İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1030 E. 2026/86 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/1030
Karar No
2026/86
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : .... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ...

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının tehlikeye girmesinin önüne geçmek için HMK'nun 389 ve İİK'nun 72. Maddesi hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir talep edildiği, Kayseri 1. Ticaret Mahkemesi ... değişik iş kararıyla 01.11.2024 tarihinde teminat karşılında tedbir kararı verdiği, talep üzerine 04.01.2024 tarihinde kararın uygulanmasına karar verildiği, HMK'nun 397. Maddesi gereğince kararın uygulaması tarihi itibariyle 2 haftalık süre içinde esasa yönelik dava açılması gerekse de; Türk Ticaret Kanunun 5A maddesi gereğince menfi tespit davası zorunlu arabulucuğa tabi olduğundan işbu süre içinde arabulucuya başvurulduğunu, müvekkilinin, Suriye ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu Kayseri ilinde mobilya ve demir kapı üretimi yapan ... Mobilya İç ve Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi'nin(...) sahibi olduğunu, şirketlerin cirosundan görüleceği üzere ülkemizde önemli bir yatırım yaptığını, müvekkilinin, davalı ile ilk defa 2023 yılında tanıştığını davalının, kendisini eski savcı olduğunu avukat olarak tanıttığını, davalının zamanla İstihbarat Teşkilatı ve Terörle Mücadele Şube Müdürlükleri önünde fotoğraf çekip müvekkiline göndererek güven kazandığını, davalının bu eylemleri TCK'nun 158. Maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağından suç duyurusunda bulunulduğunu, Kayseri Cumhuriyet Savcılığının ... Sayılı soruşturma numarasıyla soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalıyı avukat olarak bildiği için tahsil etmesi üzerine senet verdiğini, davalının bu senedin hamil kısmına kendisini yazdığını, yine, Vivense Anonim Şirketi'nden alacağının tahsil edilmesini istediğini, davalının imzalı boş evrak istediği ve sonrasında boş evrakın içini lehine 3.000,000-TL (üçmilyontürklirası) yazarak doldurduğunu, her iki senedin tahsili için müvekkiline karşı icra takibi yapıldığını, icra ödeme emri tebliğ edildiğinde Suriye ve Türkiye vatandaşı olan müvekkilinin Türk hukuk sistemine vakıf olmadığı için hemen avukatı olarak bildiği davalıyı aradığında, davalı "sakın icra takiplerine itiraz etmeyin, icra takibini alacağınızı garantiye almak için yaptım", dediği ve devamla "senetlere konu olan icra takipleri geçersizdir, alacağım yoktur, buna dari sözleşme yapacağız" dediğini, davalının bu şekilde hareket ederek zaman kazanıp icra takibini kesinleştirdiğini, müvekkilinin olayın farkına vardığında davalının borcun olmadığına dair sözleşme imzalayacağını söylediğini, bunun üzerine tarafların 22.08.2024 tarihinde saat 18:33 'te tanıklar huzurunda icra takibine konu senetler nedeniyle müvekkilinin borcu olmadığına ve icra takiplerinin geçersiz olduğuna dair sözleşme tanzim ettiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin borcu olmadığınin açık olmasına rağmen davalınin sözleşmeye aykırı davranarak icra takiplerini devam ettirdiğini belirterek İİK m. 72 gereğince gerçekte var olmayan bir borç nedeniyle icra takibi yapılmış olduğundan müvekkilin borçlu olmadığına dair tespiti içerir menfi tespit davasının kabulü ile icra takibine konu senet ve sözleşme nedeniyle borçlu olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava değerini 4.079.867,83-TL olarak belirtmesine rağmen dava müddeabih değerinin 1.000.000,00TL olarak belirleyerek bu miktar üzerinden harç yatırarak dava açtığını bu miktar üzerinden yatırılan harç ile davaya devam edilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin de geçmiş olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiş, davacının, müvekkilinin kendisini savcı olarak tanıttığı iddiasını kabul etmediğini, davacı tarafın mobilya sektöründe olması, yabancı asıllı olması ve Kayseri OSB sektörüne uzak olması nedeni ile evrak takibi ile ilgili danışmanlık sözleşmesi yaptığını bu kapsamda davacı taraf ile çalıştıklarını, davacının tahsil edilmek üzere müvekkiline 520.000,00TL'lik senet verdiği iddiasının da gerçeklikten uzak olduğunu, zira davacı tarafın söz konusu evrakı danışmanlık ücretinin ödenmesi amacıyla ciro ederek müvekkiline verdiğini, davacı tarafın danışmanlık sözleşmesinin yapıldığı tarihten bu güne kadar müvekkiline danışmanlık ücreti ve yaptığı masraflarla ilgili kısmi ödeme yaptığını, müvekkkilinin takibe konu bono da ... Mobilya San. Tic. A.Ş.nin de imzası bulunmasına rağmen sırf şirketin ticari faaliyetlerini akim bırakmamak için şirket aleyhine takip yapmamış olduğunu, bu hususun dahi müvekkkilinin iyiniyetli olduğu belirterek davacının davasının ve tüm taleplerinin reddine karar verilmesini yargılama giderleri ile ücreti vekaletlerin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Davacı tarafça; taraflar arasında yapılan sözleşme, davalının fotoğrafları, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...ve ... esas sayılı icra dosyaları, Kayseri 1. Ticaret Mahkemesinin ... değişik iş kararı, Kayseri Cumhuriyet savcılının ... Sayılı soruşturma numarası, ... Anonim şirketinden alacağı için icra takibi yaptığını ileri sürdüğüne dair evraklar, tanık beyanlarına delil olarak dayanılmıştır. Davalı tarafça Tanık, yemin, bilirkişi incelemesi, müvekkilinin davacı tarafa yaptığı ödemelerin dekont ve silipleri, sözleşmeler, fotoğraflar, ihtarname, whatsapp yazışmaları, davacının müvekkiline yaptığı ödemelerin dekontlarına delil olarak dayanılmıştır. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas ve ...Esas sayılı dosyalarının Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasının Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir. Mahkememiz ... D. İş sayılı dosyasının Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir. Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... ticaret sicil numarasında kayıtlı ... Mobilya İç Ve Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi'nin hissedarlarının kimler ve hisse oranlarının ne kadar olduğunun, şirketin kayıtlı adresinin, şirketin yetkili temsilcisinin kim olduğunun sorulmasına, ana sözleşmesinin ve tüm ortaklar kurulu karar örneklerinin, hazirun cetveli ve imza sirküsü örneklerinin gönderilmesi istenmiş, 20/12/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Davacının dava dilekçesindeki talepleri arasında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...ve... Esas sayılı icra takibine dayanak yapılan senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, celp edilen Uyap kayıtlarından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra takibine dayanak yapılan senet bedelinin 3.000.000,00-TL ve Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine dayanak yapılan senet bedelinin 520.000,00-TL olmak üzere davaya konu toplam senet bedelinin 3.520.000,00-TL olduğunun görüldüğü halde davacı tarafından harca esas değer olarak 1.000.000,00-TL olarak bildirdiği bedel üzerinden 17.077,50-TL peşin dava harcı yatırıldığı görülmekle takip çıkışı olan 3.520.000,00-TL alınması gereken 60.112,80-TL peşin nispi dava harcından dava açılırken yatırılan 17.077,50-TL peşin harç ile eksik kalan 43.035,30-TL eksik peşin nispi dava harcını ikmal etmek üzere davacı tarafa Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca işbu tensip ara kararının tebliğden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, öngörülen kesin süre içerisinde eksik nispi harç yatırılmadığı taktirde açılan davanın Harçlar Kanunu'nun 30, 32. ve HMK'nun 150. maddesi uyarınca dosyanın geçici olarak işlemden kaldırılmasına, HMK'nun 150. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde eksik harcın ikmal edilmemesi durumunda bu istem ile ilgili davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtar edilmiş, davacı tarafça 03/01/2025 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Dava dilekçesinin ekinde sunulana ve davacının delil olarak dayandığı 22/08/2024 tarihli "Tutanaktır" başlıklı belge içeriği ve adına atfen atılı yazı ve imza yönünden davalı ...'nın HMK'nun 169-170 maddeleri gereğince beyanlarının alınması, gerekli görülmesi halinde yazı ve imza incelemesi yaptırılmak üzere yazı ve imza örneklerinin alınması amacı ile isticvap edilmesine karar verilmiştir. Davacının aldatma hukuksal nedenine dayalı olarak işbu davayı açtığı dikkate alınarak davalı tarafından bildirilen tanıkların dinlenmesine karar verilmiş olmakla, Davacı tanığı ... duruşmada; sözleşmenin içeriği doğrudur. Ben bahsettiğim gibi ...'nın bizzat imzaladığını görüp görmediğim hatırlamıyorum. Tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmada; "Onur beyin babasını 30 yılı geçkindir tanırım. Benim yanıma onur danışman olarak geldi. Ben ...nın 2024 yılı ortasına kadar muhasebecisiydim. 4 yıl defterini tuttum. Onur bey tam bir danışmanlık gibi değildi, ... ...nın ... A.Ş ve ... İnşaat A.Ş şirketinin bütün işleri ile ilgileniyordu, mesela beni ziyarete geldiğinde KDV iadelerinin çözülmemiş, neden gecikiyor, paraya ihtiyaçları var gibi sözler söyleyerek şirketin müdürü gibi ilgileniyordu. Onur Bey Süleyman Bey'in 3. Kişilerle yaşadığı sıkıntılarla arabuluculuk yaptığına da şahidim. En son 2024 yılının haziran başında Süleyman bey inşaat işlerini takip eden Ümit Yazıcı isimli şahıs ile yaşadığı problemi çözmek adına benim ofisimde toplanarak uzlaşma protokolü hazırlandı. Bu protokolde Onur Bey ve ben şahittim. onur bey yaklaşık olarak 1-1.5 yıl kadar benden ticari defterler alınana kadar şirketin işleri ile ilgilenmiştir. Süleyman beyin bana yaptığı bir yanlış vardır onu da dava edeceğim dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine soruldu: Onur beyin gayret ve davranışlarını belirttim. Onur beyin bu çalışması ile bende böyle bir duygu oluştu. İlk tanıştığımızda onur bey beni ziyaret etti, ben Süleyman beyi arayarak teyit ettim. Yani onur beyin şirketin işleri ile ilgilenip ilgilenmediğini, takip edip etmediğini sordum süleyman bey de teyit etti. Onur beyin şirkette bir yetkisi yoktur. Kendi aralarında nasıl anlaştıkları bizce malum değildir. Süleyman beyin Türk vatandaşlı olmadan önce göç idaresi ile ilgili işlemlerini takip ettiğini biliyorum. Konuşmalardan tapu ve belediyeden alınacak izin ve işlemler ile ilgili onur beyin şirketin işlerini takip ettiğini yardımcı olduğunu duydum. Davalı vekilinin talebi üzerine soruldu: onur bey aylık 100.000,00 TL 'ye çalıştığına ilişkin duyumum var. Bunu onur beyden duydum. Süleyman bey'den hiç duymadım ve teyit de etmedim, Tanıklık ücreti talebim yoktur " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmada; "Ben vergi dairesi çalışanıydım. Emekli oldum. ... ... Mobilya firmasında üretim müdürü olarak çalışmaktadır. O sırada Süleyman Zekeriye ile tanışmış. Kendisine danışmanlık hizmeti vereceğini söyledi, Süleyman zekeriye ile birlikte oğlum yanıma geldi, yanlarında bir kişi daha vardı, danışmanlık hizmetinde aylık 100.000,00 TL vereceğini zekeriye söyledi, bizzat duydum. Su süre zarfında vergi dairesinde iadeler vardı, iadeler bir sıkıntı oldu ödenemedi, mal alımında bir sıkıntı yaşadıklarını, garanti bankası ve halkbankasında kredi kartım vardı, bundan zekeriyanın ödemeleri yapıldı. 1 ay sonra o kartları ödeyemedik daha sonra taksitlendirdik bankadan. Süleyman Zekeriye yanında bir arkadaşı benim yanıma geldiler 2 seferde benden 10.000'ar USD para verdim, bu parayı ...nın işlerinde kullanılacaktı, ... ve onur haftada bir ya da iki sefer yanıma geliyorlardı. En son yanıma geldiklerinde Onur ve süleyman arasında bir anlaşmazlık olduğunu söylediler, yanlarında gelen bir kişi ... libyaya kaçacak bilgin olsun dedi. Bende onura söyledim, onur da senetleri olduğunu tedbir koydu daha sonra süleymanın şikayeti ile oğlum gözaltına alındı karakola gittim. Davacı vekili ile görüştüm kendisinin eski hakim olduğun sonunun kötü olacağını söyledi. Bizi ailecek perişan ettiler. Davacı vekilinin talebi üzerine soruldu: ... Mobilyanın şirket müdürü oğlumdur. Belki resmiyette yoktur ancak bütün işlemleri o yapar. Ayrıca kendisinin yazıhanesi vardır gece 10'a kadar çalışır. ... 100.000,00 TL'lik ödeme ile ilgili bugüne kadar hiçbir ödeme yapmamış, 3'er 5'er bin tl belki vermiştir. Ödeme almadığı için vergi beyannamesi düzenlenemez. KDV ile bir mal almışsanız bu toplanır bir mali müşavir bir yeminli mali müşavir dosya haline getirir. Usulsüz birşey varsa yeminli mali müşavir çıkarır, dosya vergi dairesine verilir incelemeden geçer, iadesi varsa o zaman yapılır. Borcu varsa ödenmez. Sıkışıklık ondandı. Tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmada; "Ben davalı ...'nın eşiyim, kendisi ... Mobilya da üretim müdürü olarak çalışmaktadır. Aynı zamanda mobilya sektöründe danışmanlık yapmaktadır. Şuanda eşim bünyan cezaevindedir. Hangi suçtan tutuklu olduğunu bilmiyorum. ...ya danışmanlık ücreti vermiştir. 2 yıl boyunca eşim ... ... ya mobilya sektöründe danışmanlık hizmeti vermiştir. Firmanın ödeme zorluğu yaşadığı dönemde ... isimli şahsın borçları benim kartımdan ödenmiştir. Uçak bileti almıştır. Bilgim bu kadardır. Davacı vekilinin talebi üzerine soruldu: ... ticaret adında eşimin bir danışmanlık şirketi vardır. Bu şahıs firmasıdır. ...dan bir ücret alıp almadığını bilmiyorum. Davalı vekilinin talebi üzerine soruldu: eşim 100.000,00 TL karşılığında danışmanlım ücreti için anlaştıklarını söyledi, süleyman beyden de duymadım. Eşim genellikle yazılı sözleşme ile çalışır. Süleyman Zekeriye ile de sözleşmesi vardır diye düşünüyorum. Tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı ... tarafından 03/06/2025 tarihli beyan dilekçesinde davacı tarafından sunulan 22/08/2024 tarihli tutanağın tahrifat yolu ile elde edildiği iddiası bulunduğundan imza ve yazı örnekleri huzurda alınmıştır. Davalı tarafa dava konusu 22/08/2024 tarihine yakın tercihen bu tarihten önce davalının başka amaçlarla atılmış olduğu samimi imzalarını içerir belgelerin bulunduğu ilgili kamu kurum ve kuruluşları bildirmesi istenmiş, imza ve yazı örneklerinin bulunduğu kurumlardan yazı ile istenmiştir. HMK'nun 266.maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının kriminal polis laboratuvarından re'sen seçilecek yazı ve imza incelemesi, sahtecilik konularında uzman bir bilirkişinin görevlendirilmesine, Dava dosyasının ve tutanakla mahkememiz kasasına alınan 22/08/2024 tarihli evrak ile tatbike esas belge asıllarının tutanakla bilirkişiye teslimine, HMK'nun 273. Maddesi gereğince tarafların iddia ve savunmaları doğrultusundaki tatbike imza ve yazı örnekleri ile dava konusu 22/08/2024 tarihli sözleşmedeki davalıya ithafen atılan imzanın davalının el ürünü olup olmadığı ve sözleşmede tahrifat, montaj, imza aktarımı gibi sahtecilik olup olmadığı konusunda incelemenin teknik donanıma sahip laboratuvar ortamı kullanılarak grafolojik ve grafometrik yöntemlerle, incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza, rakam ve yazıların tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultusu gibi yönlerde taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması, sonuçta 22/08/2024 tarihli sözleşmedeki imzanın davalıya ait olup olmadığının dayanakları gösterilmiş, karşılaştırılan imza, rakam ve yazının hangi nedenle aynı veya farklı kişilerin el ürünü olduğunun fotoğraf ve diğer görüntü yöntemleri ile desteklenmiş, tarafların mahkememiz ve üst derece yargı organlarının denetimine elverişli açıklamalı rapor tanzimi ve 22/08/2024 tarihli sözleşmede tahrifat, montaj, imza aktarımı gibi sahtecilik olup olmadığının tespiti için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine, karar verilmiştir. Mahkememiz işin mahiyeti gereği anılan ara karardan dönülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Dava ... tarafından davalı ...’ya karşı açılan bir menfi tespit davasını konu almaktadır. Davacı, toplamda 4.079.867,83 TL değerindeki icra takiplerine konu olan borçların gerçekte var olmadığını ve davalı tarafından hileli yöntemlerle kendisinden alındığını iddia etmektedir. Dava dilekçesinde yer alan iddialara göre davalı, kendisini eski bir savcı, mevcut bir avukat ve MİT müsteşarlığı gibi devlet birimleriyle bağlantılı bir kişi olarak tanıtarak davacının güvenini kazanmıştır. Bu güveni pekiştirmek amacıyla istihbarat binaları önünde çekilmiş fotoğraflarını davacıya gönderdiği belirtilmektedir. Davalı, ... Anonim Şirketi’nden alacağı olduğunu ve bu alacağı tahsil etmek için davacıdan imzalı boş evraklar (senetler) talep etmiştir. Davacı, bu boş evraklardan birinin 520.000 TL, diğerinin ise 3.000.000 TL olarak davalı tarafından doldurulduğunu ve aleyhine icra takibi başlatıldığını öne sürmektedir. Dilekçede, davalının davacıyı "icra takibine itiraz etme, ben senin alacağını garantiye almak için bunu yapıyorum" diyerek oyaladığı ve icra takiplerinin bu şekilde kesinleştiği ifade edilmektedir. Ancak daha sonra taraflar arasında 22.08.2024 tarihinde bir sözleşme yapıldığı, bu sözleşme ile davalının borcun olmadığını ve icra takiplerinin geçersiz olduğunu kabul ettiği belirtilmektedir. Davacı taraf, bu sözleşmeye ve olayın nitelikli dolandırıcılık teşkil ettiğine dair savcılık soruşturmasına (2024/69404) dayanarak borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. Delil olarak ise taraflar arasındaki yazılı sözleşme, tanık beyanları, banka kayıtları, savcılık dosyası ve davalının güven telkin etmek için kullandığı fotoğraflar sunulmuştur. Sonuç olarak mahkemeden, icra takibine konu senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istenmektedir. Buna karşılık davalı vekili, müvekkilinin hiçbir zaman kendisini kamu görevlisi veya avukat olarak tanıtmadığını, taraflar arasında mobilya ve dış ticaret alanlarını kapsayan somut bir danışmanlık sözleşmesi bulunduğunu belirtmiştir. Savunmada, davacının iddialarının aksine, davalının davacıya ait çok sayıda şahsi ve ticari borcu (vergi borçları, sigorta primleri, doğalgaz faturaları, uçak biletleri ve tapu harçları gibi) bizzat veya yakınları aracılığıyla ödediği ifade edilmiştir. Bu ödemelere dair banka dekontları ve tarihli kayıtlar delil olarak dosyaya sunulmuştur. Davalı taraf, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca aylık 100.000 TL danışmanlık ücreti kararlaştırıldığını, toplamda 2.400.000 TL tutarındaki bu hizmet bedelinin ödenmediğini, yapılan kısmi ödemelerin ise mevcut borçlardan düşüldüğünü savunmaktadır. Ayrıca davanın süresinde açılmadığına dair zamanaşımı itirazında bulunulmuş ve davacının eksik harç yatırarak usule aykırı hareket ettiği belirtilmiştir. Özetle davalı, söz konusu senetlerin danışmanlık hizmeti ve yapılan masrafların karşılığı olan gerçek bir borç ilişkisine dayandığını, davacının ise borçtan kurtulmak amacıyla asılsız suçlamalarda bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmektedir. Dava, Kayseri Genel İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasına konu 27/02/2024 düzenleme tarihli, 08/04/2024 vade tarihli, 3.000.000,00-TL bedelli bono ve Kayseri Genel İcra dairesinin ... esas sayılı dosyasına konu 20/11/2021 düzenleme tarihli, 15/04/2024 vade tarihli, 520.000,00-TL bedelli bonodan dolayı ile menfi tespit istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. Dava değeri dikkate alınarak 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama mahkememiz heyeti tarafından yazılı yargılama usulüne göre yürütülmüştür. Taraflar arasında uyuşmazlık ana başlıklarıyla: Kayseri genel icra dairesinin ...esas ve ... esas sayılı icra takipleri ve takibe dayanak yapılan senetler nedeni ile davacının davalıya borcu olup olmadığı, davalının zaman aşımı definin ve hak düşürücü süre itirazının dinlenebilir olup olmadığı konularında toplanmaktadır. Menfi tespit davası için kanunda ön görülmüş bir zaman aşımı süresinin bulunmadığı, uyuşmazlığa konu icra takiplerinin de devam ettiği, borcun tamamen ödeninceye kadar menfi tespit davasının açılmasının mümkün olduğu gözetilerek davalının zaman aşımı definin ve yasal koşullarının bulunmaması nedeni ile hak düşürücü süre itirazının reddine karar verilmiştir. Kayseri Genel İcra dairesinin... esas sayılı dosyasına konu 20/11/2021 düzenleme tarihli, 15/04/2024 vade tarihli, 520.000,00-TL bedelli bononun incelenmesinde; Ödeme Günü: 15.04.2024, Tutar: 520.000 TL (Beş yüz yirmi bin lira), Düzenleme (Keşide) Tarihi: 20.10.2021, Düzenleme (Keşide) Yeri: Kayseri, Lehtarı ve ilk ciranta ..., Borçlu (Keşideci): Mustafa Ferhat Özçelik olduğu, senedin ciro yolu ile davalıya geçtiği ve senedin arkasında teminat senedi ibaresinin yazdığı görülmüştür. Kayseri Genel İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasına konu 27/02/2024 düzenleme tarihli, 08/04/2024 vade tarihli, 3.000.000,00-TL bedelli bononun incelenmesinde; Ödeme Günü: 08 NİSAN 2024, Tutar: 3.000.000 TL (ÜÇMİLYON Türk Lirası), Düzenleme Tarihi: 27/02/2024, Düzenleme Yeri: KAYSERİ, Alacaklı: ..., Borçlu (İsim/Unvan): ..., Borçlu Adresi: ... Hacılar/KAYSERİ, Borçlu T.C. No: ..., Bedel Kaydı: Nakden ahzolunmuştur, Yetkili Mahkemeler: KAYSERİ Mahkemeleri ve İcra Daireleri, Kaşe/İmza: ... ismi üzerinde "okudum" ibaresi ve ... MOBİLYA İÇ VE DIŞ TİC. SAN. A.Ş. kaşesi üzerinde imza bulunmaktadır. 22.08.2024 tarihinde saat 18:33’te düzenlenen tutanağın incelenmesinde; alacaklı ... ile borçlular ... ... , ... Mobilya İç ve Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi ve Urban Tasarım Mühendislik İnşaat İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi arasındaki uzlaşmayı belgelemektedir. Anlaşma, Kayseri Genel İcra Dairesi nezdindeki ...ve ... numaralı icra dosyalarını kapsamaktadır. Tutanak içeriğine göre taraflar, söz konusu iki icra dosyası üzerinde mutabakata varmıştır. Alacaklı ..., bu dosyalar ve borçlu taraflarla ilgili olarak 2024 tarihli mevcut senet hükmünde herhangi bir alacak talebinde bulunmayacağını beyan etmiştir. İlgili haciz dosyaları kapsamında her iki tarafın da birbirinden herhangi bir miktar talep etmeyeceği, dosyaların teminat amaçlı olduğu ve tarafların bu dosyalar nedeniyle birbirlerine karşı yeni bir dava açmayacakları taahhüt edilmiştir. Belgede, bu tutanak tarihinden önce taraflar arasında imzalanmış olan her türlü senedin geçersiz olduğu vurgulanmıştır. Uzlaşma kapsamındaki edimlerin 2026 yılının Ocak ayı itibarıyla tamamlanması öngörülmüştür. Ayrıca, bu tarihten önce veya sonra ... ile... ’nin el yazısı ile düzenlediği diğer tüm sözleşmelerin geçersiz sayılacağı, sadece bu tutanağın hukuki geçerliliğinin bulunduğu belirtilmiştir. 22.08.2024 tarihi itibarıyla diğer tüm senetler hükümsüz kılınmıştır. Tutanak; tanıklar ..., ... ve ... huzurunda imzalanmış olup, alacaklı ve borçlu tarafların imzalarını taşımaktadır. Belgenin iki madde ve iki nüsha olarak düzenlendiği not düşülmüştür. Davalı tarafa bu sözleşmedeki imzanın kendisine ait olup olmadığı noktasında isticvap ve imza incelemesine karar verilmiştir. Ancak davalı taraf ön inceleme duruşmasından sonra mahkememize bir kısım sözleşmeler sunmuş ve beyanlarda bulunmuştur. Beyanlarının incelenmesinde sözleşmedeki imzayı kabul etmiş ve yeni sözleşmeler sunmuştur. Ancak ön inceleme aşamasında bu delillere dayanmadığı görülmüştür. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır: Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK'nun 72/6. maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK'nun 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818). Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 645. maddesi gereğince içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır. Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Basım, Ankara 1997, s.173, Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, İstanbul 2001, s.25). Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir "gayeye" ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin kambiyo senedinde görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu kambiyo senedinin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, bedelsizlik iddiasına dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17/12/2003 gün ve 2003/19-781 Esas ve 2003/768 Karar sayılı ilamında da benimsenmiştir. İddia ve Savunmanın Genişletilmesi veya Değiştirilmesi" başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 141. maddesi “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarım genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.” şeklindedir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere dilekçeler teatisinden sonra davalının muvafakatı olmadan iddianın genişletilebilmesi ve değiştirilebilmesi mümkün değildir. Somut olayda, davacı taraf ilk önce hem sözleşme hem de hileden kaynaklı menfi tespit talep etmiştir. Yargılama sırasında hile iddiasından vazgeçmiş ve sözleşme ilişkisine dayanmıştır. Hile iddiasından vazgeçildiğinden tanık dinlenilmesinden vazgeçilmiş ve davalının iddiaları yazılı ispata tabi olduğundan tanıkları dinlenilmemiştir. 22.08.2024 tarihli sözleşme davalı tarafça ikrar edildiğinden anılan sözleşme uyarınca davacının dava konusu kambiyo senetlerinden kaynaklı borçlu olmadığı anlaşılmıştır. Davalının sonradan sunduğu sözleşmeler ve sözleşmenin hile ile imzatıldığı iddiası açısından açısından ise eldeki dosyada iddianın genişletilmesine ve değiştirilmesine davalı tarafın muvafakatı olmadığından değerlendirmeye alınmamıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın Kabulü ile, Kayseri Genel İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasına konu 27/02/2024 düzenleme tarihli, 08/04/2024 vade tarihli, 3.000.000,00-TL bedelli bono ve Kayseri Genel İcra dairesinin ... esas sayılı dosyasına konu 20/11/2021 düzenleme tarihli, 15/04/2024 vade tarihli, 520.000,00-TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, İİK'nun 72/5 uyarınca icra takibinin davacı yönünden derhal durdurulmasına, bu konuda Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılmasına, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 278.699,39-TL nisbi karar ve ilam harcının dava açılırken davacılardan peşin olarak alınmış olan 17.782,00-TL ve 43.035,30-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 60.112,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 217.882,09-TL karar ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL başvurma harcı ve 17.077,50-TL peşin harç ve 43.035,30-TL peşin harç ve 704,50 olmak üzere toplam 61.244,90-TL'nın davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan 1.855,00-TL tebligat gideri, 90,00-TL e-tebligat gideri, 5,40-TL KEP masrafı olmak üzere toplam 1.950,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde avansı yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kabulü nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 499.600,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına, Dair, davacı asil, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/01/2026

Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır

Atıf: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1030, K. 2026/86, T. 26.01.2026, www.arakarar.com/karar/kayseri-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-1030-e-2026-86-k-48055d34905e