İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/181 E. 2025/215 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/181
Karar No
2025/215
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/181 Esas - 2025/215

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/181 KARAR NO : 2025/215

DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 19/04/2024 KARAR TARİHİ : 16/06/2025 Yazım Tarihi: 30/06/2025

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının 2015 yılında ... Dan. Tek. Tur. Ve İç Ve Dış Tic.Ltd. Şti ticaret unvanıyla kurulduğu, sonradan ticaret unvanının .... A.Ş. olarak değiştirildiği; 2015’den itibaren aralıksız fasılasız olarak .... alan adı altında çevrimiçi araç kiralama rezervasyon/aracılık hizmeti yerine getirdiği, bu sitenin araç kiralama rezervasyon hizmetleri konusunda hali hazırda Türkiye'de en çok bilinen ve kullanılan, ilk akla gelen e-ticaret sitesi olduğu; “...” ibareli internet sitesini kullanan müşterilerin, kiralamak istedikleri araçları ve fiyatları karşılaştırmalı olarak görerek, kendi ihtiyaçlarına en ... ve ideal aracı çevrimiçi kiralayabildiği; Davacının " ...” ibareli markalarının sahibi olduğu; “...” ibaresinin Davacı markalarının asıl ayırt edici unsuru olduğu; itiraza konu 35., 36. ve 42. sınıflarda tescil konusu yapılan ... Başvuru no’lu “...” ibareli markada yer alan “...” ibaresinin nitelik sıfatı olup “...” ibaresini betimlemek amacıyla kullanıldığı, ayırtediciliğinin zayıf olduğu; ayırtedici unsur olarak “...” unsuru tıpkı Davacı markalarında yer aldığı şekliyle kullanıldığı, markaların ... unsurlarının dahi birbiriyle son derece benzer olduğu; ortak unsur olan “...” ibaresi günlük hayatta kullanılmayan, oldukça spesifik bir tamlama olduğu; Ülkemizin her yerine 7 gün 24 saat hizmet veren Davacının kapsadığı geniş çalışma alanı ve saatlerini vurgulamak adına ... (...°) sayısını kullandığı; "..." ibaresinin asli ve ayırtedici ortak unsur olarak markalar arasında genel intiba bakımından global bir değerlendirme benzerlik, seri marka izlenimi ve ilişkilendirilme-karıştırılma riski yarattığı; hizmet sınıflarının da aynı olduğu; iptali talep edilen ... kararında, markaların benzer olmadığına ilişkin tespitin hangi kriterlere dayandığı ve herhangi bir somut gerekçe belirtilmediği; sektörünün lider markası haline gelen yolcu ...” markasıyla yüksek benzerlik taşıyan ... ... ibaresinin tescil edilmesi halinde, Davacı markasının ayırtediciliğinin zayıflayacağı; Davacının .... gibi ulusal televizyon kanalları ve ulusal radyo kanallarında çeşitli reklamların uzun yıllardır yayımlandığı; 2015’den bu yana "..." çekirdek unsurlu seri markaları niteliğindeki "...", "...." vd. markalarının yansıması olan ... markasının toplumun geniş kesimine “internet üzerinden sunulan araç kiralama aracılık hizmetleri” kapsamında tanıtıldığı; bunun için .... gibi şirketlerle/markalarla “...” hizmetleri için işbirliği anlaşmaları yapıldığı, iş ortaklıkları kurulduğu; Davacının araç kiralama konusunda ülkede sektör lideri olduğunun ispatı için Davacı hakkında yapılan tanınırlık araştırmasına ilişkin sunumun dosyaya delil kapsamında sunulduğu; Davacının asıl faaliyet alanı 39. sınıf olsa da 35, 36 ve 42. sınıfa dahil olan alanlarda da hizmetler verdiği; internet üzerinde .... arama moturunda yapılacak basit bir araştırma ile davalı markasındaki “ ...” ibaresi aratıldığında davalıya ait herhangi bir sonuç çıkmadığı aksine Davacıya ait içeriklerin çıktığı ve bu durumun da markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini ve “...” markasının tanınmışlığını ispatladığı; Davacı markasıyla aynı unsurlardan oluşan başvuru markasının aynı-ilişkili sınıflarında tescil edilmesi talep edildiği, kötüniyetli olduğu, Davacı markalarının tanınmışlığından faydalanmak, zarar vermek ve haksız rekabet teşkil etmek amacıyla yapıldığı” öne sürülerek; .... sayılı ... Kararının İptali ile ... no’lu “...” ibareli marka tescil başvurusunun reddine karar verilmesi talep edilmiştir. 06/11/2024 tarihli Duruşma tutanağına göre, Davacı tarafından dava ve cevaba cevap dilekçelerinde geçen marka tescil başvurusunun reddi ibaresinden dava konusu markanın hükümsüzlüğünün kastedildiği ve Davalı markasının tescili halinde ayrıca hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya ... olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs cevap dilekçesinde ÖZETLE: Başvuruya konu ... ... markasının bütün olarak aynı yazı stili, büyüklük ve hizada yazıldığı, davacı markalarıyla bütünsel algı ve anlamda benzer olmadığı, bir sayı ya da sayıların kimsenin tekeline verilemeyeceği, farklı kişiler adına tescilli pekçok ... ibareli markanın bulunduğu öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre ticaret ünvanı hakkı , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... Kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 21/02/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 19/04/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı " ...", "... ...", "...", "... kullanbırak" ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, ticaret unvanı ile benzerlik, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettiği unsurlar ve bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Karşılaştırılan ibareler arasında yeterli benzerlik bulunmadığından ticaret unvanı ile benzerlik gerekçeli itirazlar da haklı bulunmamıştır. Somut olayda, itiraz sahibi, tanınmışlık ve işaretlerin benzer olduğu iddiası dışında; itiraz edilen markanın kullanımının, önceki markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı, markanın itibarına zarar vereceği ya da markanın ayırt edici karakterini zedeleyeceği sonucunu destekler nitelikte yeterli olgu, argüman veya delil sunmamıştır. Bu nedenle somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapılmış olduğuna dair yeterli bilgi/belge itiraz ekinde sunulmadığından itirazın tüm gerekçeleriyle reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... (...) ...+... (...)

... (...)

18/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda ÖZETLE; "(1) SMK 6/1 kapsamında, davalı kurumun .... sicil kayıtlarına göre, Davacının itiraza ve davaya mesnet gösterdiği .... sayılı marka başvurularının, davaya konu ... kararının verildiği 19.02.2024 tarihi, dava tarihi 19.04.2024 ve inceleme tarihimiz 15.04.2025 tarihi itibarıyla reddedilmiş, karar iptal davasına konusu olmamış, davaya konu marka başvurusu bakımından tescil engeli, ... karar iptal ve hükümsüzlük sebebi oluşturmayan başvurular olduğu; durumun Davalı Kurumdan sorularak teyit edilebileceği; (2) ... sayılı “...” ibareli başvuru markasının tesciline karar verilen hizmetlerin, Davacının itiraza ve davaya mesnet gösterdiği tescilli ..., .... ve ... sayılı markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle mukayesesinde; başvuru markasının tesciline karar verilen hizmetlerden sadece 35. sınıf hizmetlerin Davacının sadece ... sayılı markasının ve başvuru markasının tesciline karar verilen 42. sınıf hizmetlerin Davacının sadece ... sayılı markasının kapsamında olan birebir aynı hizmet niteliği taşıdığı; (3) Ancak, “...” ibareli başvuru markasının, Davacının ... sayılı “...” ve ... sayılı “...+...” ibareli markalarıyla bütünsel genel izlenimde görsel, işitsel veya kavramsal olarak ilişkilendirilebilecek veya karıştırılabilecek düzeyde benzerlik taşımadığı ve bu hizmetler bakımından iltibas olasılığının bulunmadığı; (4) Davacının SMK 6/6 kapsamında itirazına mesnet gönderdiği ticaret ünvanları ile alan adının kök sözcüğü olan “...” ibaresi ile başvuru markasının esas unsuru “...” ibaresinin iltibas yaratacak düzeyde benzerlik taşımadığı gibi, dosya münderecatında, davaya konu markanın başvurusu tarihinden önce, Davacı tarafından, Davacı şirketin “...” ibareli ticaret ünvanı/tabelalı bir fiziki veya sanal mağaza/websitesi kullanarak 35, 36 ve 42. sınıflara konu herhangi bir hizmetin fiilen sunulduğuna dair tek bir adet sözleşme, fatura vb. hiçbir delile rastlanmadığı; (5) SMK 6/5 kapsamında, itiraz veya dava aşamasında, dava konusu markasının başvuru tarihi itibarıyla, Davacının “...” ibareli markasının herhangi bir mal veya hizmet bakımından “refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka” olduğunun ve başvuru markasının 35, 36 ve 42. sınıf hizmetlerde tescili ve kullanımı halinde; ilgli alıcı kitlesinin Davacı markasıyla bağlantı/ilinti kurarak ekonomik davranışları ve satın alma tercihlerinde değişiklik olabileceğinin ve bu surette Davalının haksız menfaat temin etmesi, Davacı markasının itibarına veya ayırtedici karakterine zarar verilmesi sonuçlarından birinin doğabileceğinin somut olgu veya delillerle ortaya konulamadığı; (6) SMK 6/9 kapsamında, Davacının kötüniyet itirazına ilişkin iddia ve delilleri ile tespitlerimizin yukarıda belirtildiği" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacının kısmen emtia benzerliği olan " ...." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; her iki taraf markasındaki ... ibaresinin ilk hecelerdeki atıf/gönderme yapılan işaret olduğundan asıl unsur olduğu düşünüldüğü; diğer yönden Diğer yönden bilirkişi heyeti raporunda sayfa 5-15 daki karşılaştırma tablosuna göre dava konusu başvuru markasının kapsamındaki 35. Sınıftaki ve 42. Sınıftaki tüm emtialar yönünden benzer/ilişkili ve bağlantılı emtialar olduğundan kısmen emtia benzerliği de gerçekleştiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu yukarıda belirtilen mallar/hizmetler açısından ayırdığı satın alma /faydalanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itiraz mesnedi ".... (...) " ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasındaki baskın ... ibaresindeki benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, benzerlik nedeniyle bu mallar/hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında bu mallarda/hizmetlerde SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; Bu emtialar açısından aksi yöndeki ... kararı yanlış olarak değerlendirildiği; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) Bunun dışında kalan emtialarda (36. Sınıftaki hizmetler) ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; Diğer yönden ise ; Somut olayda SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( yani davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan davalı başvurusu nedeniyle " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan kısmi iltibası ortadan kaldıran sebepler oluşturmadığından neticeden dava kabul edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Dava konusu ... ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 35. Sınıftaki ve 42. Sınıftaki tüm emtialar yönünden ... kararının kısmen iptaline, markanın bu emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına, 3-Diğer kısımlar (36. Sınıftaki hizmetler) yönünden davanın reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı (11.000,00 TL bilirkişi ücreti 815,00 TL tebligat gideri, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 12.242,6‬0 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 6.121,3‬0 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.16/06/2025

Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/181, K. 2025/215, T. 16.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-181-e-2025-215-k-e6d3b820c71e