İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/332 E. 2025/82 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/332
- Karar No
- 2025/82
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/332 KARAR NO : 2025/82 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2024 KARAR TARİHİ : 04/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait... plakalı aracının ... idaresinde iken 03/10/2023 tarihinde İzmir Tepecik Köprü üstü Bornova istikametine seyir halinde iken ...plakalı araç sol şeritte seyir halinde iken önünde ki ... plakalı araca, çarpmanın etkisiyle de müvekkiline ait araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde ...lakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, işbu davadan önce müvekkiline ait araçta meydana gelen hasarın tespiti için İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası üzerinden tespit yaptırıldığını, düzenlenen bilirkişi raporuna göre müvekkiline ait aracın onarım bedelinin KDV dahil 339.162,27-TL tespit edildiğini, müvekkiline ait araçta 60.000,00-TL değer kaybı tespit edildiğini, kazada kusurlu bulunan ...lakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen ve poliçe limiti dahilinde işbu zarardan sorumlu olan ... Anonim Şirketine başvuru yapıldığını, sigorta şirketi tarafından 2023 yılı ZMMS poliçe limiti kapsamında 120.000,00-TL ödeme yapıldığını, sigorta şirketi tarafından yapılan kısmi ödemenin mahsup edilerek kaza nedeniyle müvekkiline ait araçta meydana gelen gerçek değer kaybının uzman bilirkişi tarafından hesaplanmasını talep ettiklerini, müvekkilinin dava konusu kaza nedeniyle, aracın onarımı sürecinde uzun süre araçsız kaldığını ve aracını kullanamadığını, kaza nedeniyle müvekkiline ait aracın tamirat süresince kullanılmamasından dolayı doğan zararın uzman bilirkişi tarafından hesaplanmasını talep ettiklerini beyan etmekle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkilin aracında meydana gelen 50.000,00-TL hasar bedeli ve KDV‘nin, kaza nedeniyle meydana gelen 30.000,00-TL değer kaybı tazminatının davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsilini, şimdilik 5.000,00-TL ikame araç bedelinin davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde konu bölümünde belirtilen talep bedelleri ve 80.000,00-TL'lik harca esas değer bildirimi ile sonuç ve istem bölümündeki taleplerini toplamı birbiriyle örtüşmediğini, davacının dava dilekçesinde... plakalı aracın karıştığı 03.10.2023 tarihli kaza sebebiyle araçta oluşan 50.000,00-TL hasar bedeli, 5.000,00-TL ikame araç bedeli ve konu kısmında 25.000,00-TL değer kaybı tazminatının (sonuç kısmında 30.000,00-TL) İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespite ilişkin masraf ve vekalet ücretinin taraflarına ödenmesini talep ettiğini, söz konusu delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu bu davada delil olarak kullanılamayacağını, kusur tespitine ilişkin itirazları olduğunu, değer kaybına ilişkin işbu yargılama içerisinde tekrar bilirkişi raporu alınması gerekli olduğunu, aracın makul onarım süresi dikkate alınarak bir ikame araç bedeli tespit edilmesi gerektiğini, faiz kaza tarihinden değil davacının taleplerinin müvekkilinee ulaştığı andan itibaren işletilebilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Tutanağı, 2-Davaya konusu trafik kazasına karışan..., ... ve ...laka sayılı araçlara ait trafik tescil ve ruhsat belgeleri, 3-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde... plakalı araca ait olarak bulunan tramer kaydı, 4-Dava dışı ... Anonim Şirketi nezdinde ...lakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi, dava konusu 03/10/2023 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası ve davacıya ödemee yapılıp yapılmadığına ilişkin kayıtlar, 5-İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyası, 6-Davacıya ait ticaret sicil kayıtları, 7-Davacıya ait vergi sicil kayıtları, 8-Davacıya ait esnaf sicil kayıtları, 9-Bilirkişi heyetinin 02/01/2025 havale tarihli raporları, 10-Davacı vekilinin 03/01/2025 tarihli bedel artırım dilekçesi, 11-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, 03/10/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı...'a ait... plakalı araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ile hasar sebebiyle oluşan değer kaybı bedeli ve ikame araç bedelinin belirlenerek, belirlenecek hasarın onarım bedeli ile değer kaybı ve ikame araç bedeli ile İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin...D.İş Esas sayılı dosyası için yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücreti bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar... Ticaret Anonim Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın mahkememizce resen belirlenecek bir trafik alanında uzman bir otomotiv alanında uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 03/10/2023 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı dışı ... Anonim Şirketi nezdinde ...lakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, ödeme evrakları, dava konusu trafik kazasına karışan araçlara ait tescil belgeleri, davacıya ait... plakalı araca ait tramer kayıtları ve sair deliller göz önünde bulundurularak; ...lakalı araç sürücüsü, ... plakalı araç sürücüsü ile... plakalı araç sürücülerinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hangi maddelerini ihlal etmek suretiyle dava konusu olan ve 03/10/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasının oluşumuna sebebiyet verdikleri hususu ile trafik kazası sonucunda... plakalı araçta meydana gelen hasar miktarının ve hasarın onarım bedelinin ne kadar olduğu, aracın makul tamirat süresinin ne kadar olduğu, aracın muadilinin kaza tarihi itibarıyla ne kadar bedel mukabilinde temin edilebileceği, ikame araç bedelinin ne kadar olduğu, çekici giderinin makul olup olmadığı, araçta oluşan hasar kapsamında değer kaybı oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise dava konusu araçta oluşan değer kaybı bedelinin yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda aracın dava konusu kazadan önceki hasarsız ikinci el bedeli ile kazadan sonraki hasarlı ikinci el bedeli arasındaki fark esas alınmak suretiyle belirlenerek, belirlenecek değer kaybı bedelinden dava açılmadan önce varsa davacı tarafa yapılan ödemeler de dikkate alınarak, davacı tarafça talep edilebilecek bakiye onarım bedeli, değer kaybı bedeli ile ikame araç bedeli tazminatlarının hesaplanarak düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, bilirkişi heyetinin 02/01/2025 havale tarihli raporlarında sonuç olarak; ...lakalı otomobil sürücüsünün kontrolsüz şekilde şerit değiştirdiğinden dolayı kazanın oluşumunda etken olduğunu,... plakalı otomobil sürücüsünün atfı kabil kural ihlalinde bulunmadığından dolayı kazanın oluşumunda etken olmadığını, ... plakalı otomobil sürücüsünün atfı kabil kural ihlalinde bulunmadığından dolayı kazanın oluşumunda etken olmadığını,... plakalı,... marka, 2021 model aracın onarım bedelinin kaza tarihi itibarıyla 238.285,23 TL yedek parça, 44.500,00 TL işçilik olmak üzere toplam 282.785,23 TL+kdv, kdv dahil 339.342,27 TL olduğunu, dava dışı ZMMS Sigortacısı ... A.Ş.'nin, ZMMS poliçe limiti kapsamında 120.000,00 TL ödeme yaptığı beyanı dikkate alınması ve düşülmesi durumunda; bakiye hasar onarım bedeli farkının (339.962,27 TL-120.000 TL) 219.342,27 TL olacağını, 2021 model aracın onarımı yapıldıktan sonraki rayiç değeri araştırması neticesinde, kaza tarihinde, onarım sonrası rayicinin 910.000 TL ile 920.000 TL olduğu, ortalama değerinin 915.000 TL olduğu, Yargıtay 17 HD. nin Gerçek zarar ile ilgili “gerçek zarar ve değer kaybının, aracın kaza öncesi rayici ile (975.000 TL) onarım sonrası rayici (915.000 TL) arasındaki farktır” kararları göz önüne alındığında ve değerlendirildiğinde aracın piyasa koşullarında değer kaybının 60.000.00 TL olduğunu, davaya konu aracın makul onarım süresi ile araçtan mahrum kaldığı süre zarfındaki zararına ilişkin olarak bir bilgi ve belge/delil, dosyaya sunulu olmadığı, diğer taraftan; davaya konu aracın; Sol Ön Kapı, Motor Kaput, Sol Ön Çamurluk, Sağ Ön Çamurluk, Ön Panel, Sol Arka Kapı, Ön Tampon, Ön Tampon demiri, ön panel vs. gibi parçaların onarım değişim ve boya işlemleri için 7 günün yeterli olmadığı, netice olarak; yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, Davaya konu makul onarım süresinin 10 gün olduğu, davaya konu aracın aynı özelliklerdeki bir aracın, mahrum kalınan onarım süresince yerine ikame araç olarak kullanılması durumunda, aynı, özellik, segment ve konfordaki ikame bir aracın günlük kira bedelinin kaza tarihi itibarıyla 1.250,00 TL/gün, (10 gün x 1.250 TL) toplamda 12.500,00-TL olduğunu mütalaa etmişlerdir. Davacıya ait aracın markasının..., kullanım tarzının yük nakli-hususi, cinsinin BB Van olduğu olduğu anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Davaya konu tazminat talebinin dayanağı olan aracın markasının ... kullanım tarzının yük nakli-hususi, cinsinin BB Van olduğu olduğu, aracın ruhsat bilgilerinde kullanım amacının yük nakli-hususi olarak yer aldığı, resmi kayıt niteliğindeki araç ruhsat bilgilerinde kamyonet vasfındaki sigortalı aracın kullanım şekli "hususi" olarak belirtildiği ve poliçe ruhsat bilgilerine göre düzenlendiğinden, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları çerçevesinde hususi vasıftaki kapalı kasa kamyonetin ticari araç olarak kabul edilmediği de gözetildiğinde, ayrıca davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davacının gerçek kişi olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin davacının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davacının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İzmir Vergi Dairesine, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde davacının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, esnaf siciline kayıtlı olmadığı, gelir vergisi mükellefiyetinin de bulunmadığı, gerçek usulde vergilendirildiği, açıklanan hususlar dolayısıyla davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, davacının tacir sıfatının ve ticari işletmesinin bulunmadığı ve bu sebeple uyuşmazlığın davacının ticari işletmesi ile ilgili de olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin... Karar sayılı ilamında aynen; ''.....zorunlu trafik sigortası olmayan araç muris adına kayıtlı kapalı kasa kamyonet olup kullanım amacı hususi-yük nakli olmakla ticari araç olmadığından.....'' denilerek kullanım amacı hususi-yük nakli olan kapalı kasa kamyonetin ticari araç olmadığı belirtilmiştir. Yargıtay... Hukuk Dairesinin ... Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Dava, zorunlu mali mesuliyet sigortacısının, ehliyetsizlik sebebine dayanar...lıya yönelttiği rücu davasıdır. Kazaya neden olan araç hususi kamyonet olup, ticari niteliği bulunmamaktadır......'' ibarelerine yer verilerek, kullanım amacı hususi olan kamyonet vasfındaki aracın ticari mahiyetinin bulunmadığına dikkat çekilmiştir. Yukarıda yer verilen ve yerleşik vasfını kazanmış Yargıtay içtihatları çerçevesinde, taraflar arasındaki sigorta poliçesine konu kullanım amacı hususi-yük nakli olan aracın ticari vasfının bulunmadığı ortadadır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin... Karar sayılı kararında aynen; ''.....kullanım şekli "hususi" olarak belirtildiğinden dava tarihi olan 04.09.2015 itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Kanun uyarınca davacı gerçek kişi tüketici, taraflar arasındaki sözleşme de tüketici işlemi sayılmakla davaya bakmakla tüketici mahkemesi görevli olduğundan mahkemece davaya bakmakla asliye ticaret mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Nitekim Yargıtay 17. H.D'nin 2015/1724 E, 2017/9204K sayılı kararında da kulllanım şekli "hususi yük nakli" olan kamyonet, ticari araç olarak kabul edilmemiştir......'' ibarelerine yer verilerek kullanım şekli hususi yük nakli olan aracın ticari araç vasfında olmadığına karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin...Karar sayılı kararında aynen; ''.....Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigorta poliçesi akitine karşı açmış olup, sigortalanan aracın hususi otomobil olması birlikte değerlendirildiğinde görevli mahkemenin tayininde davacı ile sigortalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır.....'' gerekçesiyle, davacı sigorta şirketinin dava dışı üçüncü kişiye ödediği bedeli sigortalısına rücu amacıyla ikame ettiği davalarda, sigorta poliçesi tahtında sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki ilişkinin esas alınması gerektiği belirtilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin... Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Davalı sigortalı gerçek kişi olup, dava konusu... plakalı aracın UYAP sisteminden kontrol edilen ruhsat bilgilerinden de aracın kullanım şeklinin "Hususi" olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, davacı sigorta şirketi ile davalı sigortalı arasında akdedilen sigorta sözleşmesi bir tüketici işlemidir. O halde, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerekir.( Yargıtay 17. HD.'nin 18/03/2019 tarih ve 2016/7889 Esas-2019/3084 Karar, Yargıtay 17. HD.'nin 26/11/2018 tarih ve 2016/1475 Esas-2018/11274 Karar) Bu nedenle ilk derece mahkemesince Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu gözetilip göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usülden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.....'' ibarelerine yer verilerek, sigorta şirketi ile sigortalısı arasında hususi kullanıma özgülenen araca ait olarak yapılan sözleşme tanzimi işleminin tüketici işlemi olduğu yönünde karar verilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin... Karar sayılı ilamında ise aynen; ''.....davanın dayanağının taraflar arasında imzalanan Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesinin oluşturduğu, dava konusu aracın ruhsat bilgilerinde hususi araç olduğunun belirtildiği ve poliçenin ruhsat bilgileri doğrultusunda düzenlendiği ve yukarıda belirtilen yasa maddeleri kapsamında, taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi olduğu anlaşılmış olup, davalının rant a car işi yapması ve dava konusu aracın kaza tarihinde kiralık araç olarak kullanılması nedeniyle, davalının tüketici olmadığı ve mesleki faaliyetler ile hareket ettiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmayıp.....'' şeklinde hüküm kurulmuştur. Adana Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin ... Karar sayılı ilamında da aynen; ''.....dava konusu aracın ruhsat bilgilerinde hususi araç olduğunun belirtildiği ve poliçenin ruhsat bilgileri doğrultusunda düzenlendiği ve yukarıda belirtilen yasa maddeleri kapsamında, taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi olduğu anlaşılmış olup, davalının dava konusu aracın kaza tarihinde kiralık araç olarak vermesi nedeniyle, davalının tüketici olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmayıp.....'' denilmiştir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Tutanağı, davaya konusu trafik kazasına karışan..., ... ve ...laka sayılı araçlara ait trafik tescil ve ruhsat belgeleri, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde... plakalı araca ait olarak bulunan tramer kaydı, dava dışı ... Anonim Şirketi nezdinde ...lakalı araca ilişkin olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi, dava konusu 03/10/2023 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası ve davacıya ödemee yapılıp yapılmadığına ilişkin kayıtlar, İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.iş sayılı dosyası, davacıya ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait vergi sicil kayıtları, davacıya ait esnaf sicil kayıtları, bilirkişi heyetinin 02/01/2025 havale tarihli raporları, davacı vekilinin 03/01/2025 tarihli bedel artırım dilekçesi ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın 03/10/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı...'a ait... plakalı araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ile hasar sebebiyle oluşan değer kaybı bedeli ve ikame araç bedelinin belirlenerek, belirlenecek hasarın onarım bedeli ile değer kaybı ve ikame araç bedeli ile İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesini... D.İş Esas sayılı dosyası için yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücreti bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, her ne kadar dava konusu aracın taşımacılık işinde kullanıldığı iddia edilmekte ise de, aracın markasının ... - E, kullanım tarzının yük nakli-hususi, cinsinin BB Van olduğu olduğu, aracın ruhsat bilgilerinde kullanım amacının yük nakli-hususi olarak yer aldığı, resmi kayıt niteliğindeki araç ruhsat bilgilerinde kamyonet vasfındaki sigortalı aracın kullanım şekli "hususi" olarak belirtildiği ve poliçe ruhsat bilgilerine göre düzenlendiğinden, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları çerçevesinde hususi vasıftaki kapalı kasa kamyonetin ticari araç olarak kabul edilmediği de gözetildiğinde, ayrıca davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davacının gerçek kişi olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin davacının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davacının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İzmir Vergi Dairesine, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde davacının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, esnaf siciline kayıtlı olmadığı, gelir vergisi mükellefiyetinin de bulunmadığı, gerçek usulde vergilendirildiği, açıklanan hususlar dolayısıyla davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, davacının tacir sıfatının ve ticari işletmesinin bulunmadığı ve bu sebeple uyuşmazlığın davacının ticari işletmesi ile ilgili de olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, tarafların yokluklarında, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/02/2025
Katip... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır