İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/332 E. 2025/34 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/332
- Karar No
- 2025/34
- Karar Tarihi
T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/332 Esas - 2025/34 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/332 KARAR NO : 2025/34
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/08/2024 KARAR TARİHİ : 04/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2025
TALEP: Davacı vekili 07/08/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin .... .... .... .... .... .... .... sayılı "...", "...", "...", "...", "...", "...", "... exterior sheathing", "... roof exterior sheathing", "... roof" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... eğitim kurumları" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TÜRKPATENT’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu red kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira; davacının inşaat sektöründe son derece tanınmış markaları karşısında, aynı esaslı unsuru taşıyan kötü niyetli davalı marka başvurusunun tesciline müsaade edilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, davalı şirketin, davacının tanınmışlığı sabit olan markasından haberdar olduğunun derdest davalar ve marka itirazlarıyla sabit olduğunu, davalının, TÜRKPATENT nezdinde 27 civarında “...-BORDEX” unsurlu marka başvurusu yapmak suretiyle davacının büyük emekler ve yoğun tanıtımlarla inşaat ve yapı malzemeleri sektöründe son derece tanınmış hale getirdiği “...” ibaresini taklit etmekte olduğunu ileri sürerek, 2024-M-9264 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesi ve beyanlarında özetle: Başvuru kapsamında yer alan mal/hizmetler yönünden markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, markaların kapsadığı farklı emtia ve hizmetler göz önüne alındığında “... eğitim kurumları” ibareli markanın, davacıya ait markaları akla getirmediğini, onun itibarından haksız yere faydalanması veya ayırt edicilik karakterini zedelemesinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesi ve beyanlarında özetle: Davacı yan adına tescilli markalar incelendiğinde bu markalarda esas unsur olarak kullanılan "BOARD" kelimesinin İngilizce kökenli bir kelime olduğu ve günlük hayatta herkesçe kullanılan bir ürüne verilen bir cins ismi yani tanımlayıcı işaret olduğunun hemen tespit edildiğini, nitekim "EX" kelimesinin de eski anlamına gelen bir kelime olduğunu, "board" kelimesine eklenen "ex" kelimesinin söz konusu markaya hiçbir ayırt edicilik katmadığını, davalının markasında kullandığı "BOR" kelimesinin bor mineralinden geldiğini, bor minerali katkılı boya üretimi konusunda uzun yıllardır davalı firma tarafından yapılan Ar-Ge çalışmaları sebebiyle tercih edildiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da cins vasıf belirten kelimelerin bir kişinin inhisarına bırakılmasının mümkün olmadığının belirtildiğini, taraf markalarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak TÜRKPATENT YİDK tarafından alınan...sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler TÜRKPATENT'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan YİDK kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, TÜRKPATENT'in...sayılı YİDK kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen YİDK kararının davacıya 12/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 07/08/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ ... başvuru sayılı markanın dosya örneği incelendiğinde; dava konusu "... eğitim kurumları" ibareli, 2022/146751 sayılı marka tescil başvurusunun, davalı tarafından 41 ve 43’üncü sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere yapıldığı, söz konusu başvurunun Resmi Marka Bülteni’nde ilanına karar verildiği, anılan başvurunun ilanına yasal süresi içinde olmak üzere, davacı tarafından 2010 49950, 2012 13979, 2013 31735, 2014 108825, 2014 108836, 2014 108843, 2014 108860, 2015 81804, 2015 81859 sayılı “...” ibareli markalar gerekçe gösterilerek 6769 sayılı SMK’nın 5/1(ç), 6/1, 6/5, 6/9 maddeleri uyarınca itiraz edildiği, bahse konu itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından incelenerek itirazın reddine karar verildiği, itirazın reddi kararına, itiraz sahibi vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, bu itirazın da TÜRKPATENT YİDK'in huzurda dava konusu edilen kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmıştır.
TÜRKPATENT YİDK'in...sayılı kararında: "... başvuru numaralı "... eğitim kurumları" ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvurunun 2010 49950, 2012 13979, 2013 31735, 2014 108825, 2014 108836, 2014 108843, 2014 108860, 2015 81804, 2015 81859 sayılı "...", "...", "...", "...", "...", "...", "... exterior sheathing", "... roof exterior sheathing", "... roof" ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve 5/1-ç, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ... Yapılan inceleme sonucunda, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler ile itiraza mesnet markaların kapsamlarındaki malların/hizmetlerin mahiyeti ve başvuru ile itiraza mesnet markaların benzerliği bir arada değerlendirildiğinde başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında itiraza konu hizmetler bakımından ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca başvuru ve itiraz gerekçesi markalar aynı ya da aynı tür mal veya hizmetleri içermediğinden 5/1-ç gerekçeli itiraz da haklı bulunmamıştır. 6769 s. SMK md. 6/5 "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmünü amirdir. 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi gereğince bir başvurunun reddedilebilmesi için, itiraza mesnet markanın ülkemizde tanınmış bir marka haline geldiğinin kanıtlanması ve bu tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya söz konusu markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikesinin doğabileceğinin ortaya konulması gerekmektedir. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda yukarıda belirtilen şartların oluşması gerekmektedir. Önceki markanın sahibi fiili ve mevcut zararı göstermek zorunda olmasa da, markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağına ya da markasının itibarına zarar verileceğine ya da markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceğine ilişkin olarak gelecekteki (markanın tescil edilmesi veya kullanılması halinde) riske dair farazi (varsayımsal) olmayan ve aksi ispat edilmedikçe iddiayı ispata yeterli ve geçerli olan deliller ileri sürmek zorundadır. Buradan hareketle, itiraz sahibi yukarıda sayılan durumların, olayların olağan akışı içinde öngörülebilir olması bakımından gerçekleşmesi muhtemel olduğunu ortaya koymak durumundadır. Muterizin md. 6/5 gerekçeli itirazı, karıştırılma ihtimaline ilişkin yukarıda yapılan değerlendirme ve sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelenmiş ve yerinde bulunmamıştır. Kötü niyet kavramı, "bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu" olarak tanımlanabilir. Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek vb. amaçları yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Gerçek hak sahibi ile arasında sözleşme yahut ön sözleşme bulunan başvuru sahibinin, tescil yolu ile ve dürüstlük ilkelerine aykırı biçimde marka üzerinde hak temin etme girişimi de kötü niyet olarak kabul edilir. Avrupa Birliği Adalet Divanı Genel Mahkemesi'nin 01/02/2012 tarihli T-291/09 sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır. Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. Somut olaya ilişkin inceleme yukarıda zikredilen ilkeler ışığında yapılmıştır. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia somut delillerle ispatlanamadığından ve diğer başkaca koşulların varlığı bulunmaksızın, bir başvurunun sadece önceki tarihli marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiası, o başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru addedilmesini gerektirecek bir husus olmadığından, kötü niyet iddiasına dayalı itiraz kabul edilmemiştir. Belirtilen gerekçeler ile itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında: Davalı Başvuru Markası "... eğitim kurumları" (...) 41 / 43. sınıflar.
Davacı Markaları "...", "...", "...", "...", "...", "...", "... exterior sheathing", "... roof exterior sheathing", "... roof" (2010/49950, 2012/13979, 2013/31735, 2014/108825, 2014/108836, 2014/108843, 2014/108860, 2015/81804, 2015/81859) 06 / 17 / 19 / 35. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 26/12/2024 havale tarihli raporda özetle: "Dava konusu marka ile davalının itiraza mesnet markalarının ayniyet derecesinde benzer işaretler oldukları, Başvuru ve itiraz gerekçesi markalar aynı ya da aynı tür mal veya hizmetleri içermediğinden 5/1-ç şartlarının oluşmadığı, Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan hizmetlerin, itiraz gerekçesi markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerle benzer olmadıkları, bu nedenle SMK Madde 6/1 şartlarının oluşmadığı, Davacı ve davalı tarafın aynı sektörde faaliyet göstermekte olduğu dikkate alındığında; davalının davacıya ait ... ibareli markayı taşıyan ürünlerle karşılaşmamış olması, markayı bilmemesi olağan hayat akışına aykırı düşeceği, davacı adına tescilli ... ibareli marka tek başına bir anlamı olmayan bir ibare olup, davalı tarafından hangi nedenle bu ibarenin marka olarak seçildiğinin de açıklanmadığı, Diğer ifadeyle davalının bu kelimeyi marka olarak ihtira ederken davacının markasından etkilenmiş ya da esinlenmiş olduğu, başvurunun kötü niyetle yapılmış olabileceği, mevcut bilgiler ışığında bu yönde kanaat oluşmakla birlikte takdirin Sayın Mahkemede olduğu Huzurdaki uyuşmazlık açısından SMK Madde 6/5 şartlarının oluşmadığı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "... eğitim kurumları" ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 41, 43'üncü sınıflardaki kapsamı aşağıdaki gibidir: "41: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri. "43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak 2010/49950, 2012/13979, 2013/31735, 2014/108825, 2014/108836, 2014/108843, 2014/108860, 2015/81804, 2015/81859 sayılı davacı markalarının kapsamında ise 06, 17, 19, 35. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı görülmüştür. Bu kapsamda davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle davalının marka başvurusu kapsamında yer alan hizmetler incelendiğinde; farklı sınıflarda yer aldıkları, farklı sınıflarda olmanın yanı sıra birbiri ile ilişkili olmadıkları, davalı başvurusunda 41 ve 43. Sınıfta yer alan hizmetlerin davacının itiraza mesnet markalarında 06, 17 ve 19. Sınıfta yer alan "Değerli olmayan maden cevherleri. Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamulleri. Barınma, saklama, muhafaza etme, kaplama, sarma, çevreleme, depolama, yerleştirme amaçlı metalden malzemeler ve araçlar:Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri: İnşaat, yol yapımı, tamirat, kaplama amaçlarıyla kullanılan kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, alçı gibi malzemeler vs. gibi" mallar ile bu mallara yönelik mağazacılık hizmetlerini içeren 35. Sınıf hizmetleri ile benzer ihtiyaçları gidermedikleri, tüketici kitlelerinin farklı olduğu, dolayısıyla taraf markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığı değerlendirilmiştir.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu hizmetler herkes tarafından sıklıkla satın alınan hizmetler olmadığından; ilgili tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin yüksek olduğu, bu tüketici kitlesinin alışkanlıkları, eğitim ve eğilimleri, anılan mal ve hizmetlerin üretim ve dağıtım kanalları, satış noktaları, satın almaya ayrılan süre, alım sıklığı itibariyle yüksek seviyede özenli ve seçici oldukları, tüketicinin anlık kararlar ile bu mal ve hizmetlerden yararlanmadıkları değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. Görsel benzerlik açısından; dava konusu marka düz yazı karakteri ile küçük harflerle siyah renkte ... ibaresi ile bu ibarenin altında küçük puntolarla turuncu renkte “eğitim kurumları” ibaresi, bu ibarelerin solunda turuncu ve yeşil renkten oluşan figüratif bir unsurdan oluşmaktadır. Davacının itiraza mesnet markaları ise yoğun olarak gri ve turuncu renklerin birlikte kullanıldığı ... ve ... roof kelimelerinden oluşmaktadır. Davalı markasında renk ve şekil unsuru yer alsa da, bu unsurların çarpıcı ve dikkat çekici unsurlar olmadığı gerek davalı markasında gerek davacının itiraza mesnet markalarında öne çıkan esaslı unsurun ... ibaresi olduğu, markaların kelime unsurlarının öne çıktığı ve taraf markalarının kompozisyonu, dizaynı kelime unsuru ile birlikte değerlendirildiğinde markaların görsel açıdan benzer olduğu anlaşılmıştır. İşitsel benzerlik açısından yapılan değerlendirme; dava konusu marka başvurusu bir bütün halinde ... ibaresinden oluşmakta olup; bordeks şeklinde okunacak ve söylenecekken, davacı markaları Türkçe boardeks, İngilizce ise bordeks olarak okunacak ve söylenecektir. Markaların gerek Türkçe gerek İngilizce okunuş ve telaffuzlarının çok benzer olduğu markaların işitsel olarak benzerlik taşıdığı görülmüştür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik açısından yapılan değerlendirme; dava konusu marka BOARD ve EX kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. BOARD kelimesi İngilizce bir kelime olup, dilimizde pano, tahta, kurul anlamına gelmektedir. EX kelimesi ise yine İngilizce bir kelime olup, dilimizde eski anlamına gelmektedir. Bu iki kelime ayrı anlamlar içerse de bir bütün halinde herhangi bir anlam taşımamaktadır. Bu nedenle markalar arasında kavramsal benzerlik bulunduğu görülmüştür. Zira; davacının markalarını gördüğünde tüketici zihninde oluşan anlam ne ise davalı markasını gördüğünde de aynı anlamın zihninde belireceği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak markaların bir bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle benzer olduğu anlaşılmışsa da; markaların kapsamında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığından, SMK 6/1 uyarınca karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
2. SMK 5/1(ç) HÜKMÜ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME Davacı vekili YİDK itiraz aşamasında SMK M. 5/1-ç maddesine dayandığı gibi, huzurdaki dava ile hükümsüzlük talebinde de bulunduğundan; uyuşmazlık bu madde açısından da değerlendirilmiştir. SMK m.5/1-ç hükmüne göre "Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler" marka olarak tescil edilemez. Yukarıda detaylı izah edildiği üzere başvuru ve itiraz gerekçesi markalar aynı ya da aynı tür mal veya hizmetleri içermediğinden 5/1-ç şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.
3. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME 6769 Sayılı SMK’nın marka tescilinde ret için nispi nedenlere ilişkin 6(5) maddesi gereğince tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Davacının ... ibareli markalarının "dış cephe kaplama" emtiasında tanınmış olduğu, ancak dava konusu başvuruda, davacı markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle benzer olmayan hizmetler bulunduğu, davacı markalarının tanınmışlık düzeyleri, davacı markalarının tanınmış olduğu "dış cephe kaplama" emtiası ile başvuru kapsamında yer alan hizmetler arasında hiçbir yakınlık bulunmadığı, ayrıca davacının "..." ibareli markasının tanınmışlığına dair dosyada mevcut delillerin, dava konusu marka başvurusunun davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme hususlarında değerlendirme yapmaya yeterli olmadığı gözetildiğinde, somut olayda 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesindeki koşullarının gerçekleşmediği değerlendirilmiştir.
3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Mevzuatımızda 6769 sayılı SMK 6/9'da nispi ret sebebi olarak, “Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Mevzuatımızda kötü niyetli marka başvurusu durumunda kötü niyetin tanımının yapılmamış olması ile beraber bu durumu; kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanma amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanması ya da bu gayede olması biçiminde tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak, başkalarının markasının şöhretinden yararlanmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında, kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilemez. Zira kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 12.06.2019, E:2018/2285 K:2019/4361). .... ..... ..... kararında; marka tescil başvuru sahibinin adil rekabete girme amacı taşımaksızın, dürüst ticari uygulamalarla aykırılık oluşturacak şekilde başkalarının menfaatlerini baltalama ya da belirli bir başkasını hedef almaksızın markanın köken göstermeye ilişkin temel fonksiyonundan ziyade, başka amaçlar için marka tescilinin sağladığı tekelci yetkileri elde etme amacı taşımasının ilgili ve tutarlı göstergelerden bariz bir şekilde anlaşılması halinde, markanın kötü niyet gerekçesi ile hükümsüz kılınabileceğini belirtmiştir. Mahkeme, marka tescil başvurusu yapan kimsenin niyetinin sübjektif bir olgu olduğunu, ancak buna rağmen, bu olgunun yetkili idari makamlar veya yargı mercilerince nesnel bir şekilde belirlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla, herhangi bir kötü niyet iddiası, somut olaydaki tüm ilgili nesnel olguların dikkate alınması suretiyle genel bir değerlendirme yapılmasını gerektirir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.07.2008 tarih 2008/11-501 E 2008/507 K sayılı kararında; başvuru sahibinin, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi halini, kötü niyetin varlığı bakımından önemli bir kriter olarak görmektedir. Karara konu olayda HGK; “…Davalının giysi üretiminde bulunan ve tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, bu itibarlı müdebbir bir tacir gibi davranmasının gerektiği, kullanacağı işaretin her hangi bir kişiye ait olup olmadığını araştırmasının gerektiği, ihtilaf konusu ibarenin her hangi bir anlamı olmayan harfler ve rakamlardan oluşması nedeniyle, davacı seçiminin tesadüften ibaret olamayacağı ve bu nedenle iyi niyetli sayılamayacağı, davalının fantezi bir ibare olan RG 512 ibaresini tescil ettirmesinin, faaliyet alanı nedeniyle varlığından haberdar olduğu davacı markasından faydalanma kastını gösterdiği, davacının bu işaret üzerinde öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, bu nedenle davalının kötü niyetli tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği…” şeklinde değerlendirmede bulunarak, tescile konu markanın orijinal ve anlamsız bir kelime olup olmaması, başvuru yapan kimsenin ticari hayatta etkinliğinin bulunup bulunmaması, marka olarak seçilen işaret dolayısıyla faydalanma kastı bulunup bulunmadığı gibi hususları da kötü niyetli marka başvuruları bakımından değerlendirme kriteri olarak kabul etmiştir. Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı vekili müvekkili ile davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiğini beyan etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde müvekkilinin boya ve boya türevleri üzerinde faaliyette bulunduğunu belirtmiştir. Dosya kapsamında davacı şirketin de uzun yıllardır dış cephe kaplama ürünlerinde faaliyet göstermekte olduğu anlaşılmış olmakla; her iki ürün grubu da inşaat sektörünün içinde yer aldığından, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri söylenebilecektir. Yukarıda izah olunan ilkeler uyarınca; davacı ve davalı tarafın aynı sektörde faaliyet göstermekte olduğu dikkate alındığında; davalının davacıya ait ... ibareli markayı taşıyan ürünlerle karşılaşmamış olması, markayı bilmemesi olağan hayat akışına aykırı düşecektir. Keza Yargıtay birçok kararında yurtdışında tescil edilmiş markaların dahi, bugünkü teknik imkanlar nazara alındığında, aynı sektörde faaliyet göstermekte olan kişiler tarafından bilinmemesini hayatın olağan akışına aykırı bulmaktadır. (Yargıtay 11. H.D. 2013/11926E, 2014/8450K) Öte yandan davacı adına tescilli ... ibareli marka tek başına bir anlamı olmayan bir ibare olup, davalı tarafından hangi nedenle bu ibarenin marka olarak seçildiği de açıklanmamıştır. Davalıya ait marka başvurusu, önceki tarihli davacıya ait marka ile bire bir aynı kelimeye ve renklere sahip olması, davacıya ait bu işaretin ayırt edici ve yaygın olmayan bir işaret olması ve davalı şirketin milyonlarca marka seçeneği varken iki ayrı kelimenin birleştirilmesi ve renk unsuru ile oluşturulmuş fantezi bir markayı seçmiş olması nedeniyle, davalı tarafın iyi niyetli olduğu düşünülemeyecektir. Açıklanan nedenle, davacının sahip olduğu ... ibaresine çok benzeyen ...+ ŞEKİL ibaresini tamamen ve bizzat kendisinin ihtira ettiğini düşünmek hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Diğer ifadeyle davalının bu kelimeyi marka olarak ihtira ederken davacının markasından etkilenmiş ya da esinlenmiş olduğu anlaşılmakla mahkememizce davalının kötü niyetle hareket ettiğine kanaat getirilmiştir.
4. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Yukarıda açıklanan gerekçelerle SMK 25 yollaması ile SMK 6/9 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının da oluştuğu anlaşılmış, ancak dava konusu edilen ... sayılı markanın karar tarihinde henüz tescil edilmediği anlaşıldığından, hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu YİDK kararının yerinde olmadığı kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜNE, 2-TÜRK PATENT YİDK'nun...sayılı kararının iptaline, 3-Dava konusu edilen ... sayılı markanın karar tarihinde henüz tescil edilmediği anlaşıldığından hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile 187,80 TL bakiye karar harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 9.576,00TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/02/2025
Davacı Masraf Dökümü: İlk Masraf 916,00.-TL Posta Masrafı 160,00.-TL Bilirkişi Ücreti 8.500,00.-TL Toplam 9.576,00.-TL