İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/730 E. 2025/216 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/730
Karar No
2025/216
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/730 Esas KARAR NO : 2025/216

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 05/07/2017 KARAR TARİHİ : 11/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın dağıtım hizmetleri alanında faaliyet gösteren tecrübeli bir şirket olduğunu, davalı ile emtia dağıtım anlaşmasının olduğunu, ... ili ... ilçesinde emtiaları dağıtacağı karşılığında prim alacağını, sözleşmenin hükümleri davacı müvekkil firma tarafından eksiksiz yerine getirildiğini, davalı 2012-2015 yılları arasında ...'nin ... bölgesinde dağıtımını yaptığını, davalı yıllık abone olan ve müvekkil tarafından bir oranda davacı şirketi borçlandırdığını ödenmemiş, gazetelerin dağıtımını yaptıktan sonra bu gazetelerin bedellerini tahsil ettiğini, davalı aylık abonelerden, dağıttığı gazetelerin bedellerini tahsil etmiş ve cari hesap sonunda borçlu çıkmasına rağmen müvekkil şirkete borcunu ödemediğini, davalının tah şirkete ödemesi gereken ücreti ödemediğini, bakiye borcun bulunduğunu, davalı davacının işçisi olmadığını, kendi nam ve hesabına çalışmaktadır ve çalışma süresini ve zamanını belirleme hakkına sahip olduğunu, aynı zamanda alıcı olan davalı dağıtım işi için gereken her türlü aracı kendisinin temin edeceğini, çalıştırdığı personelden dolayı dağıtıcıya sözleşmedeki matbu ücret dışında herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı şirket aleyhine ... 4.icra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yetki itirazı sebebiyle ... 2.İcra Dairesi ... E. sayısına alındığını, bu dosyaya da haksız ve kötü niyetli yapılan itiraz neticesinde takibin durduğunu, bu sebeple itirazın iptalini, takibin devamını, alacak tutarının %20'den aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davacı şirket bünyesinde ... ilinde gazete dağıtım faaliyeti yürüttüğünü, maaş, tahsilattan pay ve sigorta şeklinde çalıştığını, kendi nam ve hesabına bir çalışmasının bulunmadığını, SGK kayıtları incelendiğinde konunun netlik kazanacağını, maaşlarını ... hesabından aldığını, müvekkilinin almış olduğu 1.000.-TL tutarındaki maaş, davacı şirket tarafından cari hesaptan düşülmediğini, sürekli olarak müvekkil borç kaydı olarak işlendi müvekkile, kendisine ait olmayan bir takım borçlar haksız bir şekilde yüklendiğini, 16.12.2013 ve 29.12.2013 tarihli cari hesaba işlenen 3.138,75 ve 3.037,00 TL tutarlı otomatik borç virmanı adı altında iki kalem borç miktarın hesapta göründüğünü, toplam 6.176,25 TL tutarında davacı tarafından müvekkil davalıya gazete gönderildiği anlamına gelmediğini, yaklaşık olarak 16.470 adet gazete 29 gün içerisinde ... gibi küçük bir şehirde nasıl dağıtıldığını, davacı tarafın kayıtlarında önceki ayın tirajı günlük 315 adet olduğunu, Kasım ayı içinde 9.450.- Adet gazete dağıtıldığını, sonrasında iki kat fazla gazete dağıtıldığı ileri sürüldüğünü, davalı her ay gazete dağıtımından topladığı miktarın içinden anlaşma gereği 1.000.-TL maaşını düşerek geri kalan tutarı davacının hesaplarına aktardığını, 2013 yılı Kasım ayında davalı dağıtım işi yaparken trafik kazası geçirmiş olup davacının haberi olmasına rağmen davacı ödeme yapmamış olmakla beraber 2.529,19 TL faiz ve gider ödemesi yaptığını, davalı, davacı şirket ile anlaşması gereği üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirmiş olduğunu, dağıtılmak üzere kendisine teslim edilen tüm emtiayı eksiksiz bir şekilde dağıtmış ve tahsilatları yaparak davacı şirket hesaplarına aktardığını, takibin son derece haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu sebeple haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Satış ve dağıtım sözleşmesinden kaynaklanan alacağa istinaden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu belirlendi. Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, ... Gelir İdaresi Başkanlığı ... Defterdarlığı'na müzekkere yazılarak davalı asilin hangi usulde defter tuttuğu ile tacir sıfatı olup olmadığı hususunda bilgi verilmesi istenmiştir. ... Ticaret Sicili Müdürlüğü ... Ticaret Sicili Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı asilini sicil kayıtları istenmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ... esas ve...Karar sayılı ilamıyla; "....Dava, emtea dağıtım sözleşmesinden kaynaklanan emtea bedeli alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 4/1.bendinde nispi ticari dava, "her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olup, TTK'nın 11.maddesi; "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir yani ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. TTK'nın 15.maddesinde esnaf kavramı "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi" olarak tanımlanmıştır. ... nolu Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkar: İster gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez. 21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ... tarihli ... sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12.maddesi (6102 sayılı TTK 11.maddesi) ve 17.maddesinin (6102 sayılı TTK 17.maddesi) uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; Davalı gerçek şahıs olup, tacir olup olmadığı, ticari işletmesi bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Nitekim, mahkemece sadece davacının ticari defterleri incelenmiş, HMK 22/3 maddesi uyarınca diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş ticari defteri bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Öncelikle bu hususta araştırma yapılarak mahkemenin görevi bakımından davalının tacir olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu nedenle, davalının varsa ticaret sicil kayıtlarının getirilmesi, yoksa bağlı olduğu vergi dairesinden hangi usulde defter tuttuğunun sorulması, vergi kayıtları getirtilerek yukarıda yapılan açıklamalar ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177 nci maddesinde belirtilen hususlar (defter tutma ve sınıf değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliğleri ile her yıl için ayrı ayrı belirlenen sınırlar) dikkate alınarak esnaf sınırını aşan ticari işletme sahibi olup olmadığı ve tacir olarak kabul edilip edilmeyeceği gerekirse bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmelidir. Buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin TTK 'da düzenlenmemiş ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle, davalının tacir olup olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre görev hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. ..." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ... esas ve ...Karar sayılı ilamı ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ... Gelir İdaresi Başkanlığı ... Defterdarlığı'na müzekkere yazılarak davalı asilin hangi usulde defter tuttuğu ile tacir sıfatı olup olmadığı hususunda bilgi verilmesi istenmiş ve ... Ticaret Sicili Müdürlüğü ... Ticaret Sicili Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı asilini sicil kayıtları dosyamız kapsamına alınmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin TTK 'da düzenlenmemiş ve TTK'nın 4. maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle ve davalı yanın tacir sıfatı da bulunmadığı anlaşılmakla; 6100 sayılı HMK m. 114/I-c ve 115'e göre mahkememizin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden reddine, HMK 20 maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyanının görevli ve yetkili İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-6100 sayılı HMK m. 114/I-c ve 115'e göre mahkememizin görevsiz olması nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20 maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyanının görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3-Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepde bulunulmaması ve süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-HMK 331 md gereğince harç vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/03/2025

Katip ¸

Hakim ¸

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/730, K. 2025/216, T. 11.03.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-730-e-2025-216-k-071a083864a9