/898 E. 2026/350 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/898
- Karar No
- 2026/350
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/898 Esas KARAR NO : 2026/350
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/11/2024 KARAR TARİHİ : 30/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; davacı ..... Köpük Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile davalı ..... Tekstil San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda davacı tarafından satıma konu malların davalıya eksiksiz ve ayıpsız şekilde teslim edildiğini, buna ilişkin faturaların düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini ve davalı defterlerine işlendiğini, buna rağmen vadesi gelen fatura alacaklarının ödenmediğini, bu nedenle İstanbul ..... İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın takibe, borca ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, İstanbul Arabuluculuk Bürosu’nun ..... sayılı dosyasında arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığını, takibe konu alacağın likit olduğunu ve davalının sırf tahsili geciktirmek amacıyla itiraz ettiğini, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalının haksız itirazı nedeniyle asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı şirketin konkordato sürecinde bulunması nedeniyle Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... Esas sayılı dosyası kapsamında adli yardım talebinde bulunulduğunu, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 253.984,17 TL alacağın tahsili için davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... Esas sayılı dosyasında davacı ..... Polietilen Köpük Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından İstanbul ..... İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve 253.984,17 TL alacağın tahsilinin talep edildiğini, ancak müvekkil ..... Tekstil San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, icra takibinde belirtilen faiz oranlarının hatalı olduğunu ve alacağın zamanaşımına uğradığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Davalı taraf savunmalarında; taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davacının yalnızca kendi düzenlediği faturalara dayanarak alacak iddiasında bulunduğunu, oysa müvekkil tarafından düzenlenen ..... numaralı iade faturası başta olmak üzere iade faturalarının davacı defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacı tarafından eksik ve ayıplı mal teslim edildiğini ve bu nedenle malların iade edilerek iade faturası düzenlendiğini, teslim olgusunun tanık beyanları ve diğer delillerle ispat edileceğini, davacının cari hesap ilişkisini ve yapılan mahsuplaşmaları dikkate almadan icra takibi başlattığını, ayrıca henüz vadesi gelmemiş alacaklar için de takip yapıldığını, müvekkil tarafından davacıya yapılan ödemelerin banka kayıtları ve hesap ekstreleri ile ispat edileceğini, davacının gönderdiği hesap mutabakat teyit mektubuna da itiraz edildiğini, bu nedenle tarafların ticari defter ve kayıtlarının birlikte incelenmesi gerektiğini, davacının iddialarının ispatlanamadığını, bu sebeplerle davanın reddine, davacının haksız ve kötü niyetli icra takibi nedeniyle alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ..... İcra Daireis'nin ..... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 253.984,17-TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle;İstanbul ..... İcra Dairesi ...... sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itiraz üzerine; taraflar arasında ticari ilişki kapsamında davacının cari hesap alacağı olup olmadığı, 31/10/2023 takip tarihi itibarıyla alacak miktarı ve davalı tarafça ödeme yapılıp yapılmadığı konularında uyuşmazlık bulunduğu tespit edilmiş; yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır: 1. Ticari defter ve belgeler, ilgili usul ve yönetmeliklere uygundur. 2. Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı; banka kayıtları, karşılaştırmalı alış-satış analizleri,fatura muhteviyatının işletme faaliyet konularına uygunluğutarafların dilekçelerde yer alan ikrarları neticesinde anlaşılmıştır. 3. Davacı ve davalı tarafların ticari defter incelemeleri neticesinde; 20/10/2023 tarih, ..... sayı ve 958.356,30 TL İADE faturasına bağlanılan 20/10/2023 tarih, ...... sayılı SEVK İRSALİYESİ dışında tüm tahakkuk ve ödeme/iade/mahsup kayıtlarında uyuşmazlık bulunmadığı, BU NEDENLE; 1. İADE SEVKİNİN GEÇERLİ OLMAMASI DURUMUNDA 1. Takip talebinde asıl alacak 253.984,17 TL, işlemiş faizi talep edilmemiş olmak üzere TOPLAM 253.984,17 TL’dir 2. İADE SEVKİNİN GEÇERLİ OLMASI DURUMUNDA 1. . Takip tarihi itibarıyla takip talebinde asıl alacak 253.984,17 TL, işlemiş faizi talep edilmemiş olmak üzere yine TOPLAM 253.984,17 TL’dir 2. Ancak Takip tarihinden sora 06/11/2023 tarihinde cari hesaba mahsuben 263.713,78 TL EFT/HAVALE yapılmıştır. 3. İTİRAZIN İPTALİ AÇISINDAN 4. Takip tarihine kadar faiz istenmediği; ancak takip tarihinden tahsil tarihine kadar dönemsel oranlarda ticari avans faizi (3095 s. Kanun m. 2/2) talep edilebileceği; 5. Tazminat istemi bakımından, tazminat talebinin uygun olup olmaması Sayın Mahkemenin hukuki takdir ve kararında olduğu şeklinde görüşlerimi sunuyorum." denilmiştir. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda özetle"Mahkemenizin 10/12/2025 tarihli ara kararı doğrultusunda, mahkemenizin ...... esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu işbu dosyada düzenlenen ..... esas sayılı kök rapor ile birlikte değerlendirilmiştir. Yapılan karşılaştırmalı incelemede; her iki raporun da uyuşmazlığın merkezinde 20/10/2023 tarihli ..... sayılı 958.356,30 TL bedelli iade faturası ile bu işleme ilişkin kayıt ve belgelerin bulunduğu hususunda birleştiği görülmüştür. ..... esas sayılı dosyada düzenlenen raporda, tarafların BA/BS kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, ancak davacı tarafın cari hesap ekstresi ve yevmiye defterinde anılan iade faturasının yer almaması nedeniyle fark oluştuğu, bu faturanın dikkate alınmasına veya alınmamasına göre farklı sonuçlar doğduğu belirtilmiştir. İşbu dosyada düzenlenen kök raporda ise aynı iade faturası yalnız BA/BS ve cari hesap farkı yönünden değil; ayrıca taraf ticari defterleri, banka kayıtları, eşleşen ve eşleşmeyen kayıtlar, faturaya bağlı ...... sayılı sevk eirsaliyesi, taşıyıcı ve imza bilgileri ile takip tarihi ve takip sonrası ödeme olguları birlikte değerlendirilmek suretiyle incelenmiştir. Bu kapsamda, kök raporda söz konusu iade faturası ve bağlı sevk belgesi fiili teslimin kesin delili olarak kabul edilmemiş; belge içeriği ve eksiklikleri gösterilerek, bunların ispata elverişliliği ile hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı hususu Sayın Mahkemenin takdirine bırakılmış; ayrıca iade sevkinin geçerli sayılması ve sayılmaması ihtimallerine göre alternatifli sonuçlara yer verilmiştir. Bu itibarla, ..... esas sayılı rapor ile işbu dosya kök raporu arasında davalı tarafça ileri sürülen mahiyette birbirini tamamen bertaraf eden kesin bir teknik çelişkinin bulunduğu söylenemez. Her iki rapor da aynı ihtilaflı belgeyi sonuca etkili unsur olarak kabul etmekte; farklılık ise belgeye verilen ağırlık, inceleme kapsamı ve değerlendirme yönteminden kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak, uyuşmazlığın çözümü; 20/10/2023 tarihli iade faturası ile buna bağlı sevk/teslim belgelerine hangi hukuki değerin verileceği ve bu belgelerin fiili iade/teslim olgusunu ispata yeterli kabul edilip edilmeyeceği hususunda Sayın Mahkemenin takdirine bağlıdır." denilmiştir.Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla defterler hükme esas alınmıştır. HMK'nın MADDE 222. maddesinde; "(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." denmektedir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere tarafların BA/BS kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, Davalı şirketin BA formalarında da faturaların kaydedildiği, buna göre içeriği kabul edildiği gibi resmi kuruma bildirilen beyannamenin delil niteliğini de haiz olduğu sabittir. BA/BS formları resmi makama bildirilen belge olup delil niteliğini haizdir. Kaldı ki davacı ticari defter ve belgeleriyle de alacak ispatlanmıştır. Takibe veya davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu Vergi Dairesi BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Y.19. HD. 2015/12329 Esas-2016/6138 Karar ve 2014/11846 Esas ve 15110 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.) Faturanın da her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, takipten sonra davadan önce yapılan ödemenin TBK'nın 100. Maddesi gereğince öncelikle faiz, masraf, icra tahsil harcı ile Yargıtay içtihatlarına göre masraflardan sayılan icra vekalet ücretine mahsup edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Mahkememizce hükme esas alınabilecek teknik içeriği barındıran bilirkişi raporuna göre yapılan ödeme mahsup edildikten sonra davacının talep edebileceği toplam alacağın 35.611,60 TL asıl alacak olduğu anlaşılmıştır. Gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. Reddedilen bu kısım yönünden davacı tarafın kötüniyeti ispatlanamadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davanın KISMEN KABULÜ ile; İstanbul ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen İPTALİ ile takibin 35.611,60 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya dair talebin reddine, 2- 35.611,60 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 4-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 2.432,63 TL ilam harcından peşin alınan 4.337,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.904,80TL'nin davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen 427,60TL Başvuru Harcı, 4.337,43TL Peşin Harç olmak üzere toplam 4.765,03 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00 TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 504,76TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 7-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00 TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 3.095,23 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 8-Davacı tarafından sarf edilen 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 30,00TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.030,00 TL den kabul red oranına göre hesaplanan 845,47 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 35.611,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 11-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/03/2026
Katip ..... ✍e-imzalıdır
Hakim ..... ✍e-imzalıdır