Bölge Adliye Mahkemesi · Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2025/1931 E. 2025/2063 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1931
Karar No
2025/2063
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1931

KARAR NO: 2025/2063

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/05/2025

NUMARASI: 2023/911 E. - 2025/423 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/11/2025

KARAR YAZIM TARİHİ: 19/11/2025

KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 07/05/2025 tarih ve 2023/911 E - 2025/423 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ağız ve diş sağlığında öncü ve tanınan bir firma olduğunu, müşteri memnuniyeti politikasının meyvesi olarak geniş bir hasta portföyü yarattığını, müvekkili şirketin "..." markası altında ... yılından bu yana ağız ve diş sağlığı alanında özel sağlık hizmeti sunduğunu, uluslararası standartlarda personel ve teknik donanıma sahip yapısıyla gerek halkımızın gerekse yurt dışından gelen hastaların memnuniyetinden dolayı her geçen gün hizmet noktalarına bir yenisini eklediğini, ...'da 1, ...'da 1, ...'da 7, ...'de 1, ...'da 1 ve ...'da 1 olmak üzere toplam 12 şubesi ile kesintisiz hizmet verdiğini, müvekkilinin, bu saygınlığını ve güvenilirliğini korumak, yaptığı yatırımların olumlu sonuçlarını görmek adına ağız ve diş sağlığı merkezlerinde hastalarının ilgili tüm şikayetlerini ve taleplerini titizlikle değerlendirdiğini ve derhal müdahalelerle en doğru şekilde gerekeni yaptıklarını, müvekkilinin marka değerinin gayretli çabaları ile bugünkü halini aldığını, hasta portföyünü genişletmek ve kendisine sadık hastalar edinmek için hasta memnuniyeti politikası ile hizmet verdiğini, şu ana kadar on binlerce diş tedavisi uygulaması gerçekleştirildiğini ve %100'e yakın oranda hasta memnuniyeti sağlandığını, davalı hekimin ... - ... tarihleri arasında müvekkilinin ... şubesinde diş hekimi olarak çalıştığını, davalının müvekkili şirketten kendi iradesi ile ayrılmasını müteakip müvekkili iş yerinde birlikte çalıştığı ve kendisi ile aynı gün istifa eden ... ile birlikte ağız ve diş sağlığı alanında hizmet vermek üzere şirket kurduğunu, davalı yanın "..." adıyla açtığı iş yerinin müvekkili şirketin ... şubesine 160 metre mesafede olduğunu, TBK 444 ila 447. maddeleri arasında "Rekabet Yasağı" hususunun düzenlendiğini, davalı tarafın sözleşmesel taahhütlerine aykırı hareket ettiğini, davalı yan ile müvekkili şirket arasında akdedilen iş sözleşmesi uyarınca rekabet yasağı hususunun düzenlendiğini, işçi yan rekabet yasağı uyarınca borçlandığı yapmama edimini layıkı veçhile ifa etmediğini, TBK'nun 446. maddesinde aykırı davranışların sonuçlarının düzenlendiğini, bu hükme göre rekabet yasağına aykırı davranan işçinin bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğunu, sözleşme hükmü ile sabit olduğu üzere hekimler ile akdedilen iş sözleşmeleri feshedilmiş dahi olsa hekimlerin işten ayrıldıktan sonraki 2 yıl süre ile iş yeri açmalarının yasak olduğunu, bu hususun ihlal edilmesi halinde sözleşmede yer alan tazminat yaptırımı uyarınca hekimlerin iş yerine tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, davalının, müvekkili şirket'e müşteri kaybettirme saikiyle hareket ettiğini, müvekkili şirket bünyesinde çalıştığı süre boyunca müvekkilinin marka değeri ve kalitesi nedeniyle sahip olduğu hasta portföyü ile ...'de tanınırlık kazandığını, davalı yanın müvekkili şirketi kötüleyerek haksız rekabet yarattığını, TBK 58. maddesi kapsamında kötüleme nedeniyle manevi zarara uğradıklarını, haksız rekabetin men-i hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, haksız rekabetin meni hususunda karar verilinceye kadar müvekkilinin hem kişilik haklarına tecavüz hem de haksız rekabete yol açan davalı tarafın girişimlerinin engellenmesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve akabinde yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulü ile davalının haksız rekabet sonucu elde ettiği muhtemel kazancın dikkate alınması ve bilirkişi incelemesiyle zararın tamamının belirlenebilir olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla cezai şart, maddi zarar ve sair için şimdilik 50.000,00-TL maddi tazminat ve 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini, hükmedilecek tazminata ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizinin işletilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davanın işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığını ve davaya bakmakla görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın kendi müşterilerinin müvekkili ... tarafından aranmak ve mesaj atılmak suretiyle kendi açmış olduğu işyerine yönlendirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, işçi ile işveren arasındaki rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olabilmesi için işçinin, işverenin üretim sırları ve işleri hakkında bilgi edinme olanağının olması gerektiğini, rekabet yasağı sözleşmesine konu olacak üretim sırları ve işle ilgili bilgilerin mahrem bilgi ve sır niteliği taşıması gerektiğini, müvekkilinin doktor olduğu göz önüne alınarak işverenin muhtemel zararının müvekkilimin kişisel yeteneği sonucu ortaya çıktığının kabul edilmesi gerektiğini, kişisel nitelik ve tecrübeyi gerektiren serbest mesleklerde rekabet yasağı sözleşmesinin yapılması halinde, bu sözleşmenin hükümsüz olacağının kabul edildiğini, müvekkilinin iş sözleşmesini haklı nedenle fesih ettiğini, davacı tarafın somut zararını veya ciddi bir zarara uğrama tehlikesi içerisinde olduğunu ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkilinin sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiğini iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkeme kararında; "... Davalı hekim olup, hekimlik mesleğinin yasalarla güvence altına alındığı, yine hekimlik mesleğine yönelik kısıtlamaların hasta haklarına yönelik kısıtlayıcı düzenlemeler olacakları sabittir. Bu hususlar nazara alındığında davacı Şirket ile davalı hekim ile akdedilmiş bulunan "Hizmet Sözleşmesi" md. 5/h hükmü ve Kişisel Verileri Koruma Kanunu Kapsamında İşçi İşveren Arasında Yapılan Bilgilendirme ve Muvafakatnamenini. 2.12 madde hükmü şeklindeki düzenlemelerin Anayasanın 56. maddesi, 3559 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu 1/c maddelerinde düzenlenen Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir hükmüne aykırı olduğu, yine ... tarihli resmî gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği ve Hekimlik Mesleği Etik Kuralları'nda hastalar için ön görülen hakları kısıtlayıcı mahiyette olduğu, rekabet yasağının düzenleyen 4/h maddesinin hemde gizlilik ve cezai şartı düzenleyen 6. Maddesinin genel işlem koşulları kapsamında yazılmamış sayılması ve taraflar arasında geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin mevcut olmadığı, (Bknz emsal Kayseri BAM 6. HD 2023/1150 Esas, 2023/1196 Karar, Yargıtay 11. HD 2023/5128 Esas, 2024/6889 Karar) dosya kapsamında aldırılan 15/01/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunun da bu yönde olduğu, sonuç itibariyle açılan davanın reddi gerektiği kanaati ile aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. Davanın reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından Yargılama ve Gerekçe başlığı altında davaya ilişkin "Dava davalının, davacının işyerinden ayrıldıktan sonra daha önce çalıştığı yere yakın bir mahalde çalışmaya başlaması nedeniyle haksız rekabetten kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir." şeklinde tespit yapıldığını, bu tespitin gerçeği yansıtmadığını, zira taraflarının talebinin, davalının yalnızca işyerlerine yakın bir konumda çalışması ile sınırlı olmayıp, açtığı işyerine müvekkiline ait hasta portföyünü kullanarak hasta transferi sağlamaya çalışması olgusunu da kapsadığını, dolayısıyla, mahkeme’nin dava konusunu tam olarak değerlendirmediği ve hatalı nitelendirme ile hüküm tesis ettiğinin açık olduğunu, taraflarından herhangi bir ticari defter veya belge talep edilmeksizin, yalnızca dosya kapsamı üzerinden rapor tanzim edildiğini, dosyaya ticari defter ve kayıtlarını finansal tabloları inceleme konusunda uzman Bilirkişi dahil edilmiş ise de, anılan bilirkişinin tarafları ile herhangi bir iletişim kurmadığını, dosyada raporun müvekkili şirket'e ait ticari kayıtların dikkate alınmaksızın düzenlendiğini, taraflarının savunma ve delillerini sunma imkânı kısıtlanarak hazırlanan bilirkişi raporunun eksik olduğunun açık olduğunu, eksik ve usule aykırı şekilde düzenlenen bu raporun hükme esas alınmasının mümkün olmamasına rağmen, mahkeme tarafından bu hususun göz ardı edildiğini, dava dosyasındaki iddialarının sübut bulması için, davalı yana ait Şirket'in tüm ticari kayıtlarının incelenmesi, hasta kayıtlarının yapıldığı tüm protokol defterlerine bakılması, davalı yan hastalarının müvekkili Şirket'te edindiği hastanın portföyünden olup olmadığı hususunun incelenmesi zarureti bulunduğunu, taraflarınca mahkemenin talep etmesi halinde davalı yanın uhdemizde çalışırken muayene/tedavi ettiği hastalara ilişkin hasta kayıtları paylaşılabileceğini, böylece davalı yan nezdinde yapılacak incelemelerde ilgili bilgiler ile karşılaştırma yapılarak müvekkilinin hasta kaybedip kaybetmediğinin tespit edilebileceğini, yalnızca hastaların hekim seçme hakkından yola çıkarak deeğerlendirmede bulunmak dava kapsamındaki taleplerinin örtüşmediğini, burada önemli olan davalı yanın edindiği menfaati ortaya koyduğunu, bu nedenle davalı yan nezdinde "yerinde inceleme" yapılarak ilgili bilgilerin elde edilmesi ve dosyanın aydınlatılması gerektiğini, talep ettikleri cezai şart miktarının fahiş olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bilirkişi raporu'nda rekabet yasağını düzenleyen md. 4/h ve gizlilik ve cezai şartı düzenleyen md. 6 hükmünün yazılmamış sayılmasına ilişkin belirtilen kanaat doğrultusunda hüküm tesis edilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından Sözleşme'de yer alan cezai şart hükmünün fahiş bulunması halinde emsal karar uyarınca cezai şartta indirim yapılarak hakkaniyete uygun şekilde kabulünün gerektiğini, cezai şart maddesinin geçersiz kabul edilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, mahkeme tarafından "Kişisel Verileri Koruma Kurulu"na "... Ltd. Şti." ile ilgili müzekkere yazılarak veri güvenliğine aykırı davranıldığı hususunda başka şikayetler olup olmadığının öğrenilmesinin talep edilmiş ise de işbu taleplerinin sonuçsuz bırakıldığını, taraflarının haklılığını ispat eden bu kadar öge olmasına rağmen, hiçbirinin dikkate alınmaması ve ara karara konu edilmeksizin, dosyada haksız şekilde hüküm tesis edilmesi nedeniyle dosyayı istinaf etme zaruretlerinin hasıl olduğunu, bilirkişi raporu'nda haksız rekabet kapsamında gerekli ve yeterli inceleme yapılmadığını, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/911 E. – 2025/423 K. sayılı ve 07/05/2025 tarihli kararının istinaf talebimiz doğrultusunda kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.

Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir.

Davacı davalı hekimin ... ila ... tarihleri arasında ... Şubesinde diş hekimi olarak çalıştığını, davalı yanın şirketten kendi iradesi ile ayrılmasını müteakip iş yerinde birlikte çalıştığı ve kendisi ile aynı gün istifa eden ... ile birlikte ... tarihli TTSG ile ilan olunduğu üzere ağız ve diş sağlığı alanında hizmet vermek üzere "..." adıyla iş yeri açtıklarını açılmış bulunan iş yerinin ... Şubesine 160 metre uzaklıkta olduğunu bu durumun davacı Şirket ile davalı hekim ile akdedilmiş bulunan 02.01.2017 tarihli "Hizmet Sözleşmesi" md. 5/h hükmü ve Kişisel Verileri Koruma Kanunu Kapsamında İşçi İşveren Arasında Yapılan Bilgilendirme ve Muvafakatnamenini. 2.12 madde hükmü şeklindeki düzenlemelere aykırı olduğunu belirterek eldeki davayı açmıştır.

Davalı sözleşmenin geçersiz olduğunu, elden ödeme yapmak suretiyle SGK primlerini eksik ödediğinden taraflar arasındaki iş sözleşmesinin kendisi tarafından tek taraflı olarak haklı nedenle fesih edildiğini, davacı tarafın somut zararını veya ciddi bir zarara uğrama tehlikesi içersinde olduğunu ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece dinlenen tanık ... mahkeme huzurunda yeminli ifadesinde; maaşlarımızı bir kısmı elden yatıyordu bir de SK giderlerin maaşınızdan kesiliyordu şeklinde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.

Tanık ...'in mahkeme huzurunda yeminli ifadesinde; "hastaların bilgilerini hasta kabul ekranından biz ulaşabiliyordu ancak hekimler ulaşma yetkisi yoktu hekimlerin ücret ödemelerinin bir kısmı bankaya yatıyordu bir kısmı da elden ödeniyordu." şeklinde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ve TBK'nun 447/2. maddesi gereğince taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin davalı yanca haklı olarak feshedilmiş olmasına, taraflar arasında imzalanan rekabet yasağının düzenleyen 4/h maddesinin hemde gizlilik ve cezai şartı düzenleyen 6. Maddesinin genel işlem koşulları kapsamında yazılmamış sayılması ve taraflar arasında geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin bulunmamasına, emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/5128esas 2024/6889 Karar sayılı ilamındaki tespitlere binaen İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacı tarafın yukarıda yazılı istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 07/05/2025 tarih ve 2023/911 E - 2025/423 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gerekli olan istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/11/2025

Atıf: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1931, K. 2025/2063, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/kayseri-bolge-adliye-mahkemesi-6-hukuk-dairesi-2025-1931-e-2025-2063-k-f0d531cdcd38