İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/43 E. 2025/476 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/43
- Karar No
- 2025/476
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/43 Esas KARAR NO : 2025/476 Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/11/2017 KARAR TARİHİ : 04/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşıma, lojistik ve depolama aracılık ve operasyon hizmetlerini organize eden bir firma olduğunu, davalı ...nin 02/01/2017 tarihinde dava dışı ... tarafından tek ortaklı olarak kurulan aynı alanda faaliyet gösteren bir firma olduğunu, dava dışı ...'in müvekkili şirkette eski bir çalışan olduğunu, diğer davalıların da müvekkili şirkette eski çalışan olduklarını, davalıların müvekkili şirketin yıllardır çalıştığı müşteri bilgileri ile tedarikçilerdeki kontak ilişkileri kullanmalarından dolayı müvekkilinin itibarını kaybettiğini belirterek, davalıların eylamlarenen haksız rekabet olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın haksız rekabet hükümlerine göre her üç davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davalı ...'in hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağını ihlali nedeniyle altı aylık brüt maaşı olan 40.680,00 TL tutarındaki ceza koşulu alacağının bu davalıdan tahsiline; davalı ...'in hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağını ihlali nedeniyle altı aylık brüt maaşı olan 59.700 TL ceza koşulu alacağının bu davalıdan tahsiline, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı taraflara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 03/02/2020 havale tarihli beyan dilekçesi ile haksız rekabetten kaynaklanan ve belirsiz alacak davası olarak açtığı 5.000 TL maddi tazminat talebini 24.076,57 TL'ye yükselterek harcını tamamlamıştır. Davalılar vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin üç ortaklı bir şirket olduğunu, davalılar yönünden davanın tefrikinin gerektiğini, tefrik neticesinde davalı şahısların adresi itibariyle ... Adliyelerinin yetkili olduğunu, davacının iddia ettiği gibi haksız rekabetin varlığına ilişkin talebin gerçeği yansıtmadığını, asıl davalının eylemlerinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı olduğunu, davacı şirketten ayrılmış olan pek çok çalışanın başka firmalarda çalışmaya başladıklarını, sektörde çalışan ve rekabet halinde olan firmaların aynı firmalara teklif vermelerinin haksız rekabet oluşturmayacağını, yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca, davacı şirkette çalışan işçi veya yöneticilerin ayrılıp başka firmada işe girmelerinin, işe alan firma bakımından haksız rekabet oluşturmadığını, müvekkili şirketin de davacı şirket gibi aynı sektörde faaliyet gösteren yüzlerce firmadan biri olduğunu, davalı gerçek kişiler yönünden dava şartının oluşmadığını, müvekkili gerçek kişilerin davacının ticari sırlarına vakıf olmadıklarını, davacının zarara uğrama ihtimalinin bulunmadığını, rekabet yasağı anlaşmasının TBK'nın 445.maddesindeki şartlara uygun olmadığını, rekabet yasağı anlaşmasında yer bakımından bir sınırlandırma bulunmadığını, bu nedenle geçersiz olduğunu, rekabet yasağının konu bakımından çok geniş tutulduğunu, bu nedenle de rekabet yasağı anlaşmasının geçersiz olduğunu, kararlaştırılan ceza koşulunun da fahiş olduğunu ve tenkise tabi olduğunu savunarak, tüm davalılar hakkındaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; "...Hükme elverişli kök rapordaki tespitler neticesinde, davalıların davacıya ait olan müşteri portfoyünden 14 tane birbirinden farklı müşteriyi kendi müşteri portföyüne eklediği ve bundan 24.076,57 TL kâr elde ettiği, davalıların söz konusu hareketleri bir haksız fiilin varlığı olgusunu somut olarak gösterdiğinden davacıya karşı gerçekleştirmiş oldukları haksız rekabetin varlığı tespit edilmiş olup TTK m. 55/2 kapsamında davalıların rekabet yasağını ihlal ettiği kanaatine varılmakla haksız rekabet sonucunda oluşan zarar bakımından davacının dava dilekçesinde ilk olarak 5.000 TL lik bir zarar talep ettiği, akabinde ise bilirkişi raporunda tespit edilen miktar üzerinden 03/02/2020 tarihinde ıslah dilekçesi vererek zararının 24.076.57 TL bedel üzerinden davasını ıslah etmiş ise de TTK m. 60 kapsamında haksız rekabetin gerçekleştiği tarih ve ıslah tarihi bakımından haksız rekabetin gerçekleştiği tarih olan yeni şirkette işe giriş tarihi olan 10.01.2017 ile ıslah tarihi olan 03.02.2020 tarihi arasında 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşıldığından ıslah edilen miktar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bu nedenle davacının dava dilekçesiyle talep ettiği 5.000 TL tazminatın davalılardan dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı ile davalı arasında sözleşmeye konu olan cezai şart bakımından geçerli bir sözleşme ilişkisinin varlığı tespit edilmiş olup sözleşmeye aykırılık sebebiyle cezai şartın davalılar tarafından ödenmesi gerektiği kanaatine varılarak davalıların davacı şirkette çalıştıkları süre ve aldıkları ücret dikkate alınarak ...’in 16/09/2011 ile 02/01/2017 arasında 5 yıl 17 gün "satış uzmanı" olarak çalıştığı, aldığı son ücretin 6.780 TL olduğu, diğer davalı ...’in "operasyon yöneticisi" olarak 33 ay çalıştığı, aldığı son ücretin 9.950 TL olduğu tespit edilmekle bilirkişi raporunda davalı ... yönünden cezai şartın 40.680 TL olduğu ve diğer davalı ... yönünden ise cezai şartın 59.700,00 TL olduğu hesaplanmış ise de davacı zararının 24.076,57 olduğu gözetilerek TBK m. 182/3 kapsamında mahkememizce re'sen %50 takdiri indirim yapılmış olup buna göre davalı ... yönünden 20.340,00 TL cezai şartın ve davalı ... yönünden 29.850,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak bu davalılardan alınarak davacı şirkete verilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalıların haksız rekabetlerinin tespiti ile davalı şirketin TTK'nın 55/b-2 maddesine uygun olarak haksız rekabetlerinin menine, diğer davalıların ise rekabet yasağı sözleşmelerindeki hükümlere bu sözleşmelerle belirlenen şart ve sürede uymalarına, 20.340,00 TL ceza koşulu alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 29.850,00 TL ceza koşulu alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 5.000 TL zararın davalılardan dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmiş olup, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine, mahkememizden verilen 16/09/2020 tarih ve ... Esas ... sayılı karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 20.12.2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dava mahkememizin 2024/43 Esasına kaydı yapılarak, yargılamaya devam olunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 20.12.2023 tarih ve... Esas, ... Karar sayılı bozma kararında "....HMK'nın 297.maddesi uyarınca mahkeme kararları gerekçeli olmalıdır. Gerekçede ise tüm deliller değerlendirilmeli ve her bir uyuşmazlık noktasının nasıl aşıldığı gösterilmelidir. İlk derece mahkemesi kararında bu şekilde yeterli değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu denetime elverişli ve hükme esas alınabilecek nitelikte değildir. HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin davanın çözümünü etkili delilleri toplamadan ve yeterli gerekçe yazmadan karar verilmesi halinde istinaf mahkemesince kararın kaldırılması gerekir.... Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair .." şeklinde karar oluşturulmuştur. Mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı bozma ilamına uyularak açık yargılamaya devam olunmuştur. ... 9.Asliye Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dava dosya sureti dosyamız arasına alınıp incelenmiştir. İstinaf kaldırma kararındaki eksik hususları karşılar mahiyette dosyaya sunulan delil ve belgelerin, içerikleri de değerlendirilmek sureti ile davaya konu uyuşmazlığı aydınlatan rapor düzenlenmesi için dosyanın 1 SMMM , 1 Lojistik/Taşıma Uzmanı ve 1 Hukukçu bilirkişi heyetine tevdi ile rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Bilirkişi heyeti olarak Hukuk bilirkişisi ..., SMMM bilirkişisi ..., Lojistik/ Taşıma bilirkişisi ...'ın sunmuş olduğu 21/08/2024 tarihli bilirkişi raporu sonucunda; " a) Taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün, TBK. m. 445/1 hükmünde yer alan“yer, zaman ve işlerin türü bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğu, b) Taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığı, dolayısıyla sözleşmede kararlaştırılan ve daha önceki bilirkişi raporlarında hesaplanan cezai şart tazminatının davalı gerçek kişilerce ödenmesi gerektiği, c) Davalıların, davacıya ait müşterileri rakip firmaya aktarmak suretiyle davacının zarar etmesine sebebiyet verdiklerine ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığı, aynı şekilde, davalıların işten ayrılmasından sonra da, davacının karlılık durumunda bir düşüş oluşmadığı, bütün bu hususlar dikkate alındığında; davalıların haksız rekabet eyleminde bulunmak suretiyle davacının zararına sebebiyet vermedikleri, dolayısıyla davacının haksız rekabetten dolayı tazminat talebinin yerinde olmadığı, " şeklinde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Mahkememizce davacı vekilince bildirilen tanık beyanı tespit edilmiştir. Davacı Tanığı ...'in yeminli beyanında; " Ben ... şirketinde çalışıyorum. ... ve ...'i ... şirketinde çalışmaları sebebiyle tanırım. Bu kişiler 2017 ocak ayında şirketten ayırdılar , daha sonra bir daha görmedim. Ben ... şirketinde 2015 yılında satış destek personeli olarak işe başladım, akabinde fiyatlandırma birimine geçtim, son 5 yıldır satış yöneticisi olarak çalışmaktayım. ... operasyon müdürüydü, ... ise Satış biriminde idi. Müşteri bilgileri ... ve ...den o tarihte ... ve ...den bana gelindi. Bu sebeple bu kişilerde müşteri bilgileri vardı. Bu kişiler işten çıktıktan sonra ciromuzda azalma oldu. Biz sürekli müşterimizi aradığımızda bu müşteriler bize yüklerini ... firmasına verdiklerini beyan ettiler. Onaylanmış projelerinde iptal edilerek bu firmaya verdiklerini söylediler. Biz ...'in ... uzantılı mailine gelen mailin, bizim şirketin mailine gelmesi ile yüklerin collicare şirketine verildiğini öğrendik. Davacı vekilinin sorusu üzerine tanıktan soruldu : olay tarihinde şuanki operasyon müdürümüz ...'in altında çalışıyordu. ... o tarihte Murat Salmandan iş süreci hakkında bilgi belge istiyordu. Daha sonra bir kaç ay sonra görevden ayrıldı. ... ortaklarından olan ... bizim şirkette genel müdürdü, herkes ona bağlı olduğundan maaşları ve genel bilgileri biliyordu. ... ise bizim firmada satış müdürü olarak çalışmış ama ben bunu sistemden biliyorum. " şeklinde beyanda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; davacın şirketin taşıma lojistik depolama hizmetleri ile iştigal ettiği, davalıların haksız davranışları nedeniyle uğramış oldukları maddi zararın ve davalı ... ve ... rekabet yasağı ihlali nedeniyle cezai şart alacağının davalılardan tahsiline ilişkin tazminat davasıdır. Haksız rekabet TTK m. 54 ve devamında düzenlenmiş olup rekabet ortamını güvence altına almak için getirilmiş bir hüküm olup m. 55/b-2 ‘‘Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltilebilecek yararlar sağlayarak ve önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak’’ şeklindedir. Bu halin varlığı uyuşmazlıkta tespit edilirse TTK 56/1-b kapsamında haksız rekabetin men’ine karar verilebilir. Mahkememizce verilen 16/09/2020 tarih ...E ...K sayılı kararı İstanbul BAM 14.HD'nin 20.12.2023 T ... E ... K sayılı kararı ile İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda uzman görüşüne ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmediği, hükme esas aldığı bilirkişi kök ve ek raporları da davadaki uyuşmazlık noktalarını aydınlatmaya yeterli olmadığı, bilirkişi kurulunca ve mahkemece davacı vekilinin dosyaya sunduğu belge içeriklerine hiç değinilmeden ve davalının rekabetinin haksız olup olmadığına dair hiçbir değerlendirme yapılmaksızın ve gerekçeleri gösterilmeden sonuca varıldığı, mahkemece davacı tanıkları ile ilgili bir işlem yapılmadığı,Haksız rekabet iddiasıyla ilgili olarak açıldığı anlaşılan ... 9.As. Ceza Mahkemesinin ... E sayılı dosyasının da ilk derece mahkemesince değerlendirilmediği, Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu denetime elverişli ve hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı gerekçesi ile kaldırılmıştır. Kaldırma kararında sonra ... 9.As. Ceza Mahkemesinin ... E sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış, yapılan incelemede; ... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2020 tarih ...E ...K sayılı kararı ile, sanıklar ... ve ...'in sanıkların Türk Ticaret Kanunun 55., 62/1 maddelerinde sayılan eylemlerden birini gerçekleştirdiklerine dair ve cezalandırılmalarına yeterli her türlü şüpheden uzak somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile sanıkların CMK 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine, karar verildiği görülmüştür. Dosya istinaf kaldırma kararı doğrultusunda rapor düzenlenmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 22/08/2024 tarihli raporda Taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün, TBK. m. 445/1 hükmünde yer alan “yer, zaman ve işlerin türü bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğu, Taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığı, dolayısıyla sözleşmede kararlaştırılan ve daha önceki bilirkişi raporlarında hesaplanan cezai şart tazminatının davalı gerçek kişilerce ödenmesi gerektiği, Davalıların, davacıya ait müşterileri rakip firmaya aktarmak suretiyle davacının zarar etmesine sebebiyet verdiklerine ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığı, aynı şekilde, davalıların işten ayrılmasından sonra da, davacının karlılık durumunda bir düşüş oluşmadığı, bütün bu hususlar dikkate alındığında; davalıların haksız rekabet eyleminde bulunmak suretiyle davacının zararına sebebiyet vermedikleri, dolayısıyla davacının haksız rekabetten dolayı tazminat talebinin yerinde olmadığı, yönünde rapor ibraz etmişlerdir. Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ..., mahkememizdeki beyanında " Ben... şirketinde çalışıyorum. ... ve ...'i ... şirketinde çalışmaları sebebiyle tanırım. Bu kişiler 2017 ocak ayında şirketten ayırdılar , daha sonra bir daha görmedim. Ben ... şirketinde 2015 yılında satış destek personeli olarak işe başladım, akabinde fiyatlandırma birimine geçtim, son 5 yıldır satış yöneticisi olarak çalışmaktayım. ... operasyon müdürüydü, ... ise Satış biriminde idi. Müşteri bilgileri ... ve ...den o tarihte ... ve ...den bana gelindi. Bu sebeple bu kişilerde müşteri bilgileri vardı. Bu kişiler işten çıktıktan sonra ciromuzda azalma oldu. Biz sürekli müşterimizi aradığımızda bu müşteriler bize yüklerini ... firmasına verdiklerini beyan ettiler. Onaylanmış projelerinde iptal edilerek bu firmaya verdiklerini söylediler. Biz ...'in ... uzantılı mailine gelen mailin, bizim şirketin mailine gelmesi ile yüklerin ... şirketine verildiğini öğrendik. olay tarihinde şuanki operasyon müdürümüz ...'in altında çalışıyordu. ... o tarihte ... iş süreci hakkında bilgi belge istiyordu. Daha sonra bir kaç ay sonra görevden ayrıldı. ... ortaklarından olan ... bizim şirkette genel müdürdü, herkes ona bağlı olduğundan maaşları ve genel bilgileri biliyordu. ... ise bizim firmada satış müdürü olarak çalışmış ama ben bunu sistemden biliyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Somut olay değerlendirildiğinde; davalıların cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunduğu görülmüş ve davalılardan ...’nin ... diğer davalı ...’in ... yerleşim yerlerinin olduğu iddia edilerek yetkisizlik kararı verilmesi istenmişse de davaya konu olan haksız rekabetin niteliği itibariyle bir haksız fiil olması ve HMK. 16. Maddesinde haksız fiilden doğan davalardaki yetkinin özel yetki olması hasebiyle HMK.16 maddedeki dava açılabilecek yerlerin seçimlik olarak belirlendiği ve haksız fiilden doğan davalarda zarar görenin yerleşim yerinde de dava açılabileceğinden, davacı zarar gören ... Ltd.Şti’nin yerleşim yerinin ... olması sebebiyle mahkememizin yetkili olduğu sonuç ve kanaatine varılarak yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı ... Anonim Şirketinin ana sözleşmesinin ve kuruluşunun 02.01.2017 tarihinde tescil edildiği, şirket yetkililerinin ... ve ... olduğu görülmüştür. Davalılar ... ve ...’e ilişkin SGK kayıtlarının incelenmesinde ...’in davacı şirketten 02.01.2017 tarihinde çıkışının olduğu ve davalı ... firmasında 10.01.2017 tarihinde işe girişinin kayıtlandığı, ...’in davacı şirketten 05.01.2017 tarihinde çıkışının olduğu ve davalı ... firmasında 10.01.2017 tarihinde işe girişinin kayıtlandığı görülmüştür. BAM kaldırma kararı doğrultusunda, davacı vekilinin dosyaya sunduğu belgeler incelenerek alınan bilirkişi raporunda Taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün, TBK. m. 445/1 hükmünde yer alan “yer, zaman ve işlerin türü bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğu, Taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığı, dolayısıyla sözleşmede kararlaştırılan ve daha önceki bilirkişi raporlarında hesaplanan cezai şart tazminatının davalı gerçek kişilerce ödenmesi gerektiği yönünde rapor ibraz edilmesi karşısında 6098 Sayılı TBK. 445. maddesi "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." şeklindedir. Hükmü gereğince taraflar arasında düzenlenen haksız rekabete ilişkin taahhütname geçerlidir.Davalılar ile davacı arasındaki hizmet sözleşmesinin 6. maddesinde "üretim, proje ve iş sırları gibi bilgileri işten ayrıldıktan sonra 2 yıl boyunca kullanamayacağı ve başkalarına açıklayamayacağı aksi yıllık brüt maaş tutarının yarısı kadar cezai şart ile birlikte şirketin uğrayacağı tüm zararların tazmin edileceği" şeklinde rekabet yasağına ilişkin hüküm düzenlenmiştir. Davalıların, davacıya ait müşterileri rakip firmaya aktarmak suretiyle davacının zarar etmesine sebebiyet verdiklerine ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığı, aynı şekilde, davalıların işten ayrılmasından sonra da, davacının karlılık durumunda bir düşüş oluşmadığı, bütün bu hususlar dikkate alındığında; davalıların haksız rekabet eyleminde bulunmak suretiyle davacının zararına sebebiyet vermedikleri, dolayısıyla davacının haksız rekabetten dolayı tazminat talebinin yerinde olmadığına yönelik rapor sunulması, davacı tanığının beyanı ile birlikte değerlendirildiğinde, davalıların davacı şirketle kendi iradeleri ile rekabet yasağına ilişkin bir taahhütname imzaladıkları ve bu taahhütnameye aykırı davranarak rekabet yasağını ihlal ettikleri anlaşılmıştır. Davalı ...’in davalı .... Şti işyerinde 20.10.2011 tarihinde imzaladığı belirsiz süreli iş akdi ile işe başladığı, 01.04.2013 tarihinde 20.10.2013 tarihli iş sözleşmesinin yerine yeni iş akdinin imzalandığı, iş akdinde davalı işçinin "satış uzmanı" olarak unvanının belirtildiği, SGK’ya yapılan bildirimde davalı işçinin “...” kısmına "Büro Memuru (Genel)-..." kodunun girilmiş olduğu, davalı işçinin davacı işverene hitaben vermiş olduğu 02.01.2017 tarihli dilekçe ile iş akdini sonlandırmak istediğine ilişkin beyanını sunduğu, işverenin davalı işçinin talebine istinaden 02.01.2017 tarihi itibariyle davalı işçinin işten ayrılışını işten ayrılış bildirgesi ile SGK’ya bildirdiği, işten ayrılış bildirgesinde sigortalı işten ayrılış kodunun "03 (Belirsiz süreli iş akdinin işçi tarafından feshi)" olarak bildirildiği, bunun davalının işyerine vermiş olduğu dilekçesi ile uyumlu olduğu, davalı işçi için en son aylık 6.780,00 TL brüt ücret bildiriminde bulunulduğu, bunun 2017 yılı tavan ücreti olan 13.331,25 TL’den düşük olduğu, aldığı ücret ile unvanının birbiri ile uyumlu olduğu, davalı ...’ın ilk iş akdi 2011 yılında imzalandığı ancak 2013 yılında yeni bir iş akdi imzalandığı ve davalı ...'ın görevinin"satış uzmanı" olduğu tespit edilmiştir. Davalı ..., davacı ... firmasındaki görevi nedeni ile işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı elde ettiğinden bu bilgilerin kullanılması davacı şirketin önemli bir zararına yol açabileceğinden taraflar arasındaki iş akdinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükmün ve belirlenen cezai şartın geçerli olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı ...'ın, davacı ... firmasından ayrıldıktan bir hafta sonra 10.01.2017 günü davalı ... şirketinde çalışmaya başladığı tespit edilmiş olup 02.01.2017 tarihinde kurulan davalı ... şirketinde, davacı ... firmasının müşterilerine 2017 yılında hizmet verdiği mali rapordaki tespitlerden anlaşılmakla davalı ...’ın davacı ... firmasında çalışırken elde ettiği bilgileri kullandığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davalı ..., taraflar arasındaki iş akdinde yer alan rekabet yasağı şartını ihlal ettiğinden davacı ...'nın TBK 446. maddesine dayalı cezai şart talebi yerindedir. Davalı ..., davalı .... Şti işyerinde 01.04.2014 tarihinde imzaladığı belirsiz süreli iş akdi ile işe başladığı, iş akdinde davalı işçinin "operasyon müdürü (İstanbul)" olarak unvanının belirtildiği, SGK’ya yapılan bildirimde davalı işçinin “...” kısmına "..." kodunun girilmiş olduğu, davalı işçinin davacı işverene hitaben vermiş olduğu 05.01.2017 tarihli dilekçe ile iş akdini sonlandırmak istediğine ilişkin beyanını sunduğu, işverenin davalı işçinin talebine istinaden 05.01.2017 tarihi itibariyle davalı işçinin işten ayrılışını işten ayrılış bildirgesi ile SGK’ya bildirdiği, işten ayrılış bildirgesinde sigortalı işten ayrılış kodunun "03 (Belirsiz süreli iş akdinin işçi tarafından feshi)" olarak bildirildiği, bunun davalının işyerine vermiş olduğu dilekçesi ile uyumlu olduğu, davalı işçi için en son aylık 9.550,00 TL brüt ücret bildiriminde bulunulduğu, bunun 2017 yılı tavan ücreti olan 13.331,25 TL’den düşük olduğu, aldığı ücret ile unvanının birbiri ile uyumlu olduğu, davalı ...’in ilk iş akdini 2013 yılında imzaladığı, ikinci sözleşmedeki görevinin "operasyon müdürü" olduğu, diğer davalı yönünden yukarıdaki paragrafta açıklanan gerekçeler ile "davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması" kriterinin somut olayda her iki davalı açısından gerçekleştiği kanaatine varıldığından haksız rekabete neden olunduğu ve rekabet yasağının ihlal edildiği anlaşılmıştır. Davalıların haksız rekabetlerinin tespiti ile davalı şirketin TTK 55/b-2 maddesine uygun olarak haksız rekabetlerinin menine, diğer davalıların ise rekabet yasağı sözleşmelerindeki hükümlere bu sözleşmelerle belirlenen şart ve sürede uymalarına karar verilmiş, davacı tarafın haksız rekabet sebebiyle maddi zararını ispatlayamaması ve bilirkişi raporunda davalıların, davacıya ait müşterileri rakip firmaya aktarmak suretiyle davacının zarar etmesine sebebiyet verdiklerine ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığı, aynı şekilde, davalıların işten ayrılmasından sonra da, davacının karlılık durumunda bir düşüş oluşmadığının rapor edilmesi karşısında davcının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, bilirkişi raporu doğrultusunda 20.340,00 TL ceza-i şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... den alınarak davacıya verilmesine, 29.850,00 TL ceza-i şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; A-Davalıların haksız rekabetlerinin tespiti ile davalı şirketin TTK 55/b-2 maddesine uygun olarak haksız rekabetlerinin menine, diğer davalıların ise rekabet yasağı sözleşmelerindeki hükümlere bu sözleşmelerle belirlenen şart ve sürede uymalarına, B- Davacının haksız rekabet eylemi sebebiyle tazminat talebinin reddine C-20.340,00 TL ceza-i şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... den alınarak davacıya verilmesine, D-29.850,00 TL ceza-i şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 3.428,47 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.799,63 TL + 1.186,37 TL ıslah harcından oluşan toplam 2.986,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 442,47 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.799,63 TL peşin harç ile 1.186,37 TL ıslah harcından oluşan toplam 2.986,00 TL harcın davalılardan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 16.059,10 TL yargılama giderinden davanın kabulü reddi oranında yapılan yargılama neticesinde 10.852,74 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesap olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 6-Davalılar duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 24.076,57 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalılara verilmesine, 7-Davalı ... Aş. tarafından yapılan; toplam 75,00,-TL yargılama giderinden davanın kabulü reddi oranında yapılan yargılama neticesinde 24,31 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... Aş.'ne verilmesine, bakiye kısmın davalı ...üzerinde bırakılmasına, 8-Diğer Davalılar tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/07/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır