İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/509 E. 2025/1059 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/509
- Karar No
- 2025/1059
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/509 KARAR NO : 2025/1059
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/06/2024 KARAR TARİHİ : 20/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 05/06/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, davalıya ürün teslim edildiğini, sevk işlemlerine ve faturanın iletildiğine ilişkin tebliğ ve belgeleri ekte sunduklarını, faturalar incelendiğinde anlaşılacağı üzere "Sevk İrsaliyesi yerine geçmektedir '' ibaresi bulunduğunu, fatura içeriğine davalı tarafından itiraz edilmediğini, ancak ödeme yapılmadığını, müvekkili şirket ile davalı arasında 25/09/2023 tarihinde 1.712.131.46 TL bakiye için mutabakat imzalandığını, alacağın tahsili için yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı neticesinde takibin durduğunu, davalının müvekkili ile ticari ilişkisine davaya konu faturalardan da anlaşılacağı üzere şahıs şirketi üzerinden başladığını, daha sonrasında ... MATBAA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ' ni kurarak ilgili şirket üzerinden devam ettiğini, ilgili şirketten de alacağını tahsil edemeyen müvekkilinin Bakırköy .... İcra Dairesi' nin ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini, ancak henüz tahsilat yapılmadığını, ticari defter incelemesi ile de müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun görüleceğini, neticede davalının itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 08/07/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkili ile davalı şirketin süregelen ve güvene dayalı ticari ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davacıdan satın aldığı ürünlere ait faturaların müvekkili tarafından detaylıca incelenmediğini, davacının müvekkiline gerçekleştirdiği gerçek satışlara ilişkin faturaların arasına, davacı tarafında gerçekten satışı yapılmayan, müvekkilce satın ve teslim alınmayan malların faturalarını da sıkıştırdığını, müvekkilinin davacı tarafından düzenlenen faturalar arasından bunları ayırt edemediğini, müvekkilinin davacı şirket tarafından hukuka aykırı bu işlemlerin gerçekleştiğini, davaya konu icra takibi ile fark edebildiğini, Müvekkilinin icra takibi ve işbu davadan sonra, davacı şirket tarafından düzenlenen faturaları detaylıca incelediğinde, gerçek mal alımına dair düzenlenmiş faturalar dışında, mal teslimi yapılmayan ve gerçek akdi ilişki ihtiva etmeyen faturaların da olduğunu gördüğünü, bu faturaların; 65.979,09 TL bedelli ... no'lu, 75.608,50 TL bedelli .... no'lu, 75.992,00 TL bedelli ...... no'lu, 77.040,00 TL bedelli ..... no'lu, 131.400,00 TL bedelli .... no'lu, 155.040,00 TL bedelli .... no'lu, 42.840,00 TL bedelli .... no'lu, 148.200,00 TL bedelli ..... no'lu, 75.983,04 TL bedelli .... no'lu, 71.136,00 TL bedelli .... no'lu, 88.816,32 TL bedelli ..... no'lu, 98.400,00 TL bedelli .... no'lu, faturalar olduğunu, Müvekkili tarafından yapılan incelemede davacı tarafından cumartesi/pazar dışındaki neredeyse her güne bir fatura düzenlendiğinin görüldüğünü, bu türden bir satın alma işleminin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, gerçeğe aykırı faturaların müvekkili hakkında başlatılan icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin davalı şirkete borcunun, icra takibinde talep edilen miktarda olmadığını, muhasebe incelemesi yapıldıktan sonra bu faturalar için iade faturası düzenlendiğini, yukarıda 12 maddede sayılı faturalar gerçek satış faturaları olmadığından, davacı tarafından bu faturalarda yer alan malların teslimi yapılmadığını, ek olarak 01/09/2023-27/11/2023 tarihleri arası kesilen 9 adet faturanın mail olarak müvekkiline ileti kaydını ibraz ettiklerini, 01/09/2023-27/11/2023 tarihleri arası kesilen 9 adet faturayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkile mail olarak iletildiği beyan edilen bu faturaların, icra takibine ve işbu davaya konu edilen faturalar arasında olmadığını, İcra takibine dayanak olarak sunulan faturaların 12/06/2023-31/08/2023 arası düzenlenen faturalar olduğunu, ayrıca; icra takibine dayanak sunulan faturalar arasında bulunmasa ve bu nedenle de işbu davanın konusu olmasa da; 01/09/2023-27/11/2023 tarihleri arası kesilen 9 adet faturaya bakıldığında, içinde ''kira bedeli'' adı altında 18.600,00 TL bedelli iki adet faturanın (... ve ....) yer aldığını, müvekkili ile davacı arasında kira ilişkisi olmamasına rağmen, davacı tarafından gerçeğe aykırı şekilde kira alacağı varmış gibi bu faturaların düzenlendiğini, müvekkilinin bu iki faturayı işbu davada dilekçesi ekinde sunulması ile fark ettiğini, müvekkili tarafından davacıdan satın ve teslim alınan mal olmadığından, BA formu da düzenlenmediğini, davacı taraf her ne kadar ticari defter kayıtlarına dayanmış ise de; davacının kendi defterlerindeki kayıtları dayanak belge ile doğrulanmadığı sürece mal teslimi hususunda tek başına delil olarak kabul edilemeyeceğini, davacı tarafından takibe dayanak belge olarak sunulan mutabakat mektubunda yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, neticede; davanın reddine, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 29/01/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; davalı tarafından herhangi bir ticari defter ve belge ibraz edilmemesi nedeni ile tek taraflı yapılan incelemelerde davacı tarafından ibraz edilen ticari defter ve belgeler ile dosya münderecatının incelenmesinde neticesinde; yanlar arasında davacı tarafından davalıya Etiket satışı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davacının davalıdan 1.706.881,46 TL alacaklı gözüktüğü, davalı yanın, davacının 12 adet 1.106.434,95 TL’lik faturasının sehven kayıtlarına alındığı, ancak bu faturalar karşılığında herhangi bir mal teslim alınmadığını iddia ettiği, davalının davacı faturalarına kanuni süresinde itiraz etmediğinin anlaşıldığı, davalının takip ve dava tarihinden sonra davacıya 1.327.733,89 TL’lik iddialarından daha fazla olacak şekilde İADE faturası düzenlediğinin gözüktüğü, faturanın davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir delil vasıtası sunulmadığı, davacının alacağına dayanak faturaların e-arşiv fatura olarak düzenlendiği, e-arşiv faturaların karşı tarafın kayıtlı mail adresine mail ortamında iletildiği, davacı tarafından faturaların davalıya mail ortamında iletildiğine ilişkin görüntülerin ibraz edildiği, e-arşiv faturaların üzerinde “sevk irsaliyesi yerine geçer” şerhi bulunduğu, yani fatura ile birlikte malın teslim edildiği şerhi bulunduğu, bunun haricinde davacı tarafından davalıya fatura muhteviyatlarının teslim edildiğine ilişkin yazılı bir delil sunulmadığı, ancak davacı tarafından davalı ile borç rakamında mutabık olduklarına ilişkin Mutabakat Mektubunun ibraz edildiği, davalı tarafından davacının 1.106.434,95 TL’lik faturasının sehven kayıtlara alındığı beyan edilmekle birlikte, yanlar arasındaki ticari ilişki de zaten davacının davalıya toplam 1.902.261,46 TL’lik fatura kestiği dikkate alındığında 1.106.434,95-TL’lik faturanın sehven kayıtlara alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun değerlendirildiği, yine davalının davacının kestiği 46 adet faturanın 33 tanesinin muhteviyatının teslimi yönünden bir itirazda bulunmadığı, ancak 12 adet faturanın muhteviyatının teslimi yönünden itiraz ettiği, davalı vekilinin itiraz etmediği 33 faturanın muhteviyatı teslim alınırken, davacıdan imza karşılığı teslim alındığı, ancak 12 adet fatura muhteviyatının teslimine ilişkin bir imza olmadığının ispat edilmesi gerektiğinin değerlendiriliği, bir diğer ifade ile davalının, her ne kadar fatura üzerinde “sevk irsaliyesi yerine geçer” şerhi bulunsa da yanlar arasında mal tesliminin imza karşılığında yapıldığını, 33 adet fatura muhteviyatının imza karşılığında teslim alındığını, 12 adet fatura yönünden ise herhangi bir teslim alan imzası olmadığını ispat etmesi gerektiğinin değerlendirildiği, nihai takdirinin elbette Mahkemede olduğu, davalının itiraz ettiği 1 adet 18.600,00 TL’lik kira faturası yönünden; davacı tarafından işbu faturanın davalıya mail ortamında iletildiğine ilişkin ileti görüntüsünün ibraz edildiği, ancak davacının davalıya kestiği faturalarda gözüken davalının adresi “... Mah. .... Sok. ... Apt. No.3/3 Güngören/İstanbul” ile davacının kendisine ait olduğunu ancak davalının alt kiracı olarak yer aldığını iddia ettiği “... Mah. .... Cad. Kale İş Merkz. No.141 İç Kapı No.279 Zeytinburnu/İstanbul” adresi olup, davacının 18.600,00-TL’lik fatura münderecatının doğruluğunun ispata muhtaç olduğunun değerlendirildiği yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 11/07/2025 havale tarihli bilirkişi ek raporuna özetle ; taraf itirazları rapor içerisinde cevaplanmış olup, kök raporda yapılan tespitlerimi değiştirecek yeni bir bilgi ve belge sunulmadığından, kök raporda yapılan tespitlerimde bir değişiklik olmadığını, yanlar arasında davacı tarafından davalıya Etiket satışı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davacının davalıdan 1.706.881,46 TL alacaklı gözüktüğü, davalı yanın, davacının 12 adet 1.106.434,95 TL’lik faturasının sehven kayıtlarına alındığı, ancak bu faturalar karşılığında herhangi bir mal teslim alınmadığını iddia ettiği, davalının davacı faturalarına kanuni süresinde itiraz etmediğinin anlaşıldığı, davalının takip ve dava tarihinden sonra davacıya 1.327.733,89-TL’lik iddialarından daha fazla olacak şekilde İADE faturası düzenlediğinin gözüktüğü, faturanın davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir delil vasıtası sunulmadığı, davacının alacağına dayanak faturaların e-arşiv fatura olarak düzenlendiği, e-arşiv faturaların karşı tarafın kayıtlı mail adresine mail ortamında iletildiği, davacı tarafından faturaların davalıya mail ortamında iletildiğine ilişkin görüntülerin ibraz edildiği, e-arşiv faturaların üzerinde “sevk irsaliyesi yerine geçer” şerhi bulunduğu, yani fatura ile birlikte malın teslim edildiği şerhi bulunduğu, bunun haricinde davacı tarafından davalıya fatura muhteviyatlarının teslim edildiğine ilişkin yazılı bir delil sunulmadığı, ancak davacı tarafından davalı ile borç rakamında mutabık olduklarına ilişkin Mutabakat Mektubunun ibraz edildiği, davalının mutabakat mektubundaki imzaya itirazlarının Mahkemenin takdirlerinde olduğu, davalı tarafından davacının 1.106.434,95 TL’lik faturasının sehven kayıtlara alındığı beyan edilmekle birlikte, yanlar arasındaki ticari ilişki de zaten davacının davalıya toplam 1.902.261,46 TL’lik fatura kestiği dikkate alındığında 1.106.434,95 TL’lik faturanın sehven kayıtlara alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun değerlendirildiği, yine davalının davacının kestiği 46 adet faturanın 33 tanesinin muhteviyatının teslimi yönünden bir itirazda bulunmadığı, ancak 12 adet faturanın muhteviyatının teslimi yönünden itiraz ettiği, davalı vekilinin itiraz etmediği 33 faturanın muhteviyatı teslim alınırken, davacıdan imza karşılığı teslim alındığı, ancak 12 adet fatura muhteviyatının teslimine ilişkin bir imza olmadığının ispat edilmesi gerektiğinin değerlendirildiği, bir diğer ifade ile davalının, her ne kadar fatura üzerinde “sevk irsaliyesi yerine geçer” şerhi bulunsa da yanlar arasında mal tesliminin imza karşılığında yapıldığını, 33 adet fatura muhteviyatının imza karşılığında teslim alındığını, 12 adet fatura yönünden ise herhangi bir teslim alan imzası olmadığını ispat etmesi gerektiğinin değerlendirildiği, nihai takdirinin elbette Mahkemede olduğu, davalının itiraz ettiği 1 adet 18.600,00 TL’lik kira faturası yönünden; davacı tarafından işbu faturanın davalıya mail ortamında iletildiğine ilişkin ileti görüntüsünün ibraz edildiği, ancak davacının davalıya kestiği faturalarda gözüken davalının adresi “... Mah. ... Sok. ... Apt. No.3/3 Güngören/İstanbul” ile davacının kendisine ait olduğunu ancak davalının alt kiracı olarak yer aldığını iddia ettiği “... Mah. .... Cad. .... Merkz. No.141 İç Kapı No.279 Zeytinburnu/İstanbul” adresi olup, davacının 18.600,00-TL’lik fatura münderecatının doğruluğunun ispata muhtaç olduğunun değerlendirildiği, ancak Mahkemece davalının kabul etmediği 1.106.434,95 TL’lik faturanın muhteviyatının teslimi yönünden davacı tarafından yazılı bir delil sunulmadığı için davacı alacağı olarak değerlendirilmemesine kanaat edilmesi halinde, yine davacının davalıya kestiği 18.600,00 TL’lik kira faturasının doğruluğunun ispata muhtaç olduğuna kanaat edilmesi halinde; davacının takip ve dava tarihinde davalıdan 581.846,51 TL alacaklı olduğunun hesaplandığı yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Dava itirazın iptali davasıdır.Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nun 187 ,190 ve 200'ncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir. İspatın konusu HMK.nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nun 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur. İspat vasıtaları ise HMK.nun 200'ncü maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”düzenlemesi ile ispatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir. Akdi ilişki taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme ile , faturaya konu malların teslim edildiğine dair bir irsaliye , teslim fişi ve teslim alındığına dair yazılı bir belge ile ispat edilebilir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.Bunun sonucu olarak ta; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmelidir. (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1990 5.basım,C:2,S:1534, S:1603, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/11/2002 gün 2002/13-875 E., 2002/885 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre “faturanın onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatabı tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklinde görüş hem mantıki hem de hukuki dayanaktan yoksun olur. O halde öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının göz önünde tutulması zorunludur.”Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. " Örneğin faturalara dayalı olarak karşı taraftan alacaklı olduğunu iddia eden taraf faturadaki mal ve hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini belge ile ispat etmelidir.Tek taraflı düzenlenen faturalar hiçbir zaman bir akdi ilişkiyi ispat vasıtası olmayıp , akdi ilişkinin ifası aşamasında düzenlenen bir belgedir.Bu nedenle faturanın geçerli olabilmesi için mal ve hizmetin verildiğine dair belge sunulamaması durumunda faturaların karşı tarafın defterlerinde de kayıtlı olması gerekir. Davacı yan icra takibinde ödenmediğini iddia ettiği alacak için takibe girişmiştir.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı anlaşılmıştır.Kendisi lehine bir olaydan hak çıkaran taraf ispat külfeti altındadır.Davacı yanın tek taraflı olarak tanzim ettiği faturalara davalı yanca icra takibine itiraz edilmekle itiraza uğramıştır. HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. TTK'nın 83/2. maddesinde, HMK'nın senetlerin ibrazı zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK'nın 220. maddesinde genel olarak ticari belgelerin, 222. maddesinde (22.07.2020 T. ve 7251 S.K/Madde 23. maddesi ile değişik) ise özel olarak ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır. HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine yemin teklif edilmesi gerekir. Kendisinden ibraz istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içerisinde makul bir mazereti bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan yemini kabul ve icra etmemesi halinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir. HMK’nın 222. maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır. Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin HMK’nın 222. maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta HMK’nın 220. maddesinin uygulanması gerekmektedir. İcra takibine konu borcu kabul etmeyen davalı uyuşmazlığın çözümü için ticari defterlerini ibrazı hususunda kendisine usulüne uygun şekilde muhtıra gönderilmesine ve verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini mahkememize sunmamış olup alınan bilirkişi raporundan davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalı ile ilgilisi ispat edilemeyen 18.600,00.-TL'lik fatura düşüldükten sonra davalıdan 1.688.281,00..-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğinden davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı ile davalı arasında,etiket satışına ilişkin ticari ilişkinin olduğu, davacının cari hesap alacağını tahsil edememesi üzerine davalı aleyhine icra takibine geçtiği, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu faturaları yasal ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydettiği, davacının yasal ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 1.706.881,46.-TL cari hesap alacağının olduğu,davalının ticari defterlerini kendisine yapılan usulüne uygun ihtarata rağmen ibraz etmediği,davalının,1.106.144,91.-TL tutarındaki 12 adet faturayı sehven kayıtlarına aldığını usulüne uygun deliller ile ispat edemediği gibi davalı tarafından davadan sonra davacı adına düzenlenen iade faturasının davacı tarafından kabul edildiğine dair bir beyanın bulunmaması ve bu faturanın davacı kayıtlarında yer almadığı ve HMK'nın 222/3.maddesi uyarınca,davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davacının usulüne uygun tuttuğu ve kendi lehine delil teşkil eden ticari defterlere göre iddiasını 18.600,00.-TL'lik fatura dışında ispat ettiğinden,davacının 1.688.281,00..-TL alacaklı olduğu tespit edildiğinden,davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 1.688.281,00..-TL üzerinden kısmen iptali ile takibin devamına ,davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının aleyhine girişilen icra takiplerinin tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği,dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesi,davacının.davalı aleyhine icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu davalı tarafından ispat edilemediğinden davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 1.688.281,00.-TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, 2-Davacının,fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3-Asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 337.656,20.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE, 5-Alınması gerekli 115.326,48-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 20.614,87-TL harcın mahsubu ile bakiye 94.711,61-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 6-Davacı tarafından ödenen 427,60-TL Başvurma Harcı, 20.614,87-TL Peşin harç olmak üzere toplam 21.103,27.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafından yapılan 18 tebligat + posta ücreti 404,50.-TL ile bir bilirkişi ücreti 12.000,00 TL olmak üzere toplam 12.404,50-TL olan yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 12.155,76-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 254.359,34- TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 9-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 18.600,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 10-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 800 TL x 2 saat= 1600,00 TL) X 2 = 3.200,00 TL arabulucuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 3.165,12-TL'sinin davalıdan, 34,88-TL' sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 11-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.20/11/2025
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır