İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/743 E. 2026/451 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/743
- Karar No
- 2026/451
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/743 Esas KARAR NO : 2026/451
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 16/08/2024 KARAR TARİHİ : 20/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı ..... Eğitim ve .... A.Ş. arasında Büyükçekmece ...... Noterliği’nin 25.12.2017 tarih ..... yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesinin imzalandığını, akabinde 09.01.2018 tarih ..... yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin düzenlendiğini, 04.06.2018 tarihli ek sözleşme ile davacıya düşen bağımsız bölümler dışındaki tüm borç ve yükümlülüklerin davalıya devredildiğini, buna rağmen davalının Esenyurt SGK borçlarını ödemediğini ve bu nedenle davacı şirketin eski temsilcisi ..... adına kayıtlı araca haciz konulduğunu, 02.01.2024 tarihli ihtarname ile borcun davalıya ait olduğunun ve ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini ancak sonuç alınamadığını, davacının sorumlu olmadığı halde hacizlerin kaldırılması için SGK’ya 140.941,85 TL ödeme yaptığını ve bu tutarın 28.05.2024 tarihli ihtarname ile davalıdan talep edildiğini ancak ödenmediğini, bunun üzerine Büyükçekmece İcra Dairesi’nin ..... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, ..... sayılı arabuluculuk başvurusunda anlaşma sağlanamadığını, davalının kötü niyetli itirazda bulunduğunu belirterek itirazın iptaline, alacağın tahsiline ve davalının takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama ve vekalet ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; davacı ..... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından, Büyükçekmece İcra Dairesi’nin ..... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine müvekkil .... Eğitim ve .... A.Ş. tarafından haklı ve hukuka uygun gerekçelerle itiraz edildiğini, davacının iddia ettiği Büyükçekmece ...... Noterliğinin 25/12/2017 tarih ve ..... yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesi ile 09/01/2018 tarih ve ..... yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan tüm yükümlülüklerin müvekkil tarafından yerine getirildiğini, davacının iddialarını ispata yarar somut ve kesin delil sunamadığını, 26/08/2024 tarihli SGK dönem borcu belgelerinden borcun adi ortaklık dönemine ait olduğunun ve davacının sorumluluğunda bulunduğunun açıkça anlaşıldığını, TBK m.636 uyarınca ortaklık dönemine ait borçlardan davacının sorumlu olduğunun düzenlendiğini, Büyükçekmece ..... Noterliğinin 04/06/2018 tarih ve ..... yevmiye numaralı ek sözleşmesi ile davacıya ilgili dönem haklarının verildiğini, bu nedenle aynı döneme ait borçlardan sorumlu olmadığını ileri sürmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının icra takibi başlatmakta ve işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, bu sebeple davanın HMK m.114 gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, aksi kanaatte ise esastan reddi gerektiğini, ayrıca davacının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesinin talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 140.941,84TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir ve şirketler alanında uzman bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle;Tarafların defter ve belgeleri temin edememesi nedeniyle ..... Eğitim Ve Yapı A.Ş. VE ..... İnşaat Sanayi Ve Tic. A.Ş. ADİ ORTAKLIĞI Defter ve Belgeler Üzerinde inceleme yapılamamıştır. Ortaklık adına 48.045,58 TL Ana Borç, 92.755,66 TL İşlemiş Faiz ve 140.801,24 TL toplam borç üzerinden SGK tarafından şirketin eski temsilcisi olan ..... adına kayıtlı araca haciz konulduğu, Davacı; ..... İnşaat Sanayi Ve Tic. A.Ş. tarafından ..... Bankası 24/05/2024 tarihli 3 adet dekont ile toplam 141.741,85 TL ödeme yapıldığı, Davacı taraf adi ortaklığa ilişkin tüm payını davalı tarafa devrettiğinden adi ortaklık sözleşmesinin anlaşma yoluyla sona erdiği, Adi ortaklığın tasfiye sürecine girdiği, Adi ortaklığın tasfiyesi söz konusu olup ortaklar TBK m.638/f.3 gereğince üçüncü kişilere karşı ortaklık iş ve faaliyetlerinden kaynaklanan borçlarından dolayı sorumlu olmaya devam ettiği," denilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). HMK'nın MADDE 222. maddesinde; "(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." denmektedir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dosya kapsamında davacı taraf adi ortaklığa ilişkin tüm payını davalı tarafa devrettiğini belirtmektedir. Yargıtay(Yargıtay 13. HD, 7.10.1980, E. 4690, K. 5174), “iki kişilik bir ortaklıkta ortaklardan birinin payını diğerine devretmesini BK m. 535/b.4 (TBK m.63910.4)anlamında ortaklığın anlaşma ile sona ermesi” olarak kabul etmektedir. Zira tek bir ortağın bulunması durumunda adi ortaklıktan bahsedilmesi mümkün değildir. Açıklanan bu nedenlerle işbu dosya kapsamında taraflarca kurulan adi ortaklık sözleşmesinin anlaşma yoluyla sona erdiği anlaşılmaktadır. Adi ortaklık sözleşmesi sadece tarafların bireysel hak ve yükümlülüklerini içeren bir borç ilişkisi olmayıp, aynı zamanda ortak malvarlığının ve ortak borçların olduğu ortak bir ilişkidir. Bu nedenle adi ortaklık sözleşmesinin sona ermesi ile ortaklık ilişkisi sona ermez ve fakat ortaklık ilişkisinin sona ereceği tasfiye süreci başlar. Buna göre sona erme sebebinin var olması tasfiyenin başlangıcına işaret eder. Birleşme ve başka ortaklığa katılma gibi tasfiyesiz sona erme halleri dışında tasfiye amacı kural olarak ortaklığın alacaklarının tahsili, borçlarının ifası ve sonucun ortaklar arasında usulüne göre paylaştırılmasına yönelir. Türk Borçlar Kanunu'nun 645. maddesi hükmünde adi ortaklık sözleşmesinin sona ermesinin üçüncü kişiler ile ortaklık arasındaki ilişkilere etkisi düzenlenmiştir. Buna göre, “Ortaklığın sona ermesi, üçüncü kişilere karşı olan yükümlülükleri değiştirmez.” Sözleşmenin sona ermesiyle ortaklık sona ermediği ve tasfiyenin tamamlanmasına kadar da devam ettiği için, ortaklığın üçüncü kişilere karşı taahhütleri devam edecektir. Ortaklar yine TBK m.638/f3 gereğince üçüncü kişilere karşı ortaklık iş ve faaliyetlerinden kaynaklanan borçlarından dolayı sınırsız olarak sorumlu olmaya devam ederler. Mevcut olayda adi ortaklığın tasfiyesi söz konusu olup ortaklar TBK m.638/f.3 gereğince üçüncü kişilere karşı ortaklık iş ve faaliyetlerinden kaynaklanan borçlarından dolayı sorumlu olmaya devam etmektedir. Adi ortaklıkta ortaklar SGK borçlarından sınırsız süreli sorumludur. Davacı tarafından ödenen bedelin ortaklar tarafından yarı yarıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılarak gecikme faizi dahil 2018 Yılı 1., 2., 3., 4, 5. ve 6 aylarda 04.06.2018 Tarih 32412 yevmiye numaralı ek sözleşme ile ortaklık payının devredilmiş olduğu tarihe kadar 140.801,24 TL toplam SGK borcunun olduğu, borca istinaden 141.741,85 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.Davacı tarafın TBK. 634. Madde gereğince; ..... Noterliği’nin 04.06.2018 Tarih ..... Yevmiye numaralı ek sözleşme ile ortaklık payının devredilmiş olduğu, tarafların tasfiye payı ile ilgili hukuki yada mali bir çalışma yapmadıkları dosya kapsamında tespit edilmiş olup, TBK 639/4 md gereği: 04.06.208 tarihi itibariyle tasfiyenin başlamış olduğu. TBK 643. Md. "Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır." hükmü gereğince, SGK Borcunun muaccel olduğu dönemde tarafların ortaklık sözleşmesinin devam ettiği tespit edilmiş olup icra Takibine konu 140.941,85 TL Ana para ve 7.698,95 TL Geçmiş Gün Faizinin taraflar arasında eşit olarak ödenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacının talep edebileceği toplam alacağın 70.470,93 TL asıl alacak ve 3.849,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 74.590,41 TL olduğu anlaşılmıştır. Gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Reddedilen bu kısım yönünden davacı tarafın kötüniyeti ispatlanamadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın İPTALİ ile takibin 70.470,93 TL asıl alacak ve 3.849,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 74.590,41 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2- 74.590,41 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 4-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 5.095,27 TL ilam harcından peşin alınan 1.795,22 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.300,05 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen 427,60 TL Başvuru Harcı, 1.795,22 TL Peşin Harç olmak üzere toplam 2222,82 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00 TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.806,54TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 7-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00 TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.793,46TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 8-Davacı tarafından sarf edilen 12.000,00 TL bilirkişi ücreti, 635,00 TL posta masrafı ücreti olmak üzere toplam 12.635,00 TL den kabul red oranına göre hesaplanan 6.340,45TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 11-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 20/04/2026
Katip .... ✍e-imzalıdır Hakim .... ✍e-imzalıdır