İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/509 E. 2025/515 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/509
- Karar No
- 2025/515
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/509 Esas - 2025/515
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/509 KARAR NO : 2025/515
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 10/12/2024 KARAR TARİHİ : 24/12/2025 Yazım Tarihi: 06/01/2026
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının 1984 yılında kurulan ve 1994 yılında ... tarafından devralınıldığını, günümüzde yurt içinde ve uluslararası alanda 25 şirketten oluşan global bir şirketler ağı haline geldiğini, ...’nin lider elektronik eşya üreticisi olduğunu, yurt dışında ve yurt içinde geniş bir pazar payı olduğunu, ... nezdinde tescilli pek çok markaya sahip olduğunu, uluslararası alanda da pek çok marka, patent, tasarım ve faydalı model tescilleri bulunduğunu, ibareli markası çatısında pek çok seri markaları bulunduğunu, ... harfinin müvekkilin kurumsal kimliği niteliğinde olduğunu, müvekkili markalarının yurt içinde ve yurt dışında tanınmış olduğunu, “...” ibaresinin ... Sicili’nde ... sayıları ile tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, "..." harfini temel unsur olarak koruma amacıyla markalaşma sürecine giriştiğini, "..." harfinin yanına kelimeler ekleyerek markalar oluşturduğunu, itiraza konu başvuru ile davacı markalarının benzer olduğunu, davacının “...” esas unsurlu birçok markasının bulunduğunu, bu markaların “...” harfli seri markalar niteliğinde olduğunu, davacının “...” harfi ile bilinir hâle geldiğini, Müvekkili şirket, markalarının asli unsuru olan “...” harfini koruma amacıyla kapsamlı bir markalaşma stratejisi benimsediğini, “...” ibaresi yanına farklı kelimeler ekleyerek seri markalar oluşturduğunu ve bu markalara tanınmış marka statüsü kazandırdığını, Dava konusu markada yer alan “...” harfi, görsel kompozisyonu ve tasarımsal özellikleri itibarıyla müvekkilin seri markalarındaki tasarımla örtüştüğünü, tüketici nezdinde doğrudan müvekkilin markalarını çağrıştırdığını, markadaki “...” ve “...” ibarelerinin tali nitelikte olduğunu markanın asli unsurunun “...” harfi olduğunu,“...” ibaresinin, ...’in “...” serisi markalarının bir devamı gibi algılanacağını, ...’in yeni bir alt marka oluşturduğu izlenimi doğacağını, bu nedenle taraf markaları arasında ticari bağ bulunduğu yanılgısı yaracağını, Özellikle “... ...” ve “... ...” markalarıyla karşılaştırıldığında, “...” başvurusu görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik taşıdığını, “...” ve “...” ibarelerinin aynı anlamı taşıması, harfler arasındaki fonetik yakınlık ve her iki markanın “...” harfiyle başlaması, markalar arasındaki algısal benzerliği güçlendirdiğini, Davacıya ait “...” ibareli seri markaların, tanınmış marka olduğunu, davacının bu markaları tanınmış hâle getirirken ciddi reklam ve tanıtım harcaması yaptığını, müvekkilinin tanınmış ... ve kurumsal kimlik niteliği haiz ... unsurlu markaları ile iltibas oluşturacak davalı marka başvurusunun tescil edilmesi durumundan davacıya ait “...” ibareli markaların tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağını, bu markaların ayırt edici gücünün zarar vereceğini, marka itibarının zarar göreceğini, davalının “... ...” unsurlu markasının, sanki müvekkili şirketin tüketicilere özel imkanlar sağlanmasını sağlayan bir ... gibi algılanacağını, davalı markasının müvekkil markalarının bir uzantısı, bir serisi gibi algılanmasına neden olacağını, Davalının tanınmış markayı bilmesi gerektiğini, bunun basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün gereği olduğunu, davalının seçenek özgürlüğü varken başvuruya konu işareti oluşturmasının tesadüf olmadığını, davacı markalarında yer alan “...” esas unsurunu içerecek başvurunun, SMK m.6/9 hükmünde kötü niyetli olduğunu, ... sayılı ... kararının iptalini, dava konusu edilen ... sayılı ... markasına ilişkin başvuru tescile bağlanır ise SMK m.6/1, m.6/5 ve 6/9 hükümleri doğrultusunda “7, 8, 9, 11, 15,16, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28. sınıf ile sınırlandırılan 35. 05 ve 35.01-04 sınıflar yönünden” hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firmaya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı , duruşmalara da temsilci göndermediği görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasına dayalı ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 05/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 10/12/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... " ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9 maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. …………. Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenimitibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "....." hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (... sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
...(...) ... ve diğerleri
20/10/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; " Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer alan 35.01-04. İle 35. 05 (7, 8, 9, 11, 15,16, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28) sınıfında yer alan tüm hizmetler davacının davaya mesnet gösterdiği yukarıda yer alan markalarının tescil kapsamında birebir aynen yer aldığı, mal ve hizmetler bakımından taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmetleri kapsadıkları, Taraf markalarını oluşturan işaretler arasında rapor kapsamında ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle ilgili tüketici kitleleri ve taraf markaları arasındaki somut farklılıkların bütünü olan etkileri nedeniyle karıştırılma ihtimaline yol açacak hiçbir benzerliğin bulunmadığı, Somut uyuşmazlıkta 6/4 ve 6/5 maddesi kapsamında aranılan şartların oluşmadığı, Dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiği iddiasının ispatlanamadığı, Heyetimizin değerlendirmelerinin ...’nin ... sayılı kararı ile uyumlu olduğu, ... sayılı markanın SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri bağlamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, SMK m.6/9 hükmü bağlamında ... kararı iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı konusu salt hukuki değerlendirmeyi gerektirdiğinden anılan hüküm bağlamından değerlendirmede bulunulamayacağı "şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ve diğer ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"... "ve diğer ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... "ve diğer ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 24/12/2025
Katip ... Hakim ... E- imzalıdır E- imzalıdır