İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/93 E. 2024/464 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/93
Karar No
2024/464
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/93 Esas - 2024/464 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/93 KARAR NO : 2024/464

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 17/07/2023 KARAR TARİHİ : 05/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı şirket vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; Müvekkili ... 1991 yılından bu yana tül perde, perdelik kumaş, tergal, elastik, dantel, polyester iplik ve ev tekstili üretim ve pazarlama ile ve mağazacılık konularında faaliyet gösterdiğini, sektörde lider konumda olduğunu, davalı yan markasının hiçbir ayırıcı vasıf, baskın unsuru, orijinal niteliğinin bulunmadığı ve davalı yanın dava konusu markanın başvuru konusu sınıflarda hiçbir üstün hakkının bulunmadığını, dava konusu marka ile müvekkili markalarının ayın ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkili şirketin esas unsurunu ihtiva edecek şekilde ... olarak başvuruda bulunduğunu, müvekkili markalarının, 05/ 22/ 23 /24/ 25/ 26/ 27/ 35/ ve 40. Sınıflarda tescilli olduğunu, piyasada aktif olarak kullanıldığını, davalının, müvekkili şirket markasının esaslı unsurunu ihtiva edecek şekilde “...”' olarak oluşturulduğunu, “...” markasının müvekkili markası olduğu izlenimi edinileceğini, “...” markası ile kötü verilecek hizmetler ile kötü üretilebilecek ürünler nedeni İle de müvekkil yanın marka ve işletmesinin zarara uğrayacağı, marka değerinin düşebileceği/zayıflayacağı bu şekilde müvekkilinin zarar görebileceğini, dava konusu markanın müvekkili markasının serisi olarak algılanacağını, ... ve ... kurulu’nun da markaların benzerliğini kabul ettiğini, markaların ayniyet derecesinde birbirine benzediği ve müvekkilin markasının tanınmış marka olduğunu, davalı markasının müvekkili markası olarak görülebileceği veya müvekkilin seri markası olarak görüleceğini, davalının ... markası ile iltibas yaratmaya çalıştığını, benzer hizmet sınıflan bakımından tescilli edilmek istendiğini, müvekkilinin yaygın satış, dağıtım ağı bulunduğunu, davalı yan ürünlerinin piyasalarda tanınan, bilinen, itibari kıymeti ve tanınmışlığı yüksek müvekkili ürünleri zannı ile tüketiciler tarafından tercih edilebileceğini, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, müvekkil yanın ve “...” ibareli markalarının mevcut durumu, reklam ve tanıtımları ile yaygınlığı, marka tescilleri, ilgili tüketiciler nezdinde geniş şekilde bilinirliği, gerek ülke çapında gerekse uluslararası olarak yoğun bir şekilde satış/hizmeti yapılan “...” seri markalı ürünlerinin piyasa değeri, reklam tanıtım faaliyetleri, sponsorlukları, vb. hususlar değerlendirildiğince tanınmış olduğu / sektörel tanınmışlığa sahip olduğunu, müvekkilinin tanınmışlığı ve tüketiciler gözündeki güvenilirliğinin koruma kapsamının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğini, davalının müvekkili markalarının esas unsuruna sahip ... ibaresini seri marka imajı verecek şekilde oluşturduğunu iddia ederek ... ’nun ... sayılı ... kararının iptali ve Dava konusu ... başvuru numarası ile kayıtlı “...” markasının tüm tescil sınıfları dahil olmak üzere hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı asıl davaya cevap vermemiş, vekil tayin etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun ... sayılı ... kararının iptali ve Dava konusu ... başvuru numarası ile kayıtlı “...” markasının tüm tescil sınıfları dahil olmak üzere hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; başvuru konusu ... sayılı "..." ibareli başvurusunun 27.04.2022 tarih ve 395 sayılı ...’nde yayınlanmasına karar verildiği, söz konusu yayına karşı işbu dosyanın davacısı tarafından itirazda bulunulduğu, yapılan itirazların ... tarafından red edildiği, bunun üzerine davacı tarafın verilen red kararına itirazda bulunması üzerine itirazı inceleyen ... tarafından verilen 17.05.2023 tarih ve ... sayılı karar sonucunda özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir Belirtilen nedenlerle; (...) Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Kurul'da yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen ... arasında, eşya listeleri kapsamlarında yer alan mallar/hizmetlerin durumu göz önüne alındığında, 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmış ve bu gerekçeye dayanan itiraz haklı görülmemiştir. ... sayılı "..." ibareli marka bakımından ise başvuru ile ... sayılı marka benzer görülmemiş; bu çerçevede SMK. 6/1 gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir. Tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet iddialarının kabulü için yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddelere dayalı itiraz da haklı görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeler ile itirazların reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Dava konusu ... sayılı marka başvurusu kapsamında 25. Sınıfta yer alan “Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.,” malları ile davacının ..., ... sayılı markaları kapsamında yer alan “23. Sınıf: Tekstil amaçlı büküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler, esnek iplikler... 24. Sınıf: Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar: Cam elyaf kumaşlar, gaz sızdırmaz kumaşlar; su geçirmeyen kumaşlar, hayvan derisi taklidi kumaşlar; her türlü astarlar, telalar, tekstilden filtre malzemeleri ... 26. Sınıf: Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler, ekstraforlar, fitiller... Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar ... Saç fileleri, saç bantları, saç tokaları, Giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar, armalar, rütbe işaretleri ... 40.Sınıf: Kumaş işlem hizmetleri: Terzilik hizmetleri: Giysi dikim hizmetleri (terzilik), giysi kesim hizmetleri, overlokçuluk hizmetleri, giysilerin modellerinin değiştirilme hizmetleri, Ayakkabı boyama hizmetleri, esi hizmetleri... Nakış işleme hizmetleri, goblen örtü işleme hizmetleri.” mal/hizmetler ile İLİŞKİ/BAĞLANTILI oldukları tespit edilmiştir. -Dava konusu marka ile davacı markaları karşılaştırıldıklarında, rapor kapsamında ayrıntılı olarak izah olunan nedenlerle işaretler arasında ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin var olduğu, davaya konu marka başvurusu kapsamında yer alan tüm emtialar yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunduğu, -Davacının “...” markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı, -Dava konusu başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğu değerlendirmesinde bulunulamadığı, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Sektör uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: - Dava konusu marka kapsamında yer alan 25. Sınıf “Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.”, emtiaları ile ..., ... sayılı markaları kapsamında yer alan “23. Sınıf: 24. Sınıf: 26. Sınıf: 40.Sınıf: mal ve hizmetlerin İLİŞKİLİ/BAĞLANTILI oldukları, - Davaya konu marka kapsamında yer alan 25. Sınıf “Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.”, emtiaları ile davacıya ait ... "... home fashion ..." sayılı markası kapsamında 25. Sınıf, malları ile aynı olduğu tespit edilmiştir. - Dava konusu marka ile davacı markaları karşılaştırıldıklarında, işaretler arasında ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, - Dava konusu marka başvurusunun 6769 s. SMK md. 5/1-f açısından mutlak bir tescil engelinin bulunmadığı, - İşbu raporda varılan sonucun, ... kararı ile aynı doğrultuda olmadığı, - Ayrıca Dosyaya Bilirkişi Raporu sunmuş olan Marka Patent Vekilinin “ Davacının “...” markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğu değerlendirmesinde bulunulamadığı, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu, “ görüşüne katıldığını, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

... ...+... (25. sınıf) ... (22, 23, 24, 25, 26, 27, 35, 40. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davaya konu marka başvurusu kapsamında 25. Sınıfta yer alan malların, davacı şirketin redde mesnet göstermiş olduğu ..., ... sayılı markaları kapsamında yer alan “23. Sınıf: Tekstil amaçlı büküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler, esnek iplikler... 24. Sınıf: Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar: Cam elyaf kumaşlar, gaz sızdırmaz kumaşlar; su geçirmeyen kumaşlar, hayvan derisi taklidi kumaşlar; her türlü astarlar, telalar, tekstilden filtre malzemeleri ... 26. Sınıf: Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler, ekstraforlar, fitiller... Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar ... Saç fileleri, saç bantları, saç tokaları, Giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar, armalar, rütbe işaretleri ... 40.Sınıf: Kumaş işlem hizmetleri: Terzilik hizmetleri: Giysi dikim hizmetleri (terzilik), giysi kesim hizmetleri, overlokçuluk hizmetleri, giysilerin modellerinin değiştirilme hizmetleri, Ayakkabı boyama hizmetleri, esi hizmetleri... Nakış işleme hizmetleri, goblen örtü işleme hizmetleri.” mal/hizmetler ile de ilişkili oldukları; söz konusu mal ve hizmetler davaya konu marka kapsamında yer alan 25.sınıfdaki mallar ile hammadde, mamul madde ilişkisi içinde olduğu, ürünün tamamlayıcısı, ürün girdisi ve satış noktalarının aynı olduğu, pazarlama koşulları, amaçları, satış servis onarım süreçlerinde ortaya çıkan müşteri kitlesindeki ayniyet bakımlarından İLİŞKİ/BAĞLANTI bulunduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ''...'' şeklindeki markanın beyaz zemin üzerine siyah renk kullanılarak tümü küçük harfler ve düz yazı karakteri kullanılarak iki kelime şeklinde tasarlanan kelime markası olduğu, markadaki ''...'' ibaresinin esas unsur konumunda olduğu ve korse ibaresinin ise tali unsur olduğu, anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yana ait ... sayılı ... +... ibareli markanın beyaz zemin üzerine eflatun renk, baş harfi büyük geri kalan harfleri küçük şekilde tasarlanmış ... kelimesi ve kelimenin V harfinin birbirine paralel olarak tasarlanmış dalga şeklinden oluştuğu, ibarenin ... ve ... kelimelerinin birleştirilmesiyle tasarlanmış olsa da markada esas unsurun ... şeklinde tek kelime olarak görüleceği; ... sayılı ... ibareli markasının, ibarenin beyaz zemin üzerine siyah renk ve düz yazı karakteri ile ... kelimesi, kelimenin alt kısmında daha küçük punto ve stilize yazı karakteri ile tasarlanmış ... kelimesinin yer alacak şekilde tasarlandığı; davacı yanın redde mesnet diğer markalarının ise; ... kelimesinin ayırt edici esaslı unsur konumunda olduğu, ... ibaresinin yanı sıra markalarda yer alan “Family, fashion, lace, lace fabric, lace curtain” ibarelerinin ise ayırt edicilik sağlamayan tali unsur konumunda oldukları, davacı markaların genelinin sitilize yazı karakteri ve aynı formda farklı renklerde oluşturulan ... kelimesi ve kelimenin alt kısımlarında kelimeye nazaran daha küçük puntolar ile yazılmış yan unsurları barındırdığı, ... kelimesinin üst orta kısmında kelimeye nazaran daha küçük puntolar ile tasarlanmış güneş figürünün yer aldığı, markalarında yer alan yan unsurları ve ... unsurunun özgün olmayan yapısı göz önüne alındığında, ... kelimesinin markaların ayırt edici esaslı unsur veya esaslı unsurun bir parçası olarak yer aldığı, davacının “...” esas unsurlu markalar ile yaratılmış bir seri marka ailesinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ...sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu; Davacı yan, ... ibareli markasının tanınmış marka olduğu ileri sürmekle birlikte; ... nezdindeki itirazında da, huzurdaki davada da markanın tanınmışlığını ispata yönelik herhangi bir delil sunmadığı, davacının ... ibareli markasının 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesi anlamında “tanınmış marka” olduğu iddiasının ispatlanamadığı ve somut olayda bu hükme dayalı bir tescil engeli bulunmadığı; SMK 6/5 iddiasının somut olayda gerçekleşmediği, Öte yandan davacının kötü niyet iddiası ile ilgili olarak, davalının markanın amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak davacıya ve 3. kişileri baskı altına alma, engelleme, santaj, yedekleme, tuzak, marka ticareti yapma konusunda kötüniyetli başvuruda bulunduğuna dair delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı, yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmak kötüniyetli başvuru olduğunu kabule yeterli olmadığı, kötüniyet iddiasının ispat edilemediği, SMK 6/9 koşullarının somut olayda oluşmadığı, anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; ... sayılı ...’nın kararın iptaline ve ... başvuru numarası ile kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne sicilden terkinine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1- ... sayılı ...’nın kararın iptaline, ... başvuru numarası ile kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne sicilden terkinine, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 8.143,1‬0-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/11/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 578,10-TL GİDER AVANSI :7.565,00-TL TOPLAM :8.143,1‬0-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/93, K. 2024/464, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-93-e-2024-464-k-72f04370ef02