İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/402 E. 2026/286 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/402
- Karar No
- 2026/286
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/402 Esas KARAR NO : 2026/286
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/05/2024 KARAR TARİHİ : 12/03/2026 YAZIM TARİHİ : 10/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; .... isimli bir kişi; müvekkili ... ile yakınlık kurmuş, müvekkilinin güzellik salonu olarak yeni bir şube açacağını öğrenince kendisine Esenyurt'ta bulunan bir güzellik salonundan bahsettiği, ...., bu iş yerini devralması konusunda müvekkilini ikna ettiği, bu şekilde müvekkili, "... Mah. ... Bulvarı ... Sk. No:60 A-2 Giriş Kat Esenyurt İstanbul" adresli iş yerine gitmiş ve ... aracılığıyla iş yerinin kiracısı olduğunu söyleyen davalı ... ile tanışmış, ... iş yerini devredeceğini, alt kiralama yağacağını söylemiş ve müvekkili ile aralarında iş yerindeki malzemeler (Güzellik salonu ile ilgili makine ve teçhizatlar) için 950.000,00-TL devir parasında anlaşma sağlanmış, kira bedelinin 25.000,00-TL olacağı kararlaştırılmış, müvekkili devir bedeli olan 950.000,00-TL nin 300.000,00-TL sini anlaşma tarihinde davalı ... ...'e teslim edilmek üzere aracı olan ....'e teslim etmiş ve davalıya ödeme elden yapıldığı, müvekkili anlaşma tarihi itibariyle kira bedeli 25.000,00-TL yi ...'e ödemiş, aidatlarını da site yönetimine yatırmış, anlaşmadan kısa süre sonra davalı ... ...'in kira sözleşmesini devir yetkisi olmadığı anlaşılmış ve davalı iş yeri maliki ile yeni bir kira sözleşmesi yapılması gerektiğini beyan etmiş, malik ...'in bilgilerini vermiş, iş yerinin resmi maliki olan .... ile iletişime geçilmiş, kendisi şehir dışında olduğunu söyleyerek yeni sözleşme akdetmekten kaçınmış, bu süreçte ruhsat hususu nedeniyle iş yerine Belediye ekipleri tarafından mühür vurulmuş, müvekkillerin tüm şahsi eşyaları da iş yerinde kalmış, mülk sahibi ... kira bedelini kabul etmediğini ancak 45.000,00-TL ile sözleşme yapabileceğini söylemiş, müvekkilleri başlangıçta davalının taahhüt ettiği bedelden fahiş yüksek olan bu kira bedelini kabul etmediklerini beyan etmiş, diğer yandan davalı ... ... devir parasından kalan 650.000,00-TL nin ödenmesi için ısrarlarda bulunmaya başlamış, müvekkillere "ödeme olmadığı takdirde de sözleşme devir falan hiçbir şey olmaz" şeklinde mesajlar göndermiş, müvekkilleri, davalı ... ...'e güvenerek iş yerine yüklü masraflar yapmış, ancak kendilerine taahhüt edilen kira bedelinin iki katı oranında bir kira teklifi nedeniyle sözleşme kurmama kararı almak zorunda kalmışlar, iş yeri Belediye ekiplerince mühürlendiğinden, şahsi eşyaları dahi burada kalan müvekkilleri, mülk sahibi ...'e yeni sözleşme yapmayacaklarını, mührün kaldırılması halinde iş yerindeki eşyalarını teslim alıp boş şekilde teslim edeceklerini söylemişler, mülk sahibi ... 20/01/2024 tarihinde, müvekkilin çalışanı ...'ye mesaj atarak yeni bir kiracı bulduğunu ve bu kişinin içerideki eşyaları da almak istediğini beyan etmiş, iletişim numarası paylaşmış, müvekkilleri, ...'in yeni kiracısı olduğunu beyan ettiği ... isimli kişi ile ... numaralı telefonundan iletişime geçmiş; iş yerinde bulunan mobilya, makine vb.eşyalarda fiyat konusunda anlaşma sağlayamamışlar, 23/01/2024 tarihinde ... müvekkillerine eşyaları almak istemediğini söylemiş ve eşyalarını ne zaman alacaklarını sorduğu bir mesaj göndermiş, müvekkilleri, ertesi gün eşyalarını teslim almak üzere ...'yı aradıklarında; ... iş yerindeki eşyaları teslim etmeyeceğini beyan etmiş ve gerekçe olarak bu eşyaları davalı ... ...'den satın aldığını, ödemesini davalıya yaptığını belirtmiş, mevcut durumda ... "... Mah. ... Bulvarı ... Sk. No:60 A-2 Giriş Kat Esenyurt İstanbul" adresli iş yerini kullandığı, davalı ... ..., kira sözleşmesi akdedileceği vaadi ile müvekkillerine iş yerindeki bulunan eşyaları 950.000,00-TL bedel ile devretmiş, bu bedelin 300.000,00-TL sini tahsil etmiş, bakiye 650.000,00-TL nin ödenmesi için lehine 21/09/2023, 05/10/2023, 19/10/2023 ve 03/11/2023 tarihli dört adet senet keşide edilmiş, taraflar arasında 01/09/2023 tarihli protokol imza edilmiş ve tüm bu hususlar düzenlenmiş, protokole rağmen ... ..., eşyaların faturalarını müvekkillerine teslim etmemiş, mülk sahibi de ...'nın taahhüt ettiği bedelden sözleşme imza etmeyeceğini beyan etmiş, akabinde davalı ... ..., mülk sahibinin yeni sözleşme imza ettiği ... isimli kişiye müvekkillere devrettiği eşyaları ve hatta müvekkillerin kendilerine ait olan eşyaları satmış, ... ile birlikte hareket eden ... ..., müvekkillerinden ödemesinin bir kısmını aldığı eşyaları üçüncü kişiye satmasına rağmen diğer tarafta da senetlerin tahsili için davaya konu Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyası ile icra takibi başlatmış, müvekkillere eşyaları teslim etmeyen ve faturaları ibraz etmeyen, üstelik bu eşyaları bir başkasına satan ... ...'e verilen senetler bedelsiz kalmış, karşılığı bulunmadığı, bedelsiz senedi kullanan, müvekkillere ait eşyaya el koyan ve hatta başkasına satan davalı ... ...'in TCK kapsamında cezalandırılması amacıyla suç duyurusunda da bulunulmuş, izah edilen nedenlerle; takip konusu borcu kabul etmediklerini, takibe ve borcun aslı ve ferilerine itiraz ettiklerini, müvekkillerinin, alacaklı olduğunu iddia eden tarafa hiçbir borcu bulunmadığı, aksine müvekkillerinin, davalıdan alacaklı durumunda olduğu, bu nedenlerle takibe konu kambiyo senetleri, devredilecek eşyalar için ödenmiş ve ancak bu eşyalar müvekkilihe teslim edilmediği gibi davalı tarafından üçüncü bir kişiye satılmış, bu nedenle asli ve ferileri dahil olmak üzere borcun tamamına ve sebebine itiraz ettiklerini, davalı tarafından başlatılan takip haksız ve kötü niyetli olduğu, takibin iptali ile müvekkili şirketin karşı tarafa borcu olmadığının tespitiyle kötü niyetli açılmış olan takibin %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili ve davacılar aralarında akdedilen 01.09.2023 tarihli sözleşme kapsamında bahse konu iş yerinde bulunan eşyaların devri konusunda anlaşmaya varmış, yine protokol kapsamında davacı ile diğer devralan ... (TCKN: ....), söz konusu sözleşme gereğince ödenmesi gereken 950.000 TL bedelin 300.000 TL'sini müvekkiline ön ödemesini yapmış ve kalan 650.000 TL 4 eşit taksite bölünmüş, kalan taksitler müvekkiline ödenmek üzere 4 senet halinde ... ve annesi/kefil ... tarafından düzenlenip müvekkiline verilmiş, sözleşme gereği müvekkiline demirbaşlarını, iş yerine yaptığı dekoratif harcamalar ve masraflar ile birlikte davacılara eksiksiz teslim etmiş, dava dilekçesinde her ne kadar 300.000 TL bedelin kendileri tarafından ödendiği iddia edilmişse de aslında bu bedel ... tarafından müvekkiline ödenmiş, işbu bedelin davacı/lar tarafından ödendiğine ilişkin iddialar gerçeği yansıtmamakta olup ispata muhtaç olduğu, nitekim ... ve davacı arasında resmi bir şirket de bulunmadığından işbu miktara ilişkin alacak talep/ iddialarının husumet yokluğundan yargılamaya esas alınması mümkün olmadığı, protokol gereği demirbaşlar, dekoratif ürünler müvekkili tarafından davacılara devredilmesine karşın davacı yan tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığından 21.09.2023 tarihli ve 05.10.2023 vade tarihli senetlerden doğan alacağına dayalı Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile davacılar aleyhine taraflarınca icra takibi açılmış, süresi içinde itiraz etmediklerinden dosya kesinleşmiş ancak borç tahsil edilememiş, davacının beyanları çelişkili olup hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davacı yanın kusuru tutanak ile sabit olduğu, müvekkili alacağını tahsil edemediği gibi zararı da söz konusu olduğu, davacıların devredilen mallara ilişkin beyanlarının kabulü mümkün olmadığı, bu meyanda davacı yan tarafından sözleşmenin haksız feshi söz konusu olup, işyerinin mühürlenmesi ile müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verilmiş olduğu, somut olayda müvekkilinin kusurunun bulunmaması hasabi ile taleplerinin reddi gerektiği, haksız davanın reddini, davacıların alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. ARAŞTIRMA; 1-Kalekapı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 13/05/2024 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davalının mükellefiyet bilgileri getirtilmiştir. 2-Alemdağ Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 14/05/2024 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davacı ...'nun mükellefiyet bilgileri getirtilmiştir. 3-Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu'nun 21/05/2024 Tarih, ... CBS Soruşturma Sayılı yazısı ile; ilgi sayılı dosya uyap sistemi üzerinden getirtilmiştir. 4-Esenyurt Kaymakamlığı'nın 21/09/2023 Tarihli yazısı. 5-Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu'nun 28/10/2024 Tarih, .... Soruşturma Sayılı yazısı ile; ilgi sayılı dosya uyap sistemi üzerinden getirtilmiştir. 6-Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu'nun 25/10/2024 Tarih, ... Soruşturma Sayılı yazısı ile; ilgi sayılı dosya uyap sistemi üzerinden getirtilmiştir. 7-Esenyurt Kaymakamlığı'nın 04/11/2024 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; tutanak örneği ve aynı tarihe ait fotoğraflar getirtilmiştir. 8-Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu'nun 07/02/2025 Tarih, ... Soruşturma Sayılı yazısı ile; ilgi sayılı dosya uyap sistemi üzerinden getirtilmiştir. 9-Bakırköy .... Noterliği'nin 27/06/2025 Tarih, 2025/Muh./... Sayılı yazısı. 10-Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu'nun 27/06/2025 Tarih, ... Soruşturma Sayılı yazısı ile; ilgi sayılı dosya uyap sistemi üzerinden getirtilmiştir. 11-Beykoz .... Noterliği'nin 07/07/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı. 12-Beykoz .... Noterliği'nin 29/07/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; 02/02/2024 Tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarname sureti örneği getirtilmiştir. 13-Bakırköy .... Noterliği'nin 01/12/2025 Tarih, 2025/Muh./... Sayılı yazısı ile; 23/01/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ve tebliğ şerhi örneği getirtilmiştir. 14-Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu'nun 12/12/2025 Tarih, ... Soruşturma Sayılı yazısı ile; dosyada takipsizlik kararı vekilmiş olup ilgi sayılı dosya uyap sistemi üzerinden getirtilmiştir. 18/09/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda; İlgili dosyadaki CD içeriğinin dökümü yapıldı. İlgili ekranlardaki tarihler ve saatlerin tam gözükür olmaması nedeniyle sıralanması tam olarak yapılamadı. CD içeriğinin tam olarak dökümü yapıldı. Diğer taleplerin değerlendirilmesi Sayın Makamlarınıza ait olmak üzere, düzenlenen Bilirkişi raporumu görüşlerinde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasında ve icra takibine dayanak senetlerden dolayı borçlu bulunmadığının saptanması ile davacının kötü niyet tazminatı ve davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının dava konusu icra takibine dayanak iki adet senetten ve dolayısıyla icra takibinden dolayı davalıya borçlu bulunup bulunmadığı, icra takibine dayanak senetlerin 01/09/2023 tarihli protokole ek demirbaşların davalı tarafından alınıp 3.kişiye satılması nedeniyle protokol kapsamında bedelsiz kalıp kalmadıkları, davalının protokol kapsamında davacıya devri yapılan ürünlerden geriye eksik teslim aldığı ürünler olup olmadığı, eksiklik varsa teslim aldığı ürünlerin hangileri olduğu noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası celp edilerek dosya arasına alınmış, savcılık soruşturma dosyası dosyamız arasına alınmış, ihtarname dosya arsına alınmış taraf delilleri toplanmıştır. Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı aleyhine asıl alacak ve faiz olmak üzere toplam 325.000,00-TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 01/09/2023 düzenleme tarihli, 21/09/2023 vade tarihli, 162.000,00-TL bedelli bono ve 01/09/2023 düzenleme tarihli, 05/10/2023 vade tarihli, 162.000,00-TL bedelli bono olduğu anlaşılmıştır. Davacı dava dilekçesinde, davalı ile iş yeri devri ve alt kiralama anlaşması yapıldığını, buna göre .... Mahallesi, ... Bulvarı, ... sk. No:60 A-2 Esanyurt adresine bulunan iş yerini eşyaları ile devraldığını, bu kapsamda eşyalar için davalıya her biri 162.000,00-TL bedelli olan 4 adet senet imzaladığını ve protokol yapıldığını, ancak davalının asıl kiraya verenin haberi ve izni olmaksızın alt kiralama işlemi yapması nedeniyle asıl kiraya veren ile kira hususunda anlaşamadıklarını, iş yerinin mühürlendiğini, sonrasında mülk sahibi ile mührün kaldırılması halinde eşyaları alarak iş yerini boşaltacaklarını bildirdiklerini, ancak, mülk sahibinin ... isimli kişinin eşyaları satın almak istediğini söylediğini, bu kişi ile görüştüklerini ancak sonrasında ...'nın eşyaları ... ...'den satın aldığını beyan ederek teslim etmeyeceğini bildirdiğini, davalının kendilerine devrettiği eşyaları kendilerinden habersiz 3. kişiye satması nedeniyle senetlerin bedelsiz kaldığını ileri sürmüştür. Davalı cevap dilekçesinde, iş yerinin davacının ruhsatsız çalışması ve doktor olmadığı halde doktor unvanı kullanması nedeniyle mühürlendiğini, protokol ile tüm demirbaşları eksiksiz teslim etmesine karşın, dilekçesinde bildirdiği bir kısım makine ve eşyaların eksik olduğunu, davalının zarara uğradığını, bu nedenle uğradığı zarar için senetlerden sadece ikisini takibe koyduğunu, davacının sözleşmeye dayalı borcunu ödemediğini, bu nedenle 3. kişiye devredilen mallarla ilgili talepte bulunamayacağını savunmuştur. Mahkememizce iş yerini mühürlenmesine ilişkin kayıtlar incelendiğinde, iş yerinin davacının kullanımında iken 21/09/2023 tarihinde Esenyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından mühürlendiği anlaşılmıştır. Davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu sözleşme örneği incelendiğinde, taraflar arasında 01/09/2023 tarihli, davaya konu iş yerinin demirbaşları ile birlikte davacıya devri hususunda sözleşme imzalandığı, bu kapsamda, ... isimli kişi tarafından 300.000,00-TL peşin ödendiği ve iş yerinde bulunan eşyalar için toplam tutarı 650.000,00-TL olan 4 adet senet düzenleneceği ve ... adına kayıtlı iban numarasına ödeneceği hususlarında anlaştıkları, sözleşme ekinde devredilen eşyaların yazıldığı görülmüştür. Mahkememizce olaya ilişkin davacının yaptığı şikayet üzerine başlatılan soruşturma dosyası olan Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası ve söz konusu dosyada alınan ifadeler incelenmiş olup, davalının söz konusu iş yerindeki ortağı olduğu anlaşılan ...'in savcılık ifadesi incelendiğinde özet olarak, söz konusu iş yerini davalı ... ile birlikte işlettiklerini, resmi evrakların kendisi adına olduğunu, 2023 yılında güzellik salonunu davacılara devrettiklerini, icra dosyasında alacaklı olduklarını, herhangi bir dolandırıcılığın söz konusu olmadığını, davacıların iş yerinde usulsüz çalıştıkları için sonrasında iş yerini bırakıp kaçtıklarını beyan ettiği, iş yerinin mülk sahibi olduğu anlaşılan ...'in özet olarak, dosyamız davacısı olan ... ile aralarında herhangi bir hukuki ticari ilişki olmadığını, iş yerini ...'e kiralamış olduğunu ve onun kiracılığında iken mühürlendiğini, kendisinin mal sahibi sıfatıyla dilekçe verip mührü kaldırttığını, ...'in eşyalarını alıp kiralananı tahliye edeceğini söylediğini ve ...'in söz konusu iş yerini boşalttığını, kendisinin de iş yerini kuaför olan ...'ya kiraya verdiğini, ... ve davacılar arasındaki hukuki ve ticari ilişki hakkında bilgisi olmadığını beyan ettiği, iş yerini daha sonra kiralayan ...'nın eşi olduğu anlaşılan ...'nın savcılığa verdiği ifadesinde özet olarak, iş yerini ...'den kiraladıklarını, iş yerinin içindeki güzellik malzemelerinin kira parasına dahil olduğunu, emlakçı ve .... Hanım (dosyamız davalısı) ile iş yerine giderek malzemeleri kayıt altına aldıklarını, kendi aralarındaki anlaşmazlıklardan bilgi sahibi olmadığını beyan ettiği görülmüştür. Mahkememizce davalı tarafa, davacının iş yerinden götürdüğünü iddia ettikleri demirbaşların hangileri olduğu, kendileri tarafından hangi eşyaların dava dışı ...'ya hangi bedelle satıldığı hususunda açıklama yapmak üzere süre verilmiş, davalı vekili 07/11/2024 tarihli dilekçesi ile, iş yerinin mühürlenmesi sonrasında davacı tarafın taşınabilir tüm eşyaları götürmüş olduğunu, iş yerinde sadece dilekçelerinde bildirdikleri 5 adet cihaz kalmış olduğunu, bunları da 250.000,00-TL'ye ...'ya sattıklarını, bu nedenle toplam 4 adet senetten sadece 2 tanesini takibe konu ettiklerini beyan ettikleri görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730). Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır. (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2018, s.68). Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, davacının iddiası, davalının cevap dilekçesindeki savunmaları, savcılık dosyasında alınan ifadeler dikkate alındığında, ... Mahallesi, ... Bulvarı, .... sk. No:60 A-2 Esanyurt adresine bulunan iş yerinin, davalı ... ve dava dışı ortağı ... tarafından, dava dışı mülk sahibi ...'den kiralandığı ve güzellik merkezi olarak işletildiği, bu kira ilişkisi devam ederken ... ve ... tarafından söz konusu iş yerinin demirbaşları ile birlikte davacılara devredilmesi hususunda taraflar arasında sözleşme imzalandığı, bu kapsamda dava konu senetlerin de dahil olduğu, her biri 162.500,00-TL olan toplam 4 adet senedin, iş yerindeki eşyaların devir bedeli olarak düzenlenerek davalıya verildiği sabittir. Yine toplanan deliller, savcılık dosyasındaki ifadeler ve Esenyurt İlçe Sağlık Müdürlüğünün yazı cevabı dikkate alındığında, davalı ve dava dışı ortağının, söz konusu iş yerini davacılara devrederken, mülk sahibi olan kiraya verenin bu durumdan bilgisi ve onayı bulunmadığı, kiraya veren ile davacılar arasında yapılmış herhangi bir kira sözleşmesi bulunmadığı, buna rağmen iş yeri devir sözleşmesi kapsamında iş yerini eşyaları ile birlikte devralarak davacıların işletmeye başlattıkları, ancak, söz konusu iş yerinin davacıların kullanımında iken Esenyurt İlçe sağlık Müdürlüğü tarafından 21/09/2023 tarihinde mühürlendiği anlaşılmaktadır. Buna göre iş yerinin mühürlenmesi sonrası davacıların söz konusu iş yerindeki fiili hakimiyeti ve kullanımı sona ermiş olup, dosya kapsamında davacıların, 4 adet senet karşılığında satın aldıkları eşyaları tekrar iş yerine girerek götürdükleri veya öncesinde götürmüş olduklarına ilişkin, davalının iddiası dışında herhangi bir somut delil bulunmamaktadır. Kiraya veren mülk sahibi ... de savcılık beyanlarında, iş yerini kiraladığı kişinin ... olduğunu (davalının ortağı), ...'in iş yerinin mührünü kaldırtmasını istemesi üzerine kendisinin dilekçe vererek mührün kaldırılmasını sağladığını, davacılar ile arasında bir ilişki olmadığını beyan etmesi, ...'nın da iş yerini eşyaları ile kiraladığına, davalı ... ile birlikte incelediğine dair beyanda bulunması karşısında, iş yerinin mühürlenmesinden ve mührün kaldırılmasından sonra, fiili hakimiyetin kiraya verene ve resmi kiracı olan davalılara geçtiği, iş yerinin ...'nın eşine içinde bulunan eşyalar ile tekrar kiralandığı anlaşılmaktadır. Eşyaların bir kısmının dava dışı ...'ya satıldığı davalının da kabulünde olup, davalı her ne kadar eşyaların bir kısmının ...'ya 250.000,00-TL bedelle satıldığını, diğer eşyaları davacının götürmüş olduğunu ileri sürmüş ise de, yukarıda belirtildiği üzere, davaya konu senetlerin iş yerindeki demirbaşların bedeli olarak verildiğinin sabit ve her iki tarafın da kabulünde olduğu, iş yerinin mühürlenmesinden sonra, resmi olarak kiracı davalı ve ortağı olduğundan iş yerinin fiilen tekrar onlara ve kiraya verene geçtiği, bu durumda iş yerinden dava konusu senetlerin düzenlenmesine dayanak olan ve davacıya satılan eşyaların davacı tarafından götürüldüğü hususunda ispat yükünün artık davalıda olduğu, davalının bu hususta yaptırdığı somut bir tespit veya mühür kaldırıldıktan sonra davacıya eşyaların teslim edildiğine dair bir delil bulunmadığı, davalının iş yerinin davacının kusuru ile mühürlendiği beyanlarının davanın konusu ile bir ilgisinin olmadığı, davalının veya mülk sahibinin bu nedenle uğradığını iddia ettikleri bir zarar varsa bunun ancak ayrı bir davanın konusu olabileceği, sonuç olarak, davalının ...'ya sattığı dışında kalan eşyaları davacının götürmüş olduğunu ispat edemediği, davaya konu icra takibine dayanak 01/09/2023 tanzim, 21/09/2023 vade tarihli 162.500,00-TL tutarlı bono ve 01/09/2023 tanzim, 05/10/2023 vade tarihli 162.500,00-TL tutarlı bono, söz konusu eşyaların bedeli olarak düzenlendiğinden, tüm dosya kapsamına senetlerin bedelsiz kalmış olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise, mahkememizce, davalının savunmalarında ileri sürdüğü bir kısım eşyaların davacı tarafından götürüldüğünü ispat edememesi nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, davalının kötü niyet ve zararlandırma kastı ile hareket ettiğini ortaya koyan bir delilin bulunamadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; -Davacının, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ve takibe dayanak olan 01/09/2023 tanzim, 21/09/2023 vade tarihli 162.500,00-TL tutarlı bono ve 01/09/2023 tanzim, 05/10/2023 vade tarihli 162.500,00-TL tutarlı bono kapsamında davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, 3-Alınması gereken 22.200,75-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 5.550,19-TL peşin harcının indirilmesi ile geriye kalan 16.650,56-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 5.550,19-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 5.977,79-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 4.703,44-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti 3.200,00-TL'nin davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 52.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı,(e-duruşma) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır