İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/498 E. 2025/489 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/498
- Karar No
- 2025/489
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/498 Esas - 2025/489
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/498 KARAR NO : 2025/489
DAVA : Marka ... Sayılı ... kararı iptali DAVA TARİHİ : 02/12/2024 KARAR TARİHİ : 08/12/2025 Yazıldığı tarih :15/12/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: davacının gıda sektöründe faaliyet göstermekte olan bir firma olduğunu, davacının grup şirketlerinden biri olan ... Çikolata adına 1997 yılından beri ... sayı ile tescilli görselli markayı davacının devralmış olduğunu, dava konusu edilen görselli markanın davalı ... tarafından 6769 s. SMK’nın m. 5/1-b hükmü kapsamında bütünüyle reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının ve seleflerinin bu markayı 1997 yılından beri fiilen kullandığını, bu ürün şeklinin davacı ile özdeşleşmiş ve markasal hüviyette ayırt edicilik kazanmış olduğunu, markadaki üç boyutlu unsurun davacıya münhasır hak bahşetmediğini, zira ürünün görünüşünden teşkil üç boyutlu markaların ayırt ediciliğinin tespitinde nazara alınan kriterler, diğer kategorilerdeki markaların ayırt edicilik değerlendirmesinde dikkate alınanlardan farklı olmamakla birlikte, ortalama seviyedeki bir tüketicinin ürünün ya da ambalajın şeklinden oluşan üç boyutlu markalar bakımından algısı ile ürünün görüntüsünden bağımsız olarak kelime veya ... unsurlarından oluşmuş markalar bakımından algısının aynı olmadığını, tescili talep edilen üç boyutlu markanın hitap ettiği tüketici nezdinde “...” algısını yarattığını, dolayısıyla davacının bu markasının nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu iddia ederek, ... ...’nın 02.10.2024 tarihli ve ... sayılı red kararının iptaline ve davacının dava konusu edilen marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE:6769 sayılı Kanun’un 5/1-b maddesindeki tanımlamadan marka olarak tescil edilecek olan bir işaretin hem ayırt edici bir niteliği olmasının hem de ayırt ettiği mal ve hizmetler açısından ayırt edici niteliğe sahip olması gerektiğinin anlaşıldığını, buradaki ayırt edicilikten kastın markanın, ürünün kendisinden ve yine ürünün adından farklı bir işaret, sözcük veya isim olması ve kolayca tanınır nitelikte bulunması gerektiğini, markanın kullanılacağı emtianın özgün yapısına bağlı olmadan algılanabilmesinin, üzerinde kullanılacağı ürünlerden bağımsız olmasının gerektiğini, somut olaya konu markanın, çikolata malları için farklı tacirler tarafından da yaygın biçimde kullanılan diğer şekillerden yeterli ölçüde ayırt edilebilir nitelikte olmadığını ve ilgili tüketicinin hemen ve kesin olarak başvuru sahibine ait malları, diğer ticari kaynaklara ait mallardan ayırt edebilmesine imkan vermediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı firmanın ... başvuru sayılı markasının SMK 5/1-b maddesine göre ayırt edici olmadığı gerekçesi ile davacı itirazının ve başvurusunun nihai olarak reddi konusunda verilen ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 03.10.2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 02.12.2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “.....Bir bütün olarak, başvurusu yapılan işaret, ilgili mallar için ticari alanda kullanılan çeşitli şekillerden (tasarımlardan) önemli derecede farklılaşan bir ... olmayıp, söz konusu şekillerin basit bir varyasyonundan ibarettir. Yaygın kullanıma haiz, bilinen bir şeklin spesifik bir özelliğinin olması, eğer o tek özellik tüketici tarafından bir bütün içinde sadece bir detay olarak algılanıyorsa, o markayı ayırt edici yapmamaktadır. (...) Dolayısıyla, ilgili ürünlerin alışılagelmiş şeklinden her ayrışma, şeklin marka işlevi gördüğü ve ayırt edici olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Bu hususlardan da anlaşılacağı üzere, mevzubahis ..., çikolata malları için farklı tacirler tarafından da yaygın biçimde kullanılan diğer şekillerden yeterli ölçüde ayırt edilebilir nitelikte değildir ve ilgili tüketicinin hemen ve kesin olarak başvuru sahibine ait malları, diğer ticari kaynaklara ait mallardan ayırt edebilmesine imkan vermeyecektir. Bu nedenle, başvuruya konu işaretin, 6769 s. Kanun 5/1-(b) bendi hükmü anlamında, ilgili tüketici kesiminin algısı bakımından, ayırt edici karakterden yoksun olduğu sonuç ve kanaatine varılmış, başvurunun 6769 s. Kanun 5/1-(b) bendi uyarınca reddine yönelik ... kararı isabetli bulunmuştur. Diğer taraftan, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. İtirazın ve başvurunun reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.” şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli) 4. Maddesinde "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla, kişi adları dahil, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların biçimi veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her türlü işaretten oluşabilir", 5/1-b maddesinde " Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler" marka olarak tesçil edilemez 5/2 maddesinde "Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez "hükmü yer almaktadır. SMK 5/1-b yönünden ; Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır. SMK 5/2 yönünden ; Kanunun 5/2 maddesindeki koşuldan yararlanmak için ise , tescili talep edilen işaretin, başvurudan önce başvuru sahibince markasal kullanıldığı ve bu kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanmış olduğu ve bu işaretin, tescil talebi kapsamında bulunan mallara ya da hizmetlere ilişkin olarak ayırt edicilik kazandığı ve de işaretin korumanın talep edildiği Türkiye’de marka olarak algılanır hale gelmiş olduğu ispatlanmalıdır. Ülkesellik ilkesi gereğince, yurt dışında kazanılmış ayırt edici niteliğin ispatlanması işaretin Türkiye’de tescili için yeterli değildir. 03.11.2025 Tarihli Bilirkişi Raporundan Özetle ; "Dava konusu edilen"..." görselli marka başvurusu; çizimle belirlenebilen, sınırları tespit edilebilen bir şekildir. Ürün şekillerinin marka olarak tescilinin önünde herhangi bir hukuki engel olmadığı gibi, bu şeklin, çikolatalar hariç, herhangi bir ürünün teknik bir zorunluluktan kaynaklanan şekli olduğu da düşünülmemektedir. Bu şeklin, uyandırdığı bu algılar açısından, yukarıda yer verdiğimiz “marka olabilecek işaretler” kapsamı dışında kaldığını ya da olabilecek başkaca herhangi bir ibare veya şekilden daha az “soyut” ayırt edici nitelikte olduğunu söylemek mümkün görülmemiştir. Bu nedenle; bu şeklin bir marka olarak kullanılarak, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanması ve o ticari kaynağın emtialarını diğer ticari kaynakların emtialarından ayırması mümkün görülmektedir. "... "şeklinin, üzerinde kullanılacağı emtialar açısından somut ayırt edici niteliğinin incelenmesine geçildiğinde; markanın tescil edilmek istendiği “çikolatalar” açısından, bu emtiaları kavramsal olarak doğrudan çağrıştırıp çağrıştırmadığı, söz konusu emtialarla doğrudan bağlantısı olup olmadığı ve bu sebeplerle de bu emtialarda marka olarak kullanılmasının, aynı emtiaları üreten/piyasaya arz eden diğer ticari kaynakların ürünlerinden ayrılmasının mümkün olup olmadığı incelenmelidir. Diğer bir ifadeyle; bu tarz bir şeklin, marka hukukunda yerleşik içtihat haline gelmiş temel ilkeye göre1; ilgili sektörün norm ve geleneklerinden önemli ölçüde uzaklaşma veya başka bir ifade ile tescili istenilen malın şekli için halihazırda sektörde mevcut şekillerden önemli ölçüde farklılaşması gerekmektedir. Halbuki; bu ..., ticari alanda kullanılan özel bir çikolata barı şeklinden/tasarımından) önemli derecede farklılaşan bir ... olmayıp, söz konusu şekillerin basit bir varyasyonundan ibarettir. Yaygın kullanıma haiz, bilinen bir şeklin spesifik bir özelliğinin olması, eğer o tek özellik tüketici tarafından bir bütün içinde sadece bir detay olarak algılanıyorsa, o markayı ayırt edici yapmamaktadır. "..." şeklinin, “çikolata” ürünleri yönünden “teknik bir zorunluluk sonucunda varılan mecburi şekli” olduğu söylenemez. ANCAK; dava konusu edilen "..." şekli, gıda sektöründe, yıllardır başkaca aktörler tarafından da “çikolata” ürünlerinde kullanıldığı cihetle, özgünlüğünü kaybetmekte ve harc-ı alem bir ... haline gelmektedir. Yani; söz konusu ..., ancak ve sadece sektörde farklı aktörlerce kullanılmıyor olsa idi, bu şeklin somut ayırt ediciliği de haiz olduğu söylenebilecekti. Davacı dışındaki farklı aktörlerin de bu şekilde ürünler üretiyor ve piyasaya arz ediyor olması, bu ürün şeklinin ayırt edici niteliğini kaybettirmekte ve marka olarak tesciline engel olmaktadır. Çünkü; bu tarz bir şeklin, marka hukukunda yerleşik içtihat haline gelmiş temel ilkeye göre (... sayılı ve tarihli kararı ) ; ilgili sektörün norm ve geleneklerinden önemli ölçüde uzaklaşma veya başka bir ifade ile tescili istenilen malın şekli için halihazırda sektörde mevcut şekillerden önemli ölçüde farklılaşması gerekmektedir. Aksi halde marka olarak tescil edilemez. Dolayısıyla; piyasada başka aktörler tarafından da fiilen kullanılmakta olan bu ürün/çikolata şeklinin marka olarak himaye görmesi ve böyle bir markanın somut ayırt edici niteliği taşıdığının söylenmesi, mümkün görülmemiştir. Son olarak; her ne kadar davacı taraf, "..." görselli markanın 1997 yılından beri tescilli olduğu ve kendisinin de bu markanın devren sahibi olduğu iddialarını ileri sürmekte ise de; bu görselin, dava konusu edilen markadan farklı olarak, sadece bir ürün görselinden ibaret olmadığı ve “canduyotti” ibaresini, yani bir kelimeyi, esas unsur olarak ihtiva ettiği ve markasal hüviyette korumasının bu şekilde sağlanabilmiş olduğu düşünülmektedir. Sonuç olarak; dava konusu edilen marka başvurusuna konu işaretinin, tescil edilmek istenilen tüm emtialar açısından marka olabilecek nitelikte soyut ayırt ediciliğinin bulunduğu, ancak sektörde başkaca aktörlerin de aynı şekildeki ürünü “çikolata ve benzeri” emtialarda kullanması sebebiyle, bu işaretin tescil edilmek istendiği (sadece) “çikolatalar” açısından marka olabilecek nitelikte somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, emtia listesinde yer alan diğer emtialar açısından ise somut ayırt ediciliğinin de bulunduğu, kanaatine varılmıştır. SONUÇ; "..." işaretinin; 1) “Çikolatalar” yönünden marka olabilecek nitelikte somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, 2) Dava konusu edilen 02.10.2024 tarih ve ... sayılı ... kararının (1) nolu bentteki değerlendirme ile sadece “çikolatalar” yönünden uyumlu olduğu," şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni heyetten rapor alınması yönündeki istemi HMK 30. Maddesindeki usul ekonomisi ilkesi gözetilerek yargılamanın gereksiz uzayacağına kanaat geldiğinden bu istem reddedilmiştir. GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında; Davacıya ait "... " görselli marka 30.ncu sınıfta "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. "emtiaları açısından 30.05.2023 tarihinde başvurusu yapılmıştır. Davacı firmanın 30.05.2023 tarihinde, 30. Sınıfa giren tüm emtialarda kullanılmak üzere dosyaladığı bu marka tescil başvurusunun, ...’nın 03.11.2023 tarihli ve ... sayılı kararı ile, 6769 sayılı SMK’nın m. 5/1(b) hükmüne göre emtia listesine giren tüm emtialar açısından re’sen reddedilmesi üzerine, davacı firmanın bu karara itiraz ettiği, bu itirazının da Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun huzurda dava konusu edilen 02.10.2024 tarihli ve ... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmaktadır. " ... " görselli başvuru markasının kapsamında yer alan "Çikolatalar" ürünü açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mallarını/hizmetini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallarından/hizmetinden ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunmadığı; nitekim bilirkişi raporunda bu husus " dava konusu edilen marka başvurusuna konu işaretinin, tescil edilmek istenilen tüm emtialar açısından marka olabilecek nitelikte soyut ayırt ediciliğinin bulunduğu, ancak sektörde başkaca aktörlerin de aynı şekildeki ürünü “çikolata ve benzeri” emtialarda kullanması sebebiyle, bu işaretin tescil edilmek istendiği (sadece) “çikolatalar” açısından marka olabilecek nitelikte somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, emtia listesinde yer alan diğer emtialar açısından ise somut ayırt ediciliğinin de bulunduğu, " şeklinde izah da edildiği; bu açıdan ... ... 'nın davaya konu " ..." görselli başvuru markasının kapsamında yer alan "Çikolatalar" ürünü açısından SMK 5/1-b kapsamında ayırt edicilik niteliği taşımadığı tespitinin yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığı; Diğer yönden ise " ... " görselli başvuru markasının kapsamında yer alan " Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, ....... bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. "emtiaları açısından ise hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mallarını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallarından ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde ayırt ediciliği bulunduğu , nitekim bilirkişi raporunda bu husus " dava konusu edilen marka başvurusuna konu işaretinin, tescil edilmek istenilen tüm emtialar açısından marka olabilecek nitelikte soyut ayırt ediciliğinin bulunduğu, ancak sektörde başkaca aktörlerin de aynı şekildeki ürünü “çikolata ve benzeri” emtialarda kullanması sebebiyle, bu işaretin tescil edilmek istendiği (sadece) “çikolatalar” açısından marka olabilecek nitelikte somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, emtia listesinde yer alan diğer emtialar açısından ise somut ayırt ediciliğinin de bulunduğu," şeklinde izah da edildiği; bu açıdan ... ... tarafından davaya konu marka başvurusunun yukarıda belirtilen mallarda SMK 5/1-b kapsamında ayırt edicilik niteliği taşımadığı tespitinin yerinde ve doğru olmadığı; Neticeden bilirkişi heyet raporu benimsenerek dava kısmen kabul edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Dava konusu ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 30. Sınıftaki "çikolatalar" emtiası DIŞINDA KALAN TÜM EMTİALAR yönünden ... kararının kısmen iptaline, (bu kısımdan kabul) 3-... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 30. Sınıftaki "çikolatalar" emtiası yönünden ise açılan davanın REDDİNE 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı; 13.500,00-TL bilirkişi ücreti, 140,00-TL tebligat gideri,427,60-TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 7.033,80-TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 08/12/2025
Katip ... E imza
Hakim ... E imza