İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/368 E. 2025/261 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/368
- Karar No
- 2025/261
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/368 Esas - 2025/261
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/368 KARAR NO : 2025/261
DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 04/09/2024 KARAR TARİHİ : 02/07/2025 Yazıldığı Tarih : 12/07/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin 2022 yılında ... grubuna katıldığını, davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına itiraz ettiklerini, Dava konusu markanın müvekkili markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, Markaların seri marka algısı yaratacağını, Müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, Başvurunun kötü niyetli olduğunu, Haksız rekabet oluşturduğunu, Emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek, dava konusu ... sayılı ... Kararının iptalinin ve markanın sicilden terkinini ve hükümsüzlüğünü talep etmiştir SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilinin 2006 yılında kurulan bir şirket olduğunu, 20 den fazla bankanın 60'a yakın teklifinin karşılaştırılması hizmeti verdiğini, Davacının yayına itirazda öne sürmediği gerekçeler eklediğini, Davacı markalarının tanınmış olmadığını, Tarafların sektörde yeni olduğunu, Markaların benzer olmadığını, ... kelimesinin ayırt edici olmadığını, Renk kombinasyonunun gerçek sahibinin müvekkili olduğunu, ... ibareli seri markaları olduğunu, Emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, ... ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği, hükümsüzlük talebi yönünden kurum itiraz sürecinde ileri sürülmeyen ancak dava dilekçesinde geçen davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı iddialarının yukarıda belirtilen iltibas iddiası ile birlikte yerinde ve doğru olup olmadığı, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 10/07/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 04/09/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. .... Yapılan inceleme sonucunda, markaların oluşturuluş şeklli; "turuncu" ve "lacivert" rengindeki kullanım benzerliği ve "kelime" kombinasyonlarındaki benzerlik bir arada değerlendirildiğinde, "..." "ibareli başvuru ile ... sayılı "..." ibareli itiraz gerekçesi markaların, görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmesi nedeniyle, aynı/ aynı tür hizmetler bakımından, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkacağı sonucuna varılmıştır. Belirtilen nedenle itirazın kısmen kabulü gerekmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ... (...) ... (...) 17.04.2025 tarihli Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; "A. ... Kararının İptali Talebi Yönünden 1) Dava konusu “9 ve 16.sınıflardaki malların tamamı” ve “38 Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). 41 Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). 45 Sosyal ağ oluşturma hizmetleri”nin, itiraz gerekçesi ... sayılı marka kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzer olduğu, 2) Dava konusu diğer hizmetlerin, itiraz gerekçesi marka kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/ aynı tür/ benzer olmadığı, 3) Dava konusu markanın, itiraz gerekçesi ... sayılı markayla genel izlenim yönünden benzer olduğu, 4) Taraf markaları arasında, ... sayılı itiraz gerekçesi marka ve 1. maddede sayılan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6(1) maddesi kapsamında karıştırılma olasılığıbulunduğu, 5) Dava konusu ... sayılı ... kararının 1.maddede sayılan mal ve hizmetler yönünden iptali koşullarının oluştuğu, 6) Dava konusu ... sayılı ... kararının 1.maddede sayılan mal ve hizmetler dışında kalan hizmetler yönünden yerinde olduğu, B. Hükümsüzlük Talebi Yönünden 7) Dava konusu “9 ve 16.sınıflardaki mallar ve “38 Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). 41 Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). 45 Sosyal ağ oluşturma hizmetleri”nin, itiraz gerekçesi ..., ...., ... sayılı markalar kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer olduğu, 8) Dava konusu diğer hizmetlerin, itiraz gerekçesi markalar kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer olmadığı, 9) Dava konusu markanın, itiraz gerekçesi ..., ... sayılı markalarla genel izlenim yönünden benzer olduğu, itiraz gerekçesi diğer markalarla genel izlenim yönünden benzer olmadığı, 10) Taraf markaları arasında, ..., ... sayılı itiraz gerekçesi markalar yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6(1) maddesi kapsamında karıştırılma olasılığı bulunduğu, itiraz gerekçesi diğer markalar yönünden karıştırılma olasılığı bulunmadığı, 11) Dava konusu markanın 6769 sayılı SMK’nın 6(5) maddesi kapsamında dava konusu tüm mal ve hizmetler yönünden tescil engeli bulunduğu, 12) 6769 sayılı SMK’nın 6(9) maddesi yönünden hukuki yorum yetkisinin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, 13) Dava konusu markanın dava konusu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. Davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; ... kararı iptalinde; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." (...) ibareli tescilli markası arasında kısmen emtialar benzese de , ... ibaresi zayıf ve tanımlayıcı olduğundan taraf markalarında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; davalı başvurusunda "....", davacı markasında ise "..." ibaresinin asli belirleyici unsur olduğu görüleceği, İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde davacıya ait "..." (...) ibareli ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği , her iki markada yanılgı yaşamayacağı, taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı , SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Neticeden dava reddedilmiştir. Hükümsüzlük talebinde ; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." (...) ibareli ve " ... " (...) ibareli ve diğer tescilli markaları arasında kısmen emtialar benzese de , ... ibaresi zayıf ve tanımlayıcı olduğundan taraf markalarında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; davalı başvurusunda "...", davacı markasında ise "..." ibaresinin asli belirleyici unsur olduğu görüleceği, İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde davacıya ait "..." (...) ibareli ve " ... " (...) ibareli ve diğer tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği , her iki taraf markasında yanılgı yaşamayacağı, taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı da oluşmayacağı , SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; ... kararı iptali ve hükümsüzlük davasında aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.
02/07/2025
Katip .... E-imza
Hakim .... E-imza