İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/848 E. 2025/398 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/848
- Karar No
- 2025/398
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/848 Esas
KARAR NO : 2025/398
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/11/2024
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirketin ..., ..., veri analizi, pazarlama otomasyonu, sosyal medya reklamları, ... reklamları, programatik, arama motoru optimizasyonu (...), Yazılım, yazılım danışmanlığı hosting hizmetleri sunulması işiyle iştigal ettiğini, davalı ile ... ve .../ uzantılı internet sitesi ve ... Organizasyonunun reklam danışmanlığı, fuar giriş alanında qr kod tarama ve istatistik uygulaması yapılması konusunda anlaşmaya vardığını, müvekkilinin, davalı ile anlaşması üzerine alınan iş zamanında, eksiksiz olarak yapıldığını, taraflar arasında sağlanan anlaşma uyarınca müvekkili tarafından 2 web sitesi için reklam ve dijital pazarlama danışmanlığı ile QR Kodla giriş uygulaması işlemi yapıldığını, bu iş sürecinin yürütümünün web sitesi süreçlerini yönetmek amacıyla 1 Adet web tasarım uzmanı, yazılımın oluşturulması amacıyla 2 adet bilgisayar mühendisi ve Müvekkili Şirket yetkilisinin de Dijital Pazarlama aksiyonlarını yönetmesi ile yapıldığını, ... için Meta reklam yönetimleri yapıldığını, bu hususta bazı reklam ödemelerinin bizzat müvekkili tarafından ödendiğini, 9.751 TL KDV Dahil faturanın ödenmediğini, reklamların sadece yöntemleri değil, form gelme takipleri, optimizasyonlar ve destek süreçlerinin de dahil hizmetler verildiğini, müvekkili Şirket tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmesini takiben 17.07.2024 tarih ve ... Fatura Numaralı 9.751,20 TL(KDV dahil) ve 12.07.2024 tarih ve ... Fatura numaralı 96.000,00 TL (KDV dahil) e-fatura kesildiğini, 17 Temmuz 2024 tarihinde Davalı Taraf'a ... uzantılı mail adresinden faturaların ödenmesi talepli e-mail gönderildiğini, davalının faturaları ödemekten imtina ettiğini, süresinde davalı tarafça faturaya itiraz edilmemesi ve iade edilmemesi nedeniyle faturayı kabul etmiş sayıldığını, arabuluculuk başvuru yapılmış ise de anlaşma sağlanamadığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, 9.751,20 TL(KDV dahil) ve 96.000,00 TL (KDV dahil) bedelin fatura tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte müvekkiline iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkeme olan asliye ticaret mahkemesinde ikame edildiğini, görevli olan mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabı tuttuğunu, İzmir Ticaret Odası'na kayıtlı ve davanın tarafı olacak bir işletmesi bulunmadığını, müvekkilinin gelirinin VUK 177 kapsamında esnaf işletmesi için belirlenen hadleri aşmadığını, davacı tarafın her ne kadar faturaya itiraz edilmediğini, faturanın kabul edildiğini belirtmişse de faturaya ilk anda itiraz edilmiş olması nedeniyle iddialarında haksız olduğunu, davacının faturaları usulüne uygun olarak tebliğ etmediğini, nitekim müvekkilinin davacının kayıtlı elektronik posta adresine açık ve kesin olarak itiraz ettiği gözetilerek davacının TTK Madde 21/2 hükmünden yararlanamayacağının kabulü gerektiğini, faturanın, sözleşme içeriğinden farklı şekilde düzenlenmesi nedeniyle geçerli olduğundan anlam ifade etmeyeceğini, taraflar arasında bir eser sözleşmesi kurulmuş olmasına rağmen -web site oluşturulması- qr kod oluşturulması- davacı tarafça sözleşme kapsamında yer alan işin aksine "danışmanlık hizmeti" olarak faturalandırma yapıldığını, taraflar arasındaki anlaşmanın aksine müvekkili aleyhine şartların değiştirildiğini, ekleme yapıldığını, yine reklam gideri ile ilgili taraflar arasında bir anlaşma dahi bulunmadığını, davacı tarafın, E-Mail metninden de anlaşılacağı üzere projeye %30 Ortak olduğunu, davacı tarafın 19 Mart 2024 tarihinden 3 Haziran 2024 tarihine kadar devamlı olarak müvekkilini geçiştirdiğini, yapılması gereken işlerin hiçbirini yapamadığı gibi müvekkiline de hiçbir hizmet yahut eser teslim edemediğini, müvekkili tarafından ise ayıplı olmasına rağmen gerçekleştirdiği iş ve işlemlere karşılık olmak üzere 29.04.2024 tarihinde 5.000-TL, 21.05.2024 tarihinde 8.800-TL ve 01.06.2024 tarihinde 4.300-TL olmak üzere toplamda 18.100-TL ödemede bulunulduğunu belirterek, öncelikle davacının davasını görevsiz olan İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinde ikame ettiği ancak görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gözetilerek davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse dahi davacının haksız ve mesnetsiz davasının esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, alacak davasıdır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile Asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Mahkemenin görevi dava şartlarından olup göreve ilişkin dava şartı olup olmadığı mahkemece resen her aşamada dikkate alınması gerekir.
Tacir'in tanımının yapıldığı 6102 sayılı TTK md.12'ye göre, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur."
Esnaf'ın tanımının yapıldığı TTK m.15'e göre, "(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır."
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3/1-a maddesinde, ''Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri'' olarak ifade edilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 11/2 hükmü ''Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' şeklindedir.
21/07/2007 tarih 26589 sayılı R.G nin 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı :
'' a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,
Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,
b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, ''şeklindedir.
Mahkememizce davalının tacir araştırması yapılmış olup, davalının ticaret siciline kayıtlı olmadığı, davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların düzenlendikleri tarih 2024 yılına ait olması nedeniyle 2024 yılına ilişkin davalının bilanço esasına tabi olup olmadığı ve işletme esasına tabi ise yıllık alım ve satım tutarları ile gayri safi hasılatın gönderilmesinin ilgili vergi dairesinden istenildiği, vergi dairesi kayıtlarından davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2007 tarihli Bakanlar Kurulu kararı gereğince 2000 yılı itibari ile kazanca göre tacir sayılabilmek için yıllık satış tutarının 2.800.000,00 TL'nin yarısı olan 1.400.000,00 TL alış tutarının 2.000.000,00 TL'nin yarısı olan 1.000.000,00 TL ve üzeri yıllık gayri safi gelirinin ise 990.000,00 TL'nin üzerinde olması gerektiği, davalının 2024 yılına ilişkin vergi kayıtlarının incelenmesinde; yıllık alım, satım ve gayri safi hasılatının bu tutarları aşmadığı, 2007 tarihli Bakanlar Kurulu kararı dikkate alındığında davalının VUK md. 177 gereği esnaf sayılma parasal hadlerini aşmadığı ve bu doğrultuda esnaf sayılması gerektiği, tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Dava yazılım hizmeti karşılığı düzenlenen fatura bedellerinin davalıdan tahsili istemine yönelik dava olduğu, dava konusunun TTK'nın 4. maddesinde sayılan hususlardan olmadığından davanın mutlak ticari dava olmadığı gibi davalı yanın tacir olmaması nedeni ile davanın nispi ticari dava da olmadığı, dava konusunda uygulanacak hükümlerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlendiği, belirtilen nedenlerle açılan dava mutlak ve nispi ticari dava olmadığından mahkememiz görevli olmayıp eldeki davaya bakma görevinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu değerlendirilerek Mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği karar istinaf edilmeksizin kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde; kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleşmesi halinde ise Bölge Adliye Mahkemesi Kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/04/2025
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.