Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2023/8 E. 2025/88 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8
Karar No
2025/88
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/8 - Karar No:2025/88 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/8 KARAR NO : 2025/88

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/10/2022 NUMARASI : 2021/290 E-2022/706 K

DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI :

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 28/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/02/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki nedeniyle, davalıya 25.12.2019 tarih KGL201900003024 nolu 9.750,00 TL tutarlı e-faturada detaylandırıldığı üzere ürün sattığını, ürünlerin davacı tarafından teslim ve montajının yapılmış olmasına rağmen davalının Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/83 Değişik İş dosyasında işin eksik ve kusurlu yapıldığı yönündeki tespit neticesinde, bilirkişi tarafından sunulan rapora istinaden eksik ve kusurlu olduğu iddia edilen işlerin tamamlanması için 5.715,00 TL harcama yapılması gerektiğinden bahisle müvekkili davacı şirkete sadece 3.450,00 TL ödeme yapıldığını, davalının itirazına dayanak gösterdiği bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, davalının davacı şirkete yapılan eksik ödemenin hukuki dayanağını belirtmediğini, bu haliyle dahi davacının davalıdan halen alacaklı olduğunu, faturaya konu ürünlerin ve işlerin eksiksiz ve kusursuz bir şekilde tamamlamış olmasına rağmen bakiye alacağın ödenmediğini ve alacağın tahsili amacıyla Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5325 sayılı dosyasında başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkili ile davacı şirket arasında 26.11.2019 tarihinde satış sözleşmesi düzenlenmiş olduğunu, davacının taahhüt ettiği işlerin yapılması karşılığında bir kısım ödemenin yapıldığını ancak yapılan işte eksik ve ayıp olması nedeniyel Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yaptırılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporuna göre ayıp giderim bedelinin KDV hariç olmak üzere 5.715,00 TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin borçlu olmadığını, yapılan takibin haksız olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacı şirket aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hüküm olunmasını talep etmiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamının bir bütün halinde incelenmesinde; taraflar arasındaki sözleşme akdedildikten sonra davalı tarafından Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/83 D.iş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığı, yapılan tespitte döşenmiş olan tesisatın düzgün ve normlara uygun vaziyette yapılmamış olduğu, boruların uygun borularla değiştirilmesi gerektiği şeklinde imalatın ayıplı olarak yapıldığına dair tespit yapılmış olup, 07.07.2020 tarihli raporda eksik ve ayıpların giderim bedelinin 5.715,00 TL olarak tespit edildiği, hükme esas kabul edilen 02.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda da sistemin işler hale getirilebilmesi için KDV hariç 5.715,00 TL olduğunun belirtildiği, davalı iş sahibinin ayıplı imalat nedeniyle kısmi ödeme yapmış olmakla, TBK 475/I-2. bendindeki eseri alıkoyup ayıp oranında bedelde indirim isteme hakkını kullandığı, davacı tarafından kabul edilen garanti yükümü nedeniyle ihbar külfeti aramaksızın açık ve gizli ayıplardan dolayı yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi aleyhine dava da açabileceği, iş sahibinin eldeki davada yaptığı kısmi ödeme ile ayıplı iş nedeniyle ödemezlik definde bulunduğu anlaşılmış olup, mahkemece alınan rapordaki sonuçtan eksik ve ayıplı imalat nedeniyle davacının bakiye iş bedeline hak kazanmadığı ve davalı iş sahibinin bakiye iş bedelini ödememekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasında uyuşmazlığa konu işin müvekkili tarafından tamamlanarak teslim edildiğini, müvekkilinin, davalı tarafa söz konusu işin tesliminden itibaren 1 yıllık işçilik ve 2 yıllık malzeme garantisi verdiğini, işin teslim tarihinin 25/12/2019 olup, davalının işbu tarih itibariyle müvekkili tarafından tamamlanan işi herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın kabul ettiğini, taraflarının her ikisinin de basiretli tacir sıfatına sahip olduklarını, işin kabul tarihinin 25/12/2019 olmasına rağmen davalı tarafın iş ve hizmet bedelinin tamamına yönelik ödemede bulunmayınca 22/06/2020 tarihinde söz konusu alacak için Ankara 31.İcra Dairesinde takip başlatıldığını, akabinde davalının Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/83 D.iş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdığını, müvekkili tarafından yapılıp teslim edilen işin ayıplı olduğu yönünde bilirkişi raporu alındığını, alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, mahkemece davalı tarafından mal veya hizmetin ayıplı olduğu yönünde davacı müvekkiline herhangi bir ihbar veya bildirimde bulunulmadığını, davalının cevap dilekçesinde bu yönde müvekkiline yönelik herhangi bir ihtar veya bildirimde bulunduğuna dair açıklamada da bulunmadığını, davalının karine olarak 25/12/2019 tarihinde herhangi bir kayıt koymaksızın kabul ettiği iş ve malzemeleri, yine müvekkili tarafından 22/06/2020 tarihine kadar yani diğer bir deyişle tam olarak 180 takvim günü (5 ay 28 gün) herhangi bir bildirimde bulunmaksızın kullandığını ve kullanmaya devam ettiğini, işbu durumun açıkça TMK 2.maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olup, hukuk sisteminin en önemli kurallarından birisi olan dürüstlük kuralının, ahlak kurallarının da temelini oluşturduğunu, somut olayda davalının gereği gibi ayıplı mal veya hizmet bildiriminde bulunmadığını ve davalı üzerine düşen külfetlerin yerine getirilmediğinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, yüklenicinin ayıptan sorumlu tutulabilmesi için bazı şartların gerektiğini, bunların; eserin tamamlanarak iş sahibine tesliminin yapılmış olması, tamamlanan ve teslim edilmiş olunan eserde ayıp olması, gözden geçirme ve bildirim yükümlülüklerinin iş sahibi(davalı taraf) tarafından yerine getirilmiş olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş olmaması, ve iş sahibine eserde yer alan ayıbın isnat edilmemiş olması olup, bu şartların kümülatif bir şekilde bulunması halinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğunun oluşacağını, davalının işin tesliminden itibaren müvekkiline yönelik herhangi bir ihtar veya bildirimde bulunmadığını, aksine müvekkili tarafından işin tesliminden sonra tam olarak 5 ay 28 gün sonra başlatılan icra takibine kadar teslim edilen işe amiyane tabirle davalı taraftan herhangi bir ses çıkmadığını, davalının yapılan işle ilgili müvekkiline herhangi bir başvuruda da bulunmadığını, ayıbın giderilmesi yönünde bir talebinin olmadığını, herhangi bir ayıp bildirimi olsa idi garanti verildiği üzere müvekkili tarafından giderilebilecekken bildirimde bulunulmamasının, iş ve malzemelerin teslim edildiği şekilde ayıp bildiriminde bulunulmaksızın kullanılmaya devam edilmesinin müvekkiline atfedilebilecek bir husus olmadığını, kabul etmemekle beraber müvekkili tarafından yapılan işe atfedilen aybın uygun malzeme kullanılmadığından, sıcak su borularının aşırı sıcaktan dolayı genleşerek eğilmesinden ibaret olup, eğer ki bu durum müvekkiline atfedilebilecek bir kusur olarak kabul edilecekse bile işbu durumun anlaşılmasında herhangi bir teknik bilgiye sahip olunması gerekmediğini, tek yapılması gerekenin böylesine bir durumla karşılaşıldığında müvekkili tarafından malzeme garantisi verilen malzemelerin ayıpsız bir başkası ile değişimini istemekten ibaretken basiretli tacir sıfatına sahip davalı tarafın işyerine montajı yapılan ürünlerin değişim talebi de dahil olmak üzere müvekkiline ulaşan herhangi bir ayıp ihbarı veya anılan işle ilgili bir talep bulunmadığını, ayıp ihbarının davalı tarafa yüklenen bir külfet olduğunu, her ne kadar mahkemece, davacı müvekkili tarafından işçilik için 1, malzemeler için 2 yıl garanti verilmesinden hareketle ayıplı montaj olduğu iddia edilen iş için "davacı tarafından kabul edilen garanti yükümü nedeniyle ihbar külfeti aramaksızın açık ve gizli ayıplardan dolayı yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi aleyhine dava da açabilecektir" şeklindeki kararıyla, TTK 23/c maddesinin "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür." hükmüne aykırı bir karar verildiğini, mahkemece verilen hükümle "yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi aleyhine dava da açabilecektir" denilmişse de, böyle bir gerekçenin eldeki dava konusuyla uyuşmadığını, mahkemece sanki eldeki davayı karşı taraf açmış gibi hüküm kurulduğunu, müvekkili tarafından yapılan işin bedeli talep edilip tahsil edilemediği için icra takibi başlatılana kadar davacı tarafından işin ayıplı olduğu gibi bir iddiada bulunulmadığını, bunun yanında bizzat kendi yaptırdıkları tespitte görüldüğü gibi ayıplı olduğunu iddia ettikleri işin yeniden yapılması yahut tamiratı gibi bir girişimleri olmadığının da ortada olduğunu, böyleyken davalının halen ayıplı olduğunu iddia ettiği haliyle kullanıma devam ettiğini, müvekkiline karşı bir dava da açılmadığını, bu durumda mahkemece kurulan yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi aleyhine dava da açabilecektir hükmünün uygulama alanı bulamayacağını, zira elde ki davayı karşı tarafın açmadığını, verilen bu hükümle yasal hiçbir yola başvurmayan, ancak müvekkili alacağını tahsil etmek için girişimde bulununca işin ayıplı olduğunu iddia etmekle yetinen davalının sanki yasanın aradığı bildirimleri yapmış ve eldeki davayı açmış gibi bir yanılgıyla hüküm kurulduğunu, mahkeme kararının ve hatalı gerekçesini kabul etmenin mümkün olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle dosya kapsamı ve dosyaya sunulan cihaz devreye alma bildirgesi başlıklı 29.01.2020 tarihli belgede sözleşmeye konu kombinin Ocak 2020 tarihi itibariyle yapıldığının anlaşılmasına, sözleşmedeki garanti süresi ve Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/83 D.iş sayılı dosyasında yapılan tespit raporunun davacı tarafa tebliğ edilmesi nedeniyle ayıp ihbarının süresinde yapıldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan istinaf nedenlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Diğer istinaf nedenlerinin incelenmesinde ise; eser sözleşmelerinde eksik ve ayıplı işler nedeniyle iş bedelinden tenzili gereken bedelin belirlenmesinde, işin tesliminden sonra saptanan gizli ayıplı imalatın ayıbın ortaya çıktığı tarihteki mahalli piyasa fiyatlarıyla ve bu fiyatlara KDV'de dahil olduğundan ayrıca mahalli piyasa rayiciyle belirlenen bedele KDV eklenmemesi gerekir. Eksik imalatlarda ise, bildirim yükümlülüğü bulunmayıp, zamanaşımı süresi içerisinde her zaman talep ve dava edilebilir. O tarihteki bedellerinin serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi gerekir Somut olayda, sözleşmedeki 9.750,00 TL götürü bedelden davalı tarafça ödendiği ispatlanan 3.450,00 TL'nin mahsubu ile alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında 2020 yılı itibariyle giderim bedeli olarak belirlenen 5.715 TL'nin mahsubuyla bakiye 585,00 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5325 sayılı icra dosyasına davalı borçlunun 585,00 TL yönünden itirazının iptaline, takibin bu miktar yönünden takipteki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin ve davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2022 tarih ve 2021/290 Esas- 2022/706 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın kısmen kabulü ile, -Davalı borçlunun Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5325 sayılı dosyasında 585,00 TL yönünden itirazının iptaline, takibin bu miktar yönünden takipteki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine, -Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 122,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 492,69 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 122,71 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 585,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 9.575,04 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 76,50 TL tebligat gideri ile 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.135,80 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre takdiren 122,80 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, İstinaf incelemesi yönünden; 11-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 12-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 27,00 TL tebligat gideri ile 98,00 TL dosya posta masrafı olmak üzere toplam 345,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2023/8, K. 2025/88, T. 28.01.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-27-hukuk-dairesi-2023-8-e-2025-88-k-d01a4147a4a9