İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/875 E. 2025/880 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/875
Karar No
2025/880
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/875 Esas KARAR NO : 2025/880 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/12/2023 KARAR TARİHİ : 17/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Müvekkilleri ile davalı şirket arasında 25.09.2017 tarihinde -------- Noterliğinde -------- yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Anahtar Teslim Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesi imzalandığını, müvekkillere ait -------- İli, -------- İlçesi, --------- Mevkii, --------- Bölge Köyü --------- Ada -------- Pafta -------- Parselde kain --------- Belediyesince 20.05.2016 tarihinde onaylanmış okul inşasını konu edinen projeye ve bu projeye ilişkin yapı ruhsatı sözleşme ile davalıya teslim edildiğini, yapı ruhsatına göre anahtar teslim usulüyle inşa edilecek çok katlı bina/binaların tüm kaba inşaat işlerinin yapılması ve yapılan kaba inşaatın zilyetliği el değiştirmeksizin yine 'kiracı' sıfatıyla müteahhit firmanın dekorasyon işlemlerini yapabilmesi adına sözleşme imza altına alındığını, yer teslim tutanağı ile sözleşme konusu yer sözleşmeye uygun olarak davalı şirkete teslim edildiğini ve davalı şirket herhangi bir sorun beyan etmeden yer teslim tutanağını imzaladığını inşaat başlayacağını taahhüt ettiğini, bunun yanı sıra davalı ile müvekkiller arasında yapılan Düzenleme Şeklinde Kira Sözleşmesine istinaden, 10.09.2018 tarihinde aylık 30.000,00 TL bedel ile ---------- Şti. adına 8 yıllığına kiracılık şerhini davalı tapuya şerh ettirdiğini, yukarıda belirtmiş oldukları dava konusu sözleşmenin ilgili maddeleri davalı şirket tarafından ihlal edildiğini ve inşaatın bitiş tarihinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen inşaata hala başlanmadığını,sözleşmedeki hiçbir yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı şirket dava konusu yeri sadece çitlerle çevrelediğini, kazı işlemine dahi başlamadığını, bu tarihe kadar herhangi bir inşaat işlemine başlamayan davalının sözleşmede kararlaştırılmış olan, arsa sahibine özen ve sadakat yükümlülüğüne de aykırı davranarak yazılı - sözlü bildirimde (Sözleşmenin 5.2.1.ve 7.4.maddelerinde hüküm altına alındığı üzere, yüklenici her türlü aksaklığı müvekkillere yazılı olarak bildirmekle yükümlü olduğunu) bulunmadığını, yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalı şirket bunun üzerine dava konusu alanı, yan tarafta bulunan kendisine ait okulun otoparkı olarak kullandığını ve sözleşmeye ilişkin inşaat faaliyetine başlamadığını, dava konusu inşaatın sözleşmede kararlaştırılan tarihte bitirilmediğinden taraflarınca davalı şirkete 3 adet ihtarname çekildiğini, 20.11.2018 tarihinde -------- Noterliğinden--------- yevmiye numaralı ilk ihtarname davalı şirkete gönderildiğini, söz konusu bu ihtarnamede sözleşme şartlarına uyulmadığı, 10 gün içerisinde inşaatla ilgili gerekli başvuruların yapılması, 3 aylık birikmiş kira bedeli toplamının ödenmesi ihtar edilip, yapı ruhsatının alınmamasından, inşaata geç başlanılmasından ve geç teslim edilmesinden kaynaklı maddi zararların talep edileceği ihtar edildiğini, davalı şirket tarafından söz konusu bu ihtarnameye cevap verilmeyip sözleşmeye aykırı muamelelerde bulunulmaya devam edildiğini, başka bir ifade ile inşaatla ilgili hiçbir faaliyette bulunulmadığını, 11.02.2019 tarihinde --------- Noterliğinden ---------- yevmiye numaralı ikinci ihtarnamenin davalı şirkete gönderildiğini, söz konusu bu ihtarnamede ise kira ödemelerinin eksiksiz yapılmasını, okul avam projesine ve sözleşmeye uygun şekilde inşaata başlanmasını, sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde inşaatın süresinde bitirilmesinin davalı şirkete ihtar edildiğini, davalı şirketin bu ihtarnameyi de cevapsız bırakarak dava konusu inşaat işlemlerine başlamadığını,birikmiş aylara ilişkin kira bedellerini de ödemediğini, müvekkiller adına davalı şirkete gönderilen ihtarnameler cevapsız kaldığı ve inşaata başlanma konusunda herhangi bir ilerleme kaydedilmediği, sözleşme yapılmasının üzerinden yıllar geçtiğinden dolayı taraflarınca 01.04.2019 tarihinde ---------- D. İş dosyası ile delil tespiti davası açıldığını, 03.05.2019 tarihinde dava konusu gayrimenkulde keşif yapıldığını ve keşif raporu 29.05.2019 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, keşif sonucu hazırlanan Bilirkişi Raporunda;------- ------- ada -------- parselde kain taşınmazda inşaat faaliyetinin olmadığı,2. İnşaat malzemeleri ve makinelerin bulunmadığı,3. Anılan gayrimenkulün --------- Caddesi yönündeki sınırına koruma amaçlı demir korkuluklu yana kayar kapı, metal levhalar, tel çit vb. Önlemler alındığı görülmüştür.4. Anılan parsel üzerinde şantiye amaçlı kullanılmak üzere konmuş 5 adet prefabrike konteyner bulunduğu görülmüştür." şeklinde tespitler yapıldığını, işbu raporda da davalı şirket tarafından sözleşmeye uygun olarak işlemlere başlanmadığının açıkça tespit edildiğini, bunun üzerine davalı şirkete 22.08.2019 tarihinde -------- Noterliğinden -------- yevmiye numaralı ihtarname ile taraflar arasında akdedilmiş olan -------- Noterliğinin 25.09.2017 tarih ---------- yevmiye numaralı inşaat yapım sözleşmesinde belirtilen edimlere, --------- Belediye Başkanlığı ve diğer kurumlar nezdinde başlanması ve sözleşme konusu şantiyenin açılmasına ilişkin yeni bir ihtarname keşide edildiğini, davalı tarafın işbu ihtarnameye ilişkin olarak ---------Noterliği --------- yevmiye numaralı 03.09.2019 tarihli cevabi ihtarnamesini keşide ettiğini ve anılan ihtarnamede --------- Sayılı ilamı ile imar planının iptaline karar verildiği bu nedenle de bahsi geçen proje ve yapı ruhsatının hükümsüz kaldığını, inşaat yapılmasının da fiilen imkânsız olduğunun ileri sürüldüğünü, davalının sözleşme imzalandıktan 2 yıl sonra verdiği cevabın hem zaman açısından hem de içerik açısından iyi niyetle bağdaşmadığını, söz konusu davalının öne sürdüğü iptal kararından dolayı davalının inşaat yapılmasının fiilen imkânsız olduğu iddiasının kötü niyetli olduğunu açıkça gösterdiğini, ---------- İdare Mahkemesinin karar tarihinin 30.06.2016, sözleşmelerin imza tarihinin ise 25.09.2017 olduğunu gerek ihtarnamelerde gerekse de delil tespiti davası sonucunda davalı şirket, dava konusu inşaatı sözleşmede belirtilen sürede bitirmediğini, daha doğru bir tabirle sözleşme konusu inşaata hiç başlamadığını, İmar Kanunu 29. Madde ile ruhsat müddeti düzenlendiğini, Madde metni “Yapıya başlama müddeti ruhsat tarihinden itibaren iki yıldır. Bu müddet zarfında yapıya başlanmadığı veya yapıya başlanıp da her ne sebeple olursa olsun, başlama müddetiyle birlikte beş yıl içinde bitirilmediği takdirde verilen ruhsat hükümsüz sayılır. Bu durumda yeniden ruhsat alınması mecburidir. Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır. Ruhsat yenilenmesi ve plan tadili sırasında ayrıca harç alınmaz. ancak inşaat sahasında artış, bağımsız bölümlerin brüt alanında veya niteliğinde değişme olması halinde yeniden hesaplanacak harçtan evvelce ödenen harç tutarı, tenzil edilir. Yeni durumda hesaplanan harç tutarında azalma olması halinde iade yapılmaz. Diğer kanunlardaki muafiyet hükümleri saklıdır. Ruhsat ve eklerinin yapı yerinde bulundurulması mecburidir.” Şeklinde olduğunu, işbu yasal düzenleme çerçevesinde, inşaat projesi belediye tarafından onaylandığı tarihten itibaren 2 yıl içerisinde inşaata başlanması 5 yıl içerisinde de inşaatın bitirilmesi zaruri olduğunu, dava konusu projenin onaylandığı tarih 25.09.2017 olduğunu, 5 yıllık sürenin dolmuş olduğunu, bunun üzerine --------- Noterliğinden ---------- yevmiye numaralı 11.02.2022 tarihli ihtarnamesi ile anılan sözleşmenin feshedildiğini, müvekkillerin uğradığı ve uğrayacağı zararların tazmin edileceğinin ihtar edildiğini, inşaata başlamayan davalı şirketin, müvekkillerin büyük zararlara uğramasına neden olduğunu, dava konusu sözleşme taraflar arasında imzalandığı tarihteki inşaat maliyetleri ile bu dönemdeki inşaat maliyetleri arasında oldukça büyük farklar mevcut olduğunu, müvekkiller inşaat işleri için şirketlerle görüşme sağlarken davalı şirket işi alma konusunda çok istekli olduğunu dile getirdiğini ve müvekkilleri bu konuda ikna ettiğini, müvekkiller başkaca şirketlerle anlaşma sağlayacakken davalı şirketin edimlerini ifa edeceklerine ilişkin taahhütlerine inanıp inşaatın istedikleri gibi olacağını düşünmüş olduklarını, ancak ne yazık ki davalı 6 yıldır dava konusu araziye bir kazma bile vurmadığını, ülke ve dünya ekonomisindeki belirsizlikler ve kırılmalar yüksek enflasyon yarattığını, bunun neticesinde de Türk Lirası önemli ölçüde değer kaybettiğini, buna ilave olarak da yüksek inşaat maliyetleri gündeme gelmiş olduğunu, müvekkiller şu aşamada teklif veren diğer şirketlerle iletişime geçtiğinde 6 yıl önceki maliyetin neredeyse 9-10 katı maliyet ortaya çıktığını, bunun ise tamamen davalı şirketin sözleşmelere aykırı hareket etmesinden ve sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dava konusu inşaatın bugün itibarı ile başka bir şirkete yaptırılmasının, müvekkillerin büyük zarara uğramasına neden olacağını, davalı şirketin, bu zararı karşılamak zorunda olduğunu, müvekkillerin sözleşmenin kurulması sırasında, davalının açıklamış olduğu edim taahhüdünü gereği gibi yerine getireceğine ilişkin haklı beklentisinin korunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, davacıların sözleşmenin kurulması sırasında davalının açıklamış olduğu edim taahhüdünü yerine getireceği konusunda haklı bir güveni bulunduğundan burada inşaat maliyetlerinde yaşanan artıştan dolayı meydana gelen inşaat maliyet kaybının da karşılanması gerektiğini 6102 sayılı TTK nın 5.maddesine eklenen 5/A maddesi gereğince ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvuru yapılması gerektiğinden, müvekkil ile davalı arasındaki uyuşmazlığa ilişkin olarak --------- arabulucu olarak atandığını, yapılan müzakereler sonucu davalılar ile taraflarınca anlaşma sağlanamadığını, 09.05.2019 tarihinde davalılar ile birlikte anlaşamama tutanağı imza altına alındığını, dava şartı olan arabuluculuk görüşmesi olumsuz sonuçlandığını, arabuluculuk görüşmesi olumsuz sonuçlandığından işbu davayı açma zorunlulukları doğmuş olduğunu, şu aşamadan sonra davalının sözleşmede belirtilen edimlerini tamamlamasının mümkün olmadığını, müvekkil tarafından davalının birden fazla kez temerrüde düşürüldüğünü, açıklanan nedenlerden dolayı dava konusu sözleşmenin feshinin kabulü ile inşaat sektöründe meydana gelen maliyet artışından dolayı müvekkillerin uğradıkları kaçırılan zarar nedeniyle oluşan zararlarının tazminini talep etmenin hasıl olduğunu, dava konusu taleplerini açıkça sıralamaları gerekirse taraflar arasında akdedilmiş olan 25.09.2017 tarihinde-------- Noterliğinde--------- yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Anahtar Teslim Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesi, ------- Noterliğinden --------- yevmiye numaralı 11.02.2022 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiğini,sözleşmenin feshinin haklılığının kabulü ile davacı müvekkiller tarafından yapı izin (inşaat ruhsatı) alımı için parça parça olmak üzere toplam ödenmiş olan 901.031,00.-TL'nin en son ödemenin yapıldığı 27.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan davacı müvekkillerin uğramış olduğu zararların (kaçırılan fırsat vb.) giderilmesi, diğer bir deyişle talep edilen bu zararların sözleşmeye göre inşaatın sözleşmeye göre başlanılıp bitirilmesi gereken tarihteki maliyet ile dava tarihindeki maliyet arasında oluşan farkın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edildiğini, Bilirkişi raporu ile zarar tespit edildiğinde talepleri arttırılacağını, yukarıda açıklanan nedenlerle huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla taraflar arasında akdedilmiş olan 25.09.2017 tarihinde ---------- Noterliğinde ---------- yevmiye numaralı düzenleme Şeklinde Anahtar Teslim Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesi, --------- Noterliğinden---------- yevmiye numaralı 11.02.2022 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiğini, sözleşmenin feshinin haklılığının kabulü ile davacı müvekkiller tarafından yapı izin (inşaat ruhsatı) alımı için parça parça ödenmiş olan 901.031,00.-TL'nin en son ödemenin yapıldığı 27.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan davacı müvekkillerin uğramış olduğu zararların (kaçırılan fırsat vb.) giderilmesi, diğer bir deyişle talep edilen bu zararların sözleşmeye göre inşaatın başlanıp bitirilmesi gereken tarihteki maliyet ile dava tarihindeki maliyet arasında oluşan farkın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline (müvekkillerin uğramış olduğu zararlara ilişkin bu talep konusu alacakları belirsiz alacak niteliği taşıdığından dolayı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğunu) karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; Taraflar arasındaki eser sözleşmesinin ifası imkânsız olduğundan sözleşme TBK m. 27 hükmü gereğince kesin hükümsüz olduğunu ve müvekkil yüklenicinin eseri teslim borcu hiç doğmadığından davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan, ---------- Noterliğinin 25.09.2017 tarih ve --------- sayılı Düzenleme Şeklinde Anahtar Teslim Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesi ve -------- Noterliğinin 25.09.2017 tarih ve--------- sayılı Düzenleme Şeklinde Kira Sözleşmesi ile, davacılara ait arsa üzerinde özel öğretim kurumu işletmecisi olan müvekkilinin kullanımına bırakılmak üzere binalar inşa edileceği ve inşa edilen binaların zilyetliğinin müvekkiline bırakılacağı kararlaştırıldığını, ancak eser sözleşmesine konu yüklenici edimlerinin ifası, aşağıda izah edileceği üzere imar planı değişiklikleri, İdare Mahkemesi ve Danıştay kararları ve geçerli bir yapı ruhsatı bulunmaması nedeniyle imkânsız hale gelmiş olduğunu, --------- Sayılı kararı ile, 1/1000 ölçekli ---------- Revizyon İlave Uygulama Planının iptaline karar verildiğini, işbu karar -------- Sayılı kararı ile --------- sayılı kararı --------- sayılı kararıyla bozulduğundan bozma kararı üzerine verilecek karar dikkate alınarak bu dava hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekçesiyle bozulduğunu, bozma üzerine --------- Sayılı kararı ile “dava konusu 12.05.2017 t.t’li 1/1000 ölçekli ---------- Uygulama İmar Planının üst ölçekli planının, dayanağı olan ve hiyerarşik olarak üst ölçekli imar planı durumunda olan 17.12.2018 onanlı 1/5000 ölçekli ---------- -------- İmar Planı Değişikliği Planının iptaline karar verilmiş olması dolayısıyla hukuki dayanaktan yoksun olduğu, plan hiyerarşisi ilkesi göz önünde bulundurulduğunda söz konusu uygulama imar planının da hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.” şeklinde açıklanan gerekçeyle --------- Uygulama İmar Planının iptaline karar verildiğini, netice itibariyle idare mahkemesi tarafından --------- İmar Planı da Uygulama İmar Planı da yapıldığı günden itibaren yok hükmünde sayıldığını, dolayısıyla bu yok hükmünde olan imar planlarına göre düzenlenen sözleşmeye konu okul projesi inşaatının yapılması hukuken imkânsız hale gelmiş olduğunu, sözleşmeye konu okul projesi 20.05.2016 tarihli olmakla birlikte İdare Mahkemesi'nin 30.06.2016 tarihinde almış olduğu karar ile ---------- İlçesi nazım imar planı iptal edildiğini, dolayısıyla da söz konusu okul projesinin yapılması hukuken imkânsız hale gelmiş olduğunu, hukuki imkânsızlık nedeniyle dava konusu eser sözleşmesine konu yüklenici edimlerinin ifasının imkânsız hale geldiğinin anlaşılabilmesi için -------- sayılı (--------- imar planının konu edildiği) dava dosyasının celbi gerektiğini, edimin imkânsız hale geldiği hususu davacılar tarafından da çok iyi bilinmesine rağmen, davacıların ısrarla ve kötü niyetle müvekkiline ihtarnameler keşide etmesi sonucu bu husus müvekkil tarafından keşide edilen ---------- Noterliğinin 03.09.2019 Tarih, ---------- Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacılara bildirildiğini, inşaat sözleşmesine konu edimin ifasının idari ve adli kararlar ile imkânsız hale geldiği ve bu nedenle inşaata başlanamadığı müvekkil tarafından davacılara ihtar edildiğini, dava konusu eser sözleşmesinin konusu olan kaba inşaatın yapılamamasında müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, bunun nedeni dava konusu taşınmazın imar planlarının değişmesi olduğunu, tarafları huzurdaki davanın taraflarıyla aynı ve konusu dava konusu taşınmaz üzerindeki kira ihtilafına ilişkin olan, davacının müvekkile karşı açmış olduğu --------- Esas sayılı dava dosyasında hazırlanan 24.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda da;“---------- Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 14/06/2019 T. ve ------- sayılı yazısından ise, davaya konu taşınmazın imar durumunun 12/05/2017 T.'li, 1/1000 ölçekli, --------- Çevresi Uygulama İmar Planı - 24/11/2017 T.'li ve 07/12/2017 T.'li İtirazen Değişiklik kapsamında kısmen E: 030, Y en çok: 2 kat irtifalı "Konut Alanında", kısmen de "Yol'da" kaldığı belirtilmiştir.” tespitine yer verilerek, dava konusu arsa niteliğindeki taşınmazın imar durumunun konut alanında kaldığı, bir başka deyişle bu alana okul yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığı belirtildiğini, müvekkilinin bu taşınmaza okul inşa etmesi durumunda, müvekkile ilgili belediye tarafından idari imar para cezası kesileceği ve ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinde tanımlanan "İmar kirliliğine neden olma" suçunu işlediğinden bahisle müvekkil hakkında beş yıla kadar hapis cezası verilmesi istemli dava açılacağını,hiçbir tacir basiretli olmak adına suç işlemeye zorlanamayacağını, müvekkilin suç işlemekten kaçınması, onun basiretli tacir olmadığını göstermediği gibi tam tersine suç işlemekten kaçınmak tam da basiretli bir tacirin yapacağı bir tercih olduğunu, bu halde müvekkilin söz konusu 'konut imar izinli' taşınmaza, suç işlemeyi göze alarak yasaya aykırı olacak şekilde 'okul inşa etmesi' elbette beklenemeyeceğini, dava konusu taşınmaza ait kira sözleşmesi ve inşaat yapım sözleşmesinin imzalanma tarihi 25.09.2017 olduğunu, dava konusu taşınmazı da kapsayan --------- Çevresi Uygulama İmar Planı ise 24/11/2017 Tarihli ve 07/12/2017 Tarihli İtirazen Değişiklik kapsamında değiştirildiğini, İdari inisiyatiflerle ve İdare Mahkemesi kararlarıyla şekillenen imar planı değişiklikleri ile ilgili olarak müvekkilin yapabileceği bir şey olmadığını, İdare ve Yargı kararları nedeniyle konusu hukuken imkansız hale gelen eser sözleşmesinin ayakta kaldığı ve müvekkil bakımından geçerli ve bağlayıcı olduğu söylenemeyeceğini, davacıların sunmuş olduğu --------- Noterliğinin --------- yevmiye numaralı ve 20.11.2018 tarihli ihtarnamesinde bahsi geçen 29.09.2017 tarih ve ---------- numaralı Yapı Ruhsatının, ruhsat başvuru evrakının, ruhsat harç ödeme dekontlarının dosyaya celp edilmesi gerektiğini, bahse konu ihtarnamede ilgili Yapı Ruhsatına ilişkin olarak Davacı "alınmıştır" ifadesi kullandığını, öncelikle bu ruhsatın, ruhsat başvuru evrakı da dosyaya celp edilerek kim tarafından yapılan başvuru ile alındığı, bu ruhsata konu sözleşmeye konu 20.05.2016 tarihli onaylanmış projeye uygun olup olmadığı, söz konusu projenin onaylanmasının akabinde bahse konu imar planı önce iptali akabinde yapılan değişikliğinden etkilenip etkilenmediği belediyeden sorulması gerektiğini, dava konusu alana ilişkin gerek sözleşme öncesi gerekse sözleşme sonrasında davacılar tarafından yapı ruhsatları alındığını, söz konusu yapı ruhsatlarının, ruhsatlara başvuru evrakının, ruhsatlara dayanak onaylı projelerin, ruhsat harçlarının ödeme dekontlarının dosyaya celbini talep ettiklerini, söz konusu onaylı projeler ve ruhsatlar incelendiğinde dava konusu inşaatın yapılmasının hukuken imkânsız olduğu, söz konusu imkansızlık nedeniyle müvekkile kusur atfedilemeyeceği açıkça anlaşılacağını, davacıların da İnşaat Sözleşmesinin konusu arsaya ilişkin 24.09.2019 onay tarihli yeni bir Yapı Ruhsatı aldığı haricen müvekkili tarafından öğrenildiğini, --------- Belediyesi’nde yapılan incelemede bahse konu bu Yapı Ruhsatın müteahhidinin de davacılardan --------- olduğu görüldüğünü, taraflar arasındaki inşaat sözleşmesi imkânsızlık nedeniyle kendiliğinden/herhangi bir ihtara gerek olmadan hükümsüz hale geldiğini, uyuşmazlığa ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakan --------- Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararı incelendiğinde de Mahkeme’nin; “dolayısıyla, davaya konu parseldeki okul inşaatı açısından imar durumunun uygun olmadığı; bu sebeple de inşaatın başlayamadığı… tespit edilmiştir - imar durumu açısından okul için fiili imkansızlığa rağmen…” şeklinde ifadelerle, sözleşme konusu okulun inşasının imkânsız hale geldiğini açıkça kabul ettiği görülmektedir. Bununla birlikte yerel mahkeme söz konusu kararında, “...ancak gerek taşınmazın fiilen davalının hâkimiyetinde bulunması, gerekse de tapu kaydında 03/07/2018 tescil tarihli kira şerhinin bulunması (davalının bir fesih ihtarında da bulunmaması) sebebiyle, kaba inşaat yapımı ve kira sözleşmesinin taraflar arasında halen geçerli olduğu tespit edilmiştir” diyerek, davalının okul inşasına ilişkin ediminin ifasının imkânsız hale gelmesine rağmen, taraflar arasındaki inşaat sözleşmesinin ve buna bağlı olarak da kira sözleşmesinin geçerliliğini koruduğuna hükmetmiştir. Yerel Mahkeme’nin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin devam ettiğine yönelik tespitini dayandırdığı hususlardan ilki, davalı firmanın herhangi bir fesih beyanında bulunmamasıdır. Ancak, somut olayda başlangıçtaki bir imkânsızlığın bulunduğunun kabulü durumunda, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi zaten ölü olarak doğacağından, ortada feshi gereken geçerli bir sözleşme bulunmamaktadır (TBK m. 27(f. 1). İmkânsızlığın sonradan ortaya çıktığının kabulünde ise TBK m. 136 uyarınca imkânsızlık ile birlikte herhangi bir bildirime gerek olmaksızın / kendiliğinden taraflar arasındaki borç ilişkisi sona ereceğinden, mahkeme tarafından yapılmış olan bu tespitin hukuki temelden yoksun olduğu açıktır. Bu durumda imkânsızlık ile birlikte borçlunun ifa yükümlülüğü kanun gereği (ipso iure) sona ermektedir ve bunun için herhangi bir bildirime, özellikle de fesih bildirimine gerek yoktur, öğretide de ifade edildiği üzere, ifa imkânsızlığının taraflar arasındaki borç ilişkisini sona erdirebilmesi için bu imkânsızlık durumunun taraflarca bilinmesine gerek yoktur. Taraflar bundan haberdar olmasalar ve aralarındaki borç ilişkisinin hala geçerli olduğunu düşünseler dahi, bu durum imkânsızlığın sonuçları açısından herhangi bir önem arz etmemektedir TBK m. 473/I hükmü gereğince iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkını kullanarak TBK m. 125/son hükmü gereğince olumsuz zararının tazminini talep etmesi halinde, yüklenicinin kusurunun bulunmaması, onu olumsuz zarar kalemlerini tazmin borcundan kurtaracağını, huzurdaki davada iş sahibi davacılar, dava konusu inşaat sözleşmesine konu eserin yapılmaması nedeniyle olumsuz zararlarını dava ve talep ettiklerini, ancak yukarıda detaylıca izah edildiği üzere, müvekkil yüklenicinin inşaat sözleşmesine konu eseri tamamlamada temerrüde düşmesinde herhangi bir kusuru bulunmaması nedeniyle müvekkilden bu zarar talep edilemeyeceğini, dava konusu inşaat sözleşmesine konu yüklenici edimlerinin ifası, idari ve adli kararlar ile imkansız hale geldiğini, bu durumda müvekkilin temerrüde düşmekte kusuru bulunmadığı, eserin yapılamamasında müvekkile izafe edilecek gerçek, teknik anlamda bir kusur bulunmadığı açık olduğunu, bu halde davacının zarar taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, iş sahibi sözleşmeden dönme hakkının kullanımını bilerek, spekülatif amaçlarla geciktirdiğinden, zararın hesaplanmasında iş sahibinin iyi niyet kuralları gereğince bu hakkını kullanması gereken anın esas alınması gerektiğini, huzurdaki davada davacılar her ne kadar inşaat sözleşmesinin, --------- Noterliğinin 11.02.2022 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiğini ileri sürmektelerse de, yukarıda izah edildiği üzere inşaat sözleşmesi ifa imkansızlığı nedeniyle kesin hükümsüz olduğunu, bu hükümsüzlüğün meydana geldiği tarihte sözleşme kendiliğinden fesholduğunu, bu durumda imkânsızlık ile birlikte borçlunun ifa yükümlülüğü kanun gereği (ipso iure) sona erdiğini ve bunun için herhangi bir bildirime, özellikle de fesih bildirimine gerek olmadığını, eğer iş sahibi, sözleşmeden dönme hakkının kullanımını bilerek, spekülatif amaçlarla geciktirmiş ise zararın hesaplanmasında iş sahibinin iyi niyet kuralları gereğince bu hakkını kullanması gereken anın esas alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte sözleşmenin 11.02.2022 tarihli ihtarname ile feshedildiğinin ve müvekkilin iş sahibinin olumsuz zararını tazmin ile yükümlü olduğunun mahkemece kabulü halinde dahi bu olumsuz zarar iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkını iyi niyet kuralları gereğince kullanması gerektiği tarih itibariyle hesaplanması gerektiğini, davacılar, dava konusu taşınmazda ruhsat alımı için parça parça olmak üzere toplam 901.031,00-TL tutarında masraf yapmak zorunda kaldıklarını ve bu zararın tazmininden müvekkilin sorumlu olduğunu ileri sürmeklerse de, davacılar tarafından dosyaya sunulan--------- Belediye Başkanlığı'nın 13.09.2023 tarihli Tahakkuk-Tahsilat yazısında açıkça görüldüğü üzere, davacıların dava konusu taşınmazın ruhsat işlemleri için yaptıklarını ileri sürdükleri ödemelerin neredeyse tamamı, dava konusu inşaat sözleşmesinin imzalanmasından önce yapılmış olduğunu, bu ödemelerin dava konusu inşaat sözleşmesiyle bir bağlantısı bulunmadığını, davacılar tarafından dosyaya sunulan ---------- Belediye Başkanlığı'nın 13.09.2023 tarihli Tahakkuk-Tahsilat yazısı incelendiğinde, davacılardan --------- tarafından ---------- Belediyesine yapılan ve müvekkilden tazmini istenen ödemelerin başlangıç tarihi 01.08.2005 tarihi olduğunu, yine ilgili yazıya göre bu ödemeleri, 2011, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında yapılan ödemeler takip ettiğini, dava konusu inşaat sözleşmesinin imza tarihi ise 25.09.2017 tarihi olduğunu, ilgili ödemelerin davacı tarafından hangi taşınmaz için yapıldığı dahi belirsiz olduğunu, davacılar dava konusu inşaat sözleşmesinin imzalanmasından tam 12 sene önce yapılmış olan ödemelerin dahi tahsilini müvekkilden talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilin iş sahibinin olumsuz zararının tazmininden sorumlu olduğunun mahkemece kabul edilmesi halinde dahi inşaat sözleşmesi ile ilgisi bulunmayan masrafların müvekkilden tahsiline karar verilmesi mümkün olmadığını, bu hukuki dayanaktan yoksun talebin kötü niyetli olduğu, huzurdaki davanın müvekkilinden haksız kazanç sağlama maksadıyla dava açma hakkı kötüye kullanılarak açılmış olduğunu, açıklandığı üzere, dava konusu inşaat sözleşmesine konu edimlerin ifası baştan itibaren imkânsız olduğundan, davacıların sözleşmenin feshi nedeniyle uğradıkları zararın müvekkilden tazminini istemeleri mümkün olmadığını, bu nedenlerle davacıların tüm taleplerinin reddine, davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesini özetle; ---------- Belediyesince düzenlenen ruhsat tarihi 20.05.2016, davaya konu taşınmazın da içerisinde bulunduğu imar planının -------- sayılı dosyasından verilen karar ile iptal edildiğini, anılan kararın ---------- sayılı ve 21/09/2017 tarihli kararı ile bozulduğu ve ortada hüküm doğurabilecek bir iptal kararının olmadığını, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin 25.09.2017 tarihli olduğu,başka bir ifade ile Danıştay'ın iptal kararından 4 gün sonra akdedildiği, Bu durumdan bağımsız olarak zaten ruhsatın var olduğu ve ruhsatın iptaline ilişkinde belediyenin herhangi bir yazılı işleminin olmadığı dolayısıyla ruhsatın geçerliliğini koruduğunu, davalının davaya konu sözleşme ile birlikte akdedilen kira sözleşmesini dava konusu yere ait kira sözleşmesini 03.08.2018 tarihinde tapuya şerh ettirdiğini, davalının ifanın imkansızlığını iddia etmesine rağmen sözleşmeyi/sözleşmeleri feshetmediği hususları karşısında davalının haksız ve kötü niyetli olduğunun ortada olduğunu, Taraflar arasında akdedilmiş olan 25.09.2017 tarihinde -------- Noterliğinde -------- yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Anahtar Teslim Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesi, ---------- Noterliği'nden ---------- yevmiye numaralı 11.02.2022 tarihli ihtarnamesi ile feshedilmiş olup sözleşmenin feshinin haklılığının kabulü ile davacı müvekkiller tarafından yapı izin (inşaat ruhsatı) alımı için parça parça ödenmiş olan 901.031,00.-TL'nin en son ödemenin yapıldığı 27.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan davacı müvekkillerin uğramış olduğu zararların (kaçırılan fırsat vb.) giderilmesi,diğer bir deyişle talep edilen bu zararların sözleşmeye göre inşaatın başlanıp bitirilmesi gereken tarihteki maliyet ile dava tarihindeki maliyet arasında oluşan farkın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesini özetle; --------- Sayılı kararı ile “dava konusu 12.05.2017 t.t’li 1/1000 ölçekli -------- Uygulama İmar Planının üst ölçekli planının, dayanağı olan ve hiyerarşik olarak üst ölçekli imar planı durumunda olan 17.12.2018 onanlı 1/5000 ölçekli ------- -------- İmar Planı Değişikliği Planının iptaline karar verilmiş olması dolayısıyla hukuki dayanaktan yoksun olduğu, plan hiyerarşisi ilkesi gözönünde bulundurulduğunda söz konusu uygulama imar planının da hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.” şeklinde açıklanan gerekçeyle --------- Uygulama İmar Planının yeniden iptaline karar verildiğini, sözleşmeye konu okul projesinin 20.05.2016 tarihli olmakla birlikte İdare Mahkemesi'nin 30.06.2016 tarihinde almış olduğu karar ile --------- İlçesi --------- imar planı iptal edilmiş, Danıştay'ın bu kararı bozmuş olmasına rağmen ilgili imar planları yeniden --------- Sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Dolayısıyla da söz konusu okul projesinin yapılması hukuken en başından beri imkansız hale geldiğini, İdare mahkemesi tarafından --------- İmar Planı da Uygulama İmar Planı da yapıldığı günden itibaren yok hükmünde sayılmış olduğu, dolayısıyla bu yok hükmünde olan imar planlarına göre düzenlenen sözleşmeye konu okul projesi inşaatının yapılması hukuken imkansız hale geldiği görüleceğini, dvacının müvekkiline karşı açmış olduğu --------- Esas sayılı dava dosyasında hazırlanan 24.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda da, "-------- Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 14/06/2019 T. ve -------- sayılı yazısından ise, davaya konu taşınmazın imar durumunun 12/05/2017 T.'li, 1/1000 ölçekli, --------- Çevresi Uygulama İmar Planı - 24/11/2017 T.'li ve 07/12/2017 T.'li İtirazen Değişiklik kapsamında kısmen E: 030, Y en çok: 2 kat irtifalı "Konut Alanında", kısmen de "Yol'da" kaldığı belirtilmiştir." tespitine yer verilerek, dava konusu arsa niteliğindeki taşınmazın imar durumunun konut alanında kaldığı, bir başka deyişle bu alana okul yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığının belirtildiğini, dava konusu taşınmaza ait kira sözleşmesi ve inşaat yapım sözleşmesinin imzalanma tarihinin 25/09/2017 olduğunu, dava konusu taşınmazı da kapsayan --------- Çevresi Uygulama İmar Planı ise 24/11/2017 Tarihli ve 07/12/2017 Tarihli İtirazen Değişiklik kapsamında değiştirilmiştir, İdari inisiyatiflerle ve İdare mahkemesi kararlarıyla şekillenen imar planı değişiklikleri ile ilgili olarak Müvekkilin yapabileceği bir şey olmadığını, İdare ve Yargı kararları nedeniyle konusu hukuken imkansız hale gelen eser sözleşmesinin ayakta kaldığı ve Müvekkil bakımından geçerli ve bağlayıcı olduğunun söylenemeyeceğini, davacıların cevap dilekçelerinde aynı zamanda, inşaat sözleşmesine konu edimin ifasının imkansız hale geldiğinin kendilerine bildirilmediğini ileri sürdüğünü, ancak bu husus da gerçeği yansıtmadığını, edimin imkansız hale geldiği hususunun davacılar tarafından da çok iyi bilinmesine rağmen, davacıların ısrarla ve kötü niyetle müvekkiline ihtarnameler keşide etmesi sonucu bu hususun müvekkil tarafından keşide edilen ------- Noterliği'nin 03.09.2019 Tarih, --------- Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacılara bildirildiğini, inşaat sözleşmesine konu edimn ifasının idari ve adli kararlar ile imkansız hale geldiğini, müvekkilinden haksız kazanç sağlama maksadıyla dava açma hakkı kötüye kullanılarak açılan huzurdaki haksız, dayanaksız ve kötü niyetli davanın reddini talep ettiklerini, dava konusu inşaat sözleşmesine konu edimlerin ifasının baştan itibaren imkansız olduğunu, davacıların sözleşmenin feshi nedeniyle uğradıkları zararın Müvekkilden tazminini istemelerinin mümkün olmadığını, davacıların tüm taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın 25.09.2017 tarihinde --------- Noterliğinde-------- yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Anahtar Teslim Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesinin feshi, ödendiği beyan edilen 901.031,00.-TL'nin en son ödemenin yapıldığı 27.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istendiği ve sözleşme nedeniyle davacıların uğramış olduğunu iddia ettiği zararların tahsili istemli dava olduğu anlaşılmaktadır. 6098 s. TBK'nun 112. maddesi; "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." şeklinde, 118. Maddesi ; "Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür." şeklinde, 125. maddesi; "Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." şeklinde, 470. maddesi; "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklindedir.Taraflar arasında 25.09.2017 tarihinde "Düzenleme Şeklinde Anahtar Teslim Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesi" ve "Düzenleme Şeklinde Kira Sözleşmesi" imzalanmıştır. Yüklenici davalı davacıların Çekmeköy'deki arsası üzerine, 20.05.2016 tarihli onaylı projeye uygun bir okul binası kaba inşaatını yapmayı ve sonrasında bu binayı kiracı sıfatıyla işletmeyi taahhüt etmiştir.Davacılar, yüklenicinin sözleşmeye aykırı davranarak inşaata hiç başlamadığını, arsayı otopark olarak kullandığını ve kendilerini zarara uğrattığını iddia etmektedir. Davalı şirket, inşaatın yapılamamasında kusuru olmadığını, sözleşmenin imkansızlık nedeniyle geçersiz olduğunu savunmaktadır.Sözleşme tarihinden önce ve sonra idare mahkemesi kararlarıyla bölgedeki imar planlarının iptal edildiğini (2016 ve 2020 kararları), arsanın "konut alanı"nda kaldığını, dolayısıyla okul yapılmasının hukuken imkansız (TBK m. 27 veya m. 136) olduğunu iddia etmektedir. Bu konuda 29.09.2017 tarihli yapı ruhsatının kendileri tarafından alınmadığını, bu ruhsattaki proje alanının (7.763 m2) sözleşmedeki projeden (10.000 m2) farklı olduğunu, davacıların kendilerinden habersiz bu ruhsatı aldığını ve bunun sahtelik içerdiğini öne sürmektedir Somut olayda taraflar arasında 25.09.2017 tarihinde imzalanan sözleşme, imzalandığı tarih itibarıyla geçerli bir imar planına dayanmaktadır. İdare Mahkemesinin 2016'daki iptal kararı Danıştay tarafından bozulduğu için, sözleşme tarihinde (25.09.2017) inşaata başlamak için yasal bir engel bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı yüklenicinin, yer teslimi yapılmasına ve yasal bir engel olmamasına rağmen inşaata başlamadığı, bu alanı kullanarak kira ödediği, sözleşmeden doğan bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediği ve tapuya şerh koydurmasına rağmen imar değişikliği gerekçesiyle fesih talebinde bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenlerle davalı, edimlerini yerine getirmeme konusunda kusurlu olup davacıların zararı hesaplarken sözleşme tarihi ile davacıların kendi adına yeni ruhsat aldığı 24.09.2019 tarihi arasındaki maliyet farkını esas alınmış olup tarafların itirazları bu yönüyle reddi gerekmiştir. Davacılar, dava konusu ruhsata ilişkin bedellerin yeni ruhsatta mahsup edilmesine rağmen, söz konusu 901.031,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmektedir. Davacılar sözleşmenin 4.2 ve 10.3 maddeleri uyarınca ruhsat harç ve giderlerinin yükleniciye (davalıya) ait olması gerektiğini iddia etmektedir. Yeni ruhsat işlemi, önceki ruhsatın hükümsüz kalmasını (iptal olmasını) engellemek amacıyla yapılan bir "yenileme" işlemi olduğundan, yasa gereği önceki ödemelerin geçerliliğini koruduğu ve yeni işlemden düşüldüğü anlaşılmakla sözleşmenin feshine karar verildiğinden ve davacı tarafça alınan yeni ruhsatta düşüldüğünden davacıların ruhsat bedeline ilişkin taleplerinin reddi gerekmiştir. Davacı tarafça sözleşmenin davalının kusurlu eylemleri nedeniyle haklı nedenle feshedilerek yeni ruhsat alındığı anlaşılmakla davacının haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğinin tespitine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların Davasının KISMEN KABULÜ ile ; taraflar arasında --------- Noterliği’nin 25.09.2017 tarih ve ---------- yevmiye numarası ile akdedilen "Düzenleme Şeklinde Anahtar Teslim Kaba İnşaat Yapım Sözleşmesi"nin davacı tarafça haklı nedenle FESHEDİLDİĞİNİN TESPİTİNE, A- 1.740.694,58 TL asıl alacağın (yapım kaybı) 24.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, B- Davacının ruhsat bedeline ilişkin talebinin REDDİNE 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 118.906,84 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 17.095,11 TL peşin harçtan ve 28.100,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 45.195,11 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 73.711,73 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 17.095,11 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı, 28.100,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 45.464,96 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 60.000,00 TL bilirkişi masrafı, 430,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 60.430,50 TL'nin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 39.819,06 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, arta kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 261.697,24 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 141.154,65 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 7-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 869,77 TL'sinin davalıdan alınarak, kalan 450,23 TL'sinin davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 17/12/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/875, K. 2025/880, T. 17.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-875-e-2025-880-k-18a71167ec23