İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/774 E. 2025/635 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/774
Karar No
2025/635
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/774 Esas KARAR NO : 2025/635 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/09/2024 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19.08.2023 tarihinde, ...a ait ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkiline ait ... plakalı yabancı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracı ile Samsun ili, Ondokuz Mayıs ilçesi, Atatürk bulvarında bölünmüş yolda seyir halinde iken, davalı şirket nezdinde sigortalı aracın sürücüsünün, sol taraftaki sokaktan gelip Atatürk bulvarına sola dönüş yaptığı esnada, dikkatsiz davranarak düz devam eden müvekkiline ait ... plakalı aracın sol yan kısımlarından çarparak zarar verdiğini, taraflarca tanzim edilen kaza tespit tutanağına, taraf beyanlarına ve olay yeri fotoğraflarına göre davalı ... plakalı araç sürücüsünün, Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili hükümlerini ihlal ederek maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, davalı şirket ile kusurlu araç arasında kaza tarihi itibarıyla geçerli, ... no'lu ZMMS poliçesi bulunduğunu, davalının bu kazadan dolayı teminatlar dahilinde sorumlu olduğunu, müvekkilinin, seçimlik hakkını kullanarak (BAM, Yargıtay ve HGK kararları çerçevesinde) aracı ile ikametgahı ve aracının plakasının kayıtlı olduğu Almanya'da bulunan... bürosu isimli yetkili firma tarafından 19.10.2023 tarihinde düzenlenen teknik maliyet ekspertiz raporuna göre tazminat miktarının, hasar miktarı olarak KDV dahil 10.792,50-Euro olarak belirlendiğini, ekspertiz rapor ücreti için 1.203,09-Euro ödendiğini, aracın tamir süresi boyunca günlük kullanım kaybı 38,00-Euro olup, onarım süresi 8-10 iş günü olduğundan 304,00-Euro - 380,00-Euro arası ikame araç bedeli söz konusu olduğunu, davalı sigorta şirketine, 23.08.2024 tarihinde, kargo yolu ile yazılı bildirim yapıldığını, ginderilen bildirimin, 26.08.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, kanun gereği 8 iş günü içinde ödeme zorunluluğu olduğundan sigorta şirketi 09.09.2024 tarihinde temerrüde düştüğünü, davalı sigorta şirketinin, kaza tarihi itibarıyla 120.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, müvekkilin daimi ikametgahı ve aracın Almanya plakalı olduğu dikkate alındığında müvekkilin zararı gidermek için yabancı para EURO üzerinden harcama yapacağının da kabulü gerektiğini, zorunlu Arabuluculuk müessesesine başvurulduğunu, ancak alacaklarının tamamı için anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve netice-i talepleri, artırım ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla, her ne kadar ekte sunulu raporlarla belirlenmiş ise de, bilirkişi marifetiyle sonuca ulaşılacağından ve dolayısıyla yargılama gerektirdiğinden, belirsiz alacak olarak şimdilik, 40,00-Euro hasar tazminatının; davalı sürücü ve araç malikinden kaza tarihi olan 19.08.2023 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketinden ise, teminat limitleri ile (120.000,00-TL) sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan (26.08.2024 + 8 iş günü) 09.09.2024 tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, belirsiz alacak olarak şimdilik, 10,00-Euro ikame araç bedelinin; sadece davalı sürücü ve araç malikinden, kaza tarihi olan 19.08.2023 tarihinden itibaren müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, Alman... listesine göre orantılı olarak belirlenmiş ve TTK 1426 gereği 1.203,09-Euro ekspertiz rapor ücretinin, tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerinden sayılmasına, yargılama giderleri ile yasal avukatlık vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın 19.08.2023 tarihinde meydana geldiğini, talebin zaman aşımı süresi geçtikten sonra olayın iz ve delilleri ortadan kalktıktan sonra ortaya konulduğunu, zamanında talep edilmeyen alacaklar için öncelikle zaman aşımı itirazları olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin Samsun 19 Mayıs İlçesi olduğunu, davalı müvekkilinin ikamet adresinin Samsun, policeyi düzenleyen Acentanın Samsunda olduğunu, davalı sigorta şirketinin adresinin ise İstanbul olduğunu, davada yetkili ve görevli mahkemelerin Samsun Mahkemeleri olduğunu, öncelikle Samsun Mahkemeleri yetkili olduğundan yetki itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde belirtilen kaza tespit tutanağı, olay yeri fotoğrafları, Ekspertiz raporu, fatura ve tercümelerinin dava dilekçesi ekinde olmadığını, savunma haklarının kısıtlanmaması açısından bu evrakların suretlerinin taraflarına tebliğ edilmesini ve cevap verme süresinin tebliğden sonra 15 gün olarak uzatılmasını, olayda müvekkilin kusurlu olduğu iddiasının doğru olmadığını, zira olay yerinin fasılalı kırmızı yanan trafik ışıklarının sonrası olduğunu, fasılalı kırmızı ışıkta yavaşlaması ve dikkatli geçmesi gereken davacının yavaşlamadığını, uygun mesafede kurallara uygun olarak yoluna giden müvekkilinin sağ tarafından geçmeye çalıştığı sırada aracının orta kapısını müvekkilin aracının ön far ve çamurluğuna sürttüğünü, kazanın oluşumunda davacının hız sınırına uymadığını, önünde seyreden aracın sağ tarafından geçmeye kalkması nedeniyle ağır kusurlu olduğunu, kaza sonucu davacının aracının sol arka kapı saçının çizildiğini, müvekkilinin aracının sağ farının kırıldığını, sağ ön çamurluğunun ezildiğini, kaza sonrası davacının aracının kullanılır durumda hafif hasarlı olduğunu, o derece hafif hasarlıdır ki binlerce kilometre yol gitmiş aylarca davacı tarafından kullanıldığını, sonrasında hasar tespiti yapıldığı iddiası olduğunu, kaldı ki hasar tespitinin aracın hasarlı kapısı yerine tüm araç üzerinde yapılmış olsa gerek ki bu denli yüksek tespit ücreti çıkartıldığını, bu durumun hukuka, ahlaka aykırı olduğunu, davacı yanın bunu yapmakta iyi niyetli olamayacağını, zira böyle bir tespit ücreti olamayacağını, dava dilekçesinde bahsi geçen hasar tespitinde kanaatimizce muvekkilinin kazasından önce ve sonra meydana gelen hasarların da tespite konu edildiğini, zira hasarlı bir kapı öncelikle düzeltilip hasarı giderilebilir bu olmazsa düzeltilir ve boyanır bu da olmazsa kapı sacı değiştirilir bu da olmazsa kapı komple değiştirilir ve hasar tamamen ortadan kalkacağını, bu hasarlı aracı davacı rahatlıkla kullandığına göre en pahalı hasar giderme yöntemini uygulasa dahi kapıyı komple değiştirse bu durumda kapı sipariş edilip boyanıp ve bir saat bile sürmeyecek bir çalışmayla araca monte edilebileceğini, bu işlem için en fazla bir gün ikame araç kullanılması söz konusu olacağını, bu anlatımdan da anlaşılacağı üzere ya bu tespitlerin müvekkilin kazası ile ilgili olmadığını ya da aşırı abartılı kötü niyetli tespitler olduğunu, davacının yaptığı bu giderlerin davacının basiretsiz davranışı nedeniyle oluşmuş giderler olup, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle haksız açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı...vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmaması, aksini ispatlar herhangi bir delilin dosyada mevcut olmaması nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesini aksi kanaatte olunması halinde bu yönde uzman bilirkişi eliyle rapor düzenlenmesini, müvekkili şirket tarafından kazaya karışan araca ilişkin Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlenmiş olmasının tek başına poliçede yer alan teminat tutarının tamamının müvekkili şirket tarafından ödeneceği anlamını taşımadığını, sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunun davacı tarafından ispatı gerektiğini, kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nce bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi gerektiğini, araç mahrumiyet bedeli zmm sigorta poliçe teminatı kapsamında bulunmamakla beraber işbu zarar kalemleri davanın reddi gerektiğini, karşı yanın teminat kapsamına girmeyen taleplerinin reddine yönelik karar verilmesini, aracın ticari amaçla kullanımı söz konusu değilse hali hazırda kazanç kaybı zararının hiç oluşmayacağını, aracın kasko poliçesinin bulunması halinde, kasko poliçesinden ikame araç temin edilmekle karşı yanın araçtan mahrum kalması gibi bir durum da söz konusu olmayacağını, belirsiz alacak davasına ilişkin şartların davacı tarafın ikame etmiş olduğu dava bakımından oluşmadığını, davalı yanın işbu davayı belirsiz alacak olarak açmakta hukuki yararı bulunmadığının işbu başvurunun esasa girilmeden, hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesini, kaza sonrasında hasar ihbarı yapılmadığını, aracın ekspertize sunulmadığını, tazminat hesabı yapılırken tazminat ilkesinin dikkate alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla birlikte müvekkili şirketin hasar tutarının kdv’sine ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bilirkişi raporundaki tazminat hesabının KDV dahil olarak yapılmış olup, işbu hesaplamanın kabulü mümkün olmadığını, başvuru sahibinin başvuru dilekçesinde, onarım faturası veya onarıma ilişkin ödeme yapıldığını gösterir dekont bulunmadığını, bu kapsamda, başvuru sahibinin aracın onarımına ilişkin KDV ödemesi yapmadığının açık olduğunu, dolayısıyla, başvuru sahibince ödenmeyen KDV bedelinin müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, karşı tarafın müvekkili şirkete yaptığı başvuru öncesinde temin ettiği ekspertiz raporunun ücretinden müvekkili şirketin sorumlu olamayacağını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte , her ne kadar euro kuru değişkenlik gösterse de zorunlu mali mesuliyet poliçe teminatı sabit olup teminat kapsamının Türk Lirası olarak belirlendiğini, davacının aracında meydana gelen zarar miktarının haksız fiilin meydana geldiği tarihteki türk lirası üzerinden belirlenmesi gerektiğini, davacının TL olarak düzenlenmiş ve teminat verilmiş bir poliçe için Euro cinsinden talepte bulunmasının kendilerince kabul edilemez nitelikte olduğunu, müvekkili şirketten tahsili talep edilen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, haksız fiillerden mütevellit tazminat taleplerine, temerrütten itibaren yasal faiz talep edilebileceğinden; davacının faizi talebinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle, müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru gerçekleştirilmemesi nedeniyle, işbu hususun tamamlanamaz dava şartı olması nedeniyle başvurunun reddine yönelik hüküm kurulmasını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmaması, aksini ispatlar herhangi bir delilin dosyada mevcut olmaması nedeniyle davanın esastan reddine, araç mahrumiyet bedeli talep nedeni ile müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmamakla, haksız ve mesnetsiz talebin reddine; başvurunun reddine ilişkin öncelikli talebimize halel gelmemek üzere, aksi kanaat ile aleyhimize hüküm verilecek olsa bile, ZMSS Genel Şartlar uyarınca hesaplama yapılmasını, karşı vekalet ve yargılama giderlerinin karşı yan üzerine bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-19/08/2023 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı, 3-... Anonim Şirketi nezdinde, davalı ...a ait ... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, dava konusu 19/08/2023 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı ... tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, yapılan başvuru sonucunda açılan hasar dosyası ve davacıya yapılan ödemeleri gösterir evrak ve kayıtlar, 4-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde, ... plakalı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları, 5-Dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği 19/08/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla ... plakalı araca ait trafik tescil ve ruhsat belgeleri, 6-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, 19/08/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'in maliki olduğu ... plakalı araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ve ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedelinin davalı ... yönünden kaza tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise teminat limiti 120.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen, ikame araç bedelinin ise kaza tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalı ...dan tahsili ile davacıya verilmesi, davacı tarafından ödenen 1.203,09-EUR bilirkişi ücretinin ise yargılama giderleri arasında değerlendirilmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir. Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır. İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır. Her ne kadar davalı...Anonim Şirketi vekilince iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığı iddiası ile davanın dava şartı yokluğunda usulden reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay İçtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları göz önünde bulundurulduğunda davaya konu trafik kazasının gerçekleşmesinde kazaya karışan araçların kusur oranlarının ve davacıya ait araçta oluşan hasar ile ikame araç bedeli miktarlarının hesaplanmasının teknik bilirkişilerce yapılabileceği, tarafın teknik bilirkişiler vasıtasıyla belirlenebilecek hususları kendi başına belirleyerek dava açmasının kendisinden beklenemeyeceği, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 20/04/2022 tarihli ve 31815 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2019/12190 Başvuru numaralı 22/02/2022 Karar tarihli kararında, belirlenebilir bir alacağın belirsiz alacak davası açılmak suretiyle talep edilmesi akabinde davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin davacının mahkemeye erişim hakkını kısıtlar mahiyette olduğuna ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin başvurulacak son çare olduğuna karar verildiği göz önünde bulundurularak, davalı...Anonim Şirketi vekilinin hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 5. maddesinde; "Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesinde; ''Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. maddesinde ise; ''Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Yetki itirazının ileri sürülmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde; "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde belirlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/17-1092 Esas 2018/463 Karar sayılı ilamında aynen; ''...Somut olayda, davacı vekili davayı müvekkillerinin murisinin yolcusu olduğu otobüsün malikine, işletenine, sürücüsüne ve zorunlu taşımacılık mali mesuliyet ve kasko sigortacısına yönelterek davayı bölge müdürlüğünün bulunduğunu düşündüğü yer olan Konya’da açmıştır. 14.02.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, kazanın meydana geldiği yer Aksaray’dır. Davacıların yerleşim yeri Karaman, her iki davalı şirketin merkez adresi ise Erzurum’dur. Sigorta şirketinin genel merkez adresi ise Ümraniye/İstanbul’dur. Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 7, 10, 14 ve 16. maddeleri uyarınca Erzurum Mahkemelerinin yetkili mahkeme olduğu gerekçesi ile yetki itirazında bulunan davalılar bakımından dosya tefrik edilerek yetkisizlik kararı vermiştir. Mevcut bu durum karşısında, davacılar davasını aracın zorunlu trafik sigortasını düzenleyen şirkete değil de, zorunlu taşımacılık mali sorumluluk sigortasını ve kasko sigorta poliçesini düzenleyen şirkete yönelttiğinden 2918 sayılı yasanın eldeki davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Her ne kadar, 2918 sayılı KTK’nın 110/2. Maddesi ile uyumlu olsa dava tarihi dikkate alındığında, dava konusu araç otobüs olduğundan olaya 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun ilga edilen 25. maddesi uygulanmalıdır. Ne var ki her iki yasanın da ilgili maddelerinde bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde bir düzenlenme bulunmamaktadır. Kanunda bulunmayan bir düzenleme de yorum yolu ile genişletilemez. Bu durumda 4925 sayılı Yasanın 25. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 7. maddesi hükmü uyarınca, bölge müdürlüklerin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili mahkeme olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, Kanun (4925 s. Karayolu Taşıma Kanunu) uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, acente ve şubeyi denetleyen üst merci olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir...'' gerekçelerine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 18/04/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 14/03/2024 tarihli ve 2023/79 Esas 2024/80 Karar sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "merkez" ve merkez ibaresinden sonra gelen ''...veya...'' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Her ne kadar Anayasa yargısına hakim ilke ve esaslar gereğince, norm detimine konu itirazın dayanağını oluşturan davanın konusuyla sınırlı inceleme yapma zorunluluğu nedeniyle, Anayasa Mahkemesinin anılan kararına konu iptal hükmü söz konusu kanunda yer alan "merkez" ve merkez ibaresinden sonra gelen ''...veya...'' ibaresine ilişkin ise de, kararda yer verildiği üzere ilgili normun yorumlanmasına esas alınan ölçütler ile açıklamalar ışığında, Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer açısından yetkiye ilişkin kanunilik şartının da bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yerin yetkili olduğunun kabulü mümkün bulunmamaktadır. Keza İzmir Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesinin...Karar sayılı kararında yer alan karşı oy gerekçesinde de bu hususlar vurgulanmıştır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 19/08/2023 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı,...Anonim Şirketi nezdinde, davalı ...a ait ... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, dava konusu 19/08/2023 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı ... tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, yapılan başvuru sonucunda açılan hasar dosyası ve davacıya yapılan ödemeleri gösterir evrak ve kayıtlar, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde, ... plakalı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları, dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği 19/08/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla ... plakalı araca ait trafik tescil ve ruhsat belgeleri ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu uyuşmazlığın, 19/08/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'in maliki olduğu ... plakalı araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ve ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedelinin davalı ... yönünden kaza tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise teminat limiti 120.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen, ikame araç bedelinin ise kaza tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalı ...dan tahsili ile davacıya verilmesi, davacı tarafından ödenen 1.203,09-EUR bilirkişi ücretinin ise yargılama giderleri arasında değerlendirilmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunun düzenlendiği, ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde "Ortak Hükümler" ana başlığı altında "Yetkili Mahkeme" alt başlıklı 110. maddesinde ise motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirlendiği, yerleşik ve güncel Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında davalı sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7. maddesinde; ''(1)Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.'' hükmünün düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde ise yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkemenin yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu, tarafların da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilecekleri, yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiği, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağı, yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle geleceğinin belirtildiği, dava konusu trafik kazasının Samsun İli, Ondokuzmayıs ilçesinde vuku bulduğu, davacının yerleşim yerinin München/Almanya, davalı ...ın yerleşim yerinin ise Samsun İli, Ondokuzmayıs ilçesinde bulunduğu, davalı ...ın Samsun Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle süresinde yetki ilk itirazında bulunduğu, yalnızca davacı vekilinin İzmir ilinde çalışması dışında dosyanın mahkememiz yetki alanı ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, kaldı ki davalı sigorta şirketinin İzmir İlinde Ege Bölge Müdürlüğünün de olmadığı, açıklanan gerekçeler dahilinde yetki ilk itirazının haklı ve yerinde olduğu anlaşılmakla, açıklanan gerekçeler dahilinde süresinde yapılan yetki ilk itirazı çerçevesinde uyuşmazlığın çözümü açısından mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin davalı ...ın yerleşim yeri adreslerinin yanında kazanın meydana geldiği yerin de bulunması itibarıyla Samsun Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesi hükmü gereğince davaya konu uyuşmazlığın çözümü açısından Samsun Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşılmakla, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. maddesi gereğince, tarafların yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda, dosyanın yetkili SAMSUN NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin yetkili mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı-karşı davacı ...vekili ile davalı...Anonim Şirketi vekilinin yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/06/2025

Katip... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/774, K. 2025/635, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-774-e-2025-635-k-64fb64151d82