İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/209 E. 2025/1158 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/209
Karar No
2025/1158
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/209 Esas KARAR NO : 2025/1158

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/02/2025 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı arasında kurulan ticari ilişki sonucunda cari hesap ilişkisi kurulmuş ve bu cari hesaba göre toplam 13 adet fatura karşılığı 278.411,30.TL tutarında faturalarda yazılı malı davalının satın aldığı, bu ticari ilişki kapsamında davalı müvekkiline; 30 Nisan 2024 tarihinde güven sağlamak maksadıyla ön ödeme olarak 15.000-TL, 30.09.2024 tarihinde uzun aramalar ve ısrarlar sonucu ve faturalar karşılığında kısmi ödeme olarak önceden alınan bono karşılığı lütfen 100.000-TL, 30.10.2024 tarihinde de yine ısrarlı talepler sonucu ve faturalar karşılığında kısmi ödeme olarak önceden alınan bono karşılığ 100.000-TL Olmak üzere toplam 215.000.TL ödeme yapıldığı, bu tarihten sonra davalı başkaca ödeme yapmadığı gibi müvekkili ile selam sabahı kestiği, artık müvekkilinin telefonlarını da açmamaya başladığı, bakiye 63.411,30.TL alacağı kalan müvekkili bunun üzerine rakamı da denkleştirmeye çalışarak ve faiz yönünden haksızlık olmamasına da özen göstererek davalıdan var olan alacakları için Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile İcra Takibi başlattığı, icra takibinin dayanağı olarak da: 08.09.2024 Tarihli 1750.TL tutarlı Faturanın tamamı, 10.09.2024 Tarihli 2175.TL tutarlı Faturanın tamamı, 10.09.2024 Tarihli 47375.TL tutarlı Faturanın34636,30.TL kısmı, 14.09.2024 Tarihli 24.000.TL tutarlı Faturanın tamamı ve bu faturalara işleyen ticari temerrüt faizi istenmiş, takip talebinde de bu husus belirtilmiş olduğu, davalı ise 03 Ocak 2025 tarihinde tebellüğ ettiği ödeme emrine karşı 07 Ocak 2025 tarihinde sisteme gönderilen dilekçesi ile borç aslına ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş ve takibin durmasını sağlamış, daha sonra Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosuna başvurmuş isek de ... dosya numaralı arabuluculuk görüşmesinden de sonuç alınamadığı, bu nedenle de davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptalini, alacağın likit ve itirazın kötü niyetli olması nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Söz konusu ticari ilişkiye yönelik oluşan borç miktarı davacının talep etmiş olduğu tutar kadar olmadığı, oluşan borca yönelik müvekkilce bir takım ödemeler yapıldığı, banka dekontlarından anlaşılacağı üzere müvekkili ve davacı arasında 2 adet 100.000,00-TL tutarlı senet düzenlendiği ve bu senetler gecikme yaşanmadan vade günü geldiğinde müvekkilce ödendiği, öncesinde ise yine müvekkilce davacıya birtakım ödemeler yapılmış ancak davacı tarafça sadece 15.000,00-TL'lik dekont sunularak müvekkilinin toplam 215.000,00-TL ödeme yaptığı ileri sürüldüğü, taraflar arasında geçen ... konuşmasından da anlaşılacağı üzere davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu faturalara ilişkin müvekkilce davacı tarafa 25.000,00-TL tutarında bir ödeme yapıldığı, fakat davacı tarafça bu durum dava dilekçesinde belirtilmemiş ve müvekkilden talep edilen borç miktarından düşülmediği, bu husus davacının kötü niyetli davrandığını açıkça gösterdiği, yapılan ödemelerin borç miktarından düşülmediği açıkça ortada olduğu, müvekkiline bildirilen borç miktarı ile takibe koyulan borç miktarının aynı olmadığı, taraflarınca her iki tutara da itiraz ettikleri, ancak davacı tarafından talep edilen rakamlar arasındaki bu tutarsızlık haksız bir şekilde müvekkilinden kazanç elde edilmeye çalışıldığının açık bir göstergesi olduğu, taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre alınan ürünlere yönelik davacı tarafça müvekkile %50 iskonto uygulanması kararlaştırıldığı, ancak davacı tarafın keyfi uygulamalarına göre bu rakam keyfi olarak %45'e düşürülmüş sonra tekrar %50'ye yükseltildiği, oysa ki taraflar arasında alınan ürünlere yönelik uygulanacak iskonto oranı %50 olarak kararlaştırıldığı, ... konuşmalarından da anlaşılacağı üzere müvekkilce davacı taraf ile iletişime geçilmiş olup özetle uygulanması gereken iskonto oranında bu şekilde keyfi bir azaltma yapamayacaklarını ve iskonto farkı olan 6.790,00-TL'lik tutarın talep ettikleri borç miktarından düşülmesi istendiği, ancak davacı taraf müvekkilinin bu talebini dikkate almamış ve dolayısıyla müvekkilce de ödeme yapılamadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki zedelenmeden önce davacı taraf müvekkilinin dükkanına giderek çocuğuna 4.300,00-TL tutarında alışveriş yapmış ancak buna ilişkin bir ödeme yapmadığı ve bu rakamın da borçtan düşürüleceğini belirttiği, devamında ise müvekkilce bu tutarın da söz konusu borç miktarından düşülmesi istenmiş ancak müvekkilinin bu talebi de dikkate alınmadığı ve kalan borç miktarına ilişkin hiç bir şekilde bir hesaplama yapılarak müvekkiline geri dönüş sağlanmadığı, müvekkilce ödeme yapmak amacıyla defalarca davacı taraf ile görüşme yapılmış ancak davacının kusurlu davranışları nedeniyle ödeme yapılamadığı, müvekkiline 23.12.2024 tarihinde gönderilen cari hesap ekstresinde borç miktarı 45.646,30-TL olarak belirtildiği, bu tarihten sonra ise taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki kurulmadığı, müvekkilce karşı taraftan sunmuş oldukları ekstrenin detaylandırılması talep edilmiş ise de yine bu isteği de karşılık bulmadığı, çünkü müvekkiline iletilen ekstreden ne borçtan düşelim dedikleri 4.300,00-TL tutarındaki kitap setinin ücreti düşülmüştür ne keyfi bir şekilde değiştirdikleri iskonto oranından kaynaklı 6.790,00-TL'lik fatura farkı düşüldüğü ne de 25.000,00-TL'lik ödeme düşülmediği, gönderilen ekstre karşı tarafça detaylandırılmadığı için müvekkilce yine ödeme yapılamadığı, kaldı ki 23.12.2024 tarihinde davacı tarafından müvekkiline gönderilen cari hesap ekstresinde borç miktarı 45.646,30-TL olarak belirtilmişken müvekkiline karşı başlatılmış olan icra takibi 63.411,30-TL ve faizi olarak başlatıldığı, oysa söz konusu tarihten sonra taraflar arasında herhangi bir alışveriş yapılmadığı, bu husus bir kez daha davacı tarafın kötü niyetini ispatlar nitelikte olduğu, kaldı ki davacı tarafın dilekçesinde icra takibinin dayanağı olarak belirlemiş olduğu faturaların tamamı toplandığında 62.561,30-TL olduğu ve dava değerinin altında kaldığı görüleceği,100.000,00-TL'lik 2 adet senet ödemesi ( toplam 200.000,00-TL ) dekontları dosyaya sunulduğu, 15.000,00-TL tutarındaki ödeme dekont dosyaya sunulduğu, 25.000,00-TL tutarında yapılan ödeme ... konuşmasında davacı tarafının ikrarının mevcut olduğu, söz konusu belirsiz borç miktarından düşülmediği, 6.790,00-TL iskonto oranındaki değişimden kaynaklı fark tutarı, 4.300,00-TL davacının çocuğuna almış olduğu kitap seti ücreti, davacı tarafından borç miktarından düşürelim denmesine rağmen düşürülmediği, müvekkilinin var olan borcundan kaçmadığı, ödeme yapabilmek için çaba sarf ettiği, belirtmiş olduğu hususların borç miktarından düşülerek yeni bir hesap yapılmasını istediği ancak tüm bunlara rağmen davacı tarafça bu taleplerin dikkate alınmadığı, davacı tarafın kusurlu davranışlarıyla müvekkilinin ödeme yapabilmesinin engellendiği açıkça görüldüğü, davacı taraf kusurlu hareketleri ile müvekkilinin ödeme yapmasını engellemekle kalmayıp devamında talep ettikleri borç miktarının da üzerinde bir rakam ile icra takibi başlatarak müvekkilinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığı, bu doğrultuda miktarı belli olmayan borç miktarının müvekkilince ödenebilmesi elbetteki sağlanamadığı, bu nedenlerle huzurdaki davanın haksız ve mesnetsiz olması nedeniyle reddine, devamında ise davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ARAŞTIRMA; 1-Küçükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 07/03/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davalı şirketin B formları getirtilmiştir. 2-İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin 11/03/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davacının tacir araştırılması yapılmıştır. 3-Küçükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 14/03/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davalı şirketin B formları getirtilmiştir. 4-Halkalı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 20/03/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davacının Alış Satış Analizleri, GİB sistemine düşen kayıtlar getirtilmiştir. 5-... Bankası A.Ş.'nin 16/06/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı. 6-Halkalı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 17/06/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davacının tacir araştırılması yapılmıştır. 7-Halkalı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 16/06/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davacının karşılaştırmalı Alış - Satış Analizleri getirtilmiştir. 8-... Bankası A.Ş.'nin 26/06/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; dava konusu dekont getirtilmiştir. 9-Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası 10-17/07/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda; I. TİCARİ DEFTER TASDİKLERİ VE KAYIT DÜZENİ: a. Davacı ... (... Kırtasiye)’nin, 2024 yılında İşletme defteri mükellefi olup, Gelir İdaresi Başkanlığı’na defter beyanı sisteminden beyanda bulunulduğu, 2025 yılında e.defter mükellefi olduğu ve e.defter beratlarının alındığı, ticari defterlerinin TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yaptırıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, incelenen ticari Defter kayıtlarının karşılıklı birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu görülmüştür. b. Davalı ... Tic.Ltd.Şti. tarafından, incelemeye sunulan 2024 ve 2025 yıllarında e.defter mükellefi olduğu, ilgili defterlerin Gelir İdaresi Başkanlığı e.defter beratlarının alındığı, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları defterlerininbu şekli ile TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, görülmüştür. II.DAVA DOSYASI KAPSAMI VE TARAFLARIN BA-BS BEYANLARI VE İNCELEMEYE SUNULAN TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA KARŞILAŞTIRMALI İNCELEME VE TESPİTLER: a. Davacı işletme kayıtlarına göre; 13 adet fatura ile yapılan satışlar nedeni ile Davalı şirketin 278.411,30.TL tutarında borçlandırıldığı, toplam 215.000.TL tahsilat yapıldığı ve davalı şirketin, 63.411,30-TL borç bakiyesi kaldığının kayıt altına alındığı, b. Davalı kayıtlarına göre; 1. 2024 yılında, Davacı işletme aleyhine 7.748,15-TL borçlandırma yapılmasına karşılık, davacı tarafından düzenlenen faturalar gereği Davacı lehine toplam 278.411,30-TL alacaklandırma yapıldığı, borç/alacak mahsubu sonrası davacı işletmenin 01/10/2024 itibariyle bakiye 270.663,15-TL alacaklı olduğunun kayıt altına alındığı tespit edilmiştir. 2. 2025 yılında, davacı işletme aleyhine yapılan toplam 227.135,00-TL borçlandırmaya karşılık, davacı lehine 2024 yılından gelen 273.347,70-TL alacak kaydı ile yapılan borç/alacak mahsubu sonrası, davacı işletmenin 01/04/2025 itibariyle bakiye 46.112,70-TL alacaklı olduğunun kayıt altına alındığı, davalının davaya cevap dilekçesinde belirttiği gibi, davalı tarafından ödenen ancak davacı kayıtlarında görülmeyen 01/04/2025 tarihli 15.000,00-TL’lik ödemenin, davalı kayıtlarında ödeme olarak gösterildiği, davacı işletme alacağından mahsup edildiği(davacı tarafından da tahsilat olarak gösterilmesi gerekmektedir), ayrıca, davacının kitap alımı ile ilgili borçlu olduğu 4.300,00-TL’nin de Davacı alacağından mahsup edildiği(konu ile ilgili ... yazışması gereği davacı tarafından da tahsilat olarak gösterilmesi gerekmektedir.) 3. ANCAK önemle belirtilmesi gerekmektedir ki, Davalının davaya cevap dilekçesinde, davacı işletme tarafından anlaşma sağlanan %50 iskontonun uygulanmadığı, bunun yerine %40-45 iskonto uygulandığı ve farktan kaynaklanan tutarın 6.790,00-TL olduğu gerekçesi ile DAVACI işletme aleyhine 6.790,00-TL borçlandırma yapılmışsa da, davacı işletme tarafından, davalıya hitaben düzenlenen faturalar ve muhasebe kayıtları incelemesinde iskonto oranı olarak %50’nin uygulandığı, bu nedenle DAVALI tarafından cevap/savunma konusu edilen 6.790,00-TL iskonto farkı tutarında Davacı işletme aleyhine borçlandırma yapılamayacağı, bu nedenle davalı kayıtlarına göre, davacı işletmenin 53.002,70-TL alacaklı olması gerektiği, tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Davacı alacaklı tarafından, Küçükçekmece İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası ile 63.411,30-TL asıl alacak ve 8.990,00-TL işlemiş faizi ile toplam 72.401,30-TL üzerinden, 30/12/2024tarihinde İlamsız Takipte Ödeme Emri ile İcra Takibine başlandığı ve iş bu itirazın iptali davasına konu edilmesine karşın davacı işletmenin, davalı şirketten asıl alacak tutarının 53.002,70-TL, işlemiş faizi 7.514,34-TL olmak üzere toplam alacağının toplam 60.517,04-TL alacaklı olduğu kayden ve hesaben tespit edilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, yapılan itirazın asıl alacak tutarı yönünden iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu aleyhine 63.411,30-TL asıl alacak ve 8.990,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 72.401,30-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "fatura alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında ürün satışlarının yapıldığı, bu kapsamda düzenlenen fatura bedellerinin takibe konu kısmının ödenmediği iddiasına dayanmakta iken, davalı taraf davacı ile aralarındaki ticari ilişkiyi inkar etmemekle birlikte, davacıya 100.000,00-TL senet ödemesi, 15.000,00-TL banka yolu ile ödeme, 25.000,00-TL ödeme (... konuşmalarında olduğu iddia edilmektedir), 6.790,00-TL iskonto farkı ve 4.300,00-TL davacı tarafın kendisinden kitap alması yoluyla yapılan ödeme olduğunu iddia etmektedir takibe konu kapsamında herhangi bir teslimin gerçekleşmediğini bu nedenle fatura borcunun bulunmadığını iddia etmektedir. Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış ilişkisine ve bu kapsamda düzenlenen faturalara dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).

-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 17/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "I. TİCARİ DEFTER TASDİKLERİ VE KAYIT DÜZENİ: a. Davacı ... (... Kırtasiye)’nin, 2024 yılında İşletme defteri mükellefi olup, Gelir İdaresi Başkanlığı’na defter beyanı sisteminden beyanda bulunulduğu, 2025 yılında e.defter mükellefi olduğu ve e.defter beratlarının alındığı, ticari defterlerinin TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yaptırıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, incelenen ticari Defter kayıtlarının karşılıklı birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu görülmüştür. b. Davalı ... Tic.Ltd.Şti. tarafından, incelemeye sunulan 2024 ve 2025 yıllarında e.defter mükellefi olduğu, ilgili defterlerin Gelir İdaresi Başkanlığı e.defter beratlarının alındığı, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları defterlerininbu şekli ile TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, görülmüştür. II.DAVA DOSYASI KAPSAMI VE TARAFLARIN BA-BS BEYANLARI VE İNCELEMEYE SUNULAN TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA KARŞILAŞTIRMALI İNCELEME VE TESPİTLER: a. Davacı işletme kayıtlarına göre; 13 adet fatura ile yapılan satışlar nedeni ile Davalı şirketin 278.411,30.TL tutarında borçlandırıldığı, toplam 215.000.TL tahsilat yapıldığı ve davalı şirketin, 63.411,30-TL borç bakiyesi kaldığının kayıt altına alındığı, b. Davalı kayıtlarına göre; 1. 2024 yılında, Davacı işletme aleyhine 7.748,15-TL borçlandırma yapılmasına karşılık, davacı tarafından düzenlenen faturalar gereği Davacı lehine toplam 278.411,30-TL alacaklandırma yapıldığı, borç/alacak mahsubu sonrası davacı işletmenin 01/10/2024 itibariyle bakiye 270.663,15-TL alacaklı olduğunun kayıt altına alındığı tespit edilmiştir. 2. 2025 yılında, davacı işletme aleyhine yapılan toplam 227.135,00-TL borçlandırmaya karşılık, davacı lehine 2024 yılından gelen 273.347,70-TL alacak kaydı ile yapılan borç/alacak mahsubu sonrası, davacı işletmenin 01/04/2025 itibariyle bakiye 46.112,70-TL alacaklı olduğunun kayıt altına alındığı, davalının davaya cevap dilekçesinde belirttiği gibi, davalı tarafından ödenen ancak davacı kayıtlarında görülmeyen 01/04/2025 tarihli 15.000,00-TL’lik ödemenin, davalı kayıtlarında ödeme olarak gösterildiği, davacı işletme alacağından mahsup edildiği(davacı tarafından da tahsilat olarak gösterilmesi gerekmektedir), ayrıca, davacının kitap alımı ile ilgili borçlu olduğu 4.300,00-TL’nin de Davacı alacağından mahsup edildiği(konu ile ilgili whatsapp yazışması gereği davacı tarafından da tahsilat olarak gösterilmesi gerekmektedir.) 3. ANCAK önemle belirtilmesi gerekmektedir ki, Davalının davaya cevap dilekçesinde, davacı işletme tarafından anlaşma sağlanan %50 iskontonun uygulanmadığı, bunun yerine %40-45 iskonto uygulandığı ve farktan kaynaklanan tutarın 6.790,00-TL olduğu gerekçesi ile DAVACI işletme aleyhine 6.790,00-TL borçlandırma yapılmışsa da, davacı işletme tarafından, davalıya hitaben düzenlenen faturalar ve muhasebe kayıtları incelemesinde iskonto oranı olarak %50’nin uygulandığı, bu nedenle DAVALI tarafından cevap/savunma konusu edilen 6.790,00-TL iskonto farkı tutarında Davacı işletme aleyhine borçlandırma yapılamayacağı, bu nedenle davalı kayıtlarına göre, davacı işletmenin 53.002,70-TL alacaklı olması gerektiği, tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Davacı alacaklı tarafından, Küçükçekmece İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası ile 63.411,30-TL asıl alacak ve 8.990,00-TL işlemiş faizi ile toplam 72.401,30-TL üzerinden, 30/12/2024tarihinde İlamsız Takipte Ödeme Emri ile İcra Takibine başlandığı ve iş bu itirazın iptali davasına konu edilmesine karşın davacı işletmenin, davalı şirketten asıl alacak tutarının 53.002,70-TL, işlemiş faizi 7.514,34-TL olmak üzere toplam alacağının toplam 60.517,04-TL alacaklı olduğu kayden ve hesaben tespit edilmiştir." şeklinde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı ve faturaya konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslimi hususunda bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık davalının iddia ettiği ödemelerin davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklanmaktadır. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacı tarafından davalıya düzenlenen tüm faturaların, davalı tarafın BA bildiriminde göründüğü, tarafların BA/BS bildirimleri arasında fark olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının defter kayıtlarına göre davacı davalıdan 63.411,30-TL alacaklı görünmektedir. Davalının defter kayıtlarına göre ise, davacı davalından 46.112,70-TL alacaklı görünmektedir. Tarafların BA/BS bildirimleri arasında fark olmadığına, yani davacının düzenlediği tüm faturaların davalı tarafından kabul edildiğine göre, aradaki fark ödemelerin kayıtlara geçirilmesindeki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Buna göre inceleme yapıldığında, davalı tarafından yapılan 100.000-TL'lik senet ödemesi zaten davacı kayıtlarında da görünmektedir. Davalının davacıya banka kanalıyla yaptığı ve dekontu dosyamız arasına alınan 15.000,00-TL'lik ödemenin davacı kayıtlarına doğru bir şekilde işlenmediği anlaşılmaktadır. Yine davalı tarafından sunulan yazışma kayıtları incelendiğinde, davacını davalıdan 4.300,00-TL'lik kitap aldığı ve tarafların bunu cari hesaptan düşme hususunda anlaştıkları açıkça görülmektedir. Bu durumda, söz konusu 4.300,00-TL davalının davacıyı borçlandırması da yerindedir. Bunun dışında, davalı her ne kadar iskonto farkından kaynaklı 6.790,00-TL davacıya borçlandırma yapmış ise de, faturalara ve muhasebe kayıtlarına göre, iskonto oranı olarak %50'nin uygulandığı, bu nedenle davalı tarafından yapılan söz konusu borçlandırmanın yerine olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, davalı 25.000,00-TL ödeme yaptığını iddia etmiş ise de, buna ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, dayandığı yazışma kayıtlarından bu 25.000,00-TL'nin neye ilişkin olduğu, hangi tarihte olduğu hususunda bir beyan ve bilgi bulunmadığından, davalı yaptığını iddia ettiği 25.000,00-TL ödemeyi ispat edememiştir. Zaten davalının ticari defter kayıtlarında da söz konusu ödeme görünmemektedir. Sonuç olarak, davacının davalıdan bakiye alacağının 53.002,70-TL olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle bu tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davalının kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise, davacının reddedilen kısma ilişkin kötü niyetle takip başlattığını ortaya koyan bir delil bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebi reddedilmiştir. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 53.002,70-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 3-Şartları oluşmadığından reddedilen kısım üzerinden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 4-Alınması gereken 3.620,61-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 720,90-TL peşin harcın indirilmesi ile geriye kalan 2.899,71-TL eksik harcın davalıdan alınması ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 720,90-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.336,30-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 9.397,50-TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre 7.854,43-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 10.408,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Arabuluculuk ücreti 4.600,00-TL'nin kabul ret oranına göre 3.844,68-TL'sinin davalıdan 755,32-TL'sinin davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına, 11-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.13/11/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/209, K. 2025/1158, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-209-e-2025-1158-k-83b81b4b244e