İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/370 E. 2025/290 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/370
Karar No
2025/290
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/370 Esas - 2025/290

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/370 KARAR NO : 2025/290

DAVA : Marka ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 05/09/2024 KARAR TARİHİ : 09/07/2025 Yazıldığı Tarih: 16/07/2025

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin marka başvurusuna karşı davalının yayına itirazının kısmen kabul edilerek 9.sınıftaki malların müvekkili markasından çıkarıldığını, Markaların benzer olmadığını, Şekil unsurlarının göz ardı edilemeyeceğini, ... dışındaki kelimelerin de ayırt edici olduğunu, Taraf markalarının mal kapsamının sadece yazılım olarak benzer görülemeyeceğini, Markaların karıştırılmayacağını, Tüketicinin niteliğinin de dikkate alınması gerektiğini, Emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek, dava konusu ... kararının iptalini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı firmanın ...başvuru sayılı markasının reddedilen emtiaları açısından davalı şahsa ait .... sayılı markaları arasında SMK 6/1 Maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, ... ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 05/07/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 05/09/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında;"...başvuru numaralı "... audience network" ibareli başvurunun .... sayılı "...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. 6769 sayılı SMK'nın "Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası; ......" hükmünü ihtiva etmektedir. 6769 sayılı SMK'nın 6(1) maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır. Bilindiği gibi markalar arasındaki karıştırılma ihtimali incelemesi; markalar arasındaki benzerlik düzeyi, mal/hizmetler arasındaki benzerlik düzeyi, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücü ve ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi gibi bir dizi unsurun değerlendirilmesine dayanır. Bu değerlendirme son tahlilde bütün unsurların birlikte değerlendirilmesiyle yapılmalıdır ( ...). Ortalama tüketicilerin farklı markalar arasında doğrudan bir karşılaştırma yapma şansına nadiren sahip olduğu, bunun yerine markaların zihninde kalan tam olmayan imajını (hatırasını) esas aldığı faktörü dikkate alınmalıdır. Başka bir deyişle, satın alma işlemi sırasında markalar arasında detaylı bir karşılaştırma yapma imkanı her zaman mümkün olmadığından, tüketiciler markaları tam ve eksiksiz bir şekilde hatırlamayabilirler, ancak hafızalarında kaldığı kadarıyla markaları hatırlarlar. Bununla birlikte, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerle itiraz gerekçesi markanın tescil kapsamındaki hizmetlerin benzerliği hususu .... işaret edilen "canon kriterleri" çerçevesinde; mal ve hizmetlerin doğası ve kullanım amacı, dağıtım kanalları, kullanım şekli ve mal/hizmetlerin rekabet halinde veya tamamlayıcı olup olmaması dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Yapılan incelemede, başvuru ile ret gerekçesi markaların görsel ve işitsel yönden bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer oldukları görüşüne varılmıştır. Şöyle ki, tüketiciler daha önce gördükleri bir markayı aynen değil akıllarında kalan şekilde hatırlamakta ve çoğu zaman farklı işletmelere ait olan iki markayı eş zamanlı karşılaştırma imkanına sahip olmamaktadır. Eksik resme göre değerlendirme yapabilen tüketiciler bakımından kelimelerin sıralanış biçiminin değiştirilmesi veya bazı unsurların çıkarılması veya eklenmesi markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmamaktadır. (....) Ayrıca, başvuru ile kısmi ret gerekçesi markaların kapsamında yer alan "Bilgisayar oyun programlarının yönetilmesi, aktarılması, depolanması ve paylaşılması için ve elektronik olarak depolanan bilgilerin bilgisayar ağlarından kullanıcıya aktarılması ve oyunların kullanıcılar tarafından indirilmesi ve kullanılması için bilgisayar yazılımları; bilgisayar oyunları (yazılımlar); oyun konsolları için bilgisayar oyunları (yazılım); oyun konsolları için yazılımlar, sanal gerçeklik oyun yazılımı; grafiksel veri işleme için yazılımlar; multimedya elektronik yayını veya online ağ aktarımı ile sağlanan oyun konsollarında oynanan oyunlar, bilgisayar oyunları, el bilgisayarları veya cep telefonları için oyunlar (yazılım)" malları ile kısmi redde konu mal ve hizmetler arasında benzerlik ilişkisi bulunduğu görüşüne varılmış ve söz konusu malllar/hizmetler yönünden ... tarafından verilen karar yerinde görülmüş ve itirazın reddi gerekmiştir. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. ." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı Markaları ... ... ... ....+...

17.04.2025 tarihli Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE;" Red gerekçesi markada yer alan yazılım ve donanımların 9.sınıfta olması, tüm malların reddine gerekçe oluşturabilecek veya herşeyle benzer görülebilecek bir sonuç yaratamayacaktır. Özellikle “yazılımların” niteliği dikkate alındığında, doğrudan benzerlik ilişkisinin kabul edilmesi mümkün değildir. Bunun nedeni, esasen hayatın her alanında bilgisayarların kullanılıyor olmasıdır. Bilgisayarlar ve yazılımların, çok ilgisiz gibi görünen mal ve hizmetler için bile kullanılan mallar olduğu dikkate alınmalıdır. Örneğin mimari bir projede, giysi tasarlarken, kitap yazılırken… bilgisayarlar ve yazılımlar kullanılır. Birbiriyle ilgisiz bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu nedenle, bir bilgisayar yazılım markasının herhangi bir mal veya hizmetle benzer olduğunu bu kadar geniş ve kolay kabul etmek, günümüz şartlarında çok da gerçekçi olmayacaktır. Bu durum ancak tanınmışlığın etkisinde dikkate alınabilir bir durum olarak değerlendirilebilir. Sadece bazı harflerin veya kelimelerin ortak olması, markaların genel izlenim açısından benzer olduklarını söylemek için yeterli değildir; markaların hangi mal ve / veya hizmetler üzerindekullanılacağı, hangi tüketiciye yönelik olduğu, marka ibarelerinin özgün niteliği ve ayırt ediciliği gibi birçok etken genel izlenim üzerinde etkilidir. Markalar arasındaki benzerlik ve farklılıkların genel izlenim üzerindeki etkisi; tüketici kitlesi, dava konusu malların niteliği de göz önünde bulundurularak, markaların bütünsel karşılaştırması yoluyla belirlenir: Kaldı ki, dava konusu malların red gerekçesi marka kapsamındaki mallarla kullanılma olasılığı yoktur. Dava konusu malların bu kadar geniş değerlendirilmesi, mal ve hizmet listesini ve karıştırılma olasılığı kavramını her somut olaya göre değerlendirmekten uzaklaşmak anlamına gelecektir. Tüketicinin Türkçe konuşuyor olmasının da bu anlamda bir önemi yoktur. İlgili tüketici markalardaki yabancı kelimelerin farkında olacak niteliktedir. Daha önce de sözü edildiği gibi, her disiplinde bir karşılığı olan taraf markaları tamamen belirli mallara yöneliktir. Bu yönüyle, sınıflandırmayı sınıf numaralarına indirgemek her zaman tehlikeliyken; somut olay bu tehlikenin en somut örneklerinden biri haline gelmiştir. Dava konusu mallar reklamverenler, reklam ajansları, pazarlama departmanları gibi kurumsal kullanıcıların reklamları çevrim içi ortamlarda dağıtması ve reklam süreçlerini optimize etmesine yönelik ürünlerdir. İtiraz gerekçesi markalar ise bireysel kullanıcılar (oyuncular) veya oyun geliştiricilerinin oyunları yönetmesi, aktarması, paylaşması ve kullanıcıların oynamasına yönelik ürünlerdir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken, her iki tarafın da temelde “yazılım” için markayı kullanacak olmasıdır. Bu durum, elbette ki belirli bir benzerliğe işaret etmektedir. Ancak, markaların ortak olduğu ... kelimesinin niteliğine de dikkat etmek gerekir. "..." kelimesinin dava konusu yazılım ürünleri ile doğrudan ve ayırt edici bir ilişki kurduğu anlamına gelmese de, bu kelimenin yazılım ve teknoloji alanında genel bir kullanım alanına sahip olduğu da rahatlıkla söylenebilir. Özellikle veri işleme, veri tanımlama (...) ve web kodlama süreçlerinde sıkça karşılaşılan bir terimdir. Örneğin aşağıdaki alanlarda terim olarak yerleşiktir: ... veri (...): Bir veri kümesi hakkında bilgi veren veridir. (Örneğin bir fotoğraf dosyasının çözünürlüğü, çekim tarihi gibi bilgiler.) ... ( ... etiketleri): Web sitelerinde sayfanın içeriği hakkında arama motorlarına bilgi veren kodlardır. ...-programlama: Bir programın başka programları işleyebilmesi veya kendi yapısını değiştirebilmesi anlamına gelen bir yazılım konseptidir. ...-object: Yazılımda nesneler hakkında nesne yaratan sistemlerdir (özellikle ileri düzey yazılım mimarilerinde). Dolayısıyla, taraf markalarının genel adının “yazılım” olması, ilgili alanda ayırt ediciliğinin yüksek olduğu söylenemeyecek ... kelimesinin ortaklığıyla birleştirilerek karıştırılma olasılığından söz edilemez. Aksine, bu durum markaları farklılaştırmak için yeterlidir. Dava konusu mallar yönünden, markalar arasındaki farklılıkların açık olduğu görülmektedir. Yargıtay kararlarında da tüketici kitlesinin önemine vurgu yapılmakta, aynı alt grupta olup yüksek dikkat düzeyi gerektiren mal ve hizmetler yönünden bile karıştırılma olasılığı olmayabileceğine değinilmektedir. Örneğin ..... Sayılı kararında aynı alt grupta yer alan hizmetlerin karıştırılma olasılığı bulunup bulunmadığının dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, dava konusu mal ve hizmetler yönünden marka işaretlerinin karıştırılma olasılığına neden olacak benzerlik içermediği görülmektedir. 11.11.1997 tarih ve .... sayılı ... kararı, aradan geçen uzun yıllara karşın karıştırılma olasılığı konusundaki saptamalarının temel olduğu bir karardır. Buna ilişkin değerlendirmede, Yerel Mahkeme’nin sorduğu soruya verilen cevap, bugün hala geçerliliğini koruyan önemli bir içtihattır: “Markaların anlamlarının yakın olması nedeniyle halkın iki marka arasında kurabileceği ilişkilendirme, ilişkilendirme olasılığını da içeren karıştırılma olasılığı kriterinin varlığı için, tek başına yeterli temeli sağlamaz.”(....) Bu karardaki önemli saptamalardan biri “İlişkilendirme olasılığının karıştırılma olasılığının alternatifi olmadığı, ancak kapsamının tanımlanmasına hizmet ettiği”dir. (....) Bu karar ile, ilişkilendirme riskinin kesin olarak karıştırılma riskinin varlığını kabul etmek için yeterli olmadığı, karıştırılma olasılığının mutlak koşul olduğu, bu olasılığın ürünlerin halk tarafından karıştırılması anlamındaki doğrudan karıştırma veya ürünlerin birbiriyle ilişkili firmalara ait olduğunu düşünmesi anlamındaki dolaylı karıştırma şeklinde olabileceği ifade edilmiş olmaktadır. Somut olayda, taraf markaları arasındaki benzerliğin düşük düzeyde olması, malların farklılaşması ve tüketici kitlesinin ayrışması, karıştırılma olasılığını ortadan kaldırmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, 6769 sayılı SMK’nın marka tescilinde nispi red nedenlerine ilişkin 6(1) maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede, takdiri Sayın Mahkeme'nin olmak üzere, markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunmadığı düşünülmektedir. SONUÇ; Dava konusu malların itiraz gerekçesi markalar kapsamındaki mallarla ilişki düzeyinin düşük olduğu ve markaların karıştırılma olasılığına neden olacak benzerlik içermediği, Taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6(1) maddesi kapsamında karıştırılma olasılığı bulunmadığı, Dava konusu ... sayılı ... kararının iptali koşullarının oluştuğu " şeklinde ifade edilmiştir. Davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının "... " ibareli marka başvurusu ile davalıya ait " ... " ; " ... " ; " .... " ibareli tescilli markaları arasında emtia benzerliği oluşsa da biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle özellikle markanın bütünselliği gözetilerek görsel,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;(taraf markaları arasındaki benzerliğin düşük düzeyde olması, malların farklılaşması ve tüketici kitlesinin ayrışması, karıştırılma olasılığını ortadan kaldırdığı ) Nitekim bu konuda benimsendiği şekilde bilirkişi heyet raporunda " "..." kelimesinin dava konusu yazılım ürünleri ile doğrudan ve ayırt edici bir ilişki kurduğu anlamına gelmese de, bu kelimenin yazılım ve teknoloji alanında genel bir kullanım alanına sahip olduğu da rahatlıkla söylenebilir. Özellikle veri işleme, veri tanımlama (...) ve web kodlama süreçlerinde sıkça karşılaşılan bir terimdir. Örneğin aşağıdaki alanlarda terim olarak yerleşiktir: ... veri (...): Bir veri kümesi hakkında bilgi veren veridir. (Örneğin bir fotoğraf dosyasının çözünürlüğü, çekim tarihi gibi bilgiler.) ... (.... ... etiketleri): Web sitelerinde sayfanın içeriği hakkında arama motorlarına bilgi veren kodlardır. ...-programlama: Bir programın başka programları işleyebilmesi veya kendi yapısını değiştirebilmesi anlamına gelen bir yazılım konseptidir. ...-....: Yazılımda nesneler hakkında nesne yaratan sistemlerdir (özellikle ileri düzey yazılım mimarilerinde). Dolayısıyla, taraf markalarının genel adının “yazılım” olması, ilgili alanda ayırt ediciliğinin yüksek olduğu söylenemeyecek ... kelimesinin ortaklığıyla birleştirilerek karıştırılma olasılığından söz edilemez. Aksine, bu durum markaları farklılaştırmak için yeterlidir. Somut olayda, taraf markaları arasındaki benzerliğin düşük düzeyde olması, malların farklılaşması ve tüketici kitlesinin ayrışması, karıştırılma olasılığını ortadan kaldırmaktadır. " şeklinde de izah edildiği şekilde taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali oluşmadığı; SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Nihayetinde davanın kabulü gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu .... sayılı ... kararının iptaline, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-Davacının yaptığı; 11.000 TL bilirkişi ücreti, 730,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 12.157,60 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 09/07/2025

Katip .... E-imza

Hakim .... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/370, K. 2025/290, T. 09.07.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-370-e-2025-290-k-aff143e6af4f