İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/346 E. 2025/289 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/346
- Karar No
- 2025/289
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/346 Esas - 2025/289
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/346 KARAR NO : 2025/289
DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 13/08/2024 KARAR TARİHİ : 09/07/2025 Yazıldığı Tarih : 15/07/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: ... A.Ş.nin, özellikle dağıtım ve lojistik alanı başta olmak üzere birçok alanda faaliyet gösteren tanınmış bir şirket olduğu, şirketin faaliyetlerinde kullandığı ve aynı zamanda kendi ticari unvanı olan “...” ibaresini ... nezdinde çeşitli dosyalarla tescil ettirmiş olduğu, uzun yıllardır ... nezdinde tescilli "..." esas unsurlu markalarının bulunmakta olduğu, şirketin "..." ibaresi üzerinde tescile dayalı ve kullanımdan kaynaklanan kazanılmış (müktesep) hakka ve öncelik hakkına sahip olduğu, dava konusu markanın tescilinin, davacının markalarının ayırt ediciliğine zarar vereceği, "..." markası ile davacı markalarının GÖRSEL, İŞİTSEL ve KAVRAMSAL açıdan aynı esas unsurlu ibareyi içerdiği, markaların benzerlik incelemesinde esas olan markaların bıraktığı genel izlenim olup dava konusu "..." markası ile davacı markalarının bıraktığı genel izlenimin de ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, ...” ibaresinin, davacı adına tescilli “...” markasının son harfi değiştirilerek oluşturulmuş olduğu, “...” ibaresiyle davacı şirketin hem ticari ünvanı hem de tescilli markası olan “...” ibaresi arasında tek harf farklılığı bulunmakta olduğu, bu farklılığın markayı ayırt edici kılmak ve davacı markalarından farklılaştırmak için yeterli olmadığı, dava konusu markanın, herhangi bir şekil unsuru veya ayırt edici nitelikte bir kelime unsuru eklenmeksizin, yalnızca son harfi değiştirilerek başvuruya konu edildiği ve “...” ibaresinin, dava konusu markada da davacı markalarında olduğu gibi ilk kelime unsuru olarak aynı konumda kullanılmasının markalar arasındaki benzerliği daha da artırmakta olduğu, “...” markasının da tescili ve kullanımı durumunda davacı markasıyla ilişkilendirileceği, dava konusu markayla karşılaşan tüketicinin, bu markayla davacı şirket arasında idari veya sözleşmesel bir ilgi bulunduğu yanılgısına düşeceği, davalının, davaya konu marka başvurusunu tescil ettirerek seri marka algısı yaratmak ve bundan haksız olarak yarar sağlamak amacında olduğu, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğu, dava konusu başvurunun kendisinden kaynaklanan benzerliğinin yanı sıra, tescil talep ettiği sınıflar ve bu sınıflarda yer alan ürünlerin de davacı markasıyla birebir aynı olduğu” öne sürülerek ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline ve ... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davalının, adına tescilli markayı bireysel iş ve girişimlerini hayata geçirebilmek (ihtimali) amacıyla kendi isim ve soy isminin (....) baş harflerini kullanmak suretiyle tescil ettirmiş olduğu, davalının işbu tescili yaptırırken davacı taraf ile doğrudan bir rekabete girme yahut davacı tarafın dilekçesinde belirttiği şekilde seri marka algısı yaratmak ve bundan haksız kazanç sağlamak gibi bir niyeti bulunmadığı, isim ve soy isminin baş harflerini kullanarak oluşturduğu markasının yalızca 2 harfinin davacı markaları ile tesadüfi olarak denk gelmesi esas alınarak dava açılmasının haksız ve kötü niyetli olduğu, davalının yalnızca kendi isim ve soy ismini kullanarak tescillediği markasının, davacının işbu davaya konu ettiği markalar ile görsel olarak tamamen farklı olduğu, davalıya ait markanın ''...'' olarak tescillendiği, davalı tarafın yalnızca bir harf farkınının üzerinde durarak markaların benzer olduğu algısını yaratmaya çalışmakta olduğu, davalı adına tescilli ''...'' ibaresi ile ... ..., ..., ... ... ibarelerinin görsel ve işitsel açıdan hiç bir suretle karıştırılmalarının mümkün olamayan ibareler olduğu, davaya konu bu iki markanın ortalama tüketiciler tarafından karıştırılabilmesi yahut markalar arasında bir bağlantı kurabileceğini düşünmenin mümkün olmadığı, dava konusu markaları gören ortalama tüketicilerin, markaların ekonomik olarak aynı şirketten geldiğini düşünmeyecekleri ve markaların farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olduğunu algılayabileceklerinin aşikar olduğu,” öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, Davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre diğer fikri hak, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... Sayılı ... Kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 13/06/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 13/08/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "... ...", "... ... bir adım önde...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, ... Sözleşmesi kapsamında tanınmışlık, tanınmışlık, diğer fikri haklar veya kişi hakları ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalarda yer alan çatışma konusu ibarelerin kısa ibareler olması, söz konusu ibarelerdeki farklılıkların markaların bütünüyle bıraktığı algıyı değiştirecek nitelikte olması hususları beraber değerlendirilmiş ve markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, 6769 s. SMK'nın 6(3), 6(4), 6(5), 6(6) ve 6(9) maddelerine dair iddialar yönünde yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddelere dayalı itirazlar haklı görülmemiştir" şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; ... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ...
Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE;" SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı 7, 20, 39 ve 40. Sınıf mal ve hizmetlerde tescil talepli ibareli davalı başvuru markasının mal ve hizmet sınıflarının tamamının davacının itiraza mesnet tescilli “...” markalarının kapsamında olan birebir aynı mal ve hizmet niteliği taşıdığı, Taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, SMK 6/1 kapsamında; ... sayılı “...” ibareli başvuru markasının, Davacının “...” esas unsurlu tescilli markaları ile arasındaki farklılıkların/benzerlik düzeyinin, karıştırılma ihtimalini bertaraf edemediği ve görsel, işitsel ve kavramsal olarak bütünsel genel izlenim itibarıyla, başvurunun kapsadığı dava konusu edilen tüm mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi bulunduğu, SMK md. 6/3 kapsamında; davacının, davaya konu başvuru markasını, davalının başvuru tarihinden daha önce kendisinin herhangi bir mal veya hizmet bakımından kullanıldığına dair bir delile rastlanmamakla birlikte; davacının dava konusu ... sayılı “...” ibareli davalı markasının gerçek hak sahibi olduğunun varsayılamayacağı, SMK md. 6/5 kapsamında; davacının “...” ibareli markalarının “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri” kapsamında taşımacılık sektöründe belli bir bilinirliği olduğu, bu çerçevede, dava konusu markanın başvuru tarihi 13.03.2023 itibarıyla Davacının “...” esas unsurlu markalarının refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka” olduğunun somut olgu veya delillerle ortaya konulamadığı; aksinin kabulü durumunda; Davacının markasını sadece taşımacılık faaliyetleri ile ilişkili mal ve hizmetler bakımından kullandığı dikkate alındığında, davacının itiraza mesnet ... sayılı “...” ibareli markasının, ... sayılı “... ...” ibareli markasının, ... sayılı “... ... Bir adım önde..” ibareli ve ... sayılı “... ...” ibareli markalarının tescil kapsamındaki 39. Sınıfta yer alan;“Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri” bakımından başvuru markasının tescili ve kullanımı halinde, ilgili alıcı kitlesinin taraf markaları arasında bağlantı/ilinti kurarak ekonomik davranışları ve satın alma tercihlerinde değişiklik olabileceğinin ve SMK 6/5’de düzenlenen Davalının haksız menfaat temin etmesi, Davacı markasının itibarına veya ayırt edici karakterine zarar verilmesi olasılığının doğabileceği, Dava konusu marka, davacı tarafa ait ticaret unvanını içermediğinden, SMK md. 6/6 hükmü dolayısıyla davacının ticaret ünvanından kaynaklı başkasına ait fikri mülkiyet haklarından kaynaklı bir tescil engelinden somut olayda bahsedilemeyeceği, Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, ... ... sayılı kararının iptali koşullarının oluştuğu, Hükümsüzlüğü talep edilen marka başvurusunun tescile bağlanmamış olması nedeniyle hükümsüzlük istemi hakkında değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ....sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) Davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; davalı başvurusu isim ve soyisimin kısaltması olup kötüniyet sözkonusu olmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.
09/07/2025
Katip .... E-imza
Hakim .... E-imza