İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/197 E. 2026/138 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/197
- Karar No
- 2026/138
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/197 Esas KARAR NO : 2026/138
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 06/09/2021 KARAR TARİHİ : 03/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile sigorta yapılan ...Tic. A.Ş'nin ... adresindeki işyeri hakkında 22/03/2021 tarihinde sigortalı tarafından dahili su hasarı ihbar edildiğini davalıya ait rögar hattındaki tıkanıklıktan dolayı sigortalı işye bodrum katındaki pimaşlardan geri tepen suların içeriye dolması sonucu parkelerin hasarlandığını, kapıların ise suya maruz kaldığının tespit edildiğini, müvekkili tarafından 14.099 TL tutarındaki hasar tazminatı sigortalısını ödendiğini, sigorta eksperi tarafından hazırlanan 12/05/2021 tarihli raporda da hasarın işyerinin wc giderinden geri tepen sulardan kaynaklandığının belirtildiğini, davaya konu riziko, davalı ...'nin bakım ve onarımını yapmakla yüklü olduğu hattan kaynaklanan bir arıza tıkanma sebebiyle gerçekleştiğini, davalının kendisine yüklenilen görevleri yerine getirmemesi veya aksatmasından dolayı sigortalının zarara uğramasına neden olması nedeniyle kusurlu olduğunu belirterek 14.099 TL nin ödeme tarihi olan 17/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı. CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davanın süre yönünden reddi gerektiğini, Borçlar Kanununa göre tazminat sorumluluğunun doğması için tazminat talep edilenin zarara neden olayda kasıt, ihmal, teseyyüp ya da kusurunun olması, tazminat talep edilen ile hasar arasında bir illiyet bağının bulunması gerektiğini, davaya konu yapılan hasarın meydana geldiği taşınmazın imar kurallarına uygun olarak yapılıp yapılmadığı, binanın ruhsatının bulunup bulunmadığı hususlarının ilgili yerlerden sorulması gerektiğini, davada talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu belirterek davanın öncelikle görev yönünden reddini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile cevap verdikleri anlaşıldı. Mahkememizin 08/10/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; "...davanın her iki tarafının tacir olmadığı ve davanın alacak davası olup mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı bu nedenle Mahkememizin bu davada görevli olmadığı anlaşıldığından Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Uyuşmazlığın niteliğine göre dava tarihi nazara alınarak davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiği Mahkememizin GÖREVSİZ olduğu anlaşılmakla HMK 114/1 c ve 115/2 maddesi gereğince DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2- Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine..." karar verildiği, bunun üzerine ... 22.Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına dosyasına kaydı yapıldığı görüldü. ... 22.Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile;"...Açıklanan nedenler ve emsal nitelikte İstanbul BAM 45.Hukuk Dairesi'nin, ...E-...K sayılı ilamı da dikkate alındığında davacı sigorta şirketinin sigortalısı olan ... A.Ş. ve davalı ... tacir olduğundan, somut uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırması gerektiği, görevli mahkemenin ... 9.Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu kanaatiyle Mahkemenizin karşı görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin karşı görevsizliğine, dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine, ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunun tespiti ile görevsizlik kararının yasa yoluna başvurmaksızın kesinleşmesi halinde merci tayini bakımından dosyanın HMK 21/c maddesi gereğince İstanbul Bam 37.Hukuk Dairesine gönderilmesine..." karar verildiği bunun üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 37.Hukuk Dairesinin 07/02/2024 tarih ve ... Esas ... kararı ile; "...Dava, davalının sorumluluğundaki rögar kapağının tıkandığı ve tıkanma nedeniyle geri tepen suların davacı sigorta şirketinin sigortalısına ait işyerine zarar verdiği iddiasına dayalı olarak 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinden doğan halefiyete istinaden açılan rücen tazminat istemine ilişkindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 3 Temmuz 1944 tarih ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan ... tarih ve... sayılı kararında, "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde içtihadda bulunmuştur. Bu nedenle uygulamada, sigorta rücu davalarının, TTK 1472. maddeden kaynaklanmış olması nedeniyle halefiyet ilkesi dikkate alındığında, davanın sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bir başka ifadeyle sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki dava, ticari dava niteliğinde ise davaya ticaret mahkemesinde bakılacak, böyle değilse yani esas uyuşmazlık ticari nitelikte değilse böyle bir dava da ticaret mahkemesi görevli olmayacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun... E. ... K. sayılı kararında, 2560 sayılı kanuna tabi olan ...'nin gördüğü hizmet, kamu hizmeti olmasına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, TTK'nın 16/1 maddesi anlamında tacir sıfatını taşıdığı belirtilmiştir. Somut olayda uyuşmazlık haksız fiîlden kaynaklanmakta ve halefiyete dayalı talepte bulunulan kişi olan dava dışı ...Şirketi ile davalı ... tacir olduğuna göre tacirler arası haksız fiilden kaynaklanan davaya bakmak görevi Asliye Ticaret mahkemesine ait bulunmaktadır SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE..." kararı verildiği bunun üzerine mahkememizin... Esas sayılı dosyasına kaydı yapıldığı görüldü. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 08/11/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; "...İnşai yönden hasarda belirtilen parke alan ve bedeline bakıldığında birim parke bedelinin 243,00 TL kadar olduğu, bu bedelin, söküm atım bedelinin ve yıpranma yüzdesi ile birlikte toplam bedelin MAKUL VE UYGUN OLDUĞU, Bunun yanı sıra; Bu bağlamda; ilgili ...’nde de belirtildiği üzere; “Atık su bağlantı kanalı, parsel sahiplerinin mülkünde ve sorumluluğunda olup, en az Ø 20 cm. çapında muflu beton boru ile minimum 1/50 eğimle, fen ve sanat kaidelerine uygun döşenerek yatayda 45°- 60° açı ile akış yönünde atık su şebeke kanalına bağlanır. (g) Dere yatağı, vadi tabanı vb. su taşkını riski olan güzergâhlarda bulunan yerlerin parsel bacası taban kotu ile şebeke kanalı bağlantı noktasındaki ana kanal akar kotu arasında en az 50 cm kot farkı olması, bodrum katlarında ıslak zeminlerin bulunmaması, bulunması halinde bu katların parsel bacasına pompa marifetiyle bağlanması esastır. (ğ) Binaların atık suları, doğal akış ile şebeke kanalına akıtılabilse dahi, taşınmaz sahibi parsel çıkış bacasında binaların su basman seviyesi altında kalan kısımlarında atık suyun geri gelmesini önleyecek çek valf vb. ekipman ile önlem almalıdır. İdarece onaylanan projede atık suyun geri gelmesini önleyici tedbirlerin ilgilisince alınması gerektiğinin zorunlu tutulmasına rağmen uygulamada dikkate alınmamasından kaynaklı zarar ve ziyandan yapı sahipleri sorumludur.” Maddesi de göz önüne alındığında; Davaya konu bedelin makul ve uygun olduğu, Dosya muhteviyatı ve yukarıda belirtilen ilgili yönetmelik maddesi gereğince kusurun teknik olarak yapı sahibi sorumluluğunda olabileceği, Olayın meydana geldiği yapı bölümünü yapının ortak parçası ( mütemmin cüzü) sayılabilecek gider borusu olduğundan yapı sahibinin sorumlu olabileceği, Davacının davalıdan talep edebileceği alacağının bulunmadığı..." sonuç ve mütalaa edildiği anlaşıldı. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02/05/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre;"...Dosyasında yapılan incelemede; 22.03.2021 Tarihinde sigortalı işyerinde dahili su hasarı olduğu ihbarı bildirildiği, Sigortalı işyeri, bodrum, zemin ve asma kat üzeri 2 katlı binanın tamamında faaliyet göstermekte olup, kullanım alanı 250 m2 dir. Sigortalı kiracı olduğu, Ekspertizde sigortalı yetkilisi, tuvalet giderinden geri tepen sulardan dolayı içeriye dolan sulardan dolayı zemin parkeleri ve kapıların hasarlandığını beyan etmiştir. Ekspertizde yapılan incelemelerde, ...' ye ait rögar hattındaki tıkanıklıktan dolayı bodrum kattaki pimaşlardan geri tepen suların içeriye dolması sonucu parkelerin hasarlandığı, kapıların ise suya maruz kaldığı tespit edilmiştir. Suyun aktığı pimaşların olduğu kısma gerekli müdahaleler yapılarak su akıntısının durdurulduğu, Meydana gelen hasarda ...' nin sorumluluğu bulunmadığı, Ekspertizde yapılan incelemelerde, ...' ye ait rögar hattındaki tıkanıklıktan dolayı bodrum kattaki pimaşlardan geri tepen suların içeriye dolması sonucu parkelerin hasarlandığı, kapıların ise suya maruz kaldığı tespit edilmiştir Temin edilen talep listesinde, giriş kat parkelerinin değişimi için 18.659.-TL, parke söküm atım için 1.300.-TL, klozet takımı değişimi için 3.200.-TL toplam 26.409,00 TL fiyat belirlendiği belirtilmekle; Makine Mühendisliği Yönünde Yapılan İnceleme, Değerlendirme ve Sonuç; Dosyasındaki tüm verilerin incelenmesi neticesinde dava konusu işyerinde tuvalet giderinden işyerine dolan suların tespit konusu binanın atık su giderinin kök raporda tarifi yapılmış olan ve ... Abone Hizmetleri Tarife ve Uygulama Yönetmeliği’nde de belirtilen; “Atık su bağlantı kanalı, parsel sahiplerinin mülkünde ve sorumluluğunda olup, en az Ø 20 cm. çapında muflu beton boru ile minimum 1/50 eğimle, fen ve sanat kaidelerine uygun döşenerek yatayda 45°- 60° açı ile akış yönünde atık su şebeke kanalına bağlanır. (g) Dere yatağı, vadi tabanı vb. su taşkını riski olan güzergâhlarda bulunan yerlerin parsel bacası taban kotu ile şebeke kanalı bağlantı noktasındaki ana kanal akar kotu arasında en az 50 cm kot farkı olması, bodrum katlarında ıslak zeminlerin bulunmaması, bulunması halinde bu katların parsel bacasına pompa marifetiyle bağlanması esastır. (ğ) Binaların atık suları, doğal akış ile şebeke kanalına akıtılabilse dahi, taşınmaz sahibi parsel çıkış bacasında binaların su basman seviyesi altında kalan kısımlarında atık suyun geri gelmesini önleyecek çek valf vb. ekipman ile önlem almalıdır. İdarece onaylanan projede atık suyun geri gelmesini önleyici tedbirlerin ilgilisince alınması gerektiğinin zorunlu tutulmasına rağmen uygulamada dikkate alınmamasından kaynaklı zarar ve ziyandan yapı sahipleri sorumludur.” Maddesine uygun olarak imal edilmemiş olduğu gider eğiminin dosyası verilerinden tespitinin mümkün olmayacağı ancak gider hattında çekvalfin olmadığının net olarak anlaşılmış olduğu ancak tespiti yapılmış olan gider borusunda çekvalfin olmamasının tek başına hasar boyutu noktasında kusurlu tarafı belirleyemeyeceği tespit konusu iş yerinde oluşan hasarın 22.03.2021 tarihinde olduğu ancak tespit konusu iş yerindeki arızadan kaynaklı 20.03.2021 tarihinde arıza kaydının açıldığı davacı beyanlarında görülmüş olup, arıza kaydının olmadığı davalı beyanında dosyası verilerinde görülmüş olduğu, Tespit konusu işyerinde arızadan kaynaklı arıza bildirimini olması durumunda tespit konusu işyerinde oluşan hasarlardan yapı malikinin %50 ve davalının %50 sorumlu olacağı, Tespit konusu işyerinde oluşan hasardan kaynaklı arıza bildiriminin olmaması durumunda davalı kurumun yukarıda izahı edilen yönetmelik maddesi gereği kusurunun olmadığı, yapı malikinin %100 sorumlu olduğu..." sonuç ve mütalaa edildiği anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödemenin rücuen tazminine ilişkindir. Davacı tarafça sigortalısına hasardan kaynaklı yaptığı ödemenin hasarda kusurunun olduğu iddiası ile davalı idareden rücuen tazminin talep edildiği, davalı idare tarafından davanın reddinin talep edildiği anlaşıldı. 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. 2560 sayılı kanuna tabi olan ...'nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen faaliyetini özel hukuk kuruları altında yapması sebebi ile TTK'nun 16/1 maddesi anlamında tacir sayılacağı, tacir olan davalı ... ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin ise adli yargının görevine girdiği Yargıtay içtihatları ile benimsenmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 69. maddesinde yapı malikinin sorumluluğu düzenlenmiştir. Maddede, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin malikinin bunların yapımındaki bozukluk veya bakımındaki eksiklikten doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu ifade edilmiştir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre TBK'nun anılan maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk halidir. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Davalıya ait su hattı, imal olunan şey kavramına dahil olup davalı bu hattın kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan sorumludur. Sigortalı binada izolasyonun ve temel çevresi drenaj sisteminin olmaması davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, zira bu durumda davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağı kesilmemiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı). Dosya kapsamı toplanılan tüm deliller, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; davalı idarenin kanalizasyon hattının yapım, bakım, onarım görevlerinin yanı sıra denetim yükümlülüğü de bulunmakta olduğu, TBK hükümlerine göre davalının kanalizasyon sisteminden doğan zararlardan yapı sahibi olarak da sorumluluğu olduğu, nitekim davalı, kanalizasyon sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlü olduğu, binada geri tepmeyi önleyici sistemin bulunmaması, proje ve yapı ruhsata aykırılık gibi haller davalının yasa uyarınca sorumluluğunu ortadan kaldırmayacak olup ancak sigortalının müterafik kusuru bakımından dikkate alınabileceği, dava dışı sigortalının konutunda su basması neticesinde hasar oluştuğu, hasara konu olayda 2560 sayılı ... kuruluş ve görevleri hakkındaki kanununa göre kanun hükmü ve hükümleri gereği davalı ...'nın gerekli kontrolü, önlem, bakım ve onarımlarını yapmadığından, bina sahiplerinin de binanın yapımındaki eksikliklerden dolayı kusurlu bulundukları, bu nedenle davalı idareden rücuen tazminat talep edilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 240,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 491,22 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 14.099,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.320 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin(e-duruşma yolu ile) yüzüne karşı karar KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/03/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır
* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.