Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/1442 E. 2025/118 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1442
Karar No
2025/118
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1442 Esas - 2025/118 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1442 KARAR NO : 2025/118

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/06/2022 NUMARASI : 2021/409 Esas 2022/440 Karar DAVACILAR : VEKİLLERİ :

DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak (Hisse satışı nedeniyle) DAVA TARİHİ : 08/07/2021 KARAR TARİHİ : 19/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2025

Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen karara karşı, taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar; dava dışı ... A.Ş.'de ayrı ayrı %25 olmak üzere toplam %50 pay sahibi olduklarını, 16/04/2018 tarihli hisse alım-satım sözleşmesi ile ayrı ayrı %3 oranında olmak üzere toplam % 6 hisselerini, 1.200.000-TL bedel ile davalıya satarak devrettiklerini, ancak davalının hisse devir bedelini kendilerine ödemediğini, hisse devir sözleşmesinin V-5.2 kısmında kararlaştırılan bedelin, şirketin kâra geçtiği ilk yıl kalan bakiyesinin kendilerine ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığını, buna rağmen müvekkillerine her hangi bir ödeme yapılmadığını, imzaları ve muhalefete ilişkin şerhleri olmaksızın düzenlenen olağanüstü genel kurul toplantısı ile alınan sermaye artırımı ve esas sözleşme tadiline ilişkin kararların iptali için de Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/552 esas ve Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/28 esas sıralarında açtıkları davaların derdest olduğunu belirterek öncelikle 16/04/2018 tarihli hisse alım-satım sözleşmesinin iptali ile ayrı ayrı %3 oranındaki paylarının kendilerine iadesine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde devre konu hisse bedellerinin toplamı olan 1.200.000-TL'den, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1000-TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP Davalı; dava konusu hisse devir sözleşmesinde hisse devir bedelinin ve sözleşme konusu miktarın belirlendiğini, bu nedenle HMK'nın 107. maddesi gereğince uyuşmazlıkta belirsiz alacak hükümlerinin uygulanamayacağını, eksik peşin harcın ikmali gerektiğini, dava dışı şirketin teknik anlamda iflasta olan bir şirket olduğunu, hisse alım-satım sözleşmesinin V-5.2 maddesi kapsamında hisse alım-satım bedelinin satıcılara ödenmeyerek hisse bedeli ile şirket öz sermayesi arasındaki farkın arttırılarak bir sonraki yıla devredileceğinin karar altına alındığını, şirketin öz kaynakları ve sermayesi dikkate alındığında 2017-2018 yıllarında zarar ettiğini, 2019 ve 2020 yıllarında şirket kâr elde etmiş ise de öz sermayesinin yine ekside kalmaya devam ettiğini, bu nedenle davacıların iddialarının temelsiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, davacıların, dava dışı ...A.Ş.'deki ayrı ayrı %3 olmak üzere toplam %6 hisselerini, davalıya, 16/04/2018 tarihli hisse alım-satım sözleşmesi ile devrettikleri, sözleşmenin V.5.2 maddesi gereğince davalı tarafından, davacılara hisse alım-satım bedelinin nakden ödenmesi yerine şirketin faaliyet yılı sonunda şirketin 31/12/2018 tarihli sermayesi ve öz sermayesi arasındaki farkın TEFE/TÜFE üzerinden arttırılarak bir sonraki yıla devrinin ön görüldüğü, şirketin kâra geçtiği ilk yıl hisse devir bedelinden kalan miktarın ise hisseleri devreden davacılara ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacılar tarafından her ne kadar hisse alım-satım sözleşmesinin iptali ve hisselerin iadesi talep edilmiş ise de; sözleşmenin geçersizliğine ilişkin bir iddia ileri sürülmediği gibi iptalini gerektirir 6098 sayılı TBK'nın 30 vd. maddeleri gereğince irade sakatlığı hallerinin varlığının iddia ve usulen kanıtlanamadığı, diğer taraftan terditli taleplerden hisse devir bedelinin tahsiline yönelik istem yönünden ise; hisse alım sözleşmesi gereğince şirketin kâr'a geçmesinin, hisse devir bedelinin muacceliyeti ve davalıdan tahsilini talep hakkının doğmasının ön koşulu olduğu, benimsenen bilirkişi raporuna göre, şirketin, 2019 yılında ticari bilanço kâr'ı elde etmiş görünmesine karşılık söz konusu kâr'ın 2017 ve 2018 yıllarına ait geçmiş yıl zararlarından mahsup edildiğinin ve ortada bu nedenle dağıtılabilir şirket kârının bulunmadığı, davacıların, hisse devir bedelini talep hakkının da doğmadığı gerekçesiyle; " davanın reddine " ilişkin karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, borçlunun temerrütünün sonuçları kapsamında sözleşmeden dönme hakkının bulunduğunu, bu iradelerinin açık olduğunu, davalının, şirketi hukuka aykırı şekilde eline geçirmeye çalıştığını, 4 yıldır kar payı verilmediğini, haklı nedenle fesih hakkı bulunduğunu, sözleşme hükümleri gereği hiçbir ödeme yapılmadığını, sözleşme uyarınca paylarını davalıya devrettikleri halde davalının, sözleşmeden kaynaklı hiçbir edimi yerine getirmediğini, bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere şirketin 2019 ve 2020 yıllarında kara geçtiğinin sabit olduğunu, buna göre ödemelerin kendilerine yapılacağının sözleşme kapsamında sabit olduğunu, sermaye artışına gidilmesi halinde kendileri adına yapılacak sermaye artışının da ödeme olarak kabul edileceğinin açık olup bunun da yapılmadığını, sözleşmenin 5.2 maddesi şartlarının gerçekleşmediğini, davalının, bedel ödeme borcunun muaccel olduğunu, kara geçilmesine rağmen geçmiş zararlar ile mahsuplaşma yapılmasının genel kurul kararı olmaksızın yapılması nedeniyle usulsüz olduğunu, mahsuplaşma konusunda genel kurulun yetkili olduğunu, 2019-2020-2021 yılları olağan genel kurul çağrısında gündem maddeleri arasında kar dağıtımının bulunmadığını, ayrıca sözleşmede öncelikle geçmiş yıl zararlarının mahsubuna yönelik düzenleme bulunmayıp kara geçildiği ilk yıl taahhüdü verildiğini, davalı tarafça gönderilen bilanço örneğinde de kar'ın geçmiş yıllar zararına mahsubuna ilişkin bir kayıt bulunmadığını, şirketin mali durumunun sermaye artışını gerektirmediğini, bu durumun, azınlık haklarını ortadan kaldırmaya yönelik olup kendileri tarafından ayrı bir dava konusu yapıldığını, sermaye artışına ilişkin 19/12/2019 tarihinde karar alındığını, oy çokluğu ile alınan sermaye artışı kararı gereği ödeme süresinde hiçbir ödeme yapılmadığını, ödeme süresinin sona erdiğini, davalının kötüniyetli tacir olduğunu, kurdukları şirketi ele geçirmeye çalıştığını, yönetim ve olağan dışı giderlerde artış bulunduğunu, davanın reddi kararının yerinde olmadığını, sözleşme hükümlerine uyulmaması nedeniyle dönme hakkı bulunarak satışa konu hisselerin kendilerine geri verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; karar doğru olmakla birlikte, lehine takdir edilen vekalet ücreti hesabının hatalı olduğunu, harç tamamlanması suretiyle devir bedeli olan 1.200.000-TL esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, bunun aksinin kabulü halinde ise, AAÜT uyarınca vekalet ücretinin 8.850-TL olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, anonim şirket hisse alım-satım sözleşmesinin iptali ile hisselerin iadesi olmadığı takdirde hisse devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır. Davacılar; dava dışı ... A.Ş.'de %25'er olmak üzere toplamda %50 pay sahibi olduklarını, 16/04/2018 tarihli hisse alım-satım sözleşmesi ile her birinin %3'er oranında olmak üzere toplam % 6 hisselerini, 1.200.000-TL bedel ile davalıya satarak devrettiklerini, sözleşmenin V-5.2 maddesinde kararlaştırılan bedelin, şirketin kâr'a geçtiği ilk yıl kalan bakiyesinin kendilerine ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürmüş, Davalı; hisse alım-satım sözleşmesi kapsamında hisse alım-satım bedelinin satıcılara ödenmeyerek hisse bedeli ile şirket öz sermayesi arasındaki farkın arttırılarak bir sonraki yıla devredileceğinin karar altına alındığını savunarak davanın reddini dilemiş, Mahkemece; davacıların, hisse devir bedeli talep hakkının doğmadığı gerekçesiyle; " davanın reddine " ilişkin karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında imzalanan ve uyuşmazlık konusu olan 16/04/2018 tarihli " Hisse Alım Satım Sözleşmesi "nin " Bedel " başlıklı 5.maddesinde; "5.1. Devredilen Hisseler'in satışı karşılığında ödenen Bedel: 1.200.000 TL (bir milyon iki yüz bin Türk Lirası)'dır. 5.2. Bu madde 5 kapsamında Bedel, Satıcılara ödenmeyecek olup Kapanış tarihinden sonra 31.12.2018 tarihi itibari ile Şirket'in sermayesine bakılacak, Bedel ile şirket'in o tarih itibariyle olan özsermayesi arasındaki fark, TEFE/TÜFE üzerinden artırılarak bir sonraki yıla devredilecektir. Şirket kar'a geçtiği ilk yıl, Bedel'den kalan bakiye Satıcılar'a ödenecektir. İlgili tutarın Şirket Sermayesine eklenmesi, ...'nın bu sözleşme kapsamındaki yükümlülüğünün tam ve geçerli bir şekilde yerine getirilmesini teşkil eder." düzenlemesine yer verilmiş olup sözleşmenin 5.2 maddesine göre hisse satış bedelinin, alıcı davalı tarafından, davacı satıcılara ödenmeyeceği ancak şirketin o anki sermayesiyle arasındaki farkın, güncellenerek sonraki yıla devri sonrası, şirketin kar'a geçtiği ilk yıl bedelden kalan bakiyenin satıcılara ödeneceği, bu bakiyenin şirket sermayesine eklenmesinin de alıcının ifası için yeterli olacağı kararlaştırılmıştır. Davacıların, iş bu 16/04/2018 tarihli hisse alım satımına ilişkin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirerek 3 er paydan toplam 6 payı davalıya devrettikleri, davacıların, dava dışı şirket payları toplamının, % 50'den % 44'e düştüğü, davalının ise, dava dışı diğer hissedara ait % 50 şirket payını da aynı gün devralmak suretiyle dava dışı ... şirketindeki pay tutarını % 56 'ya çıkararak pay satış bedelini şirket sermayesine eklediği dosya kapsamında toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davacıların, şirketin, 2019 ve 2020 yıllarında alınan bilirkişi raporları kapsamına göre, kar elde ettiği halde, sözleşmenin 5.2. maddesi gereğinin davalı tarafından yerine getirilmediğini, şirketin, genel kurul kararı olmaksızın geçmiş yıllar zararlarını (2017-2018) kardan mahsup ederek kendilerine hisse devir bedeli ödenmesinden kaçınılmasının usulsüz olduğunu ileri sürmektedir. Somut olayda; davacıların, dava dilekçesi ve aşamalarda ki taleplerinden terditli taleplerinin tam olarak hangi istemleri içerdiği, yine dava dilekçesinde davanın konusu ile talep sonucu bölümlerinde yer alan istemlerin net bir şekilde ifade edilmediği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekirse HMK'nın " Hakimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31. Maddesinde; " Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Yine harca tabi davalarda, başvurma harcı ile nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır (Harçlar Kanunu 27- 28. Madde ). Dava açılırken harcın eksik alınmış olması halinde, mahkemece, davaya devam olunabilmesi için harcın Harçlar Kanunu 30 ve 33. Maddeleri uyarınca tamamlatılması yoluna gidilir ve davacıya eksik harcı yatırması için süre verilir. Şayet mahkemece verilen süreye rağmen eksik harç ikmal edilmezse dosya işlemden kaldırır ve HMK'nın 150. maddesi uyarınca süresinde harç tamamlanarak dava yenilenmez ise, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Hal böyle olunca; mahkemece, davacıların, dava dilekçesinde yer alan dava konusu olarak belirtilen "16.04.2018 tarihli hisse alım satım sözleşmesinin iptali ile devri yapılan payların iadesi, bu mümkün değilse devri yapılan %6 oranındaki payların bedeli olan 1.200.000-TLnin şimdilik 1000-TL olarak ödenmesi taleplidir." şeklinde belirtilen husus ile talep sonucu bölümünde yer alan ve hüküm altına alınması istenilen " 16.04.2018 tarihli hisse alım satım sözleşmesinin iptali ile her bir müvekkilin %3 oranındaki paylarının iadesini, bu mümkün değil ise devri yapılan %3 + %3 toplamda %6 oranında payların bedeli olan 1.200.000-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren uygulanacak ticari faizi ile ödenmesi" şeklinde belirtilen taleplerin kapsam ve tayini yönünden, davacılara süre verilerek elde ki davanın, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 1.000-TL tutarında ki hisse satış bedeline ilişkin kısmi dava olarak açılıp açılmadığı, yoksa elde ki davada, davalı tarafından ödenmediği ileri sürülen hisse satış bedeli toplamı 1.200.000-TL'nin tamamının mı dava yoluyla davalıdan talep edildiği hususunun, bu kapsamda davada ileri sürülen terditli taleplerin içeriğinin net bir şekilde açıklattırılıp belirlenmesi, öte taraftan dosya kapsamında iddianın ileri sürülüş şekline göre, davacıların, sözleşmenin iptali yönünden de talepte bulunmuş olmaları gözetilerek sözleşme bedeli olan 1.200.000-TL üzerinden, az yukarıda sözü edilen yasa maddeleri uyarınca, nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin harcın yatırılmamış olması nedeniyle davacılara gözetilerek kesin süre verilmesi suretiyle bu esasa ilişkin harç tamamlanmadığı takdirde HMK 320/4 ve harçlar yasasının 28 ve 30 maddesi gereğince dosyanın öncelikle işlemde kaldırılması ve süresinde yatırılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi; harç yatırıldığı takdirde bu kez HMK 111/2 maddesi gözetilerek esasa girilerek karar verilmemiş olması isabetsiz olup usul ve yasaya aykırıdır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla tarafların istinaf başvurularının kabulüne ve 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince ayrı ayrı KABULÜNE, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2022 tarih ve 2021/409 Esas 2022/440 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 6- Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraf vekillerinin yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/02/2025

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-... ... ... ... ...

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1442, K. 2025/118, T. 19.02.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-21-hukuk-dairesi-2022-1442-e-2025-118-k-5fbc4f502ef9