İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/220 E. 2025/227 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/220
- Karar No
- 2025/227
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/220 Esas - 2025/227
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/220 KARAR NO : 2025/227
DAVA : Marka .... Sayılı ... Kararının İptali DAVA TARİHİ : 08/05/2024 KARAR TARİHİ : 18/06/2025 Yazım Tarihi: 02/07/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: 2020 yılında ticaret siciline tescil edilerek kurulan unvanının ayırıcı unsuru ... olan müvekkili şirket ... ’in, ibare ve biçimli 1-34. Sınıf ürün ve hizmetleri içeren ... sayılı markanın sahibi olduğunu, müvekkili şirketin ‘...’ ibaresine ilişkin yurtdışındaki çeşitli ülkelerde marka tescilleri ve anılan markanın tanıtımına yönelik olarak katıldığı uluslararası fuar etkinliklerinin bulunduğunu, müvekkilinin .... ülkelerinin yanında, .... nezdinde de ‘...’ ibaresine ilişkin yurtdışı marka tescillerinin bulunduğunu, müvekkilinin ‘...’ markasına ilişkin parfümeri ürünlerinin tanıtıma yönelik olarak yurtdışında katılım sağladığı çeşitli uluslararası fuar etkinliklerinin de yer aldığını, 16-18 Mart 2023 tarihleri arasında ...., 30 Mart-2 Nisan 2023 tarihleri arasında İtalya ve yine 2023 yılında ....’de gerçekleştirilen uluslararası fuarlarda ... ibareli markasının özellikle parfüm ürünleri yönünden tanıtımını gerçekleştirdiğini, uluslararası pazarda markanın tanınmasını sağladığını, .... ve .... gibi şehirlerde gerçekleştirilen benzer etkinliklere de katılım sağladığını, bu süreçte ... markası parfümeri ürünleri yönünden çeşitli gazete ve magazin haberlerine de konu olduğunu, müvekkilinin markasının seçkin satış noktalarında tüketicilerin dikkatine sunulduğunu,dava konusu marka ile redde mesnet markaların ürünlerinin tamamen farklı olduklarını, müvekkilinin ‘...’ markasının niş parfüm kategorisinde ürünler geliştirdiğini; ‘...’ markasının ise adından net şekilde anlaşılacağı üzere dermatolojik kategoride cilt ürünleri sattığını, yine ‘...’ adından anlaşılacağı üzere eczane kanalı satış konumlandırması ile satış yaptıklarını,Davalı firmanın toplumdaki ve pazardaki düşük bilinirliği, düşük pazar payı, ürün grubunun davacı firma ile tamamen farklı oluşu nedeniyle davacı müvekkili firmanın davalı firmayı taklit etme veya markasına yakınlaşma gibi bir çabasının söz konusu olmadığını ve ticari olarak bunun anlamsız olduğunu,müvekkiline ait ... numaralı ...+... ibareli markanın da başvuru tarihi itibariyle müvekkili tarafından ciddi, kesintisiz ve yoğun bir biçimde fiilen kullanıldığını, müvekkilinin, ‘...’ ibareli markayı kendi markasına itiraz edilene kadar asla duymadığını, kendi ülkesinde de bir Türk markası olması gereği tanınma yatırımları yaptığını, dermatolojik ürün grupları üretmediklerini,‘...’ ibaresinin ....’de, ‘güneş ve güneş gibi parlayan’ anlamlarına geldiği, sözcüğün dilimizde doğrudan bir karşılığı ve anlamının olmadığı, markada yer alan logonun orkidenin narin ve hassas güzelliğini tasvir eden özel bir tasarım çalışmasıyla oluşturulduğunu, dolayısıyla müvekkili markanın özgün bir karakterle yazılmış ... sözcüğü ile özgün bir logonun birleşimi ile oluşturulan ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğunu, “...” markasında yer alan kelime unsurunun davacı müvekkilinin ticaret unvanında da çekirdek unsur olarak kullanıldığını ve yoğun kullanım ile tanınır hale getirildiğini, müvekkilinin ... sayılı markayı modernize ederek asıl unsurunu koruyarak sadece zemindeki turkuaz mavi rengi kaldırarak beyaz zemine siyah yazı karakteriyle yazmak suretiyle şeklinde 3 ve 4. Sınıfları içerecek ... sayı ile yeni bir marka başvurusuna konu ettiklerini, bunun seri marka başvurusu niteliğinde olduğunu, müvekkili şirketin ... sayılı marka başvurusu ile redde mesnet ... ve ... sayılı markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, markalar arasındaki işitsel, kavramsal ve genel izlenim farklılığının ilk bakışta ve hemen anlaşılabileceğini, parfümeri ve cilt bakımı amaçlı kozmetik ya da kremlerin alıcılarının sık alınan diğer tüketim ürünlerinden farklı olarak, oldukça seçici ve ürün araştırması yaparak satın alma kararı veren tüketicilerden oluştuğunu, bu ürünlerin fiyat aralığının da çok düşük olmadığını, aksine kalite ve prestij göstergesi olan lüks ürünler olduğunu, başvurudan çıkarılan malların makûl düzeyde bilgilenmiş, yeterince özenli ve dikkatli ortalama alıcılarının, itiraza dayanak markalar ile müvekkili başvurusunu karıştırmasına ihtimal olmadığını, başvuru kapsamından itiraz üzerine çıkarılan ürünlerin 3.sınıfta bulunduğunu ve genel olarak yetişkinlere ve bir kısmının da özellikle profesyonellere hitap ettiğini, bu tür ürün ve hizmetlerin satın alınması için ayırılacak süre ile dikkat ve özen yüksek seviyede olacağından karıştırılma riskinin de düşecek veya ortadan kalkacağını, markalar arasında yüksek seviyeli işitsel, anlamsal ve genel izlenim farklılığının bulunduğunu, bunun zayıf derecedeki görsel benzerliğin etkisini yok edecek durumda bulunduğunu, 3.sınıf ürünlerin ortalama alıcılarının her iki tarafa ait markaların farklı olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayacak seviyede olduğunu”öne sürerek ... ...‘nın ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahısa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı tarafın ... başvuru sayılı markasının kapsamından çıkartılan emtialar dolayısıyla davalı şahsa ait ... ve ... sayılı markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, ... sayılı önceki tescilli markasına bağlı müktesep hak iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 18/03/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 08/05/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ... , ... sayılı "...","... " ibareli markalar ile kanştınlrna ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(l) maddesi uyannca krsmen reddi yönündeki ... kararına kaşı, başıuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldınlması talebiyle başıııru sahibi tarafindan yapılan itiraz incelenmiştir. .....5 yıl geçmemesi nedeniyle hükümsüzlük tehdidi altında olması nedeniyle bu iddianın itirazın sonucuna etki etrneyeceği görüşüne vanlmıştır. Aynca başka ülkelerdeki tescillerin bulunduğu, ticaret ünvanının çekirdek unsuru olduğu, anlamsal karşılıklan, kullanımlar gibi diğer tüm iddiaların da, önceki tarihlerde tescil edilmiş markalarla kanştınlma olasılığını ortadan kaldırmadığından ve Kurum incelemede markaların koruma kapsamını dikkate almak zorunda olduğundan, başwru sahibinin diğer itirazları da haklı bulunmamıştır. KARAR; İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. Kazanılmış hak kavramı, .... daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde ifade edilmektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı Markaları
....
13/01/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "(01) SMK md. 6/1 çerçevesinde davaya konu ... Kararı ile davacının ... sayılı marka başvurusundan çıkartılan 03. sınıfa konu mallardan “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç).Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)” malları, davalının itiraza mesnet ... sayılı ve ... sayılı markalarının tescilleri kapsamında olan birebir AYNI MAL niteliği taşıdığı, Davalının itiraza mesnet ... sayılı markasının 35.sınıfta kapsadığı “Parfüm bekleri (yandığında koku yayan bekler), parfüm spreyleri ve vaporizatörleri (püskürteç)” malları ile davacının ... sayılı başvuru markasının kapsamından çıkartılan 03. sınıfa konu mallardan “Oda spreyleri” mallarının BENZER MAL niteliği taşıdığı, ve Davalının itiraza mesnet ... sayılı ve ... sayılı markalarının 5. Sınıflarında kapsadığı “kötü kokuları giderici maddeler” malları ile davacının ... sayılı başvuru markasının kapsamından çıkartılan 03. sınıfa konu mallardan “Oda spreyleri” mallarının da BENZER MAL niteliği taşıdığı, (2) SMK 6/1 çerçevesinde, ... sayılı “...” esas unsurlu başvuru markasının, davaya konu ... Kararına mesnet gösterilen “...” esas unsurlu ... ve ... sayılı markalar ile bütünsel genel izlenim itibarıyla görsel ve işitsel olarak yüksek düzeyde benzer olduğu ve davacının ... sayılı başvuru markasının kapsamından çıkartılan 03. sınıfa konu “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)” malları ile davalının itiraza mesnet ... sayılı ve ... sayılı markalarının tescilleri kapsamında ayniyet taşıyan malları bakımından; yine Davalının itiraza mesnet ... sayılı markasının 35.sınıfta kapsadığı “Parfüm bekleri (yandığında koku yayan bekler), parfüm spreyleri ve vaporizatörleri (püskürteç)” gibi mallar ile benzer mal niteliğindeki davacının ... sayılı başvuru markasının kapsamından çıkartılan 03. sınıfa konu mallardan “Oda spreyleri” malları bakımından, ve yine Davalının itiraza mesnet ... sayılı ve ... sayılı markalarının 5. Sınıflarında kapsadığı “kötü kokuları giderici maddeler” malları ile davacının ... sayılı başvuru markasının kapsamından çıkartılan 03. sınıfa konu mallardan “Oda spreyleri” malları bakımından iltibas ihtimalinin bulunduğu, (3) Davacının kazanılmış hak iddiasıyla başvuru markasının tescili reddedilen mallar bakımından ... iptal kararı talebine mesnet gösterdiği markasının, Yargıtay İçtihatlarında aranan kriterleri karşılamadığı" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının "...+ ... " ibareli marka başvurusu ile davalıya ait " ... " ve "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;; Diğer yönden başvurunun kapsamındaki malların davalı markasındaki mallarla aynı/benzer/ilişkili/bağlantılı olduğu raporunun 4-9 sayfalarında taralı kısım ile gösterildiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "...+ ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının " ... " ve "... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının " ... " ve "... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davacının "...+ ... " ibareli başvuru markalı malları satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; işaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceğinden taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiası kanundaki bu düzenlemeler kendi başvurusu için değil başkasının markasını engelleyen düzenlemeler olduğundan oluşan sonuca etkisi olmadığı; Davacının önceki ... sayılı markasının ise 16.01.2023 tarihinde tescil edildiği, davacı markası ise 07.09.2022 tarihinde başvurusu yapıldığı görüldüğünden 5 yıllık süre dolmadan yeni markasının başvurusunu yaptığı, yeni markasının da davalı konumuna getirildiğinden müktesep hak koşulu da da oluşmadığı Nihayetinde davanın reddi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 18/06/2025 Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır