İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/461 E. 2024/681 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/461
Karar No
2024/681
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/461 KARAR NO : 2024/681 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/01/2022 KARAR TARİHİ : 07/11/2024 Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/05/2023 tarihli ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilen Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; toptan gıda alanında faaliyet gösteren müvekkili şirket ile davalı arasında turşu alımı nedeniyle ticari ilişki olduğunu, müvekkili şirketin davalıdan bu alışverişten doğan alacağı nedeniyle 02/07/2021 tarihinde Kemalpaşa İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasıyla ilamsız takip açıldığını ancak davalının borcu olmadığı iddiasıyla borca itiraz ettiğinden dolayı takibin durduğunu, dava şartı arabuluculuk faaliyetinden de sonuç alınamadığını, davalının borcunun bu faturadan kaynaklandığını, davalının borca itirazının tamamen borçtan kurtulmaya yönelik bir itiraz olduğunu, ayrıca bu takibe sehven konu edilmeyen müvekkili şirketin başkaca alacaklarının da mevcut olduğunu, davalının müvekkili şirkete... adı altında ürettiği turşuları sattığını ancak bu ürünlerde bozulma meydana gelince yine davalı temsilcisi ...tan gelen imha talebi doğrultusunda bu ürünlerin davalıya iade faturası ve irsaliyesi ile birlikte sevk edildiğini, tüm bunlara rağmen davalı tarafından ücretini tahsil ettiği ürünlerden dolayı kötü niyetli bir şekilde yaklaşık 1 yıl sonra fatura düzenlenerek gönderildiğini ve sözde alacaklarının tahsili ihtarını içeren Turgutlu ... Noterliğinin 30/12/2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamenin müvekkili şirkete gönderildiğini, buna cevaben müvekkili şirket tarafından Kahramanmaş Noterliği aracılığıyla 06/01/2021 tarihli... yevmiye nolu cevabi ihtarname ile bu haksız faturaya itiraz edildiğini ve cari alacağın ödenmesi ihtar edildiğini, müvekkili şirket adına yapılan arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, icra takip dosyasının devamına, takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, Kahramanmaraş ... Noterliğinin 06/01/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ücretinin iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin ikametgah adresi ve işletme adresi itibari ile Ankara Merkez Adliyesi yetki sınırları içerisinde kalmakta olup işbu dava yönünden yetkisiz olduğundan dolayı yetki itirazında bulunduklarını, davanın hukuksal nedeninin 19/11/2019 tarihinde satın alınan ürünlerin bir kısmının ayıplı ürün olduğu iddiasına dayalı olarak sözde ayıplı ürün bedelleri olarak tanzim edilen 03/12/2020 tarihli 43.986,24-TL meblağlı fatura alacağının tahsili istemi olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kronolojisine bakıldığında 19/11/2019 tarihinde 93.312,00-TL tutarında turşu alımı ile başlayan süreç akabinde, 82.717,20-TL tutarında, 41.971,50-TL tutarında ve 19.872,00-TL tutarında gerçekleşen satışlarla devam ettiğini, davalının müvekkili firma tarafından, davacı şirkete toplamda 237.872,70-TL tutarından satış yapıldığını, davacının bu satış karşılığı ise davalı müvekkiline 162.700,00-TL ödeme yaptığını, 75.172,70-TL bakiye borcu bulunan davacının, müvekkilinden alacağı olduğunu iddia etmesinin borcunu ödemekten kaçınmak amacı ile tamamen kötüniyete dayalı davranışlar olduğunu, taraflar arasında gerçekleşen tüm satışların davalıya teslim edildiğine dair teslim belgelerinin davalı müvekkili nezdinde mevcut olduğunu, ayrıca davalı fatura içeriği malların, taraflarına teslim edildiğini Kahramanmaraş... Noterliğinin 06/01/2021 tarihli...yevmiye numaralı ihtarname ile de kabul ve ikrar edildiğini, davaya konu faturaların yaklaşık 1 yıl sonra düzenlenmesinin nedeninin, davacının aldığı ürünlerin bedelleri olan bakiye 75.172,70-TL meblağı ödemesi halinde tanzim edilecek olması olduğunu ancak bakiye borcun ödenmediği gibi, 19/11/2019 tarihinde aldığı 1920 adet üründen, yaklaşık 11 ay sonra 900 adedinin ayıplı olduğunu iddia ederek, ayıplı olduğunu iddia ettiği ürün bedeli olan 43.986,24-TL'nın bakiye borçtan tenzilini talep etmiş olması olduğunu, davacı tarafından 19/11/2019 tarihinde 1920 adet turşu satın ve teslim alındığını, uygun muhafaza koşullarında son tüketim tarihi 15/11/2020 olarak belirtilmiş olan ürünlerden 900 adedinin ayıplı olduğu, bozulduğu iddiası 12 Ekim 2020 tarihli ihtarname ile dile getirildiğini, ihtarnameye verilen cevapta da açıkça belirtildiği üzere tavsiye edilen son tüketim tarihlerinin dolmasına 1 ay kala ürünlerde bozulma olduğu iddiasının kabule şayan olmadığını beyan etmekle, davanın reddine, haksız ve kötüniyetle icra takibi yapılması nedeniyle %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Tarafların iddia ve savunmaları, 3-Davalı tarafından davacı şirket adına düzenlenen faturalar, 4-Davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen iade faturası, 5-Kemalpaşa İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası, 6-Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/05/2023 tarihli ... Karar sayılı dosyası, 7-Davacıya ait vergi sicil kayıtları, 8-Görevsiz mahkeme tarafından davalının tacir olup olmadığının tespiti amacıyla dosyanın tevdi edildiği Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 19/11/2022 tarihli kök raporu ve 19/02/2023 tarihli ek raporu, 9-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, taraflar arasındaki turşu ürünü alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalıdan satın alınan turşu ürünlerinin ayıplı çıkması üzerine davalı şirket temsilcisinden gelen imha talebi üzerine ürünlerin davalıya iade edildiği, iade işlemine ilişkin olarak sevk irsaliyesi ve fatura düzenlendiği, ancak 1 yıl sonra davalı tarafından bedeli tahsil edilen ürünlere ilişkin olarak fatura düzenlenerek davacı şirkete gönderildiği, davacı şirket tarafından faturaya itiraz edildiği ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın ödenmesinin istenildiğinden bahisle, iade edilen fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/05/2023 tarihli... Karar sayılı görevsizlik kararı ile; "... TTK nun 4. maddesinde bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı aynı kanunun 5/2 nci maddesinde bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesi hükmünce ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Davanın alacak davası olduğu, davalın tacir olduğu, davacının ise TTK'nun 11.maddesi uyarınca gerçek kişi tacir olduğu anlaşıldığından her iki tarafında ticari işletmeleri ilgili olduğu anlaşıldığından davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmıştır. Kemalpaşa İlçesi 23.07.2004 tarih ve 5216 Sayılı Yasa uyarınca Büyükşehir Belediyesi sınırları içine dahil edilmiştir. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 04.01.2005 tarih ve Hakim ve savcılar Yüksek Kurulunun 27.12.2004 gün ve 636 Sayılı Kararı ile 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunun yürürlüğe girmesi ile Büyükşehir sınırları içinde kalan ilçelerde bu tarihten sonra açılan Ticari Davalarının Yüksek Kurulun 14.11.2002 gün ve 520 Sayılı Kararı gereğince bağlı bulundukları Ağır Ceza Mahkemelerinde oluşturulan müstakil Ticaret Mahkemelerinde görülmesine karar verilmiştir. Bu nedenle davaya bakmaya görevli ve yetkili Mahkemenin İzmir Ticaret Mahkemeleri olduğu kanaatine varıldığı" gerekçesi ile görevsizlir kararı verilerek, tarafların istinaf etmemeleri sebebiyle kararın 29/05/2024 tarihinde kesinleşmesi akabinde gönderildiği ve mahkememize tevzi edildiği görülmektedir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. Kemalpaşa İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının...Kardeşler Gıda Temizlik Tekstil Kozmetik Elektrik Ve Elektronik Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, borçlunun ... . olduğu, davacı alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhine 43.986,24-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' yine Türk Ticaret Kanunu'nun 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Davacının, taraflar arasındaki ilişkinin başlangıcı ve devam ettiği süreçte vergi dairesine beyan ettiği gelir ve gider miktarları ile bilanço hesabına göre defter tutmakta olması ve sözleşme kapsamında daha çok bedeni çalışmaya dayalı olamaksızın gelir elde etme amacı taşıdığı dikkate alındığında, tacir sıfatını haiz olduğu izahtan varestedir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, davalının yerleşim yerinin Ankara İlinde olduğundan bahisle yetki ilk itirazında bulunduğu görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde; "Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde; ''Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde ise; ''Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Yetki itirazının ileri sürülmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19. maddesinde; "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde belirlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21/1-ç. maddesinde; "Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse" yargı yerinin belirlenmesi gerektiği düzenlenmektedir. Bu durumda yargı yeri belirlenmesinin koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 22/2. maddesinde ise; "İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir." düzenlemesi bulunmaktadır. Davalı vekili tarafından davalının iş yeri adresinin Ankara İlinde olması sebebiyle Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki ilk itirazında bulunulduğu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının, ayrıca takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun belirtildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirtildiği, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinde taraflar arasında aksine bir anlaşmanın bulunmaması durumunda para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinin düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19/2. maddesinde ise yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazında bulunan tarafın yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiğinin, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağının belirlendiği, davalı... adına çıkartılan dava dilekçesi ve ekleri ile tensip tutanağını içerir ön inceleme duruşma günü ve saatini bildirir tebligatın 08/02/2022 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalı vekilinin süre uzatım talebinde bulunduğu ve mahkemece cevap dilekçesi sunma süresinin 1 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, cevap dilekçesinin 07/03/2022 tarihinde sunulduğu, cevap dilekçesinin süresi içerisinde sunulmuş olduğu, davanın açıldığı tarih itibarıyla davalının yerleşim yerinin Ankara İli, Yenimahalle ilçesinde bulunduğu, sözleşmenin ifa edildiği yerin davacı şirketin merkezinin bulunduğu Kahramanmaraş İli olduğu, somut uyuşmazlık açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama alanı bulunmadığı, ayrıca icra dairesinin bulunduğu yerin mahkemeyi yetkili kılmayacağı, dava açılmadan önce davacı tarafça başvurulan zorunlu arabuluculuk görüşmeleri neticesinde düzenlenen Zorunlu Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağında davalının adresinin Ankara İli, Yenimahalle ilçesi olarak gözüktüğü, davalı tarafından davacı şirket adına düzenlenen faturaların Kemalpaşa adresini içermesinin davanın açıldığı sırada davalının adresinin araştırılmasına dair davacı vekiline yüklenen sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, açıklanan gerekçeler dahilinde süresinde yapılan yetki ilk itirazı çerçevesinde uyuşmazlığın çözümü açısından mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri adresi olan Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu kanaatine varılarak, bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davalı tarafından davacı şirket adına düzenlenen faturalar, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen iade faturası, Kemalpaşa İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/05/2023 tarihli ... Karar sayılı dosyası, davacıya ait vergi sicil kayıtları, görevsiz mahkeme tarafından davalının tacir olup olmadığının tespiti amacıyla dosyanın tevdi edildiği Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 19/11/2022 tarihli kök raporu ve 19/02/2023 tarihli ek raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki turşu ürünü alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalıdan satın alınan turşu ürünlerinin ayıplı çıkması üzerine davalı şirket temsilcisinden gelen imha talebi üzerine ürünlerin davalıya iade edildiği, iade işlemine ilişkin olarak sevk irsaliyesi ve fatura düzenlendiği, ancak 1 yıl sonra davalı tarafından bedeli tahsil edilen ürünlere ilişkin olarak fatura düzenlenerek davacı şirkete gönderildiği, davacı şirket tarafından faturaya itiraz edildiği ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın ödenmesinin istenildiğinden bahisle, iade edilen fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davalı vekili tarafından davalının iş yeri adresinin Ankara İlinde olması sebebiyle Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki ilk itirazında bulunulduğu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının, ayrıca takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun belirtildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirtildiği, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinde taraflar arasında aksine bir anlaşmanın bulunmaması durumunda para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinin düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19/2. maddesinde ise yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazında bulunan tarafın yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiğinin, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağının belirlendiği, davalı... adına çıkartılan dava dilekçesi ve ekleri ile tensip tutanağını içerir ön inceleme duruşma günü ve saatini bildirir tebligatın 08/02/2022 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalı vekilinin süre uzatım talebinde bulunduğu ve mahkemece cevap dilekçesi sunma süresinin 1 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, cevap dilekçesinin 07/03/2022 tarihinde sunulduğu, cevap dilekçesinin süresi içerisinde sunulmuş olduğu, davanın açıldığı tarih itibarıyla davalının yerleşim yerinin Ankara İli, Yenimahalle ilçesinde bulunduğu, sözleşmenin ifa edildiği yerin davacı şirketin merkezinin bulunduğu Kahramanmaraş İli olduğu, somut uyuşmazlık açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama alanı bulunmadığı, ayrıca icra dairesinin bulunduğu yerin mahkemeyi yetkili kılmayacağı, dava açılmadan önce davacı tarafça başvurulan zorunlu arabuluculuk görüşmeleri neticesinde düzenlenen Zorunlu Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağında davalının adresinin Ankara İli, Yenimahalle ilçesi olarak gözüktüğü, davalı tarafından davacı şirket adına düzenlenen faturaların Kemalpaşa adresini içermesinin davanın açıldığı sırada davalının adresinin araştırılmasına dair davacı vekiline yüklenen sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, açıklanan gerekçeler dahilinde süresinde yapılan yetki ilk itirazı çerçevesinde uyuşmazlığın çözümü açısından mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri adresi olan Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Hükmün tashihi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304. maddesinde; ''Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıdaki madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların mahkemece re'sen veya tarafların talepleri üzerinde düzeltilebileceği belirtilmiştir. Mahkememizin 07/11/2024 tarihli hükmünün 1 numaralı fıkrasında maddi hata yapıldığı, "...Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu.." şeklinde hukum kurulması gerekirken sehven "...Elazığ Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu..." şeklinde; 3 numaralı fıkrasında ise "... dosyanın yetkili Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine," şeklinde hüküm kurulması gerekirken "... dosyanın yetkili Elazığ Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine," şeklinde hüküm kurulduğu, bu durumun basit, açık ve anlaşılabilir bir hatadan kaynaklandığı anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304. maddesi hükmü kapsamında bahsi geçen maddi hatanın düzeltilmesi doğrultusunda mahkememizin 07/11/2024 tarihli... Esas 2024/681 Karar sayılı sayılı hükmünün 1 ve 3 numaralı fıkralarında yer alan "Elazığ" ibarelerinin "Ankara" olarak tashihine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi ve 10. maddesi hükümleri gereğince davaya konu uyuşmazlığın çözümü açısından Elazığ Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşılmakla, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda, dosyanın yetkili ELAZIĞ NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin yetkili mahkemece dikkate alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/11/2024

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

TASHİH ŞERHİ

Her ne kadar mahkememizce hükmün 1 numaralı fıkrasında; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi ve 10. maddesi hükümleri gereğince davaya konu uyuşmazlığın çözümü açısından Elazığ Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşılmakla, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE," ve 3 numaralı fıkrasında "Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda, dosyanın yetkili ELAZIĞ NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE," şeklinde hüküm kurulmuş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304. maddesi gereğince 07/11/2024 tarihli hükmün 1 ve 3 numaralı fıkralarında yer alan "Elazığ" ibarelerinin "Ankara" şeklinde TASHİHİNE karar verilmiştir. 11/11/2024

Katip... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/461, K. 2024/681, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-461-e-2024-681-k-1015090d96e0