İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/91 E. 2025/2 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/91
Karar No
2025/2
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/91 KARAR NO : 2025/2

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/04/2023 KARAR TARİHİ : 07/01/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava dilekçesinde özetle; “...” markasının TPMK nezdinde ... ve ... no ile davacı adına tescilli olduğunu, yurt dışında da tescillerinin bulunduğunu, markanın tanınmış olduğunu, ... anlaşması yaptığını, futbolun popülaritesi ve medya gücü sayesinde markanın milyonlarca kişiye hitap ettiğini, tanınmış marka olması nedeniyle daha geniş bir korumayı hak ettiğini, davalının dava konusu ... sayılı “...” markasını müvekkillerinin markaları ile karıştırılmaya sebep olacak şekilde .... Sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkillerinin faaliyet gösterdiği mal ve hizmetler ile bağlantısı olmayan ve son derece güçlü bir ibare olan ... markasının aynı hizmet sektöründe faaliyet gösteren davalının herhangi bir ayırt ediciliği bulunmayan “...” ve “...” tali unsurlarını eklemesinin tesadüften uzak ve bilinçli bir tercih olduğunu, markaların üstelik tescil edildiğinden farklı bir şekilde müvekkillerinin markalarına yanaşacak şekilde kullanıldığını, kullanımlarında “...” ibaresini ön plana çıkardığını, davalı markasının davacıdan 20 yıl sonra oluşturulduğu ve davacı adresine çok yakın bir adreste faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanında da ... ibaresine yer verdiğini, müvekkillerinin ve davalının markalarında aynı renk, aynı yazı karakteri ve aynı boyutta yazılı “...” ibaresini kullandıklarını, markaların harf dizilişleri ve oluştuğu ibareler yönünden, görsel ve fonetik benzerlik nedeniyle aynı marka olarak algılanacaklarını, seri marka algısı yarattığını, benzer alıcı çevresine hitap ettiklerini, markalarla benzer mal ve hizmetler sunulduğunu, davalı markasının SMK 6/1. Maddesi gereğince karıştırılma ihtimaline dayalı hükümsüzlüğü ve marka üzerindeki kullanımların men ve ref’i gerektiğini, davalı marka ve kullanımlarının davacı markasının tanınmışlığına zarar vereceğini, ayırt edici karakterini zedeleyeceği ve markayı sulandıracağını, davalının bu kullanımlardan haksız kazanç elde edeceğini, bu sebeple SMK 6/5. maddesi uyarınca davacı markasının hükümsüzlüğüne ve davalı ticaret unvanının terkinine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinin önceden tescil edilmiş “...” unsurlu ticaret unvanı nedeniyle davalı markasının SMK 6/6.maddesi gereğince hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının davacı ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, “...” ibaresinin tesadüfen kullanılmadığının sabit olduğunu, ... ibaresinin tescil edildiği halinden farklı bir şekilde “...” unsurunu ön plana çıkaracak şekilde kullandığını, davacı marka ve kullanımlarının kötü niyetli olduğu ve SMK 6/9 maddesi uyarınca hükümsüz kılınıp, SMK 7. Maddesi uyarınca durdurulması gerektiğini, davalının “...” markasını tescil tarihi olan 06.12.2017 tarihinden bu yana tescil ettirdiği sınıflarda ciddi biçimde kullanmadığı ve markanın SMK 9. maddesi uyarınca iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek; davalıya ait ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini, markaya tecavüzün tespitini, davalı markası kullanılmadığından kullanmama nedeniyle iptalini, davalının wwwpololegatocom uzantılı web sitesi ve ... olmak üzere online platformlarda ... esas unsurunu barındıran “...” markalarının kullanıldığı tüm sayfalara erişimin tedbiren engellenmesini, davalıya ait ... sayılı markanın dava sonunda verilecek esas hükmün kesinleştiği tarihe kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine tedbiren karar verilmesini, davalının ... esaslı unsurunu içerir sair şekillerdeki kötü niyetli kullanımlarının davacının önceki tarih ve yüksek tanınmışlık düzeyine sahip tescilli ... ve ... şekil esas unsurlu marka tescillerinden ve ilgili ibare üzerindeki sair fikri mülkiyet unsurlarından kaynaklanan haklarına marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiği gözetilerek tespit talep edilen söz konusu hukuka aykırılıkların durdurulmasını, önlenmesini sonuçlarının kaldırılmasını, davalının ... kelimesini içerir şekillerdeki markalarının tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte işletmekte olduğunu iş yerlerinde veya sair herhangi bir fiziki yahut online mecrada kullanılmasının, bu markayı taşıyan hizmetleri sunmasının, sağlamasının, ürünler üretmesinin, satmasının, sağlamasının, elinde bulundurmasının, satışa arz etmesinin, depolanmasının ithal ya da ihraç etmesinin, internet üzerinde ve sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçlarla kullanmasının süresiz şekilde kalıcı olarak durdurulması ve önlenmesini, davalıya ait “...” ve sair adreslerinde işyerinde ve ilgili işyerlerinin depolarında ardiyelerinde arama ve el koyma işlemi yapılarak ... unsuru içerir ve sair şekillerdeki markaların tek başına yahut sair unsurlar ile birlikte kullanıldığı ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrak ve malzemeye el konulmasını, el konulanların toplanması ve dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesine kadar emin bir yerde tedbiren muhafaza altına alınmasını, muhafaza altına alınanların esasa ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip imha edilmesini, davalının başta... olmak üzere online platformlarda ... esas unsurunu barındıran “...” markalarının kullanıldığı tüm sayfalara erişimin süresiz ve kesintisiz olarak engellenmesini, esastan da karar verilmesini, davalıya ait TPMK nezdindeki ... sayılı “...” marka tescilinin SMK 6/1, 6/5, 6/6 ve 6/9 uyarınca hükümsüzlüğü ve sicilinden terkinini, talebin kabul edilmemesi durumunda ... sayılı markanın kullanılmama nedeniyle iptali ve sicilinden terkinini, davalının ... ibaresini içeren ile ... ticaret unvanının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 12.10.2023 tarihli cevap dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin .... Şirket yetkilisi ...'ın ...'ın başkenti ...'ta kurulu 4 mağazası bulunduğu, dava konusu markanın Irak'ta kurulduğu ve kendilerine ait olan ... markasını ... adı altında Türkiye'de de tescil ettirmelerinde herhangi bir kötü niyet bulunmadığını, SMK 26/5. uyarınca davanın hak düşürücü geçtikten sonra açıldığını, müvekkillerinin yetkilisinin uzun yıllardır Irak’ta yaşadığını ve kendi mağazalarını da bu ülkeden idare ettiğini, dolayısıyla Türkiye'de yer alan ... markası ile ...'nin varlığını bilmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, sırf bu sebepten dahi davacının tescile ilişkin kötü niyet iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının ... numaralı "..." ve ... numaralı "... ŞEKİL" markaları tanınır olmadığından davalının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacıya ait markanın Irak'taki Instagram sayfasında 357.000 takipçisi bulunduğunu, davacıya ait ... markasının ise 2.347 takipçisi bulunduğunu, tek başına bu hususun bile davalının davacının markasının tanınmışlığının daha fazla olduğunu bu sebeple haksız kazanç elde etmek gibi bir amacının olamayacağını gösterdiğini, müvekkillerinin kendi markasından görece daha az tanınır olan bir markayı taklit ederek kazanç sağlama gibi bir amacının olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, asıl mağdurun müvekkilinin olduğunu, zira anılan markanın gerçek hak sahibinin davalı olduğunu, ... markasını iyi bilen Türkiye'deki ... kökenli vatandaşlar bakımından markanın gücünden istifade edilmek istendiğini, Türkiye'de yaşan .. nüfusunun çokluğu düşünüldüğünde davacı yanın ... markasını kullanarak işbu markadan oldukça büyük bir haksız kazanç elde edeceğini, davacı örnek gösterdiği Yargıtay kararları işbu davada emsal olamayacağını, zira emsal gösterilen markaların dünyaca tanınmış olduğunu, ... markasının bir bütün halinde kullanıldığını, markaların -tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı- başlangıç kısımlarının ve bir bütün olarak zihinde ve kulakta bıraktıkları izlenimin birbirinden farklı olduğunu, ayrıca davalıya ait marka ile müvekkilerine ait marka arasında görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel, ayırt edicilik ve baskın unsurlar, markaların birbirini çağrıştırma durumu, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, markanın esas ve tamamlayıcı unsurlarının farklılık arz ettiğini, aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkillerinin ... olarak tescil edilen unvanı almasında hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkillerinin yetkilisi ...’ın sermayesi 100.000.000 dinar olan ...Şirketi'ni 2015 yılında Bağdat'ta tescil ettirdiğini, yetkilisinin yine kendisi olduğunu, 24.02.2023 kuruluş tarihli ... Şti.'nin unvanın da ...'taki şirketini esas almasının olağan olduğunu, davalının...'ta ... olarak tanınan markasını Türkiye'de başka bir isimle tanıtacağının düşünülmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, müvekkillerinin markasını tescilli olduğu mal ve hizmetler açısından ciddi bir şekilde kullandığını, kendisine ait satış mağazasında ve internet ortamında kendi markasının çatısı altında ürettiği ürünleri satış amacıyla bir araya getirdiği ve sergilediğini, gömlek üretim ve satışında söz sahibi olan bir firma olduğunu, dava konusu markanın gerek Irak gerekse de Türkiye'deki tanınırlığı ve iş hacmi düşünüldüğünde; ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü halinde müvekkillerinin ticari itibarı ve faaliyetlerinin önemli ölçüde sınırlandırılacağı ve müvekkillerinin telafisi imkansız zarara uğrayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davacı 01.11.2023 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, 5 yıllık sürenin işlemeyeceğini, davalının markayı tescili aşarak ve farklılaştırılarak kullandığı bu durumun davalı işyerinde yapılan inceleme ile tespit edildiğini, davacının Irak’ta 2015 yılında ticari faaliyetine başladığını gösterir delillerin işbu davanın konusunu oluşturmadığı gibi müvekkillerinin önceki tarihte kurulmamış olduğunu gösterir nitelikte olduğunu, müvekkillerinin ... kökenli ülkelerde de marka başvurusunda bulunup hizmet verdiğini ve Türkiye’de Arap nüfusunun 2011 yılında artış göstermesine rağmen müvekkillerinin 1996 yılından bu yana markalarını aktif olarak dünyanın farklı yerlerinde satışa sunduğu göz önünde bulundurulduğunda davalının hak sahibi olduğuna dair iddiaların mesnetsiz olduğunu, davalının 02.02.2017 tarihinde ...numaralı ... markası için ... Sınıflar kapsamında marka başvurunda bulunduğunu, ... tarafından “...” ibareli unsurlu tanınmış markaları gerekçe gösterilerek yapılan itiraz neticesinde marka başvurusunun geçersiz kılındığını, işbu markanın nispi red sebebiyle geçersiz kılınmasına rağmen ... markası için tekrar başvuruda bulunması dahi davaya konu marka tescilinin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davalının basiretli bir tacir gibi davranma gereğinin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı şirketin ...’ta kurulmuş olmasına rağmen müvekkillerinin adresine yürüyerek iki dakikalık mesafe yakınında bir adreste satışını sürdürdüğünü, davalı markalarının tescil edildiği şekilde kullanılmadığını, davalının tescil tarihi 06.12.2017 olan ... ve ... Sınıflarda tescilli “...” markasını tescilden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın ciddi ve yoğun bir biçimde kullanmadığının anlaşıldığını, dava tarihinden önceki son 3 ay içinde gerçekleşen kullanımların dikkate alınamayacağını, tanınmışlığının incelenmesinde, salt sosyal medya hesabındaki takipçi kitlesinin sayısının “satın alınan takipçiler” sistemi sebebiyle tanınmış marka tespitinde ele alınmasının mümkün olmadığını beyan etmiştir. Davalı 16.11.2023 tarihli ikinci cevap dilekçesinde, cevap dilekçesinde beyanlarına ek olarak özetle; Davacının markalarının tanınırlığını dünya çapındaki markalar ile kıyaslayarak müvekkillerinin tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açacak şekilde dava konusu markanın ihlale sebebiyet verdiği iddialarına ilişkin somut bir delil sunamadığını, bu durumun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, müvekkillerine ait dava konusu markanın uzun süre kullanıldığını, yurt içinde ve yurt dışında tanınırlık kazandığını, marka "bütün" olarak değerlendirildiğinde tüketiciler tarafından karıştırılması ihtimali bulunmadığını, davalının dava konusu markayı uzun yıllar kullandığı ve markaya Irak başta olmak üzere pek çok ülkede tanınırlık kazandırdığını, davacının 6 yıl boyunca müvekkillerinin markayı kullanmasına herhangi bir itirazda bulunmadığını, sessiz kaldığını ve sonrasında markalarının zedelendiği ve zarar gördüğü iddiası ile menfaat sağlamaya çalıştığını, müvekkillerinin pek çok farklı firmadan mal alımı gerçekleştirerek ürünlerini üretip ticari faaliyetlerine devam ettiğini, düzenli olarak kumaş alımı yapılmasının davalının dava konusu markayı ciddi bir şekilde kullandığını açıkça gösterdiğini, dünya çapında tanınırlığa sahip oldukları iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Bilirkişi raporunda özetle: dosya kapsamındaki mevcut belge ve bilgiler ışığında Sayın Mahkemenizce verilen görevlendirme kapsamında yapılan incelemeler neticesinde; hükümsüzlük talepleri açısından davalı markası açısından SMK m.6/1 kapsamında ... ve ... Sınıflar yönünden hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu tespit edilmiş olduğunu, işbu tespitler doğrultusunda SMK'nın 6/1. Kapsamında nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğunu, davacının kullanımının, davalının “...” marka tescili için başvuru tarihi olan 24/07/2017 tarihinden daha eskiye dayalı markasal nitelikte bir kullanım olduğunu, ... ibaresi üzerinde gerçek (eskiye dayalı) ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu tespit edilmekle birlikte, davaya dayanak davacı markalarının tescil tarihlerinin davalı marka tescilinden önce olmaları nedeniyle de tescil önceliklerinin mevcut olduğunu, SMK m.6/3 ve 25/1 uyarınca hükümsüzlüğe ilişkin şartlar mevcut olup, değerlendirme ve Nihai Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğunu, SMK m.6/5 kapsamında davacı markasının tanınmış marka olduğuna dair yeterli belge dosya içinde yer almadığından bu konuda bir değerlendirme yapılamadığını, mevcut dosya kapsamında göre değerlendirme ve Nihai Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğunu, davalı markanın SMK m.6/6 ve 25/1 uyarınca hükümsüzlük şartının mevcut olduğu tespit edilmiş olup, işbu tespitler doğrultusunda SMK 6/6 Kapsamında nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğunu, SMK m.6/9 kapsamında davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğunu, ticaret ünvanına dayalı olarak unvan terkini açısından; davacı ünvanının tescil tarihinin (06.01.1995); davalı ünvanının tescil tarihinden (24.02.2023) daha önce olduğu ve ünvan tescilinde öncelik hakkının davacıda olduğunu, tarafların iş konusu ve faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğunu, taraf şirketlerin ticaret unvanlarının, ayırt edici kısımlarının "..." kelimesini ortak şekilde içerdikleri, davalının ünvanındaki ek’in davacının ticaret ünvanı ile benzerlik ve iltibas riski doğuracağını, davacı şirket ile davalı şirket arasında herhangi bir bağ olmadığı halde 3. Kişiler nezdinde ekonomik ve idari bağ olduğu izleniminin oluşma ihtimalinin bu sebeplerle yüksek olduğunu, tespit, sonuç ve kanaatine varılmış olduğunu, dolayısıyla belirtilen bu sebeplerle; Ticaret Ünvanına dayalı Ünvan terkini talebine ilişkin olarak, davalıya ait ticaret ünvanının TTK.m.50; m.52/1; m.54 uyarınca terkin şartlarının mevcut olup olmadığına ilişkin nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğunu, markaya tecavüz açısından; davalı tarafın kullanımı açısından, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüze ilişkin şartların mevcut olduğu tespit edilmiş olmakla, nihai hukuki değerlendirme ve Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu yönünde Tespit, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olduğunu, hükümsüzlük, tecavüz, unvan terkini ve diğer tüm taleplere ilişkin takdirin Sayın Mahkememize ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır. Bilirkişi ek raporunda özetle; yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda ve yukarıda açıklanan sebeplerle; bilişim incelemesi neticesinde; - ... alan adlı web sitesinin anasayfasından alınan görüntüye aşağıda yer verilmiş olduğunu, web sitesinde görselinin ve “...” ibaresinin web sitesi logosu olarak ve web sitesinde tanıtımı yapılan saat, parfüm ve kıyafet emtialarının üzerinde kullanıldığı tespit edildiğini,... alan adının yapılan Whois sorgusunda alan adının yer ve erişim sağlayıcısının “...” isimli ... ülkesi merkezli hosting şirketi olduğunu, alan adının 20.01.2019 tarihinde tescil edilmiş olduğunu, alan adının ... isimli ... ülkesi merkezli alan adı kayıt şirketi üzerinden kayıt edildiği tespit edilmiş olup, alan adının sahiplik bilgilerinin gizlenerek kayıt edilmesi nedeniyle alan adı sahiplik bilgilerine kamuya açık verilerden ulaşılamadığını, - ... adresli ve “...” isimli Instagram sosyal medya hesabının ilk olarak Mart 2021 tarihinde açıldığı, hesabın giyim ürünlerinin tanıtım faaliyetleri amacı için kullanıldığı anlaşıldığını, hesap profil görseli olarak “...” ibareli görselinin kullanıldığını, hesap içeriğinde paylaşılan giyim ürünlerinin üzerinde şeklinde “...” ibaresinin kullanıldığını, hesap açıklama bölümünde “...” adresi ile ... alan adına referans verildiğini, “...” isimli Instagram sosyal medya hesabının Mart 2021 tarihinde açılmış olduğunu, hesap açıklama bölümünde belirtilen adresten hesabın Umman ülkesinde kullanıldığını, hesabın, hesap içeriğinde yapılan paylaşımlarda “...” ve “...” ibareli görsellerine yer verildiğini, profil görseli olarak ise “...” görselinin markasal şekilde kullanıldığını, “...” isimli Instagram sosyal medya hesabının Mayıs 2017 tarihinde açılmış olduğunu, hesabın Irak ülkesi bölgesinde kullanıldığını, hesap içeriğinde yapılan paylaşımlarda , şeklinde “ ...” ve “..." ibareli görsellerine yer verildiğini, profil görseli olarak ise “...” görselinin markasal şekilde kullanıldığını, sektörel inceleme neticesinde; tarafların aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davacının ... markasının tekstil sektöründe tanınmış bir marka olarak değerlendirilemeyeceğini, mali inceleme neticesinde; davalı taraf şirket kuruluş tarihi göz önünde bulundurularak alış ve satış faturalarının içeriği incelendiğinde; davalı kullanımının ciddi kullanımı olarak değerlendirilemeyeceğini, marka incelemesi neticesinde; davacının ... tescil sayılı ... ve ... tescil sayılı ... Şekil markaları ile davalı ... tescil sayılı ... markasının benzer olduğu ve aynı/benzer mal ve hizmetleri kapsadığını, markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler açısından SMK md.6/1 uyarınca hükümsüzlük koşulunun oluştuğunu, davacının ... ibareli markalarının tanınmış marka olduğuna ilişkin dosya kapsamda yeterli bilgi ve belge bulunmadığını, tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığını, davalı markasının SMK md. 6/5 uyarınca tanınmışlığa dayalı hükümsüzlük koşulunun oluşmadığını, davacı ticaret unvanı ile davalı kullanımları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markasının SMK md 6/6. maddesine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, davacı ... markasının, davacının faaliyet gösterdiği giyim sektöründe ve markalarının tescilli olduğu ... Sınıftaki giyim eşyaları açısından ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, davacı ile aynı sektörde ve çok yakın adreste faaliyet gösteren davalı tarafın, davacının 29 yıldır tescilli ve ayırt ediciliği yüksek marka ve ticaret unvanı ile aynı olan bir işareti içeren ... ibaresini tesadüfen seçip tescil ettirmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, giyim sektöründe faaliyet gösteren davalının davacı markasından haberdar olmamasının hayatın ve ticaretin olağan akışı ile bağdaşmadığını, davalının marka tescili sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği ya da en azından bilebilecek durumda olduğu yönünde heyetimizde kanaat oluştuğunu, davalı markasının SMK md. 6/9. kapsamında kötü niyete dayalı hükümsüzlüğü ile ilgili nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenize ait olduğunu, davalının gerek ... sayılı ... marka tescili ve gerekse tescil kapsamını aşan .., ... vs. gibi “...” ibaresini içeren kullanımlarının davacı “...” markalarına tecavüz oluşturduğunu, davacının hükümsüzlük ve marka hakkına tecavüz talepleri açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığını, davacının, davalının “.... Şti” unvanının terkinini talep etme hakkına sahip olduğunu, davalının ... sayılı markasını, markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerde ciddi bir şekilde kullanıldığının ispatlanamadığını, markanın kullanılmaması sebebiyle iptal koşullarının oluştuğu görüş ve kanaatine varıldığı yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır. KANAAT VE GEREKÇE Uyuşmazlığın; uyuşmazlığın davalının ... unsurlu marka kullanımının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği iddiasına dayalı hükümsüzlük, mümkün olmadığı takdirde ise ... sayılı markanın kullanmama nedeni ile iptaline ilişkin asli ve feri taleplerinden ibaret terditli dava niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Davacıya ait 08.09.1995 başvuru tarih ve ... başvuru – ... tescil sayılı "..." ibareli marka, ... Sınıfta “Pantolon, ceket, takım elbise, pardesü, gömlek, kaban, mont, şort, tişort.” emtialarında ve davacıya ait 31.12.1998 başvuru tarih ve ... başvuru ... tescil sayılı "..." ibareli marka, ...Sınıflarda tescilli olduğu, İptal ve Hükümsüzlüğü Talep Edilen Davalı Markasının ise... tescil sayılı "..." ibareli marka, ... Sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” , .... Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" emtialarında 06.12.2017 tarihinde tescilli olduğu sabittir. Marka Hükümsüzlüğü Yönünden Yapılan Değerlendirme 6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar." 6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir. Piyasada daha önceden aynı veya benzeri mal veya hizmetler için korunan ne kadar çok marka bulunuyorsa, yeni bir işaretin marka olarak tescili de o kadar zorlaşır. Marka olarak bir işaretin tescili için, o işaretin başka bir mal veya hizmeti ifade eden marka ile bir bağlantının mevcut olduğunu halkın zihninde uyandıracak derecede çağrıştırmaması gerekir. Aslında karıştırma ihtimalinin uç noktası, çağrıştırma ihtimalidir. Bir işaret, görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, "bütünsel" bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple müşteri gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden müşterinin mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir veyahut hükümsüz kılınabilir. Markaların esas itibariyle bir mal veya hizmeti diğer bir mal veya hizmetten ayırt etmek maksadıyla kullanılmaları esas ise de, bazen müşteriler, bir markayı sadece mal veya hizmet ile değil, o mal veya hizmeti sağlayan işletme ile de irtibatlandırabilirler. Müşteriler, markalı mal veya hizmeti, sırf onu arz eden işletmeye duydukları güven ve beğeni sebebiyle tercih etmiş olabilirler. İşletmelerin birbirinden farklı olduğu bilinse dahi, kullanılan işaretlerin benzerliği müşterinin bu işletmeler arasında ekonomik veya organik bir bağ olduğunu düşünmesine yol açıyorsa sonuç yine değişmeyecek ve markalar arasında benzerlik olduğu kabul olunacaktır. SMK 6/1 maddesinde de belirtildiği üzere bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığının tespitinde "halk" tarafından karıştırılma ihtimali dikkate alınır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir”. Başka bir deyişle, karıştırma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Yargıtay kararlarına göre, birden ziyade kişiler adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPMK tarafından yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin tebliğler uygulanacaktır. Bu durum marka tescil ve sınıflandırmada belirlilik ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında da birlik ve istikrarın koşuludur. Ancak sınıflandırma ürünlerin benzerliğinin tespiti noktasında bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır. Ürün benzerliği değerlendirmesinde halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir. Nitekim Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 11/4 hükmüne göre; “ mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez”. Demektedir. Yargıtay, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında şu kriterleri göz önüne almakta ve her somut olay için araştırılması gerektiğini ifade etmektedir; a)Piyasanın anlayışı, b)Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, c)Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, d.)Mal vya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet etme olanaklarnın olup olmadığı, e.)Birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı, f.)Mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, kullanım yöntemleri-amaçları- hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı hususları dikkate alınır. Yine aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında: piyasanın bu konudaki anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olaya dönüldüğünde, davacı markalarının tescilli olduğu ... Sınıf kapsamındaki mallar ile davalı markalarının tescilli olduğu .... Sınıf kapsamında mal ve hizmetlerin aynı satış yerinde satışa sunulan, bu nedenle dağıtım kanalları aynı/benzer olan aynı tüketici kesimine hitap eden ve aynı ticari kaynak tarafından üretilip, bir arada sunulabilen, birbirini tamamlayan mal ve hizmetler olduğu dolayısıyla taraf markalarının belirtilen mal ve hizmetler yönünden aynı/benzer olduğu, “...” kelimesinin taraf markalarının tescilli olduğu ... ve ... Sınıfta yer alan mal ve hizmetler açısından ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, davacı ... sayılı markasındaki asıl ve tek unsurun ... kelimesi olduğu, davacı ... tescil numaralı markasındaki ... kelimesinin karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde şekil unsuruna göre daha fazla ağırlığa sahip olduğu, davacı “...” markasının bir bütün olarak davalı “...” markası içerisinde yer aldığı, davalı markasında yer alan ... ve ... ibareli diğer unsurların görece düşük ayırt ediciliğe sahip olduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduğu, markaların aynı tüketici kitlesine hitap ettiği, giyim ürünlerinin hitap ettiği tüketici kitlesinin ortalama dikkat düzeyine sahip olduğu, makul düzeyde bilgilendirilmiş, markaları aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, belirtilen mal ve hizmetler yönünden satın alma/faydalanma süresi içerisinde davalı markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının ... ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, belirtilen mal ve hizmetler yönünden her iki markanın aynı işletmenin markası, idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı işletmenin markaları olarak algılanabileceği, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, somut olayda SMK 6/1. maddesine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaati ile davalılardan ... adına TPMK nezdinde tescilli ... tescil numaralı "..." markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar vermek gerekmiştir. SMK 6/6 Yönünden Yapılan Değerlendirme 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/3 hükmüne göre, “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir”. Yine aynı kanunun 6/6 hükmüne göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir”. Sınai Mülkiyet Kanunun 25/1 inci maddesine göre Sınai Mülkiyet Kanununun 6 ıncı maddesinde belirtilen hallerde markanın hükümsüzlüğü mahkemeden talep edilebilir. Somut olayda davacının “...” esas unsurlu ticaret unvanının 19.08.1996 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, çalışma konusunun “Her türlü manifatura ve deri konfeksiyon mamülleri, yünlü, ipekli, pamuklu ve sentetik iplikler, mefruşat eşyası ve her nevi tekstil ürünlerinin üretimi ithalatı, ihracatı, dahili ticareti ve pazarlaması...” olduğu, dosya kapsamında yer alan delillerden davacının çalışma konusunda fiilen faaliyet gösterdiği, davacının giyim sektöründe “... Şti.” ticaret unvanı ile ticari kaynağa işaret eden fiili kullanımları ile davalı markasının tescilli olduğu sınıf kapsamlarının aynı/benzer olduğu, davacı ticaret unvanı ile davalı kullanımları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, somut olayda SMK 6/6. maddesine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Tanınmış Marka İddiaları Bakımından Yapılan Değerlendirme Tanınmış marka farklı mal veya hizmetler için de koruma sağladığından markanın aynı veya benzer ürünler için korunması kuralının istisnasını oluşturmaktadır. 6769 sayılı SMK'da ve taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği üzere konu mahkeme içtihatları ve öğretiye bırakılmıştır. Nitekim Özel Daire ... tarih ve ...s. bir kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" biçiminde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ilişkin olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tespiti cihetine gidilmektedir. Doktrinde konuyla ilgili yapılan bir başka tanıma göre ise; "Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunma markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen, Paris Sözleşmesine üye devletlerden birinin yurttaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar" tanınmış markalardır (Bkz. Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 411). SMK m.6/5'te yer alan "Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi" ibaresine temel teşkil eden düzenleme Paris Konvansiyonunun 1. mükerrer 6. maddesi hükmüdür. Bu hükümde tanınmış marka kavramına yönelik olarak verilen kriter "herkesçe bilindiği mütalaa edilen" kavramıdır. Antlaşmanın Fransızca metninde markayı ifade etmek "notoirement connue(s)" ifadesi, Almanca metninde ise Türk doktrininde de sıklıkla kullanılan "notorisch bekannte" ifadesi kullanılmaktadır. Yine Konvansiyon'un 29/1-(c) hükmünde muhtelif yorumlarda itirazlar olması halinde Fransızca metin kabul edilir denmek suretiyle, Fransızca (ve takiben Almanca) metnin esas alınmasının yanlış olmadığı söylenebilir. Hukukumuzdaki düzenlemeye de temel teşkil eden anılı hükümde yer alan ifadeler ise herkesçe bilindiği gibi anlamına gelmekte olup, tanınırlık kriteri olarak ilgili/ilgisiz herkesi yeni toplumu esas almaktadır. Bu kabulün ise tanınmış markanın bilinirlik eşiğini çok yukarı koyduğu ve maddenin uygulama alanını daralttığı muhakkaktır. Bir diğer uluslararası antlaşma olan Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Antlaşması (TRIPs) ise 16. maddesinde yer alan düzenleme ile tanınmışlık düzeyi (yüksek) marka kavramını gündeme getirmiştir. Bu düzenleme sebebiyle doktrinde ve yargı makamlarında farklı özelliklerine göre ve tanınmıştık derecelerine göre, farklı koruma düzeylerine sahip tanınmış marka çeşitlerinin olduğu öngörüsü egemendir. Ancak tanınmış marka huhuken farklı alt türlere ayrılmamakta, TRİPs Paris Konvansiyonu'ndan bağımsız, ayrı bir tanınmış marka kavramı ile ondan ayrı bir düzen getirmemekte, aksine hükmü tamamlamakta, tanınmış marka kavramının uygulama alanını genişletmektedir. Paris Konvansiyonu ve TRIPs bağlamında tanınmış marka tektir. TRIPs düzenlemesiyle tanınmış markanın herkesçe bilinirlik ölçütünü tüm toplum olmaktan çıkarmıştır. Bu bağlamda markanın ticarete konu yapıldığı ilgili sektörde bilinir olması tanınmış marka olarak kabul görmesinde yeterli olacaktır. İlgili sektörün tespitinde ise markanın kapsadığı ürünlerin hitap ettiği müşteriler yanında, rakip ürün müşterileri, alıcıları, satıcıları ve sektör içindeki ilgili kişiler nezdindeki bilinirlik dikkate alınacaktır. (Bkz. Paslı, 433- 440). Tanınmışlığın tespitinde, marka sahibi tarafından yaptırılan promosyon ve tanıtım malzemeleri yanında ulusal basında veya gazetelerde markanın tanınmışlığını ortaya koyan reklam ve haberler de dikkate alınır. Bunun yanında yaygın kullanım alanı, toplum nazarındaki tanınmışlıkta dikkate alınır. Bir markanın tanınmış marka olarak belirlenmesinde, markanın toplumun ilgili kesiminde sahip olduğu yüksek bilinirlik düzeyi dikkate alınması gereken kriterlerden biridir. Somut olaya dönüldüğünde davacı markasının Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaştığını kanıtlayacak ölçüde olmadığı, somut olayda SMK 6/5. maddesine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır Kötü niyet Bakımından Yapılan Değerlendirme Kötü niyetli marka tescili 556 S. KHK'da bir hükümsüzlük nedeni olarak sayılmamış olmasına rağmen, doktrinde bir kısım yazarlar tarafından bu durum da hükümsüzlük nedeni olarak savunulmuş, nihayet SMK 6/9 maddesinde kötü niyetli tescil bir tescil engeli olarak yasal mevzuattaki yerini almıştır. Yargıtay HGK, 16.07.2008 tarih ve ...- E., ... K. Sayılı kararı ile tescilde kötü niyetliliği markanın hükümsüzlüğüne yol açacağı yönünde içtihat oluşturmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de sonradan vermiş olduğu kararlarda bu hususu dikkate almıştır. Bir markanın kötüniyetle tescil ettirildiğinden söz edebilmek için, o markanın tescil ettirilmesinin altında başkasına ait olduğunu bildiği bir markayı haksız olarak sahiplenme, başkasına ait markanın tanınmışlığından ve itibarından haksız olarak yararlanma, başkasının markasının piyasaya girmesini engelleme, tescil ettirilen markayı gelecekte gerçek hak sahibine markadan doğan hakları kullanmakla tehdit ederek satma amacı gibi dürüstlük kuralı (MK m d. 2) ile bağdaşmayan kanıtlanabilir niyetlerin yatması gerekir. Yine bu konuda Yargıtay HGK ... E., ... K sayılı 15.04.2015 tarihli emsal kararlarında, “...556 sayılı KHK'nın 35/l.maddesi uyarınca tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK'nın amacına uygundur. Çünkü, KHK'nîn 35/1. Ve 42/l-(a) maddelerindeki düzenlemelerde, esasen MK'nun 2.maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. Bu bakımdan her somut olayın özellikleri gözönüne alınarak açıkça kütü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilebilmelidir. Bu husus 556 sayılı KHK'nın 42.maddesinde başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmemiş olsa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK'nun 2.maddesi uyarınca kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından dolayı aynı sonuca ulaşılması KHK'nın ruhuna da uygundur. ... marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil nedeniyle sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli tescil olarak kabul edilmektedir. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişinin iyi niyet iddiasında bulunamayacağına da şüphe yoktur (TMK. m. 2). Somut olaya dönüldüğünde; Davacı ... markasının, davacının faaliyet gösterdiği giyim sektöründe ve markalarının tescilli olduğu 25. Sınıftaki giyim eşyaları açısından ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, davacı ile aynı sektörde ve çok yakın adreste faaliyet gösteren davalı tarafın, davacının 29 yıldır tescilli ve ayırt ediciliği yüksek marka ve ticaret unvanı ile aynı olan bir işareti içeren ... ibaresini tesadüfen seçip tescil ettirmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, giyim sektöründe faaliyet gösteren davalının davacı markasından haberdar olmamasının hayatın ve ticaretin olağan akışı ile bağdaşmadığı, davalının marka tescili sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği ya da en azından bilebilecek durumda olduğu davalının davaya konu markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiği kanaatine varılmıştır. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine dayanmaktadır.TMK madde 2.; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü haizdir. 10.01.2017 tarihinde yürürlüğü giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK ) ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. SMK'nin 25/6. maddesi; “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünü haizdir. Somut olayda dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin altıncı fıkrasında da, "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." denilerek uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı hususu yasal düzenleme haline getirilmiştir. Mahkememizce davalının davaya konu markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiği kanaati ile sessiz kalma savunmasına itibar edilememiştir. Marka Hakkına Tecavüz Bakımından Yapılan İnceleme 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir. İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir. Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır. 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür. Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir. Somut olaya dönüldüğünde, Davalının mağaza tabelası hariç diğer kullanımlarında, “...” ve “...” sözcüklerini tescilli markasından farklı bir şekilde aralarında boşluk ya da “...” işareti olacak şekilde birbirinden ayırarak kullandığı ve iş bu kullanımın markalar arasındaki mevcut benzerlik ve karıştırılma ihtimalini arttırır nitelikte olduğu, davalının “...” ibareli kullanımlarının davacı marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Ticaret Ünvanının Terkini Talebi Bakımından Yapılan İnceleme Tescilli ticaret unvanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 50. Ve 52. maddeleri hükümleri ile korunmaktadır. Türk Ticaret Kanunumuzun 50. Maddesi;“Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.”şeklinde,6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 52. Maddesi; “ Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir. ” Şeklinde olmak ile birlikte, ilgili düzenlemelerden de açıkça görülebileceği üzere; tescilli ticaret unvanı sahibi; kendi ticaret unvanı ile karıştırılabilecek ticaret unvanlarının tescili halinde, ilgili unvanların terkinini talep etme hakkını ve yetkisini haizdir. 6769 sayılı yasanın 7/3-e hükmü çerçevesinde marka sahibi “İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasını” yasaklayabilmektedir. Davalı “... Şti.”nin kuruluş sözleşmesinin 24.02.2023 tarihinde tescil edildiği, adresinin “...”, tek ortağının ...olduğu, tarafların giyim/tekstil sektöründe faaliyet gösterdiği, tarafların iştigal alanlarının aynı olduğu, davalı kullanımlarının davacı tescilli markaları kapsamında kaldığı, eskiden beri davacının markasını bilen ilgili tüketicinin markanın benzerini içeren davalı ticaret unvanı nedeniyle işletmeleri karıştırabileceği, davacının ilki 08.09.1995 yılında başvurulmuş ... markalarına dayanarak davalının 24.02.2023 tarihinde tescil edilen “.... Şti” unvanının terkinini talep etme hakkına sahip olduğu, davalı yanın ticaret unvanı, davacı adına tescilli markalar ile ortak olarak "..." ibaresini içermekte olup, davacı adına tescilli markalar ile davalı yanın faaliyet alanlarının benzer olmasının taraflar arasında ticari ilişki ve bağlantı olduğu zannını uyandırabileceği işbu nedenle 7/3 hükmü uyarınca da davalı yanın ticaret unvanından "..." ibaresini kullanmasının yasaklanabileceği, kanaati ile davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmiştir. Davacının Davalının ... sayılı markasını, markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerde ciddi bir şekilde kullanmadığı iddiasına dayalı SMK m.9 yönünden talebi, hükümsüzlük davasına nazaran terditli olarak ileri sürüldüğünden HMK m.111/2 uyarınca bu talep yönünden ayrıca bir inceleme yapılmamıştır. HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın kabulü ile; Davalıların eylemlerinin davacının marka hakkında tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, Davalıların, davacıya ait ... başvuru ... tescil numaralı "..." markası ve ... başvuru ... tescil numaralı "...+şekil" kelimesini içerir şekillerdeki markalarını iş yerlerinde veya sair herhangi bir fiziki yahut online mecrada kullanılmasının, bu markayı taşıyan hizmetleri sunmasının, sağlamasının, ürünleri üretmesinin, satmasının, sağlamasının, elinde bulundurmasının, satışa arz etmesinin, depolanmasının ithal ya da ihraç etmesinin, internet üzerinde ve sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçlarla kullanmasının süresiz şekilde kalıcı olarak durdurulmasına ve önlenmesine, Davalılara ait “...” adresindeki işyerlerinde ve depolarında ardiyelerinde ... ibaresini tek başına yahut sair unsurlar ile birlikte kullanıldığı ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrak ve malzemeye EL KONULMASINA, el konulan ürünlerin hüküm kesinleşince imhasına, "..." alan adlı internet sitesine ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, Davalılardan ... adına TPMK nezdinde tescilli ... tescil numaralı "..." markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Davacının ticaret ünvanında bulunan ve davacı markasının esas unsurunu oluşturan davalılardan ... ticaret ünvanında yer alan "..." ibaresinin TTK 52/1 maddesi gereğince davalının ticaret unvanından terkinine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubu ile kalan 435,50 TL bakiye karar harcının davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen marka hükümsüzlüğü talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz talebi yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 19.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.505,25-TL posta gideri ve 359,80-TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 21.365,05-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/01/2025

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/91, K. 2025/2, T. 07.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-91-e-2025-2-k-e15c99deacdb