İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/599 E. 2025/747 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/599
- Karar No
- 2025/747
- Karar Tarihi
T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/599 Esas - 2025/747 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/599 Esas KARAR NO : 2025/747
HAKİM :Sinan İCİK 124707 KATİP : Aylin AY KAYA 222427
DAVACI : ... . VEKİLLERİ : Av. ... Av...
DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 08/09/2020 KARAR TARİHİ : 27/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olan beton püskütme aracının arızası davacı tarafından giderilmeye çalışılırken diğer kişilerce aracın çalıştırılması sonucu davacının parmakları kopması dolayısıyla malul kaldığını belirterek iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 1000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı Sigorta vekili, davaya konu kazanın karayolu dışında ve araç işletilme hali dışında iken meydana geldiğini, bu sebeple davalının sigorta poliçesi sebebiyle sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan beton püskütme aracının arızası davacı tarafından giderilmeye çalışılırken diğer kişilerce aracın çalıştırılması sonucu davacının malul kaldığı iddiasıyla aracın sigorta şirketine karşı açılan kalıcı iş göremezliğe yönelik tazminat davasıdır. Mahkememizce verilen davanın reddine dair 2020/419 Esas, 2021/464 K. sayılı karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2022/134 esas 2024/975 karar sayılı 11/07/2024 tarihli ilamı ile “..Y Somut olayda; uyuşmazlık, davacının yaralanması ile sonuçlanan kazanın karayolunda veya karayolu sayılan yerde ve aracın işletilme halinde olup olmadığına, olayın trafik kazası kabul edilip edilmeyeceğine ilişkindir. Mahkemece kazanın kara yolunda dışında meydana geldiği ve aracın işletilmesi sırasında meydana gelmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de red gerekçesine ilişkin delillerin neler olduğu bu sonuca nasıl varıldığı karar içeriğinden anlaşılmadığından hüküm Anayasanın 141. ve HMK’nın 297 maddesine aykırı olduğundan isabetli görülmemiştir. Mahkemece öncelikle kazaya karışan 41 NY 062 plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesine dosya içerisinde rastlanmadığından poliçenin davalıdan istenerek dosyaya eklenmesi, Amasya 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/291 (eski 2017/309 Esas) Esas sayılı dava dosyası ile ... 23 .İş mahkemesinin 2017/133 Esas 2010/516 Karar sayılı dosyası getirtilerek yukarıdaki yasal düzenlemeler de değerlendirilmek suretiyle gerektiğinde keşif yapılarak olay yerinin 2918 Sayılı KTK’nın 2 maddesinde kapsamında karayolu veya karayolu sayılan yerlerden olup olmadığının tespiti, karayolu veya karayolu sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde de 2918 Sayılı KTK’nun 85 ve 91 maddeler gereğince davalının sorumluğu açısından olayın oluş şekli itibarıyla işleten ve sürücüye yüklenebilecek kusura ilişkin uzman makine mühendislerinden oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınması tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken gerekçesiz ve eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçelerine yer verilmek suretiyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
Kaldırma kararının gereğinin yerine getirilmesi için ilgili sigorta şirketinden poliçe celb edilmiş ayrıca ceza dava dosyası ve iş mahkemesi dosyası UYAP üzerinden dosyaya eklenmiştir. Akabinde dosya olayın meydana geldiği yerin Amasya olması sebebiyle ilgili mahkemeye talimat yazılmış ve olay yerinde keşif yapılmak suretiyle olay yerinin 2918 KTK nın 2. Maddesi uyarınca karayolu veya karayolu sayılan yerlerden olup olmadığı hususunun tespitinin ve ayrıca olayın oluş şekli itibariyle işleten ve sürücüye yükletilebilecek kusur bulunup bulunmadığına ilişkin belirlemenin yapılması istenmiştir. Yapılan keşif sonrasında alınan talimat bilirkişi raporunda özetle; olayın kamunun kullanıma açık bir alanda ve Karayolları Trafik Kanununun kapsamında olan bir yerde meydana gelmediği, bu nedenle Trafik Kazası olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Olayda, bir araç hareketinin olmaması nedeni ile, mevcut olayın trafik kazası olarak değerlendirilmesi ve kusur tespiti yapılmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir. Kaldırma ilamında da işaret olunduğu üzere; 2918 sayılı Yasa'nın 91. maddesi gereğince yaptırılması gereken Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigorta şirketi, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğraması ile oluşan ve işletenin sorumluluğunu gerektiren zararları, sigorta limiti dahilinde ve kanun ile belirlenen teminat dışında kalan haller haricinde karşılamayı üstlendiğinden, zarar gören bu kapsamdaki zararlarını doğrudan sigorta şirketinden talep edebilir. Buna göre sigortanın sorumluluğuna gidilebilmesi için aracın işletilme halinde olması ve kazanın karayolu veya karayolu sayılan yerde meydana gelmesi gerekmektedir. Yargıtay emsal içtihatların da kabul edildiği üzere Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. Kaza tarlanın içerisinde meydana gelmiş olsa dahi karayolu ile bağlantısının olması halinde, 2918 sayılı KTK'nın 2. maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan yerlerdendir. (Yargıtay 17. H.D'nin 17/12/2015 tarih 2014/5898 E. - 2015/14368 K) Öte yandan, aracın mekanik aksamının çalışır vaziyette olması işletilme hali için yeterli olup, ayrıca aracın hareket halinde olması işletilme için zorunlu bir şart değildir. Buna bilgiler ışığında eldeki davada, talimat yoluyla yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre Kazanın meydana geldiği yerin elektrik üretiminin yapıldığı santral binasının giriş kapısının önü olduğu, buraya gelmeden önce dış nizamiye giriş kapısının bulunduğu, giriş kapısının demir sürgülü kapı ile kapatılmış olduğu, kapının açılıp içeriye girilebilmesi için 50-60 metre ileride bulunan yönetim binasındaki personelin uyarılarak kapının açılmasının temin edilmesi gerektiği, kazanın meydana geldiği yolun trafiğe kapalı alan olduğu, hiçbir şekilde kamunun kullanıma açık bir alan olmadığı ve özel mülk olduğu, bu alana giriş yapacak bir aracın özel bir maksatla giriş yapması gerektiği, şantiye alanı içerisinde bulanan tüm yolların ulaşım amacı ile değil, özel işletme amacı ile kullanıma açık olduğu, giriş ve çıkışların özel izine tabi, kaza anında kazanın meydana geldiği yolun stabilize (toprak) yol olduğu, keşif esnasında yolun beton kaplama olarak gözlemlendiği, kazanın meydana geldiği yola giriş yapan bir aracın dönüş yapması için bir alan bulunmadığı, çıkmaz sokak niteliğinde olduğu, buradan çıkmak isteyen bir aracın geri manevra yapma zorunluluğunun bulunduğu, yolun tek yönlü bir yol olduğu görülmüştür. Buna göre kazanın karayolunda olmadığı veya karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmediği anlaşılmıştır. Aracın işletilme halinde olup olmadığına gelince; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.2-ç maddesi "İşletilme Hali: Motorlu aracın mekanik aksamının çalışmasını mekanik aksamı çalışmasa bile motorlu aracın kendiliğinden de olsa hareket haline geçmesini ifade eder" şeklindedir. Somut olayda da celbe dilen iş mahkemesi dosyası ve ceza dava dosyası içeriği birlikte değerlendirildiğinde poliçeye konu edilen aracın mekanik aksamının bozuk olduğu ve davacının tamiratı sırasında kendiliğinden çalıştığı ve zararın meydana geldiği anlaşıldığından aracın işletilme halinde olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki kazanın meydana geldiği yerin karayolu olmadığı veya karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmediği tespit edildiğinden söz konusu olayın 2918 sayılı yasa kapsamında trafik kazası olmadığı kanaatine varılmış davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ZMM sigortasının ise sigortalı aracın karayolunda işletilmesi sırasında meydana gelen zararları karşılamak üzere yapılan bir sorumluluk sigortası olduğu buna göre kazanın kara yolunda dışında meydana geldiği kazadan doğan zarardan davalının sorumlu olmadığı anlaşılmış ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe uyarınca; Davanın REDDİNE, 2-Yeterince harç alındığından harç ikmaline yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde, istek halinde masrafı içerisinden alınmak kaydıyla davacıya iadesine, 4-A.A.Ü.T.’nin 13/2 maddesi uyarınca belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Ara buluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/10/2025
Katip .... e-imzalıdır.
Hakim .... e-imzalıdır.