İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/149 E. 2024/461 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/149
Karar No
2024/461
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/149 Esas - 2024/461 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/149 KARAR NO : 2024/461

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 25/03/2024 KARAR TARİHİ : 05/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarıyla; davacı adına tescilli “...” ibareli markanın, Türkiye dâhil pek çok ülkede TV yayınında kullanıldığını, bilinir olduğunu, dava konusu başvurunun ticari kaynak gösterme işlevi bulunmadığından SMK m.5/1,b hükmü bağlamında tescil edilmemesi gerektiğini, dava konusu başvurunun başında yer alan “...” ibaresinin, davacı markaları ile bire bir olduğunu, başvuru kapsamında yer alan hizmetlerle, iddialara mesnet markaların kapsamında yer alan malların ve hizmetlerin benzer olduğunu, tüketicilerin dava konusu işaret ile sunulacak hizmetlerin davacı tarafından sunulduğu yanılgısına düşebileceğinden SMK m.6/1 hükmü bağlamından başvurunun reddi koşullarının oluştuğunu, davacıya ait “...” ibareli markanın TV yayıncılığında, Türkiye’de ve ... Sözlşemesi’ne taraf ülkelerde tanınmış marka oluğunu, yüksek düzeyde izleyici kitlesine hitap ettiğini, başvurunun SMK m.6/4 ve m.6/5 hükümleri kapsamında reddi gerektiğini, “...” ibaresinin aynı zamanda davacının ticaret ünvanının ayırt edici ek unsurunu oluşturduğunu ve başvurunun SMK m.6/6 hükmü bağlamında reddedilmesi gerektiğini, “...” ibaresi ile yapılacak çevrim içi aramada doğrudan davacı markalarına ulaşıldığını, başvuru sahibinin davacı markalarından haberdar olmasının beklendiğini, davalının bu ibarenin benzerini marka başvurusuna konu etmesinin kötü niyetli olduğunu, başvurunun SMK m.6/5 hükmü bağlamında reddi ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu iddia ederek ...’nun 26.01.2024 tarihli ve ... sayılı ... kararının iptaline davalı şirkete ait ... numaralı markanın hükümsüz kılınmasına ve sicilden silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ...’nun 26.01.2024 tarihli ve ... sayılı ... kararının iptaline Davalı Şirket’e ait ... numaralı markanın hükümsüz kılınmasına ve sicilden silinmesine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı adına 29.09.2022 tarihinde tescil başvurusu yapılan ve kapsamında 39. sınıftaki bir kısım hizmetlerin bulunduğu, ... sayılı, "... LTD.ŞTİ. ...'' şekil ve ibareli marka başvurusunun yayımına karşı davacı tarafından 22.12.2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.5/1,b, m.6/1, m.6/4, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında yapılan itiraz, ... (...) tarafından reddedilmiş, ret kararına karşı ... nezdinde davacı tarafından yapılan itiraz ..... tarafından incelenmiş ve Kurulun ... sayılı kararı ile; ''... başvuru numaralı "... LTD.ŞTİ. ...'' ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .....sayılı "...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 4, 5, 6, 9. maddeleri ve de Md. 5/1-b maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Bilindiği gibi markalar arasındaki karıştırılma ihtimali incelemesi; markalar arasındaki benzerlik düzeyi, mal/hizmetler arasındaki benzerlik düzeyi, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücü ve ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi gibi bir dizi unsurun değerlendirilmesine dayanır. Bu değerlendirme son tahlilde bütün unsurların birlikte değerlendirilmesiyle yapılmalıdır (.....). Markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik değerlendirmesi markaların ayırt edici ve baskın unsurlarını da göz önünde bulundurarak markaların bıraktığı bütünsel intibaya dayanarak yapılmalıdır (.....). Söz konusu unsurlardan markalar arasındaki benzerliğin ve/veya mal/hizmetler arasındaki benzerliğin noksanlığı halinde markalar arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı kabul edilir. Karşılıklı etkileşim teorisine göre, karıştırılma ihtimali incelemesinde ele alınan faktörlerin, özellikle işaret benzerliği ve mal/hizmet benzerliği arasında karşılıklı bir etkileşimin bulunduğu dikkate alınmalıdır. Yani işaretler arasında yer alan düşük dereceli benzerlik, mal/hizmetler arasında var olan yüksek dereceli benzerlik ile telafi edilebilir. Bu ilke tam tersi durum için de geçerlidir (.....). Ortalama tüketicinin markalar arasında direkt karşılaştırma yapma şansına nadiren sahip olduğu, aksine genellikle markaların akıllarında kalan kusursuz olmayan örneğine dayanarak bir değerlendirme yapabildiği dikkate alınmalıdır (.....). Karıştırılma ihtimali incelemesi yukarıda belirtilen bilgiler ışığında yapılmıştır. Mal/hizmetler bakımından yapılan incelemede, başvuru kapsamında tescili talep edilen hizmetlerin itiraz gerekçesi markaların koruma kapsamında yer almadığı tespit edilmiştir. Yapılan incelemede, başvuurya konu markanın ihtiva ettiği unsurlarla birlikte itiraz gerekçesi markalardan farklılaşmış olmasının yanı ısra ve mal/hizmetlerin farklı olması hususu da dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Uyuşmazlık konusu markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığından SMK m. 6/4 kapsamındaki itirazın da reddi gerekmiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir. Somut olay açısından, markaların karıştırılmayacağı ve de tescili talep edilen Sınıf 39 bakımından muterizin ticari iştigali ve bilinirliği bulunduğu televizyonculuk sektörü ile bağlantı bulunmaması hususları birlikte dikkate alındığında, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. İtiraz dilekçesinde öne sürüldüğü gibi itiraza gerekçe markanın, 6769 s. SMK'nın 6/6 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Başvurunun Md. 5/1-b kapsamında değerlendirilemeyeceği tespit ve kanaatlerine varıldığından, ilgili yöndeki itirazın da reddi gerekmiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Dava konusu başvurunun SMK m.5/1,b hükmü bağlamında reddi koşullarının oluştuğu, bu tespitimizin, iptali talep edilen ... sayılı ... kararında farklılaştığı, -Dava konusu başvurunun SMK m.6/1, m.6/4, m.6/5 ve m.6/6 hükümleri kapsamında reddi koşullarının oluşmadığı, bu tespitimizin, iptali talep edilen ... sayılı ... kararı ile uyumlu olduğu, -Dava konusu ... sayılı markanın SMK m.5/1,b hükmü bağlamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, -Dava konusu ... sayılı markanın SMK m.6/1, m.6/4, m.6/5 ve m.6/6 hükümleri bağlamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı -SMK m.6/9 hükmü bağlamında başvurunun reddi ve hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin değerlendirmenin salt hukuki nitelikte olması sebebiyle bu konuda değerlendirme yapılamayacağı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Sektör uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Radyo-televizyon ve medya yayıncılığı yönünden, seyirci-izleyici algısı için markaların ve isimlerin büyük önem taşıdığı, -Davacı şirketin kuruluşunun 1929 tarihine kadar uzandığı ve mevcut durumda Lüksemburg, Almanya, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinde 68 televizyon kanalı ve 31 radyo istasyonu işlettiği, -Davacı şirketin Avrupa Yayın Birliğinin kurucu üyesi olduğu, -Davacı şirketin Avrupa ve dünya çapında marka olmuş bir yayıncı kuruluş olduğu, -Davacı şirkete ait “...” markası ile Davalı Şirket’e ait “.....” ibaresiyle başlayan markası arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, -Davalı Şirket’in marka başvurusunda yer alan hizmetlerin davacının yayın özellikleriyle örtüşebilir nitelikte olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde mutlak ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 5/1-b maddesi; “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler”in marka olarak tescil edilemeyeceklerini düzenlemektedir. Madde gerekçesi incelendiğinde, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. ... sayılı ..... 7. maddesinde de marka olarak tescil edilemeyecek herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler benzer şekilde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre işaretin tescilinin mümkün olmaması için “kaynak gösterme fonksiyonu”na sahip olmaması gerekmektedir. Zira ..... ve üye ülkelerin ulusal mevzuatlarına göre bu maddenin yorumunda hareket noktası markanın esaslı fonksiyonu kavramıdır. Bir markanın esaslı/asıl fonksiyonu, mal ve hizmetleri bir başkasının mal ve hizmetlerinden ayırt etmekten ibarettir. Dolayısıyla ürünün bir kişi veya firmaya ait olduğunu tanıtmaya imkan vermesi, yani ayırt edici gücünün olması gereklidir. Eğer ki işaret, ürünün aidiyeti hakkında tüketiciye bir bilgi veremiyor ise marka olarak tescil edilemez. Dolayısıyla ayırt edicilik fonksiyonu, işaretlerin genel ve temel bir özelliğidir. (.....”). “Bir markanın ayırt edici karaktere sahip olması için o markanın, tescili istenen ürünün belirli bir işletmeden kaynaklandığını belirler hale gelmiş ve böylece o ürünü diğer işletmelerin mallarından ayırır hale getirmiş olması gerekir. (.....]).” Yargıtay kararlarında da, ayırt ediciliğin markanın temel fonksiyonu olan kaynak gösterme fonksiyonunun sağlanıp sağlanmadığına bağlı olduğu ifade edilmektedir. ..... sayılı kararında: "556 sayılı KHK ile hüküm altına alınan tanım ve ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ayırt edicilik fonksiyonu markanın en temel unsurudur. Çünkü, ayırt edicilik markanın üzerinde kullanıldığı bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan en önemli tescil şartıdır." denilerek ayırt ediciliğin markanın en temel unsuru olduğuna dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla kabul edilen bu görüşler çerçevesine işaretin, tescili talep olunan emtialar yönünden “kaynak gösterme” fonksiyonunun var olup olmadığı incelenmeli ve bu doğrultuda bir kanaate varılmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olay SMK 5/1-b maddesi anlamında incelendiğinde; Somut uyuşmazlığa konu "... LTD.ŞTİ. ...'' şekil ve ibareli başvuru; esasında müstakil olarak marka tesciline konu olabilecek “....” kısaltması, “... LTD. ŞTİ.” ünvanı, gün batımından gökyüzüne yükselen bir uçak görseli ile birlikte “.....” işletme adı ve ... uzantılı internet alan adından oluştuğu, bu yapı içerisinde birbiri ile ilişkilendirilemeyen farklı işletmelere ait olduğu algısı oluşturabilecek birden çok unsur müstakil varlıklarını kaybedecek şekilde bir arada marka başvurusuna konu edildiği, ilgili tüketici nezdinde tüm unsurlarıyla ve farklı zamanlarda akılda kalması ve marka olarak algılanması mümkün olmayan başvuruya konu işaretin SMK m.5/1-b hükmü bağlamında reddi koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (.....). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay SMK 6. maddesi anlamında incelendiğinde;

Dava Konusu Marka Davacı Markaları

....

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; başvuru kapsamında yer alan 39. sınıftaki hizmetlerin aynıları ya da benzerleri iddialara mesnet markanın kapsamında yer almadığı, bu durumda malların ve hizmetlerin aynı ya da benzer olması koşulunun SAĞLANAMADIĞI görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden GERÇEKLEŞMEMİŞTİR. Devamla; Davalının markasının incelenmesinde; davalının dava konusu "... LTD.ŞTİ. .....'' şekil ve ibareli başvurusunun; esasında müstakil olarak marka tesciline konu olabilecek ''....'' kısaltması, ''... LTD. ŞTİ.'' ünvanı, gün batımından gökyüzüne yükselen bir uçak görseli ile birlikte “.....” işletme adı ve ''...'' uzantılı internet alan adından oluştuğu, anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı adına tescilli ''...'' ve ''... ...'' ibareli markalar olduğu, ''...'' markasının düz bir yazım tarzı ile yazıldığı ve şekil unsuru içermediği, ''... ...'' markasında siyah bir zemin üzerine beyaz bir renkle ''...'' ibaresinin yazıldığı ve beyaz bir zemin üzerine ''...'' ibaresinin yazılması ile yan yana getirilerek dikdörtgen bir bütünün iki parçası şeklinde algı yaratır şekilde oluşturulan marka olduğu, siyah ve beyaz renklerin kullanıldığı, markalardaki esas unsurun ''...'' ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ..... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... LTD.ŞTİ. .....'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuruya konu işaretin; müstakil olarak anlam ifade etme kabiliyetine sahip birden çok yazı ile şekil unsurundan oluştuğu, birbirinden bağımsız olmakla birlikte aynı marka başvurusuna konu edilen bu birden çok unsurdan sadece birinin bir bölümünde yer alan “....” ibaresinden kaynaklı kısmi benzerliğin SMK m.6/1 hükmü bağlamından işaret ile markaların benzer olduğu değerlendirmesi yapılabilmesi için yeterli olmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... LTD.ŞTİ. .....'' markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, Davacıya ait markaların ... Sözleşmesine taraf ülkelerde ve televizyon yayını hizmetlerinde belli ölçüde tanınmış olduğu; ancak işaret ile markalar arasında tescile engel bir benzerlik bulunmadığından SMK m.6/4 hükmü bağlamında başvurunun reddi koşullarının oluşmadığı; Davacıya ait markaların Türkiye’de televizyon yayını hizmetlerinde belli ölçüde tanınmış olduğu; ancak işaret ile markalar arasında tescile engel bir benzerlik bulunmadığından SMK m.6/5 hükmü bağlamında başvurunun reddi koşullarının oluşmadığı; Davacının ticaret ünvanında yer alan ve markalarıyla da uyumlu “...” ibaresi ile dava konusu başvuru arasında tescile engel oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle SMK m.6/6 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı; Öte yandan dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı; kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle tüm dosya kapsamına göre; ... sayılı ... kararının SMK m.5/1,b hükmü bağlamında iptaline, ... sayılı markanın SMK m.5/1,b hükmü bağlamında hükümsüzlüğüne sicilden terkinine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1- ... sayılı ... kararının SMK m.5/1,b hükmü bağlamında iptaline, ... sayılı markanın SMK m.5/1,b hükmü bağlamında hükümsüzlüğüne sicilden terkinine, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 7.271,00-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/11/2024

Katip ..... Hakim ..... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 916,00-TL GİDER AVANSI :6.255,00-TL TOPLAM :7.271,00-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/149, K. 2024/461, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-149-e-2024-461-k-46ba317b1cfb