İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/268 E. 2024/739 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/268
Karar No
2024/739
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/268 Esas KARAR NO : 2024/739 DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/03/2024 KARAR TARİHİ : 21/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, Türk Ticaret Kanunu'na göre kurulmuş bir limited sirket olduğunu, esas sözlesmesinin 04.10.2004 tarihinde tescil edildiğini, sektörün öncüsü niteliğindeki ulusal ve uluslararası sigorta şirketlerinin acenteliğini yapan müvekkilinin, tüm İzmir'e yayılan hizmet ağı ile müşterilerine sigorta aracılık hizmeti sunduğunu, taraflar arasındaki 07.01.2020 tarihli acentelik sözleşmesinin yapıldığını, müvekkili şirketin davalının İzmir Bölgesi Acentesi olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında, sözleşmeye ve ticari kurallara göre acentelik ilişkisi devam ederken; davalı sigorta şirketinin 25/10/2022 tarihinde müvekkiline öncesinde hiçbir uyarı veya fesih ihbarı yapmadan acente sözleşmesini haksız ve usulsüz olarak feshettiğini, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin ilgili maddesi incelendiğinde, taraflar arasında akdedilen acente sözleşmesinin süresiz olarak belirlendiğini, bi sebeple tarafların acente sözleşmesini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun Madde 121 hükmü gereğince, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesinin, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebileceğini, müvekkilinin sisteminin çalışmaması konusunda davalı sigorta sirketi ile yaptıgı görüşmelerde bunun bir teknik arızadan kaynaklı oldugu söylenerek aylarca oyalandığını, fesih ihbarını hiç bir zaman tam olarak göremediğini, Bölge Müdürlüğü'ne gittiğinde tesadüfen öğrendiğini, ayrıca müvekkilinin davalı şirkete verdiği nakit teminatın geri ödenmediğini ve çeşitli sebeplerle oyalandığını, İzmir Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın... dosya nolu başvurusuyla arabuluculuk yoluna taraflarınca başvurulduğunu, görüşmelerin anlaşmamazlıkla sonuçlandığını, işbu usulsüz ve haksız fesih sebebiyle piyasada müvekkili şirketin aleyhine bir güvensizlik oluştuğunu ve bunun neticesi olarak müvekkili şirketin ticari itibarının sarsıldığını ve ticari hayatta sıkıntılar yaşadığını, davalı şirket ile sözleşme ilişkileri 10.11.2023 tarihinde Ticaret Sicilde ilanı ile bittiği iddia edilse dahi nakit teminatın iade edilmemesi sebebi ile davalı şirket ile olan hukuki ilişkilerinin devam ettiğini, müvekkilinin hala nakit teminatının iade edilmesini beklediğini, bu süreçte yeni acentelik almaya çalısırken yok yere teminat miktarı içeride tutularak davalı şirkete hiçbir borcu olmamasına rağmen ayrıca maddi zarara uğratıldığını, davalı sirketin müzakere ortamı yaratmak bir tarafa bünyesinde faaliyet gösteren şirket çalışanlarının müşteriler ile iletişime geçmek suretiyle müvekkili şirket ile çalışmamaları yönünde ikna çabası içerisinde olduklarının müşteri beyanları doğrultusunda tespit edildiğni, bu durumun müşteri nazarında müvekkili şirkete duyulan güveni zedelediği gibi müvekkili şirketi manevi zarara ugrattığını, bu nedenlerle davanın KABULÜ ile, müvekkili şirketin bahse konu sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklı uğramış olduğu zararlara iliskin olarak TTK m. 121/f.4 uyarınca haksız fesih tazminatı, TTK m. 122 uyarınca portföy (denkleştirme) tazminatı ve fesih ile birlikte muaccel hale gelen poliçe bedelleri yönündeki taleplerimiz bakımından HMK m. 107/f.2 uyarınca karşı tarafın verdigi bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda harcı artırmak üzere şimdilik, davanın yargılamaya muhtaç ve alacak rakamının yargılama sonucunda ortaya çıkabilecek olması dikkate alınarak geçici talep sonucu olan 10.000,00-TL maddi zararın tazmini, 40.000,00-TL manevi zararın tazmini olmak üzere şimdilik toplam 50.000,00-TL'nin, sözleşmenin fesih tarihi olan 10.11.2023 tarihinden itibaren isleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin adresinin “Büyükdere Cad. No... Esentepe Şişli, İstanbul” olmasının yanı sıra, taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesinin Anlaşmazlıkların Çözümü Başlıklı 27. maddesinde “işbu sözleşmeden çıkacak ihtilaflarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili” kılındığından özel yetki kuralı nedeniyle, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, bu nedenlerle, yetkisizlik kararı verilerek, dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmesini, TTK 122/4 maddesinin "Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir." şekline olduğunu, davacının acentelik sözleşmesinin 25.10.2022 tarihli yazı ile feshedildiğini, davacının arabuluculuk başvuru tarihinin 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra 11.01.2024 olduğunu, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, davacının dava ile talep ettiği portföy tazminatını hesaplayabilecek yetkinlikte ve durumda olduğunu, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında hukuki hiçbir yarar olmadığını, dava dilekçesinin bu şekliyle HMK m. 107'deki şartları da taşımadığını, öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddini talep ettiklerini, müvekkili şirket ile davacı acente arasında 01.06.2022 tarihinde ek protokol imzalandığını, davacı acente tarafından protokoldeki taahhütlerin yerine getirilmediğini, davacı acentenin ek çalışma protokolündeki taahhütlerini yerine getirmemesi ve üretim raporlarında da görüleceği üzere verimsizliği sebebiyle acentelik sözleşmesinin 25.10.2022 tarihli fesih yazısı ile feshedildiğini, bu nedenlerle öncelikle yetki itirazları doğrultusunda davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine, haksız ve mesnetsiz, hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunu...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Tarafların iddia ve savunmaları, 3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 4-Davacı...Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi ile davalı... Sigorta Anonim Şirketi (Eski Unvan: ... Sigorta Anonim Şirketi) arasında imzalanan 07/01/2020 tarihli Acentelik Sözleşmesi, sözleşmenin feshine ilişkin davacı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketine yapılan bildirime ilişkin belge ve bu belgenin tebliğini gösterir belgeler ile sözleşmenin kurulumu sırasında acenteden alınan teminat bedelinin iadesine ilişkin evraklar, 5-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, taraflar arasındaki 07/01/2020 tarihli Acentelik Sözleşmesinin öncesinde hiçbir uyarı ve fesih ihbarı yapılmaksızın davalı şirket tarafından 25/10/2022 tarihinde haksız ve usulsüz olarak feshedildiği, fesih olgusunun 10/11/2023 tarihinde ilan edildiği, fesih sebebiyle davacı şirketin kazanç kaybına uğradığı, portföy zararının oluştuğu, manevi zararının meydana geldiği, davacı şirket aleyhinde piyasada güvensizlik oluştuğu, ticari itibarının sarsıldığı, ayrıca sözleşme feshedilmesine rağmen davacı şirket tarafından sözleşmenin tanzim edilmesi ile birlikte verilen teminat bedelinin davacı şirkete iade edilmediğinden bahisle, Türk Ticaret Kanununun 122. maddesi uyarınca portföy (denkleştirme) tazminatı, sözleşmenin feshi neticesinde oluşan kazanç kaybı ve iade edilmeyen teminat bedelinin, ayrıca 40.000,00-TL manevi tazminat bedelinin sözleşmenin feshedildiği tarih olan 10/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle acentelik sözleşmesinin sona ermesiyle ilgili yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır. Acentelik sözleşmesi sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olduğundan kural olarak diğer sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmeler gibi bu niteliğine bağlı nedenlerle sona erer. Ancak acentelik sözleşmesinin sona erme nedenlerinin önemli bir kısmı, özel sonuçlarıyla birlikte hem somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu) hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu) acenteliğe özgü olarak ayrıca düzenlenmiştir. Sona erme konusunda burada hüküm bulunmayan hâllerde ise aracılık eden acentelere simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri, bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanacaktır. Acentelik sözleşmesi açıkça veya sözleşmenin amacından ve şartlarından çıkarılabilecek şekilde süreli veya süresiz (belirsiz süreli) olarak akdedilebilir. Belirli süreli acentelik sözleşmesi olağan biçimde sürenin dolması ile kendiliğinden sona erer. Belirli süreli akdedilen acentelik sözleşmesi, tarafların anlaşması ile veya sürenin dolmasına rağmen uygulanmaya devam edilmesiyle belirsiz süreli hâle gelir (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 121/2). Acentelik sözleşmesi sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olduğundan gerek belirli gerekse belirsiz süreli olsun fesih yoluyla sona erdirilmesi mümkündür. Zira fesih sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli olup olmamasından ayrı olarak sürekli borç ilişkisini bütünüyle sona erdiren bir imkândır. Acentelik sözleşmesinin feshi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 121/1. maddesinde; “Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre haklı bir sebebin varlığı hâlinde taraflardan her biri belirli veya belirsiz süreli bir acentelik sözleşmesini, her zaman feshedebilir. Olağanüstü fesih olarak adlandırılan haklı sebeplerden dolayı fesih, akdi veya kanuni sebebe dayanarak belirli veya belirsiz süreli acentelik sözleşmesini vaktinden önce ileriye etkili olarak sona erdirmektedir. Haklı sebep, fesih hakkını kullanan taraf bakımından acentelik sözleşmesini devam ettirmesini dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenemeyecek duruma sokan ve çekilmez bir hâle getiren olgu ve olayları ifade etmektedir. Belirsiz süreli kurulan veya belirsiz süreli hâle gelen acentelik sözleşmelerinde, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshetme imkânına sahiptir. Olağan fesih olarak adlandırılan bu fesihte taraflardan her biri bir sebebe dayanmaya gerek olmaksızın tek taraflı, yöneltilmesi gerekli bir irade beyanı ile acentelik sözleşmesini ileriye etkili olarak sona erdirmektedir. Üç aylık süre feshin sonuçlarının tasfiyesi ve sona ermeye hazırlık için taraflara tanınmış asgari bir süredir; kısaltılamaz ancak uzatılabilir (Ülgen, Hüseyin/ Helvacı, Mehmet/ Kaya, Arslan/ Nomer Ertan, Füsun: Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s. 812). Kural olarak belirli süreli sözleşmeler, olağan fesih yoluyla sona erdirilememektedir; ancak sözleşmede bu yönde bir hükmün bulunması hâlinde olağan fesih suretiyle sözleşmenin sona ermesi mümkündür. Gerçekten de sözleşme özgürlüğü ilkesi gereğince taraflar, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğüne de sahiptir. Acentelik sözleşmesinin olağan feshinin bir sebebe dayanması gerekmemekle birlikte, maddi olarak hakkın kötüye kullanılma yasağı bu imkânın sınırını çizmektedir. Fesih hakkının açıkça kötüye kullanılması hâli (örneğin karşı tarafta sözleşme ilişkisinin devamı yönünde güven yaratılıp daha sonra fesih yoluna gidilmesi gibi) hukuk düzenince korunmayacağı için fesih hakkının kötüye kullanıldığı durumlarda tazminat talebi söz konusu olabilecektir. Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi açıkça hakkın kötüye kullanımını oluşturur. Türk Medeni Kanununun 2. maddesi herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk, dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünün de dürüstlük kurallarına göre belirlenmesi gerekir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasına zarar verme kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır. Bütün hakların kullanılmasında ve borçların ifasında uyulması gereken dürüstlük kuralı ve hakların genel sınırlarını oluşturan hakkın kötüye kullanılması yasağı, kamu düzeni ihtiyaç ve gerekleri nedeniyle konulmuş kurallardır. Bu nedenle Türk Medeni Kanununun 2. maddesi emredici niteliktedir. Tarafların aralarındaki ilişkide dürüstlük kuralının ve hakkın kötüye kullanılması yasağının uygulanmayacağını kararlaştırmaları mümkün değildir. Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile, kendiliğinden bunu dikkate almalıdır. Taraflar arasında tanzim olunan ve imza altına alınan 07/01/2020 tarihli Acentelik Sözleşmesinin 27. maddesinde; ''İşbu sözleşmeden çıkacak ihtilaflarda İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir.'' ibaresine yer verilmek suretiyle yetki sözleşmesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Yetki sözleşmesine ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 17. maddesinde; ''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.'' ibaresine yer verilmiştir. Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 18. maddesinde; ''Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.'' şeklinde düzenlenmiştir. Yetki itirazının ileri sürülmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde; "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde belirlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde; "Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde; ''Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde ise; ''Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21/1-ç. maddesinde; "Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse" yargı yerinin belirlenmesi gerektiği düzenlenmektedir. Bu durumda yargı yeri belirlenmesinin koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 22/2. maddesinde ise; "İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir." düzenlemesi bulunmaktadır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Dosya, 2024/6293 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı... Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi ile davalı... Sigorta Anonim Şirketi (Eski Unvan: ... Sigorta Anonim Şirketi) arasında imzalanan 07/01/2020 tarihli Acentelik Sözleşmesi, sözleşmenin feshine ilişkin davacı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketine yapılan bildirime ilişkin belge ve bu belgenin tebliğini gösterir belgeler ile sözleşmenin kurulumu sırasında acenteden alınan teminat bedelinin iadesine ilişkin evraklar ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki 07/01/2020 tarihli Acentelik Sözleşmesinin öncesinde hiçbir uyarı ve fesih ihbarı yapılmaksızın davalı şirket tarafından 25/10/2022 tarihinde haksız ve usulsüz olarak feshedildiği, fesih olgusunun 10/11/2023 tarihinde ilan edildiği, fesih sebebiyle davacı şirketin kazanç kaybına uğradığı, portföy zararının oluştuğu, manevi zararının meydana geldiği, davacı şirket aleyhinde piyasada güvensizlik oluştuğu, ticari itibarının sarsıldığı, ayrıca sözleşme feshedilmesine rağmen davacı şirket tarafından sözleşmenin tanzim edilmesi ile birlikte verilen teminat bedelinin davacı şirkete iade edilmediğinden bahisle, Türk Ticaret Kanununun 122. maddesi uyarınca portföy (denkleştirme) tazminatı, sözleşmenin feshi neticesinde oluşan kazanç kaybı ve iade edilmeyen teminat bedelinin, ayrıca 40.000,00-TL manevi tazminat bedelinin sözleşmenin feshedildiği tarih olan 10/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun belirtildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirtildiği, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinde taraflar arasında aksine bir anlaşmanın bulunmaması durumunda para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinin düzenlendiği, yetki sözleşmesine ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesinde; ''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.'' hükmünün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 18. maddesinde; ''Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.'' hükmünün yer aldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19/2. maddesinde ise yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazında bulunan tarafın yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiğinin, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağının belirlendiği, dava konusu uyuşmazlığın cari hesaptan kaynaklanan para alacağına ilişkin olduğu, taraflar arasında tanzim olunan 07/01/2020 tarihli Acentelik Sözleşmesinin hükümleri dikkate alındığında, sözleşmenin 27. maddesinde sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlık doğması durumunda İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili merci olduğunun kabul edildiği, taraflar arasında gerçekleştirilen yetki sözleşmesine binaen yetkili mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, süresinde sunulan yetki itirazının usul ve yasa hükümlerine uygun olduğu ve haklılık taşıdığı, mahkememizin iş bu uyuşmazlık açısından yetkili olmadığı anlaşılmakla, mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 16. maddesi ve 19/2. maddesi hükmü gereğince İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşıldığından, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda, dosyanın yetkili İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin yetkili mahkemece dikkate alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/11/2024

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/268, K. 2024/739, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-268-e-2024-739-k-6c671132801e