İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/730 E. 2025/304 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/730
Karar No
2025/304
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/730 KARAR NO : 2025/304

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 14/10/2024 KARAR TARİHİ : 10/04/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket "-----" markası altında uzun süreli filo araç kiralama işiyle iştigal ettiğini, davacı şirkete ait ---- plaka sayılı araç, 08.06.2023 tarihinde, ---- istikametinden ---- istikametine doğru 2. şeritte (O-007 5. kilometre 200 metre mevkii) seyir halindeyken, başıboş hayvanın (köpek) aniden yola atlaması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, işbu maddi hasarlı trafik kazası sonucunda araçta maddi hasar meydana geldiğini ve davacı şirket zarara uğradığını, 2918 sayılı Karayoları Trafik Kanunu ilgili maddesine göre ilgili tüm kuruluşlar, yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu oldukları karayollarında; karayolu yapısını, trafik işaretlerini, trafik güvenliğini sağlayacak şekilde yapmak ve bulundurmakla yükümlü olduklarından, işbu kazanın oluşumunda davalı taraf %100 kusurlu olduğunu, kaza sonrasında düzenlenen maddi hasarlı kaza tespit tutanağında da görüleceği üzere, sorumluluk ve asli kusur, yolun bakım, onarım, işletilme ve güvenliğinden sorumlu davalıya verildiğini, davalı işbu kazanın oluşumundan ve zararlardan, %100 kusuru ile sorumlu olduğunu, davalının bu zararı ödememesi üzerine, davalı aleyhine, --- İcra Müdürlüğü ----. Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, ancak, davalı icra takibine, zaman kazanmak maksadıyla haksız ve gerçeğe aykırı bir şekilde itiraz ettiğini, bu sebeple, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına da hükmedilmesi ve işbu haksız itirazın iptali gerektiğini, davalı taraf, KTK ve ilgili tüm mevzuat gereği sorumlu olduğunu, davalı, her ne kadar yetkiye de itiraz etmişse de, HMK 16. maddesi gereği haksız fiile ilişkin davalarda zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olup, davacı şirketin merkez adresi de ---- olduğundan ----- İcra Müdürlükleri yetkili olduğunu, mahkemece resen nazara alınacak sebeplerle; ----- İcra Müdürlüğü ----Sayılı dosyası ile yapılan takibe yönelik davalı-borçlunun haksız ve yersiz itirazlarının iptali ile takibin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile devamına, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket, Karayolları Trafik Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri gereğince üzerine düşen tüm yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmekte, otoyolun işletmesini azami dikkat ve özeni göstererek yürüttüğünü, bu kapsamda yol çevresi dayanıklı ve mukavemetli çitlerle çevrilmiş olup otoyol gerek 7 gün 24 saat esası ile çalışan devriye ekipleri gerek kameralar aracılığı ile düzenli olarak izlendiğini, bahsi geçen önlemler kapsamında herhangi bir sorun tespit edilmesi halinde ilgili devriye ekiplerince derhal müdahale edildiğini, davacı tarafından davalı şirketin kusuruna ilişkin somut açıklamalar yapılmadığını, hangi yükümlülüklerin yerine getirilmediği belirtilmediğini, bu konuda soyut ve hukuki dayanaktan yoksun ifadeler kullanılmakla yetinildiğini, kimi durumlarda yükümlülükler tam ve eksiksiz olarak yerine getirilse dahi zararın meydana gelmesi kaçınılmaz olduğunu, dolayısıyla söz konusu vakıanın meydana geldiği otoyolda hayvanların toprağı kazmak suretiyle çitleri aşarak otoyola çıkmaları, şehir içinden toplanılan başı boş köpeklerin otoyol kenarlarına bırakılmaları gibi durumlarda, ani kazaların meydana gelmesi kaçınılmaz olduğunu, davalı şirket tarafından bu gibi durumlara hızlı müdahale edebilmek için otoyol çevresindeki hayvanlar toplanarak barınaklara götürülmekte, kameralar vasıtası ile otoyola yaklaşan canlıların tespit edilmesi halinde devriye ekipleri tarafından müdahale edildiğini, anılan sebeplerle söz konusu kazanın davalı şirketin kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını iddia etmek açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen kaza tespit tutanağı ile soyut ve dayanaksız şekilde kusur davalı şirkete yüklendiğini, meydana gelen kaza bakımından kazaya karışan araç sürücüsünün hiçbir şekilde kusurunun bulunmaması ihtimali açıkça hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hatalı ve eksik şekilde düzenlenmiş olan kaza tespit tutanağındaki kusur değerlendirmesi ve davacı tarafından sunulan ekspertiz raporu ile onarım faturasına göre hüküm tesis edilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, kusurun eksiksiz ve objektif tespiti maddi gerçeğin ortaya çıkması açısından büyük önem taşıdığını, meydana gelen zararın tazmini talebinin üçüncü kişiye yöneltilmesi için üçüncü kişinin fiili ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerektiğini, nedensellik bağının belirlenmesi için yapılacak olan incelemelerin objektif olması uyuşmazlığın adilane çözümü için zaruret olduğunu, hiçbir şekilde kusur iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın hasar iddiasının hukuki bir dayanağı bulunmadığını, aracın değer kaybının tespiti bakımından huzurdaki davaya konu kaza sonucu meydana gelen hasar kalemlerinin tespiti önem taşıdığını, kaza tespit tutanağı ile kazanın oluş şekli incelendiğinde anılan zarar kalemlerinin huzurdaki davaya konu kaza sonucu ortaya çıkmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu görüleceğini, davacı taraf kendi kusurundan kaynaklanan kaza nedeniyle tazminat talep etmekte ve bunun yanında, keyfi olarak tamir ve değişikliğe konu edilen parça bedellerinin tazminini talep ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aracın ne kadar süre tamirde kaldığı ve tamirde kalma süresinde keyfiyetinin bulunup bulunmadığı bilinmediğini, bununla birlikte kazanç kaybının tespitinde; aracın ne sıklıkla kiralandığı, şayet serviste olmasa kiralanacağının kesin olup olmadığı, davacının bu işle uğraşması sebebiyle o dönemde benzer bir aracın net kiralama bedelinin ne kadar olduğu göz önünde bulundurulması gerektiğini, arz ve izah edilen ve Mahkemece resen nazara alınacak sair sebeplerle, fazlaya ilişkin her türlü haklar saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER : --. İcra Dairesi'nin----- Esas Sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, Ticaret Sicil Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı,---- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Kaza Yeri ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Ekspertiz Raporu, Fatura, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, davalı şirketin işlettiği otoyol üzerinde hayvan çıkması nedeniyle gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşan değer kaybı/kazanç kaybı/ekspertiz ücreti bedeli zararlarının; TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince otoyolu işleten davalı şirketten tahsili için başlatılan --- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı icra takibine karşı davalının yaptığı itiraz nedeniyle, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları, harç, taraf sıfatı ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı değerlendirilerek bu kez esasları, sebep ve sonuçları açıklanarak sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla uyuşmazlığı çözmek istemediklerinin anlaşılması üzerine davaya konu uyuşmazlık belirlenmek suretiyle tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, mevcut ve toplanan deliller incelenip değerlendirilerek tahkikat bitirilmiş ve aynı duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin son sözleri dinlenip tutanağa yazılmak suretiyle aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri başlıklı 7.maddesinde yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak, araçların güvenli geçmesi ile ilgili tüm tedbirleri almak, davalının görevleri arasındadır.6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkındaki Kanununun "tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Devlet yolları: Belediyeler veya diğer kurumların sorumluluğunda bulunan yollar dışında kalan ve transit trafiği, illere, limanlara, tersanelere, hava alanlarına, demiryolu istasyonlarına, sınır kapılarına kesintisiz olarak ulaştıran ana karayolları", "Erişme kontrolü: Transit trafiğe tahsis edilen karayollarında, yaya, hayvan ve motorsuz taşıt ve araçların girmesinin engellenerek, ancak izin verilen motorlu taşıtların yararlandırıldığı, belirli yerler ve şartlar dışında giriş ve çıkışın yasak olduğu, trafiğin özel bir kontrole tâbi tutulmasına ilişkin uygulama" olarak tanımlanmıştır. Yasa'da 02/07/2018 tarihli 703 Sayılı KHK'nun 76.maddesi ile bazı değişiklikler yapılmış, Yasa'nın 3 ve 4.maddeleri yürürlükten kaldırılmış, ancak koşut düzenlemeler getiren 15.07.2018 tarihli ---- Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Karayolları Genel Müdürlüğü başlıklı 17. Bölümünün "Amaç ve kapsam" başlıklı 208. maddesinde, "(1) Bu Bölümün amacı; karayolları ağının ulaştırma ana planı, stratejik plan ve programlar çerçevesinde ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde ulusal düzeyde geliştirilerek yaygınlaştırılmasına; karayolları ve karayollarıyla ilgili altyapı ile diğer yatırım ve hizmetlerin, ekonomik ve sosyal gelişmenin gereklerine uygun,diğer ulaşım sistemleri ile uyumlu, güvenli ve çevreye duyarlı bir şekilde yapılması ve/veya yaptırılması ve Karayolları Genel Müdürlüğünün çalışma usul ve esasları ile teşkilat ve görevlerine ilişkin hükümleri düzenlemektir.", "Kuruluş" başlıklı 210. maddesinde, "(1) Kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen görevleri yürütmek üzere, Bakanlığa bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz, merkezi ----- olan özel bütçeli Karayolları Genel Müdürlüğü kurulmuştur."; "Görev ve yetkiler" başlıklı 211. maddesinde, "(1) Genel Müdürlüğün görev ve yetkileri şunlardır: a) Otoyol, Devlet ve il yolları ağına giren karayolları güzergâhları ile bunların değişikliklerine ilişkin planları hazırlamak veya hazırlatmak. b) Hazırlayacağı programlar uyarınca karayollarını yapmak, yaptırmak, emniyetle kullanılmalarını sağlayacak şekilde sürekli bakım altında bulundurmak, bakımını yaptırmak, onarmak, onarımını yaptırmak, işletmek, işlettirmek. ... N) 8/6/1994 tarihli ve ---- sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve 28/5/1988 tarihli ve ---- sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Dışındaki Kuruluşların Erişme Kontrollü Karayolu (Otoyol) Yapımı, Bakımı ve İşletilmesi ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilecek yatırım ve hizmetlerle ilgili görevlendirilen şirketlere, ihale aşamasında ilan edilmek kaydıyla gerektiğinde ortak olmak ve bununla ilgili işlemleri yapmak..." kurallarına yer verilmiştir. Yukarıda anılan ve 703 sayılı KHK'nın 70.maddesi ile değişik 6001 sayılı Yasa ve sonrasında yayımlanan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde; otoyollar dahil karayollarını planlamak, yapmak, yaptırmak, işletmek, işlettirmek yetki ve görevinin özel bütçeli bir kuruluş olarak Karayolları Genel Müdürlüğüne ait olduğu, bu bakımdan karayolu yapımı ve işletilmesinin Genel Müdürlüğün yasa ile üstlendiği bir "kamu hizmeti" niteliği gösterdiği açıktır. Yargısal içtihatlarla; bir kamu idaresinin yasa ile üstlendiği kamu hizmetinin gerektirdiği tesislerin yapımı sırasında, işin yapımını üstlenen bir yüklenici olduğu durumlarda; yüklenicinin yapım sürecindeki kusurlu eylemlerinden oluşan kişisel zararlardan, bizzat kamu hizmetini yürüten idarenin hukuksal olarak sorumlu tutulacağı, idarenin kusuru nedeniyle ancak yüklenicisine rücu edebileceği genel kabul görmüştür. Ancak, bu içtihadi yaklaşımın hukuksal sorumluluk bakımından "özel yasa" kuralları ile getirilmiş ayrıksı durumlarının da olaya özgü olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede; 3465 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Dışındaki Kuruluşların Erişme Kontrollü Karayolu (Otoyol) Yapımı, Bakımı ve İşletilmesi ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanunun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, özel hukuk hükümlerine tabi ve sermaye şirketi statüsüne sahip sermaye şirketlerinin; otoyollarının ve üzerindeki bütün tesislerin yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevlendirilmesine ve süresi sonunda yol ve tesislerin Karayolları Genel Müdürlüğüne devrine ait esasları düzenlemektir.", "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun, 1 inci maddede belirtilen şirketlere, bütün tesisleri ile otoyolun veya diğer otoyollardaki hizmet tesislerinin yapımı, bakımı ve işletilmesi görevinin verilmesi; sözleşme, süre, geçiş ücreti tarifesi ve görevin sona ermesi ile ilgili usul ve esasları kapsar." "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, ""Genel Müdürlük; Karayolları Genel Müdürlüğünü, Otoyol; üzerinde erişme kontrolünün uygulandığı karayolunu, Görev yeri; tespit edilen belirli güzergahtaki, bütün tesisleriyle birlikte otoyolun bulunduğu yeri, Görevli şirket; bu Kanun hükümleri uyarınca görev verilen Türkiye'de kurulmuş sermaye şirketlerini, ifade eder."; "Görevin Verilmesi" başlıklı 4. maddesinde, a) Erişme kontrollü karayollarının (otoyolların) yapımı, bakımı ve işletilmesi ile hizmet tesislerinin yapımı, bakımı ve işletilmesinde sermaye şirketleri görevlendirilebilir..."; 23/06/2010 tarihli 6001 Sayılı Yasa'nın 41.maddesi ile değişik 5. maddesinde, " Bu Kanunun 4 üncü maddesinin (a) ve (b) bentlerine göre verilecek görev, tespit edilen görev yerinde bütün tesisleri ile birlikte otoyolun veya hizmet tesislerinin projelendirilerek veya projesine göre yapımı, bakımı ve işletilmesini kapsayabileceği gibi 4046 sayılı Kanun kapsamına alınanlar hariç otoyolların, işletme ve bakım tesislerinin veya hizmet tesislerinin bakımı, iyileştirilmesi, genişletilmesi veya işletme haklarının devri şeklinde de olabilir. Sözleşmeler 49 yıla kadar süreli olarak düzenlenir. Bu süre, bütün tesislerin yapım, bakım ve işletilmesini de kapsar. Görevli şirket, görevlendirildiği işleri, Genel Müdürlüğün uygun göreceği şahıs veya kuruluşlar eliyle de yaptırabilir. Bu halde dahi görevli şirketin Genel Müdürlüğe karşı yükümlülükleri devam eder. "Görevin Sona Ermesi" başlıklı 6. maddesinde, "Otoyol ile bütün tesisleri ve müştemilatı; sözleşmenin sona ermesi ile birlikte, her türlü borç ve taahhütlerden ari ve kullanılabilir durumda Genel Müdürlüğe bedelsiz olarak ve kendiliğinden geçer. Sözleşmeler, görevli şirketin acze düşmesi veya sözleşme şartlarını ihlal etmesi halinde, Genel Müdürlükçe süresinden önce de feshedilebilir. Sözleşmenin sona ermesine ilişkin hükümler ile sona ermenin sonuçları sözleşmede düzenlenir." "Mülkiyet" başlıklı 9. maddesinde ise; "Kamulaştırılmış arsa veya arazi ile üzerinde yapılacak tesislerin mülkiyeti Genel Müdürlüğe aittir ve Devlet malı hükmündedir. Ancak, otoyol ve tesislerin yapımı sırasında ve işletme süresinde her türlü hukuki, cezai ve mali sorumluluk, görevli şirkete aittir." kuralına yer verilmiştir. Anılan 3465 sayılı Yasa kuralları ile 6001 sayılı Yasa kuralları birlikte değerlendirildiğinde; 6001 sayılı Yasa ile davalı Genel Müdürlüğe "bir kamu hizmeti" olarak verilmiş karayolu yapımı; idarece bizzat ve/veya ihale yoluyla gerçekleştirilebileceği ve işletmesinin bizzat Genel Müdürlükçe yürütülebileceği gibi; 3465 sayılı Yasada öngörüldüğü gibi "erişme kontrollü otoyollara" özgü olarak; hizmetin üçüncü kişiler tarafından yürütülmesi ve virtüel bir kamu hizmeti olarak gerek yapım, gerekse işletmesinin "görevlendirilmiş özel hukuk tüzel kişisi şirketler" tarafından yerine getirilmesi de olanaklıdır. Birincisinde; yukarıda değindiğimiz yerleşik yargısal içtihatlar uyarınca, yapım aşamasında yüklenicinin kusurlarından kaynaklansa dahi hizmetin aksamasından kaynaklanan üçüncü kişilerin zararlarının idare hukukuna özgü hizmet kusuru ilkesi kapsamında davalı idarece tazmini gerekmektedir. Ancak ikinci durumda; artık otoyol yapımı ve işletilmesi işi virtüel olarak bir özel hukuk tüzel kişisi aracılığıyla yürütülmektedir. Bu şirket, yasa ile bu hizmetin belli bir süre yerine getirilmesi için "görevlendirilmiş" bir şirkettir. Üstlendiği otoyol yapımının nimetlerinden sözleşme süresince yararlanacak ve külfetlerine katlanacaktır. Bu ilişkinin niteliği ve kapsamının bir gereği olarak; özel yasanın 9. madesinin 2. Fıkrası uyarınca; yapımını ve işletilmesini üstlendiği otoyol ve tesislerin yapımı sırasında ve işletme süresinde; haksız fiili ile neden olduğu zararların giderilmesi de (tazmini) dahil her türlü hukuksal sorumluluk görevli şirkete ait olacaktır.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda ; davacı vekili tarafından ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu şirket hakkında 08/06/2023 tarihinde davalını işletmiş olduğu otoyol üzerinde meydana gelen tak taraflı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasar nedeniyle oluşan değer kaybı, kazanç kaybı ve ekspertiz ücretininden oluşan zararların tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlu tarafından yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da maddi hasarlı trafik kazasında kusur ve takibe konu zararların bulunup bulunmadığı ve miktarlarının tespit edilmesi suretiyle çözülmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraflarca gösterilen bilcümle delil toplanmış ve tüm kayıtlar celbedilmiştir. Olayın temeli dosyada bulunan kaza tespit tutanağına ve diğer delillere göre 08/06/2024 tarihinde davalının işletmiş olduğu otoyol üzerinde dava dışı sürücü---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı hususi otomobilin önüne çıkan başıboş hayvana (köpek) çarpması şeklinde gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazasına dayanmaktadır. Öncelikle kazanın meydana geldiği otoyolun davalı şirketin işletmesinde olduğu, otoyolun bakım, onarım ve işletmesinden davalının sorumlu olduğu gibi haksız fiilden kaynaklanan zararların tazmini konusunda da hukuki sorumluluk altında bulunduğu yukarıda gösterilen yasal nedenler karşısında tartışmasızdır. Dosyada bulunan kaza tespit tutanağı ve fotoğraflara göre kazanın otoyolda aracın köpeğe çarpması şeklinde meydana geldiği görülmüştür. Böylece otoyola her nasılsa köpek girdiğine göre bakım, onarım ve işletme konusunda davalının zafiyeti bulunduğu ve ücreti mukabilinde hizmet alan sürücüye bir kusur atfedilemeyeceğinden davalının tam ve asli kusurlu olduğu konusunda değerlendirilmiştir. Zira davalının yolun kenarına çit çekmiş olması, yolu izlemesi ve denetlemesi gibi durumlar işin niteliği gereği asli görev ve sorumluluğu olup, bunları yapmış olması hiçbir şekilde kusurunu kaldırmayacaktır. Daha açık bir ifadeyle işleten şirket olarak ne yapıp edip otoyola hayvan girmesine engel olacaksın; olamazsan hukuki sonuçlarına katlanırsın. Zira otoyolu kullananlar önlerine hayvan çıkmasını beklemediklerinden alabilecekleri bir önlem olmayabilir. Buna göre de dosyada bulunan ve delil niteliğinde kabul edilen ekspertiz raporunun da kazaya göre araçta fotoğraflarda görülen hasara ve günün piyasa koşullarına uygun olduğu, ekspertiz raporunda ve faturada değişen parçalıların tek tek gösterildiği ve değer kaybına etkisinin ortaya konulduğu, belirlenen değer kaybının aracın marka, model, km , hasar durumu ve buna etkili tüm verilere göre Yargıtay uygulaması gereği önceki piyasa değerli ile kazadan sonraki piyasa değeri arasındaki farka göre kadri maruf ve makul olduğu, aracın kiralık araç olarak kullanıldığı belli olduğuna göre hasar onarım süresine göre ekspertiz raporunda belirlenen kazanç kaybının da gerçek zararı her halükarda yansıttığı, davanın ekspertiz ücretini de davalıdan isteyebileceği, ekspertiz raporunun bir bütün olarak bakıldığında olaya ve piyasa koşullarına uygun olarak hazırlandığından hükme esas alınabileceği, bilirkişi raporu alınmasının yargılamayı uzatmaktan başka bir işe yaramayacağı, kaldı ki bilirkişi raporunun da takdiri delil oluşuna göre hakimlik bilgi ve tecrübesi gereği; sigortacılık mevzuatındaki düzenlemelere göre bağımsız ve tarafsız ekspertiz tarafından hazırlanan rapordan daha iyi, daha ari, daha doğru bir rapor düzenlenmesinin kesinlikle beklenmediği, uygulamada hasar ve özellikle değer kaybı, kazanç kaybı, ikame araç bedeli gibi zararların günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre sürekli değişkenlik gösterdiği bir ortamda aslında gerçek zarar denilen şeyin gerçek zarara en yakın değeri ifade ettiği, somut olayda Anayasal çabukluk ilkesi ve usul ekonomisi kavramı doğrultusunda başkaca bir araştırma ve tartışmaya mahal bulunmadığı, uyuşmazlığın bu şekilde çözümünün kamunun ve tarafların da menfatine olduğu tespit ve tayin edilmiştir. Binaenaleyh; yukarıda yasal nedenleri ve ilkeleri gösterildiği üzere benimsenen ekspertiz raporu ve bilcümle delil de gözetildiğinde, davacının yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri esaslarına göre haksız filin tüm unsuları yönünden açık ve kesin olarak ispat edilen davasının kabulü ile; davalı-borçlunun ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının tümüyle iptali ile icra takibinin aynen devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK.1,2 3, 83, 84, 85, 86, 88, 91, 109/1, TBK, 49, 50/1,51/1, 61,62,162,166, 74/1 117/1,2, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, 22/13, 22/17, TTK,16/1, HMK, 25,27,29, 30,31,33, 146, 187/1-2, 190,194,196, 198, 266, ) 2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davaya konu olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın varlığı ve miktarının yargılama sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ---İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının tümüyle iptali ile icra takibinin aynen devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.920,19 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 693,11 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 3.227,08 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 693,11 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 45 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.226,51 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/730, K. 2025/304, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-730-e-2025-304-k-3c79e43fe743