İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/82 E. 2024/434 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/82
Karar No
2024/434
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/82 Esas - 2024/434 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/82 KARAR NO : 2024/434

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 26/02/2024 KARAR TARİHİ : 22/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde ve sair beyanlarıyla; müvekkilinin, 27.10.2022 tarih ve 407 sayılı ..... yayınlanması üzerine, davalı ... adına 05, 29 ve 30. sınıftaki mal ve hizmetler için yapılmış olan ... sayılı “...” ibareli marka başvurusundan haberdar olduğunu; davalı şahıs adına tescili istenen ... sayılı “...” ibareli marka başvurusunun müvekkile ait “...” esas unsurlu markaları ile benzer olduğu ve markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu ve markanın tescil edilmesi halinde müvekkilin tanınmış markalarından haksız kazanç elde edileceği gerekçesiyle marka başvurusunun yayınına itiraz edilmiş olduğunu; itirazların ... ve ... tarafından reddine karar verildiğini; davalı şahsın marka başvurusu ile müvekkili şirket markaları arasında ayniyet derecesinde benzerlik olup markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu; bu nedenle ... kararının hukuken yerinde olmadığını; müvekkili ... Gıda’nın kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle; bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini; müvekkilinin bir kalite simgesi haline geldiğini; müvekkili şirketin sadece ... ibaresi ile değil birçok ibarelerde markalar yaratmış ve bu markaları da tüketici nezdinde bilinir, tanınır hale getirmiş olduğunu; müvekkil şirketin “...” markalı ürünlerini ilk kez 2007 yılında üretip; piyasaya sunmuş olduğunu; marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını arttırmış olduğunu; ... esas unsurlu seri markaların yoğun sermaye ve emek harcamaları neticesinde tüketici nezdinde bilinir, tanınır markalar haline geldiğini; ....., ..., ... No’lu “...” esas unsurlu markalarının bulunduğunu; “...” ve “...” ibareleri arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu; davalı şahsa ait marka başvurusunda, “...” ibaresinin baskın olduğunu; davalı şahıs tarafından “...” ibaresinin başına eklenen ‘‘...’’ ibaresi ‘‘...’’ ve ‘‘...’’ ibarelerinin birleştirilmeleri ile meydana geldiğini,‘‘...’’ ibaresinin İngilizce’de ‘‘lehte, profesyonel, önce, yanında’’ gibi anlamlara” sahip olup, ‘‘...’’ sözcüğünün ise ‘‘hareket etmek, gitmek, sıra, güdü’’ gibi anlamlara sahip olduğunu; bu sözcüklerin tek başına dikkat çekmeyen, dikkatleri ... ibaresine yönelten sözcükler olduğundan ötürü ayırt ediciliğe haiz olmadığını; bu ibarelerin, markanın bütününde de anlamlı bir etki yaratamamış, tali unsur olduğunu; markalar arasında yapılacak benzerlik değerlendirmesinde işbu ibarelerin dikkate alınmaması gerektiğini; diğer yandan davaya konu marka başvurusunu, ‘‘...’’ ve ‘‘...’’ ibarelerinin şeklinde düşünecek olursak ‘‘...’’ sözcüğünün, 2002 yılında kurulan Amerikalı bir şirket tarafından üretilen kameralar için kullanılmaya başlandığını; ‘‘...’’ ifadesinin İngilizce’de ‘‘aksiyon kamera’’ olarak yerleşmiş olduğunu; bu açıdan düşünüldüğünde de ‘‘aksiyon’’ sözcüğünün burada ... sözcüğünü vurguladığını; marka başvurusunun esaslı unsurunun “...” ibaresi olup tüketicinin dikkat kesileceği , zihninde yer edineceği ibarenin de “...” ibaresi olduğunu; “...” markasının müvekkile ait ... markasının ardışık markası veya ürün serisine ait yeni bir ürün izlenimi verdiğini; dava konusu marka başvurusunun kapsadığı sınıf ve malların, müvekkilinin markalarının kapsadığı sınıf ve mallar ile bire bir aynı/benzer ve doğrudan bağlantılı olduğunu; başvurunun 5, 29. ve 30. sınıftaki mal/hizmetler üzerinde tescil ettirilmek istendiğini; müvekkiline ait “...” markaların ise; 05, 09, 29, 30, 32 ve 35. sınıf mal ve hizmetler üzerinde tescilli olduğunu; , davaya konu markayı gören ortalama tüketiciler nezdinde doğrudan müvekkilinin “...” markalarının akla geleceği ve bu nedenle de davaya konu marka başvurusunun müvekkilinin markaları ile ilişkilendirilip, karıştırılacağı ve müvekkiline ait “...” esas unsurlu seri markaları da düşünüldüğünde, müvekkilinin markasının yeni versiyonu /uzantısı/ serisi zannedilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu; davalı şahsa ait marka başvurusu, müvekkili şirket markaları ile aynı tüketici kitlesine hitap etmekte olup işbu tüketici kitlesinin algılama ve dikkat düzeyi düşük bir kitle olduğunu; taraf markalarının müştereken kapsadığı gıda emtiasının tüketicilerinin toplumun her kesiminden kişiler olduğu, bu nedenle de söz konusu markaları taşıyan mal/hizmetlerin ortalama tüketicisinin, (gıda emtiası yönünden) markayı detaylı şekilde incelemeden hareket edebileceğini; ortalama tüketicinin davalı şahıs ile müvekkil şirketin idari/ekonomik bir bağlantı içerisinde olduğu yanılgısına düşebileceğini; müvekkiline ait “...” markaları ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer ve markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu gerekçesiyle benzer ihtilaflarda verilen ve huzurdaki davaya emsal nitelikte olan birçok mahkeme kararının mevcut olduğunu (.....” ); 2007 yılından beri ... markalarının fiili olarak kullanıldığını; “...” ibareli markaların tanınmış markalar olduğunu, diğer markalar kıyasla daha yüksek korumaya sahip olduğunu; .....E. Sayılı dosyadaki bilirkişi raporunda ... ibareli markaların sektörel tanınmışlığa ulaştığına kanaat getirildiğini; ..... E. Sayılı dosyadaki bilirkişi raporunda “...” markasının tanınmış olduğuna hükmedilmiş olduğunu; davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını; davalı şahsın müvekkili şirkete ait ‘‘...’’ ibareli markalarına yönelik farklı bir marka başvurusu ile de saldırıda bulunduğunu; bu saldırıya yönelik müvekkili şirketi hukuki yollara başvurmuş olduğunu; davalı şahıs ile derdest bir davanın bulunduğunu (..... Hukuk Mahkemesinde, dava konusu ... başvuru numaralı “...” ibareli marka hakkında yürütülen ..... E. numaralı dava); beyan ederek ... 29.12.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline, davalı şahsa ait 07.10.2022 tarih ve ... başvuru numarası ile kayıtlı “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde 05. sınıfta bulunan ‘‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler’’ emtiaları, 29. sınıfta (Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.) ve 30. Sınıfın tümü yönünden hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıs davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ..... 29.12.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline, Davalı şahsa ait 07.10.2022 tarih ve ... başvuru numarası ile kayıtlı “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde 05. sınıfta bulunan ‘‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler’’ emtiaları, 29. sınıfta (Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.) ve 30. Sınıfın tümü yönünden hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... kod numaralı ''...'' ibareli marka başvurusunun davalı şahıs tarafından 07.10.2022 tarihinde 05, 29 ve 30. sınıf kapsamında bir kısım mallar için yapıldığı; ... ...’nca marka başvurusunun 27.10.2022 tarih ve 407 sayılı ...’inde yayımına karar verildiği; davacı tarafından 20.12.2022 tarihinde ....., ... ... ... ..., ... ... ... markaları nedeniyle SMK.m.6/1, 6/5 ve 6/9 gerekçelerine dayanarak yayıma itiraz edildiği; ... tarafından, markalar benzer görülmediğinden karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilerek, itirazın reddine karar verildiği, davacı tarafından 21.06.2023 tarihinde karara itiraz edildiği, ... nezdinde başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenerek Kurulun 29.12.2023 tarih ve ...“ … Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir.” gerekçesine dayanarak; oybirliği ile itirazın reddine karar verildiği'' eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1)Dava konusu marka ile davacının “...” esas unsurlu markalarının benzer olmadığı; davacı markalarından ... başvuru numaralı ve “... ... ...” ibareli markanın benzer olduğu; dava konusu marka kapsamında yer alan 29 ve 30.sınıfta yer alan malların tamamı ile 5.sınıftaki “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler.” yönünden, ... kararı iptali ve hükümsüzlük istemi bakımından dava konusu marka ile davacının “... ... ...” markası arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali bulunduğu; 2)... kararı iptali ve hükümsüzlük istemi bakımından, 6769 Sayılı Kanun m. 6/5 koşullarının oluşmadığı; 3) Kötü niyet iddiaları ile ilgili hukuki yorum ve değerlendirmenin Mahkemenin takdirinde olduğu; takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: Dava konusu marka kapsamındaki davaya konu 05. sınıfta bulunan ‘‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler’’ emtiaları, 29. sınıfta (Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.) ve 30. Sınıfın tümü yönünden taraf markalarının kapsamının aynı/aynı tür/benzer olduğu, Çekişmeli “...” ibaresinin tek başına güçlü bir ibare olduğundan bahsedilemeyeceği, zayıf unsuru içinde barındıran markalar söz konusu olduğunda işaretlerin birbirinden yeterince ayrılması gerektiği, davacı yan markaları arasında ... ve ... ibaresini birlikte kapsayan markanın varlığında dava konusu işaretin davacı yan markası ile ilişkilendirilebileceği ve taraf markaların benzer olduğu, ilgili tüketicinin taraf markalarını ilişkilendirebileceği, bu durumunda davaya konu malların tamamı için karıştırma ihtimalini ortaya çıkabileceği düşünülmekle birlikte, nihai takdir ve kanaatin Mahkemeye ait olduğu, Dosya içeriğinde marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığına dair somut bir delile rastlanmadığı, markalardaki "..." ibaresinden kaynaklı benzerliğin kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı düşünülmekle birlikte, kötü niyetin varlığının/ yokluğunun tespiti hukuki niteliği yüksek bir değerlendirme olduğundan bu konuda nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (.....). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ..... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Davacı Markaları

... ...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamındaki davaya konu 05. sınıfta bulunan ‘‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler’’ emtiaları, 29. sınıfta (Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.) ve 30. Sınıfın tamamı yönünden taraf markalarının kapsamının aynı/aynı tür/benzer olduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu “...” ibareli marka başvurusu, beyaz zemin üzerine siyah renkle yazılmış “...”, “- ” ,“...” ibare ve işaretlerinden oluştuğu, markanın kelime markası olduğu, ... unsuru içermediği, markanın ön kısmında “...” ibaresi yer alsa da aradaki”-“işaretinden sonra gelen “...” ibaresinin de markanın esas unsurlarından olduğu; “...” ibaresin bir bütün olarak bir anlamı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı markalarının ... kelimesi etrafında türetilmiş sözcük ve seri markalar olduğu, davacının ... ibareli markaları yukarıda açıklandığı üzere gıda ürünleri üzerinde tescilli ve davacı markalarının baskın unsurunun ... ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ..... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; dava konusu “... ” ibaresi bir kelime markası olup, genel izlenim olarak bir bütün halinde görsel hafızada iz bırakabileceği, markanın esas unsurunun “...” olduğu; bir kelime markasında ilk harf ve/ya ilk hecenin görsel hafızada bırakacağı izin, kelimenin sonraki harf ve/ya hecelerinden algısal olarak daha baskın olacağı; “...” ibaresinin davacı markaları kapsamındaki mallar açısından markasal ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve bu nedenle dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olarak algılanacağı; davacının itiraza dayanak markalarının “...”, “.....” ve “... ...” ibarelerinden ve ... unsurundan oluştuğu dikkate alındığında, dava konusu “...” ibaresi ile davacının sadece “...” ve “... +...” unsurlu markalarının görsel olarak “...” ibaresi ile görsel ve bir bütün olarak benzer izlenim yaratmadığı; davacının itiraz dayanak ... başvuru numaralı “... ... ...” ibareli markası ile dava konusu “...” ibaresi görsel olarak karşılaştırıldığında, davacı markasındaki “...” ibaresinin davacının ... markası olduğu dikkate alındığında, davacının söz konusu markasının esas unsuru “... ...” ibaresi olacağından, dava konusu ...” ibaresi ile davacının “... ...” ibarelerinin görsel olarak benzer olduğu; dava konusu “...” ibaresinin Türkçe yazıldığı gibi okunarak seslendirileceği, davacı markaları ise sırasıyla İngilizce “..., “...”, “...” ve Türkçe “...”, “...”, ...” olarak seslendirileceği, dava konusu markanın, davacının ..., “...”, “...” ibareleri markaları ile işitsel olarak benzer olmadığı, bununla birlikte davacının “... ...” esas unsurlu markası ile işitsel olarak benzer olduğu; dava konusu “...” ibaresindeki, “...” kelimesi, İngilizce yaygın olarak “gitmek, geçmek, ilerlemek” anlamına gelen “...” fiili ile “profesyonel” kelimesinin kısaltması olarak kullanılan “...” ibaresinden oluştuğu, “...” kelimesinin ayrıca İngilizce “lehe, taraftar, yanında, önce, bir meseleye ait olumlu bir yan” gibi anlamlar da taşıdığı, “...” ibaresinin bütün olarak Türkçe veya İngilizce bilinen bir anlamı bulunmadığı, bununla birlikte ‘‘...’’ sözcüğünün, Amerikalı bir şirket tarafından üretilen kameralar için kullanılmaya başlanmış olup, ‘‘...’’ İngilizce’de ‘‘aksiyon kamerası’’ olarak yerleştiği, Google arama motorunda “...” ibaresi ile yapılan aramada, “aksiyon kamerası” kavramının arama yapılan kelime ile eşleştirildiği için listelendiğinin tespit edildiği, dava konusu markanın ikinci kelimesi ve davacı markalarının esas unsuru olarak, İngilizce “fitness” kelimesinin kısaltması olan ve “yetenek, formda olma, zinde olma, sağlık” anlamlarına gelen “...” kelimesi Türkçe’de ... sözlüğüne göre “(I) Birini başkasına karşı kışkırtma. (II) a. argo 1. Ödeşme. 2. Razı olma. (III) ç. a. 30,5 santimetrelik İngiliz uzunluk ölçüsü birimi” anlamlarına geldiği, davacı markalarının gıda ürünleri üzerinde tescilli olduğu da göz önüne alındığında; ... ibaresinin doğrudan doğruya bu emtia gruplarını niteleyen, özellik bildiren bir sözcük olmasa dahi; günümüzde sağlıklı ve diyet ağırlıklı ürünlerle beslenmenin yaygınlaşması, insanların sağlıklı beslenerek daha ... bir görünüme sahip olmak istemeleri sonucu “... gıda ürünleri” yaygınlaşarak artık her markette buna ilişkin bir reyon bulunduğu, Google arama motoruna “.....” şeklindeki ifadelerle karşılaşılmaktadır ve “...” kelimesinin yemek/tarif isimlerini niteleyen bir “sıfat” olarak yaygın kullanıldığı; ... sayfasında “... yemek” başlığında yer alan yemek tarifleri, ... yemek alan adlı siteler ve dergi kapaklarında yer alan “... yiyecekler dosyası” başlıklı haberler, ... adresine girildiğinde ise ayrı bir başlık altında “... ürünler” sekmesinin olduğu hatta sitenin ana sayfasında “Sağlıklı ... gıda ürünleri yanında, yoğun efor harcayan sporcuların enerji ve protein ihtiyaçları için geliştirdiği özel ... diyet ürünleri de üretmektedir.” şeklinde açıklamaya yer verildiği ve buna benzer pek çok ... ibaresini gıda ürünleri ile bağdaştıran sonuçların olduğu; dolayısıyla ... markası günümüzdeki mevcut kullanımı sonucu ... ibaresi gıda ürünleri açısından tüketici algısında üstü kapalı bir mesaj, bir vaat verebilecek şekilde, diyet ürünlerini yahut kalorisi düşük, yağ ve şeker içermeyen/normal eşleniğine göre daha az yağ ve şeker içeren veya glütensiz ürünleri işaret ederek emtianın özelliğine dair dolaylı şekilde telkinde bulunabileceği, ... ibaresinin direkt gıda emtialarını işaret eden bir anlamı olmamakla birlikte; günümüzde tüketici nezdinde ve piyasada bu denli yaygın kullanımı sonucunda söz konusu emtialar yönünden ayırt edicilik niteliğinin zayıf olarak değerlendirileceği, dava konusu markanın kavramsal çağrışımı ile davacının itiraza dayanak markalarından “..., “...”, “...” markalarının kavramsal çağrışımlarının bütün olarak benzer olmadığı; davacının “... ” esas unsurlu markası ile benzer olduğu; bu durumda işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının “...” markasını gördüğünde bunun davacının mesnet “... ...” markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu anlaşılmıştır. ... kararı iptali ve hükümsüzlük istemi bakımından, 6769 Sayılı Kanun m. 6/5 koşullarının oluştuğu ispatlanamamıştır. Kötü niyet iddiaları dosya kapsamında ispatlanamamıştır. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN KABULÜ İLE, ..... 29.12.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının 05. sınıfta bulunan ‘‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler’’ emtiaları, 29. sınıfta (Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.) ve 30. Sınıfın tümü yönünden iptaline, ... başvuru numarası ile kayıtlı “...” ibareli marka başvurusunun 05. sınıfta bulunan ‘‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler’’ emtiaları, 29. sınıfta (Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.) ve 30. Sınıfın tümü yönünden hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 8.176,00-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/10/2024

Katip ..... Hakim ..... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 916,00-TL GİDER AVANSI :7.260,00-TL TOPLAM :8.176,00-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/82, K. 2024/434, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-82-e-2024-434-k-307ab8aa84de